Manisa’mızın sorunlarını TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirdim👇
Bugün Manisa'da da millî parkımız var bizim Spil Dağı'nda, çok önemli bir parkımız var. Manisa'nın bazı sorunlarına da değinmek istiyorum. Birincisi, Manisa bir deprem bölgesi. Peki, bu deprem bölgesiyle ilgili olarak neler yapılıyor? Kentsel dönüşüm yapılıyor mu? Hayır, yapılmıyor. Zaten Türkiye'nin bütçesi yetmez kentsel dönüşümü Manisa'nın tamamına yapsanız. Manisa'nın tamamı deprem bölgesinde, ne yapmanız gerekiyor?
Bugün İzmir İktisat Kongresi olarak değerlendirilen ama Türkiye İktisat Kongresi olarak tarihe geçen İktisat Kongresi'nin 103'üncü yıl dönümünü kutluyoruz ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Kazım Karabekir Paşa'yı -çünkü Divan Başkanıydı kendisi- ve aynı zamanda Maliye Bakanımız Celal Bayar'ı da rahmetle anıyorum.
İzmir İktisat Kongresi'nin gayesi neydi? Tam ikinci Lozan görüşmesi ara verildiğinde, ihtilaf çıktığı zaman İzmir'de bir iktisat kongresi toplandı. Mustafa Kemal şöyle söylüyordu: "Erzurum Kongresi'nin misyonu ve fonksiyonu neyse bugünkü Birinci İktisat Kongresi'nin misyonu ve fonksiyonu da odur.
Artık kılıç zamanı değildir, artık saban zamanıdır ve mutlaka Türkiye'yi de Anadolu topraklarını da kalkındıracağız ve yabancılara da Türkiye'nin kapılarını açacağız ama asla Türkiye'yi onlara talan ettirmeyeceğiz ve de burası bir esir ülkesi değildir." ifadesini kullanmıştı...
TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde grubumuz adına söz aldım👇
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda bu kanun görüşüldü ama tali komisyonlarda ise -Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm, Çevre, Plan ve Bütçe Komisyonlarında- görüşülmedi. Ülkemizde bugün itibarıyla 50 millî park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı ve 136 sulak alan gibi muazzam bir biyoçeşitlilik envanteri bulunurken teklifin gerekçesinde yer alan ziyaretçi sayısının yıllık 70 milyona ulaşması verisi, koruma ihtiyacından ziyade bir işletme mantığını göstermektedir.
Kanun teklifinin bütününe yayılan "doğa turizmi potansiyelinin artırılması" ve "korunan alan koridorlarının oluşturulması" gibi ifadeler aslında millî parkları ekolojik birer sığınak olmaktan çıkarıp ekonomik birer gelir kapısına dönüştürmenin bir vasıtası ve niyetidir.
Kanun teklifinde bulunan "zaruret" ve "kamu yararı" ifadeleri, büyük enerji projelerinin ve endüstriyel tesislerin millî parklar üzerine etkisine hukuki bir zemin hazırlamaktadır. Teklifte getirilen özerk mali yapı, bu alanları bütçe disiplini ve Sayıştay denetimi dışına çıkararak -bir daha söylüyorum, mali bütçe disiplini ve Sayıştay denetimi dışına çıkararak- şeffaflığı tamamen yok etme riski taşımaktadır. Ne istiyorsunuz bu Sayıştaydan, neden Sayıştay denetiminden kaçıyorsunuz? Hemen hemen her vakıfta getirdiniz; buradaki ofislerde, vakıflarda veyahut da bu tür kanunlarda sürekli olarak Sayıştay denetiminden kaçmaya çalışıyorsunuz. Teklif, bu hâliyle Millî Parkların mülkiyet ve yönetim yetkisini fiilen sermayeye terk eden bir yönetim modeli öngörmektedir. Teklifle getirilen yaban hayatına dair af ve ceza artışı çelişki içermekte olup kaçak avcı kitlesini affetmek hem kurallara uyan vatandaşa haksızlıktır hem de suçta caydırıcılık ilkesini yok etmektedir. Artırılan cezalar liyakatli teknik personel yerine idari memur ağırlıklı bir kadrolaşmaya gidilmesi sebebiyle sahada karşılık bulamayacak, Millî Parklar kaçak avcının ve talanın insafına terk edilecektir.
Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Başçı, İstanbul İl Başkan Vekili Ersin Gençtürk, Karadeniz Bölge Koordinatörü Mustafa Yeşilyurt ve Genel Başkan Yardımcısı Rumi Bekiroğlu’na TBMM’deki nazik ziyaretleri için teşekkür ederim.
Aydın İl Teşkilatı Başkanı Deniz Yılmaz Hanım ve teşkilat üyeleri ile Cihanbeyli İlçe Başkanı Hâkim Şeker, Galip Koçyiğit ve Ömer Başsız’a TBMM’deki nazik ziyaretleri için teşekkür ederim.
“İktidar partisi, araç muayene hizmetini özelleştirerek birkaç firmanın oluşturduğu bir konsorsiyuma peşkeş çekmiştir. 65 Milyar TL geliri bir yabancı firma ortaklığındaki birkaç yerli firma kazanmaktadır. Çözüm elbette vardır. Türkiye’de satılan tüm otomobil markalarının yetkili servisleri, devlet tarafından yetkilendirilerek araç muayenesi yapabilmelidir. Yetkili servis, aracı muayene kriterlerine göre kontrol etsin. Eksikleri, devletin belirlediği bakım ve onarım ücret tarifesini aşmadan gidersin. Araç, muayeneden geçme şartlarını sağladığında yetkili servis tarafından tescillensin. Yetkili servis hizmet bedelini aldıktan sonra kalan parayı devlete ödesin. Bu sayede hem vatandaşımız kazanır hem devlet kazanır.”
CB sistemine geçtiğimizden beri hiç bir şey iyi gitmedi.Bundan sora da gitmeyecek... Çünkü aynı zihniyet devam ettikçe, gidişat da öyle devam edecek. Acemi şoför kaza yapmaktan kurtulamaz. Ülkeyi yönetenlerin devlet yönetme vizyonları yok, şirket yönetiyorlar. Seçim kazanmak, devlet adamı yetkinliğine malik olmak anlamına gelmez. Onun için iki yakamız bir araya gelmiyor.
Memleketin ne hale geldiğini anlamak için bir parça ekmeğe muhtaç edilen milyonlara bakmak kafi. Ekonomiyi mahvettikleri için şimdi millete ait olan köprüleri, oto yolları satıyorlar.Bugünün hükümeti gelecek 20-30 yılın yol ve köprü gelirlerini satıyor. Gelecek kuşakların hakkını iktidarını sürdürmek için kendine malzeme yapıyor. Geleceğe bir şey bırakmıyor.Parti taassubunda boğulmuş olan kitleler de bunu alkışlıyor. Hangi millet ülkesinin zenginlikleri satılırken alkış tutar? Bu ülkede bunu yapan maalesef milyonlar var. Sonra da şikayet ediyoruz. Felaketine alkış tutan bir halk yaşadığı her şeyi hak eder. Biz bunu hak ettik!UYANIR MIYIZ?
“En düşük emekli maaşı 16.881 liraydı, 19.939 lira yaptık.” dediniz, değil mi? Sonra kamuoyunda büyük bir infial oluştu. Siz bunu 20 bin liraya yuvarladınız; siz belirlediniz ve Meclis bunu onaylayacak, bir kanun geçecek buradan.👇
Ardından da dediniz ki: "Siz emeklilere de Sosyal Sigortalar Kurumlu ve BAĞ-KUR'lulara da yüzde 12,19 zam yapıyoruz." Burada en düşük emekli maaşını artırıyorsunuz yüzde 66 olarak; 20 bin liraya çıkarıyorsunuz ve ardından da SSK ve BAĞ-KUR'lulara da yüzde 12,19 tutuyorsunuz. Ya madem bu şekilde bir artış yapıyorsunuz, yüzde 18,48 -özür dilerim- ve siz bunları Sosyal Sigortalar Kurumundan ve BAĞ-KUR'dan emekli olanlara da yüzde 18,48 zam artışı yapacaksınız.
Peki, bizim teklifimiz nedir? Biz, en düşük emekli maaşını asgari ücret noktasında değerlendirmek istiyoruz. Mademki asgari ücret 28 bin 75 lira, o zaman en düşük emekli maaşı da böyle olmalı, ardından da Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı olan kişiler de aynı artışa yani yüzde 66'ya tabi olmalı.
#AYAYlisansGörevTanımıİstiyor
Sağlık Bakanlığı bünyesinde Acil Yardım ve Afet Yönetimi lisans mezunlarının hâlâ görev tanımı yok. Bu eksiklik acil giderilmelidir.Hükümet,bu sese kulak vermelisiniz!!!!
ANAP Hükûmeti döneminde Muğla Belediye Meclis Üyeliği görevinde bulunan, aynı zamanda gurme ve kadim dostum Sayın Doğan Yalçınkaya’yı Datça’daki evinde ziyaret ettik. Nazik misafirperverliği için teşekkür ederiz.
Dünyaca ünlü yazarımız Yaşar Kemal’in yeğeni, Muğla Milas Sanayi Sitesi’nde esnaflık yapan Sayın Seyithan Başarı’yı; Muğla İl Başkanımız Sayın Murat Soda ve Milas İlçe Başkanımız Sayın Burhan Sönmez ile birlikte ziyaret ettik.
11 Kasım 2025 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait C-130 tipi askerî kargo uçağı, Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüşü sırasında Gürcistan–Azerbaycan sınırı yakınlarında düşmüş, kazada 20 askerimiz şehit olmuştu.
Bu elim kazada şehit olan Hv.Uçk.Bkm.Asb.Bçvş Emrah KURAN’ın, Muğla’nın Milas ilçesi Ekinambarı Mahallesi’nde ikamet eden anne ve babasını, Gelecek Partisi Muğla İl Başkanımız Murat Sodra ve Milas İlçe Başkanımız Burhan Sönmez ile birlikte ziyaret ederek başsağlığı dileklerimizi ilettik.
5 Ocak’ta tedavi gördüğü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde vefat eden Fuat Tanyeli’nin ailesine taziye ziyaretinde bulunduk. Eşi ve kızını dinledik; tedavi sürecinde yaşanan ihmal nedeniyle vefat ettiğini anlattılar. Konuyu savcılığa taşıdıklarını ifade ettiler. Biz de konunun bir an önce aydınlatılması için bizzat takipçisi olacağız.
Millî Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler’in, (istemeden de olsa) Türkiye’nin dış politika hassasiyetleri ve bölgesel algılar açısından yanlış yorumlara açık görüntüler vermemesi gerektiği kanaatindeyim.
ABD’nin özellikle Orta Doğu coğrafyasındaki politikaları ve bu coğrafyaya yönelik algısı herkesin malumudur.
Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden makamların, sembolik düzeyi yüksek her türlü temas ve görüntü konusunda azami dikkat göstermesi büyük önem taşımaktadır.
Bu çerçevede, tüm devlet görevlilerinin anayasal sorumluluk ve temsil hassasiyeti doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir.