Erkekler akşama kadar çalışacak, para kazanacak, kira ödeyecek, fatura ödeyecek, yakıt alacak, maaşın iki yakasını bir araya getirmek için kafa patlatacak, sipariş listesini yazacaksınız ayağınıza getirecek ama hanımefendiler sıfır maddi sorumlulukla temizlik yemek yaptı iki misafir ağırladı diye incinecekler. Öyle bir dünya yok, bu denklemde bu işleri bal gibide kadınlar yapacaktır ve yapmışlardır.
Bunlara erkeklerin emeğini böyle pervasızca değersizleştirmeyi kim öğretti ve neden kimse bir şey demiyor?
Beyler, sesleri çok çıkıyor diye bunlara pirim vermeyin. Emeğinizi değersizleştirmeyin. Aksi halde motivasyonunuzu, şahsiyetinizi, misyonunuzu da yitirirsiniz.
Ki bugün bunlar yitirilmiştir. Bir erkek katlandığı her şeye sıcak bir yuvası olsun, akşam geldiğinde temiz bir ev, güzel bir sofra bulsun, çocukları güven içinde büyüsün diye katlanır. Bu olmadıktan sonra herkes bireysel hayatına bakar. Siz bugün rahatsanız, erkekler sizden çok daha rahat.
Biz burada feryad ediyorsak, dini bütün gençler haram yollara meyletmesin, meşru bir aile çatısında meşru bir ilişki yaşasınlar diyedir. Yoksa erkelerin tarih boyunca daha az sorumluluk sahibi olduğu, cinselliğe daha kolay ulaştığı ve daha konforlu bir hayat sürdüğü başka bir devir olmamıştır.
Kimse bunlara bir şey demiyor diye peşlerine düşüp bu ezberleri tekrar edenler bu denklemde yer alamazlar. Çağın dayattıklarına razı olmak durumundalar.
Bu konu biraz farklı olduğu için dikkat çekti ancak vaazlar genellikle bu manzarayı yansıtır. Vaizler etkisinde kaldıkları bir mevzuu kürsüye bir şekilde taşır. O psikolojiyi hissettirir. Özellikle politik bir ton bulunuyorsa cemaat bundan irite olur. Vaaz günümüzde iki yönlü olarak anlamını ve etkisini yitirmiş bir faaliyettir. Günümüz cemaati de alıcı değildir. Zaten herkes, dini hocalardan dahi iyi bildiği kanaatinde. Onun için bu vaaz işini azaltmak lazım. Şahsen ben de mecbur olmadıkça vaaz vermiyorum artık. Vaaz, hususi mekanlarda ve yüksek farkındalıklı gönüllü cemaate verilmelidir. Bazen insan bir dergaha gideyim gün görmüş, saçı sakalı ağartmış, nurani bir çehre tane tane anlatsın dinleyeyim istiyor insan. Bütün ayetleri hadisleri bilseniz de ogün duymanız gereken ayeti orada duyuyorsunuz. Kalpten kalbe.
Mesela vaiz diyor ki “Her konuda en güzel örnek Peygamberimizdir, futbolcular, şarkıcılar vs değil.”
Bunu herkes biliyor ve kabul ediyor ama neden Müslümanların çocukları futbolcuları, şarkıcıları vs örnek alıyor?
Çünkü somut bir profil çiziyorlar. Ona bakıp benzerini yapabiliyorlar. Zaten peygamberlerin melek değil de insan olmalarının en önemli hikmeti budur. Somut bir örneklik sergilemeleri.
Onun için insanlara “bugünün dünyasında yaşayan” rol model olacak görünür şahsiyetler, nitelikli temsiller olmaya çalışmak gerekir. Bunun için de içimizdeki ruhban sınıfının oklarına hedef olacağımızı bilelim.
Son zamanlarda Diyanet'in sosyal ve sportif faaliyetlere yönelmesi bu anlamda çok önemli. Bir imam 15-20 öğrenciyi böyle etrafında tutuyor; kampa götürüyor, futbol oynatıyor, çeşitli etkinlikler düzenliyor. Bakıyorum bizde kalan çocuklar da bunlar oluyor. Şuan bizim en önemli sorunumuz yeni nesillerle bağımızın kopmasıdır. Bu bağı korumak ve güçlendirmek birinci gündem maddemiz olmalıdır. Çok başka bir evreye sürüklendik.
Vaazdan konu açılmışken söylemek istedim.
Futbol erkek çocuklar için artık iyi bir araç. Pek çok zararlı alışkanlıktan, sapkın ideolojiden, sosyal izolasyondan ve hantallıktan koruma sağlıyor. Mücadele etme, kazanma ve kaybetme hissini diri tutmak, bedensel ve zihinsel gelişimini sağlamak gibi önemli katkılar sağlıyor. Bunlar bir erkeğin gelişimi için son derece önemli şeyler. Onun için “Topun peşinde boş boş koşmak” gibi klasik aforizmalar mevcut konjonktürde anlamını yitirmiştir. Şehir hayatında daha kolay ve ulaşılabilir bir alternatif ortaya koymak çok mümkün değil.
Popüler olan her şeye her zaman karşı olamayız. Bizzat çocukları inceliyorum ya kötü alışkanlıklara sürükleniyorlar ya da miskin miskin ekran başında çürüyorlar. Zamanın en büyük afetlerinden biri amaçsızlıktır. Amaçsız insan için ölüm ile hayatın bir farkı kalmamıştır. Top peşinde koşmak insana doğrudan bir şey vermiyor belki ama en azından zinde tutuyor. Her an bir işe atılmaya hazır bulunmak ve ergenlik dönemini bu vasatta atlatmak büyük kazanımdır.
Herkes izlesin.
Etraf, başıboş köpeklerle ve ezik egosunu pitbull besleyerek tatmin etmeye çalışan insanlarla dolu.
Yarın bir gün böyle bir durum çocuğunuzun başına gelirse, ne yapacağınızı bilmeniz hayat kurtarabilir.
Bu karı hep böyleydi. Yıllardır kocasını evli biriyle nasıl aldattığını anlatır durur. İki defa "Ben Türkiyeli değil Türküm" dediği için burada peygamber ilan edilmişti. Keşke Türk olmasaydın da ırkımızda böyle bir leke olmamış olsaydı.
Şeytanın çağında yaşıyoruz beyler.
Allah kimseye maddi imkansızlıktan dolayı kızını, karısını çalıştırmak zorunda bırakmasın. Hele tesettürlü ablalarımı şöyle seviyesiz ortamda mağdur etmesin. Birde saldıran er*ek, etrafta adamım diye geziyordur.