Başakşehir Fenerbahçe maçını canlı izle #ibfkvfb
SON 5 DADİKA ŞAKA DEĞİL
Takip et korumalı hesaba geçiyorum
Canlı maç izle Fenerbahçe’nin maçı var. #FenerinMaçıVar#Fenerbahçe
https://t.co/B9pEQQcnBq
CHP Genel Başkanı artık siyasetin değil, hızla psikiyatri biliminin konusu haline gelmektedir.
Şunu hiçbir zaman unutmasın:
Medya ve sosyal medyadaki tetikçileriyle itibar suikastları düzenleyenlerin zorbalıklarına bugüne kadar asla boyun eğmedik, bundan sonra da boyun eğmeyiz.
Beyefendi rahatsız olmuş, varsın olsun; onu daha çok rahatsız edeceğiz.
O gırtlağına kadar battığı çamurda debelenip dururken biz işimize bakacağız.
AK kadrolar olarak bu seviyesiz ve sevimsiz siyasetin bizi çekmek istediği kapana hapsolmayacağız.
Aziz Yıldırım: “Dünyanın en güzel takımı” ünvanını taraftarlarımızca hak etmiş, çok büyük emekler verilerek turnuvanın devleriyle yarışır pozisyona gelen ve 8 yıl önce ülkemize Avrupa’nın en büyük kupasını getiren Erkek Basketbol Takımımız Fenerbahçe Beko, bugün bu gururu camiamıza ve ülkemize bir kez daha yaşatmıştır.
Bu büyük başarıya ulaşma yolunda, Başkan Sayın Ali Koç ve şube yöneticilerine, başantrenörümüz Sarunas Jasikevicius’a ve ekibine, emeği bulunan tüm oyuncularımıza ve profesyonellerimize teşekkür ediyor, bu başarının camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.
Sarunas Jasikevicius: "Zor zamanlarım oldu. Buna hiç şüphe yok. Biz birlikte kaldık. Hep bir yolunu bulduk. Takım olarak hayatta kaldık. Ocaktan beri çok iyi oynadık."
"ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ BU KUPAYI HAYAL EDİYORUM"
- Marko Guduric: "İşte bu! İşte bu! Tüm kariyerim boyuncu bunu bekledim. Şu an bir şeyler söylemek zor. Çok gururluyum. Çok mutluyum. Sadece bu kadar. Şu an söyleyebileceklerim bundan ibaret.
Harika bir takıma karşı oynadık. Harika oynadık.
Çocukluğumdan beri bu kupayı hayal ediyorum. 20 yıldır belki...
Tüm bu gördüğünüz takım arkadaşlarım... Biz gerçek bir takımız! Çok mutluyum, çok gururluyum. Tanrıya şükrediyorum."
İstanbul’da Escobar düzeni kuranlar onlar.
Paylaşım kavgası veren; şikâyeti, tanıklığı yapan; savcıların kapısında ihbar sırasına girenler onlar.
Üzerindeki bütün kiri, lekeyi, çamuru bizim üzerimize sıçratmak için olmadık taklalar atanlar da aynı şekilde onlar, yine CHP’liler.
Bütün Türkiye, son 20 gündür bir tiyatro izliyoruz.
20 gündür oynanan bu tuluattan bir türlü anlayamadığımız, ışıkların sahneye değil, bize doğrultulmuş olmasıdır.
Kusura bakmayın…
Kendi iç tartışmalarınızın faturasını ne bize ne de millete ödetemezsiniz.
Kendiniz ettiniz, kendiniz buldunuz.
CHP’yi bu bataklığın, bu mafya düzeninin içine siz soktunuz.
Kendi içinizdeki meseleyi örtmek için de sokakları ateşe veren sizsiniz.
Gençleri öne sürüp belediye binalarına saklanan sizsiniz.
Gençleri kışkırtan, polisle çatıştıran sizsiniz. O gençlerin eğer hayatları karardıysa o hayatları karartan da CHP olarak yine sizsiniz.
Tarih boyunca hep bunu yaptınız.
Sandıkta kazanamayınca gençleri sokağa döktünüz. Onların kavgalarından, çatışmasından, hatta onların kanından kendinize rant devşirdiniz.
Bu ülkenin pırıl pırıl gençlerinin omuzlarına basarak, onları çiğneyerek, onları bozuk para gibi harcayarak kariyer basamaklarını tırmandınız.
Sonra da utanmadan, sıkılmadan çıktınız, hep başkalarını suçladınız.
Kurtla avladınız, çobanla yediniz, sonra sürünün sahibiyle oturup timsah gözyaşları döktünüz...
Geçen hafta Türk ekonomisinin gücünü test etme imkânı bulduk. Muhalefetin ekonomimize zarar verme girişimlerini boşa çıkardık.
Merkez Bankamızın brüt rezervleri toplam 156,5 milyar dolarla güçlü görünümünü koruyor.
Milletimiz, sırf yolsuzluklarını gözlerden kaçırmak için ülkesine ve milletine kasteden kifayetsiz muhterislerin boykot çağrılarına prim vermedi, vermiyor.
Gezi olaylarında “tüketmeyin, ekonomi dursun” çağrıları nasıl çapulcuların ellerinde patladıysa CHP’nin boykot çağrısına da millet itibar etmedi.
Yani boykotçular bizzat vatandaşımızdan boykot yedi.
Türkiye ekonomisini batıracaklarını zannedenler bir kez daha avuçlarını yaladı, kös kös oturmak zorunda kaldı.
Muhalefetin tüm tahriklerine rağmen biz Türkiye’yi büyütmeyi, Türkiye’yi hedeflerine doğru yaklaştırmayı sürdüreceğiz.
AK Parti’nin yönettiği belediyeler, çocuklarımızın kendilerini en güvende hissettikleri iller ve ilçeler olmalıdır.
Belediye başkanlarımızdan, sokak hayvanları düzenlemesi çerçevesinde sokaklarımızı güvenli hale getirmelerini beklediğimi hatırlatmak istiyorum.
Bu meselede evlatlarımızın kanı ve canı pahasına para kazanan, ceplerini dolduran çeteleşmiş lobilerin ortalığı velveleye vermelerine kesinlikle aldırmayacağız.
Kanunun sağladığı bütün imkânları kullanarak daha fazla kötüleşmeden, daha fazla can yanmadan, daha fazla annenin babanın yüreğine evlat acısı düşmeden, hepimizi yaralayan yeni trajediler yaşanmadan bu sorunu inşallah bir hal yoluna koyacağız.
Tarım ve İçişleri Bakanlıklarımıza gerekli talimatları çok net biçimde verdik.
Bu bakanlıklarımız, kanunun uygulanıp uygulanmadığının denetimini titizlikle yapacak; ihmali, kusuru veya kastı olanlarla ilgili gerekli cezai müeyyidelerde bulunacaklardır.
Yasalaşma aşamasında olduğu gibi uygulamada da direnç gösteren muhalefet eninde sonunda milletin feryadına kulak verecek, kanunu tıpış tıpış uygulamak mecburiyetinde kalacaktır.
Milletle inatlaşmanın sonu Allah’ın izniyle yine hüsran olacaktır.
Gazze’deki katliamların bir an evvel son bulması, ateşkesin tekrar sağlanması, barışa giden yolun açılması için elimizden geleni yapıyoruz.
Biz kendi ülkemizde nasıl barış ve huzur istiyorsak Gazze’de, Suriye’de, Lübnan’da da aynı şekilde barış, istikrar, huzur ortamı istiyoruz.
Gazze halkı, İsrail’in yeniden başlayan katliamları sebebiyle bir bayramı daha bombaların altında geçirdi.
Tüm dünyanın gözleri önünde Gazzeli masum çocuklar, kadınlar, siviller hunharca katledildi.
Liderlerle bayram tebrikatı vesilesiyle yaptığımız telefon görüşmelerinde Gazze’deki insanlık dışı durumu özellikle ele aldık.
Hafta sonu 4’üncüsü düzenlenecek Antalya Diplomasi Forumu’nda da devlet ve hükûmet başkanlarıyla Gazze soykırımını görüşecek, “zulmü durdurmak için daha fazla neler yapabiliriz” sorusuna cevap arayacağız.
Şunu herkes bilsin ve anlasın…
Gazze’de insanlık onuru İsrail tarafından açıkça çiğnenirken biz oradaki kardeşlerimize sırtımızı hiçbir zaman dönmeyiz.
Hakkı ve mazlumu savunma noktasında kimse bize sınır çizemez.
Küresel siyonist lobinin baskıları karşısında bugüne kadar nasıl diklenmeden dik durduysak bundan sonra da zalimlerin karşısında eğilmeyecek, bükülmeyecek, hakkı haykırmaya devam edeceğiz.
CHP yönetimi bağırarak üstünü kapatamayacakları büyük bir yolsuzluk olduğunun farkındadır.
Kamuoyuna yansıyanların, buzdağının görünen kısmı olduğunu onlar da çok iyi biliyor.
İstanbul’un nasıl talan edildiğini, rüşvet çarkının nasıl işletildiğini CHP yönetimi bal gibi biliyor.
Paniklemelerinin arkasında yatan esas sebep budur.
Telaşla suç bastırma yoluna gitmelerinin nedeni de işte budur.
Bu ucuz siyasettir; milletin aklıyla, izanıyla, irfanıyla alay etmektir.
CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim:
Korkunun, paniğin, telaşın ecele faydası yoktur. Ortaya çıkanlar, ortaya çıkacakların habercisidir.
Ne yaparsanız yapın, adaletin tecellisine engel olamazsınız.
Sahibinin kim olduğuna bakmadan beytülmale uzatılan o kirli elleri kırmak, Türk milleti adına yargının boynunun borcudur.
Büyükşehri ve bazı ilçe belediyeleriyle İstanbul’u sarmaşık misali saran bu şebekenin kollarının nerelere uzandığı zamanla daha net görülecektir.
Biz de hukuki sürecin selameti açısından anayasamızın bize verdiği yetki, sorumluluk ve görevleri harfiyen yerine getirmekten çekinmeyeceğiz.
Önce Suriye’de eski rejim artıklarının çıkardığı olayları bahaneyle mezhepçilik fitnesini alevlendirmek istediler.
Alevi canlarımızı kışkırtarak kardeşliğimize pusu kurmaya kalktılar.
Muvaffak olamayınca bir yolsuzluk operasyonu üzerinden milletimizi provoke etmeye kalkıştılar.
4 gündür milletin huzurunu kaçırma, insanlarımızı kutuplaştırma adına ne varsa hepsini yapıyorlar.
Önlerine gelene hakaret etmekten sadece görevini yapan polislerimize saldırmaya…
Yolsuzluk ihbarlarını araştıran yargı mensuplarına gözdağı vermekten sokak terörüyle millî iradeyi baskı altına almaya kadar ne ararsan her şey bunlarda var.
Bugün basın-yayın kuruluşlarını da alenen tehdit ederek nasıl bir ruh halinde olduklarını ifşa ettiler.
İstanbul başta olmak üzere şehirlerimizde bir gerilim ve kargaşa atmosferi oluşturmak için her yolu deniyorlar.
Gelinen noktada şunu çok net görebiliyoruz:
Mevcut yönetim altında CHP, seçmenlerinin taleplerini Meclise taşıyan bir parti değil, gözünü para bürümüş bir avuç belediye soyguncusunu aklayan bir aparata dönüşmüştür.
Belediyelerden nemalanan çıkar şebekeleri, CHP’yi boğazına kadar kire, pasa, çamura, yolsuzluğa, hukuksuzluğa bulaştırmış durumdadır.
Lafa her başladıklarında Atatürk’ün kurduğu parti olmakla övünenler, sırf ağababalarına diyet borçlarını ödemek adına Gazi’nin partisini hırsızların emrine vermiştir.
Bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum…
Sokaklara çıkarak, yanına sol örgütleri, marjinalleri, Vandalları alarak millî iradeye parmak sallama dönemi geride kalmıştır.
Sokak terörüyle siyasete, adalete istikamet çizilen günler eski Türkiye’yle birlikte mazide kalmıştır.
Türkiye demokratik bir ülkedir, bir hukuk devletidir; üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bağımsız bir ülkedir.
Cesaretiniz varsa bırakın demokrasi işlesin, bırakın hukuk işlesin.
Yüreğiniz yetiyorsa bırakın mahkemeler hiçbir baskı altında kalmadan Türk milleti adına kararını versin.
Bırakın akla kara, masumla mücrim hukuk tarafından ortaya çıkarılsın.
Siz ister kabul edin ister kabul etmeyin…
Türkiye’de hiç kimse hukukun kapsama alanı dışında değildir.
Türkiye’de suç işleme özgürlüğü olan imtiyazlı bir azınlık yoktur ve olmayacaktır.
Demokrasinin, hukukun, meşru zeminin dışında çözüm arayanlar bugüne kadar daima avuçlarını yalamışlardır, inşallah bundan sonra da emellerine ulaşamayacaklardır.
CHP ve yandaşlarının tahriklerle kamu düzenini bozmasına, milletimizin huzurunu kaçırmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz.
Türkiye üzerinde operasyon yapılmasına, ameliyat yapılmasına, toplum mühendislikleriyle 85 milyonun arasına yeni nifak duvarları örülmesine müsamaha göstermeyeceğiz.
Bin yıldır olduğu gibi Alevi’si Sünni’siyle, Kürt’ü Türk’üyle, Laz’ı Çerkes’iyle bu topraklar üzerinde bir ve beraber yaşamaya, kardeşçe yaşamaya inşallah devam edeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız, birlik olacağız, diri olacağız; kendi menfaatlerini korumak için 85 milyonun kardeşliğine pusu kuranları hep birlikte bozguna uğratacağız.
Yüz binlerce gencin hakkının yendiği diploma sahtekârlığı dâhil ortaya bir sürü pislik saçılıyor…
Sağdan soldan balya balya paralar fışkırıyor…
Yüz milyarlarca liralık korkunç bir vurgundan bahsediliyor…
Ama CHP Genel Başkanı ve şürekâsı bunların hiçbirine cevap veremiyor.
Milletin huzuruna çıkıp “sahtekârlık yoktur, hırsızlık yoktur; yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, irtikâp, iltimas yoktur” diyemiyorlar.
“Ne biz ne de arkadaşlarımız harama el uzatmadı” diyemiyorlar.
Kendi belediye başkanlarına, kendi belediye yöneticilerine; beraber iş yaptıkları, yıllarca birlikte yol yürüdükleri arkadaşlarına kefil olamıyorlar.
Aslanlar gibi çıkıp iddialara cevaplar vermek yerine bize saldırarak, Cumhur İttifakı ortağımıza ve onun muhterem Genel Başkanı’na edepsizlik ederek, sokakları karıştırarak, gençlerin arkasına saklanarak, marjinal sol örgütleri öne sürerek yavuz hırsız misali suç bastırmaya çalışıyorlar.
CHP Genel Başkanı’na soruyorum:
Sayın Özel, neden korkuyorsunuz, neden çekiniyorsunuz; bu telaş, bu panik havası, bu saldırganlık niye?
Daha düne kadar “şaibe yok” diyordunuz.
Daha düne kadar şeffaflıktan, dürüstlükten dem vuruyordunuz.
Ne oldu da birden etekleriniz tutuştu?
Ne oldu da dizleriniz titremeye başladı?
Şimdi kimi tasfiye edecek, kimi sırtından hançerleyeceksiniz?
Alengirli yollarla şimdi kimin ayağını kaydıracaksınız?
��ok açık ve net söylüyorum:
CHP Genel Başkanı’nın çağırdığı sokak, çıkmaz sokaktır.
Hırsızlığı, soygunu, hukuksuzluğu, sahtekârlığı savunmak için mahkeme salonları yerine sokağı işaret etmesi vahim bir sorumsuzluktur.
Ramazan-ı Şerif ile nevruzu birlikte idrak ettiğimiz böylesi özel bir günde, İstanbul’daki bir yolsuzluk operasyonu bahane edilerek sokaklarımızın karıştırılmak istendiğine şahit oluyoruz.
Bir avuç kifayetsiz muhterisin sırf kendi ikballeri, menfaatleri, rant ve yağma tezgâhları bozulmasın diye milletimizin huzuruna kastetmesine, insanlarımızı kışkırtmasına, Türkiye’yi terörize ve tedirgin etmeye çalışmasına göz yummayacağımızın bilinmesini istiyorum.
Bu milletin ezelî ve ebedî kardeşliğinin zedelenmesine bugüne kadar rıza göstermedik, bundan sonra da göstermeyeceğiz.
Ne hazindir ki CHP, mevcut yönetim idaresinde illegal örgütlerle kurduğu asimetrik ilişkileri, gırtlağına kadar battığı yolsuzlukları, darbecilere cesaret veren tavırları, sokak terörünü tahrik eden sorunlu söylemleri sebebiyle meşru zeminde siyaset yapan bir parti olma vasfını hızla yitirmektedir.
CHP’nin sadece belediyelere çökmüş haramilerle değil, marjinal yapılarla ve terör örgütleriyle de arasına mesafe koyması gerektiği açıktır.