Let's Face the Facts: The Initial Betrayal of Kurds Came from Turks!In the aftermath of the Ottoman Empire's collapse, where citizens grappled with famine, dehydration, and infectious diseases following the Russo-Turkish War of 1877–78, Kurds stood alongside Turks in World War I, fighting united against the coalition of British, French, and Russian forces.
This alliance with Turks was not formed without purpose; Mustafa Kemal, later revealed to have connections as a British officer, had pledged autonomy to Kurds post-war. The conflict concluded, and the independence Kurds envisioned was recognized in the Treaty of Sèvres—yet it endured for only a year before being entirely dismantled at the Treaty of Lausanne, where all Kurdish rights and freedoms were categorically denied.
Turkish academic and political circles often warn Kurds that "the West will exploit you and abandon you midway." In reality, it is Turks who have exploited Kurds—not merely abandoning them, but subjecting them to a century of sustained oppression, persecution, and displacement in myriad forms. Kurds have no appetite for promises from Turks, Arabs, or Persians. Historically, the most regrettable and ill-advised alliance Kurds entered was with Turks during World War I.
In the Middle East, Turks and Arabs collaborated with the British and French to establish their nation-states. Now, it is Kurds' turn. In current operations against Iran, alignment with the United States and its allies is essential to liberate Rojhilat (Eastern Kurdistan).
The rhetoric employed by figures from the Iranian president to Turkish politicians, aimed at ensnaring Kurds in this ploy, represents a profound irony: After a century of mistreatment, what basis do they have for expecting trust or compliance?
Gercege Huu cekelim; Kurdlere ilk ihanet turklerden geldi!
Osmanli yerle bir olmus vatandaslari acliktan susuzluktan bulasici hastaliklarla bogusurken 93 harbinden sonra Kurdler 1. Dunya savasinda da turkler ile birlikte Ingiliz Fransiz ve Rusya koalisyonuna karsi turklerle birlikte savasti.
Tabii ki turklerle kurulan ittifak bosyere kurulmadi; daha sonra bir ingiliz subayi oldugunu ogrendigimiz Mustafa kemal Kurdlere savas sonrasi ozerklik sozu vermisti. Savas bitmis Kurdlerin hayalini kurdugu ozgurluk Sevr'de kabul edilmis fakat sadece 1 yil yasamis ve daha sonra Lozanda Kurdlerin tum hak ozgurlukleri red edilmistir.
Hani turk akademik politik cevre "Kurdler bati sizi kullanacak sonra yari yolda birakacak" derler ya aslinda Kurdleri kullanan daha sonra yari yolda birakmayi bosverelim; 100 yildir suren zulmun iskencenin surgunun binbir turlusune maruz birakan Turklerdir. Bizim turk arap farslarin verecegi sozlere karnimiz toktur. tarihte Kurdlerin yaptigi en berbat en rezil ittifak 1. dunya savasinda turkler ile yaptigi ittifaktir.
Ortadoguda Turkler araplar ingilizler ve fransizlar ile anlasarak ulus devletlerini kurmustur. Simdi sira bizdedir. Bugun irana karsi operasyonda ABD ve muttefikleriyle katilarak Rojhilat Kurdistani ozgurlestirilmelidir..
iran cumhurbaskanindan turk siyasilerine Kurdleri bu tuzaga cekmek icin kullandiklari retorik gercekten ironi otesi bir durumdur: 100 yildir elimize ne sictiniz ki yuzunuze onu surelim..
Agit Kabayel kemer maçı hakkında bu videoyu yayınladı. Videodaki detaylara bakalım.
Videoda Agit'in koçu Şükrü Aksu "Usyk'den haber var mı?" diye soru soruyor. Agit ise Usyk aramalarıma hala cevap vermiyor diyor.
Daha sonra promotör Frank Warren'ı arayıp Usyk'den aramalarıma hala cevap yok diyor. Yanıt olarak ise Frank merak etme "Ya bizimle dövüşür ya da kemeri bırakır diyor."
Daha sonra benzer tarzda Boks dünyasından tanınan kişiler arıyor ve benzer diyaloglar gerçekleşiyor.
Sona doğru ise Ala Rengîn peçi takılmış bir forma ile Usyk'in yüzü ve karaciğerinin olduğu boks torbası detayları var.
En sonda ise devamı gelecek yazıyor.
Arap yarım adasında yaşanan olayda
Bir adam arkadaşlarını evine davet ediyor, hepsi oturma odasında (misafir salonunda) toplanıyor. Bu sırada eşi mutfakta onlar için yemek hazırlıyor.
Adamın arkadaşları sohbet ederken “çok eşlilik (birden fazla kadınla evlenmek)” konusunu övüyor ve ev sahibi adama da “sen de ikinci eş al” diye akıl veriyorlar.
Bunu duyan kadın sinirleniyor 😅
Abayasını (üst kıyafetini) giyip eline bir kırbaç alıyor, içeri giriyor ve hepsini — kocası dahil — güzelce dövüyor 😂
Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirildiği sırada, kendisi adına hukuki süreçlerin yürütülebilmeleri için Avukatların onunla ilk bir görüşme yapmaları için vekaletname düzenlenmesi amacı ile iki kız kardeşiyle birlikte Mehmet Öcalan İstanbul’a ve PKK çevreleri tarafından kurulan TOHAV’a gelmişti.
Mehmet’in gösterilen aşırı ilgi ve çabayı şaşkınlıkla karşılayarak, “Bu adam için neden bu kadar çırpınıp duruyorsunuz, anlamıyorum. Bu bir hain,” diyor.
Bu hadiseyi, bu sahneye tanıklık eden bir yakın meslektaşım anlatmıştı bana.
Kıymetli dostum Selîm Temo'nun babası Ebdilhekîmê Gulîstanê Hakk'a yürüdü. Ailesi ve yakınlarına sabır ve metanet diliyorum.
2024 senesinde Batman daki evinde ziyaret etmiştim kendisini.
Bir hafıza, bir alim, bir dengbejdi.
Ruhu şad olsun. Hatırası gönlümüzde hep yaşayacak.
Cayê xo gul û gulistan bo
Herdê dewreşî medezno.
@selimtemo
Derin devletin en onemli adamlarindan biriydi; sadece akil adam olarak kalmadi sahada idi--Kah Bekaa'da Turk derinleriyle Apo arasinda mekik dokudu kah Avrupa sorumlusu olarak Kurdlerin basina kalin kalin coraplar ordu.. Elbet ki TSK onun bu hizmetine karsilik bir toren yapacaktir atesi bol olsun toprakta rahat etmesin godugumun kurd dusmani alcak, kemigini sikeyim senin..
YALÇIN KÜÇÜK İÇİN ASKERİ TÖREN YAPILACAK
Yalçın Küçük’le ilgili beni en çok şaşırtan şey, gazi maaşı alan bir Kıbrıs gazisi olduğunu öğrendiğim andı. Evrensel söylemi kendine rehber edinmiş, dünyaya soldan bakan bir aydının sadece yakınlarının bildiği gaziliğini gururla anması ve Kıbrıs tartışmaları sürerken “Kıbrıs Türkiye’nin denizdeki kalesidir… Kıbrıs’tan vazgeçmek yalnızca bir adadan değil; Akdeniz’den, Doğu Akdeniz’den, Anadolu’nun güvenliğinden vazgeçmektir” demesi ezber bozan bir çıkıştı.
Bu gerçeğe birçoğumuzun yıllar sonra varacak olması, onun fikir derinliğini ve yurtseverliğini gösteren öğretici bir örnek olarak tarihe geçti. Aktif olarak savaş sahasında a.teğmen olarak görev yapan Gazi Yalçın Küçük için askeri tören düzenlenecek ve Türk bayrağına sarılı naaşı askerler tarafından taşınacak. Anısına saygıyla.
Bizzat kendisinin “ Kürt anasını görmesin, ama demokrasi için öldüğünü ve öldürdüğünü sansın” diye tarif ettiği ve hiç bir millete uygulanamayacak kadar zor, absürd, derin ve baştan sona şiddet ve ölüm öngören bir görevin, bir misyonun başındaydı!
Türkiye’nin Kürt paranoyası o kadar derin ve korkusu o kadar büyüktü ki, bu misyonunu gizlemedi, inkar etmedi, övünüp durdukça ve kendini ifşa ettikçe kıymeti daha da arttı.
Çünkü eylemlerinin , Türkiye’nin kolektif korku ve paranoyalarına ne kadar iyi geldiğinin farkındaydı.
Bir zamanlar gerekli görülen bir ispata, Kürtler’in Yahudiliği ispatına ciltler dolusu kitap yazdı, ama söylenenin aksine ne sosyalist düşünce ve hareketlere ne Türkiye düşünce tarihine katkısı oldu; o bir ittihatçı, bir jakobendi, ve her ittihatçı gibi hayatını darbe yapmaya adamıştı, hayatının en hüzünlü safhası muhtemelen Ergenekon darbe kalkışmasında başarısızlığa uğranılmış olmasıydı; buna rağmen İslamcısından, Kürdüne herkesin kıymet biçtiği, kendinden bir şey bulduğu bir Yalçın Küçük olmayı başarmak, hiç bir İttihatçı’ya nasip olmadı diye de hakkını teslim etmek gerekir!
Küçük’ün misyonunun başladığı geçen yüzyıldan bu yana Türkiye’nin Kürt meselesini anlama ve çözüm geliştirme paradigmasında esastan bir değişim olmaması Yalçın Küçük ve mesai arkadaşlarının görevlerini ifa etmelerini oldukça kolaylaştırıyordu.
Yalçın Küçük’ün peşinden koştuğu “çözüm modeli” hala rafa kaldırılmış değil; egemen ideolojinin ve varyantlarının temel ortaklaşma alanı hala o anlayış.
Ortaklaşma zayıflamıyor, giderek derinleşiyor.
Yalçın Hoca’nın vefatı bu derinleşmenin ne kadar büyüdüğünü yeniden göstermiş oldu.
Darbeci diye içeriye attıranlar, ‘ışıklar içinde yatsın’ temennisinde bulunuyor, Yalçın Küçük’te, şimdilerde çok ihtiyaç duyulan İsrail düşmanlığını yeniden keşfediyor; Kürt meselesi uzmanları hiç bir şey olmamış gibi ardından hüzün dolu yazılar yazıyor!
Kürt meselesi 21. Yüzyılda bambaşka dinamiklerle buluşmuş ve çerçeve çok genişlemişken dahi, ‘Kürd’ü Kürd’e karşı kullanmak fikri’ tarihe karışmış ve yerine ‘Kürd’le beraber, yanyana ve eşitlik içinde yaşamak fikri’ ikame edilmiş değil!
Üstelik bu paradigma, 20. Yüzyıldan kalma alışkanlıklar, düşünceler ve eskide ısrar olarak Kürtler arasında hala hatırı sayılır bir desteğe sahip, bu destek ve bu paradigma bu can suyu olmasa, bugün Yalçın Küçük’ün ardından kim bilir neler okuyacak ve ne ifşalarla karşı karşıya kalacaktık.
Hoca’nın vefatıyla başlayan tartışma soğukkanlılıkla yürütülebilirse, Türkiye’nin Kürt meselesindeki değişim kabiliyetini ölçebilmek açısından fayda sağlayabilir, troller hariç tutularak tabi!
This dumb f*ck rejected an independent Kurdistan in 2017, allowed Turkey to invade and kill Kurds in Syria in 2019, and only months ago betrayed them again to Syria's Islamofascists.
Yet he still has the temerity to ask the Kurds to fight on his behalf, while smearing them with blatant lies about having armed them when they refuse.
If Donald Trump had supported Kurdish aspirations instead of repeatedly betraying them, he would now have a powerful ally of 30 to 40 million people, capable of helping overthrow the regime in Iran and protect US interests in the Middle East alongside Israel.
Instead, he risks a humiliating defeat for the USA, driven by a lack of strategic foresight and an inability to distinguish allies from enemies. He has sold out allies the USA spent decades cultivating while strengthening adversaries it has fought for just as long.
It is hard to put into words how unfit he is for the presidency of the USA, yet here he is cos playing a war leader with all the finesse of a world-class imbecile.
33 Asker Olayı
20 Mart 1993’te PKK tek taraflı ateşkes ilan etmişti. Bu ateşkes, bazı ihlaller olsa da 24 Mayıs 1993’e kadar devam etti. O gün PKK gerillaları Elazığ-Bingöl karayolu üzerindeki Bilaloğlu mevkiinde yol kesip kimlik kontrolü yaparken, otobüslerle taşınan silahsız ve sivil giyimli asker grubuna rastladı. Askerleri alıkoydu. Güvenlik güçlerinin başlattığı sıcak takip ve operasyon sırasında çıkan çatışmada 33 asker öldürüldü, diğerleri serbest bırakıldı. Olay Türkiye’de büyük infiale yol açtı ve ateşkes resmen sona erdi.
Öcalan, olayın hemen ertesi günü BBC radyosuna verdiği demeçte eylemi üstlendi ve bunu “misilleme” ile “meşru savunma” olarak savundu. Ancak hem Türkiye’de hem uluslararası kamuoyunda tepkiler büyüyünce tutumunu hızla değiştirdi. Eylemin sorumluluğunu Şemdin Sakık’ın üzerine atmaya çalıştı ve hatta devlete “gidin oradan alın” şeklinde ihbar etti.
Gerçekte ise Şemdin Sakık’ın bu olayla hiçbir ilgisi yoktu. O dönemde Kulp civarında bulunuyordu ve olay yerine birkaç günlük yürüme mesafesi uzaklıktaydı. Eylemi gerçekleştiren, Bingöl’lü Zeynel kod adlı Celal Barak’tı. Zeynel, Öcalan’ın telsizden verdiği “misilleme hakkınızı kullanın” talimatı üzerine kendi insiyatifiyle hareket etmişti. Beklenmedik şekilde silahsız askerleri ele geçirmiş, ne yapacaklarını tartışırken güvenlik güçleri kobra helikopterlerle müdahale edince acele bir kararla 33 askeri kurşuna dizmişti.
Zeynel bu eylemden sonra hiçbir soruşturmaya uğramadı. Aksine tebrik edildi ve kısa süre sonra terfi ettirilerek daha stratejik bir bölge olan Dersim Eyalet Komutanlığı’na atandı. Eylül 1994’te Şemdin Sakık da Dersim’e gidince ikisi Axvanos vadisinde bir araya geldi.
Bir süre sonra Öcalan, Zeynel’i telefonla görüşmek üzere yüksek bir tepeye çağırdı. Vadide mobil telefon çekmediği için Zeynel beş korumasıyla tepeye tırmandı. Ancak orada özel harekât timlerinin önceden kurduğu pusuya düştü. Telefon görüşmesi sırasında çatışma çıktı. Zeynel yaralı olarak ele geçirildi ancak sorgulanmadan hemen infaz edildi. Cesedi hiçbir zaman bulunamadı. Bu trajik sonun iki tanığı, pusudan kurtulmayı başaran korumalarıydı.
Şemdin Sakık, Öcalan’ın Zeynel’i özellikle telefona çağırmasını ve daha sonra 33 asker olayının asıl sorumlusu olarak kendisini göstermesini sonradan çok manidar bulduğunu belirtir. Kendisi dururken Zeynel’in çağrılmasına önce bir anlam veremese de, olayların gelişim seyrinden sonra Öcalan’ın niyetinden şüphelendiğini açıkça dile getirmiştir. Ayrıca Zeynel’in yaralı halde güvenlik güçlerinin eline geçmesine rağmen, 33 asker olayının faili olduğu bilindiği halde sorgulanmadan infaz edilmesini de dikkat çekici ve düşündürücü bulur.
Kısacası, Zeynel’i 33 asker eyleminden dolayı kutlayıp ödüllendiren, onu eyalet komutanı yapan ve muhtemelen infaz sırasında telefonun diğer ucunda olan Öcalan’ın, ısrarla Şemdin Sakık’ı sorumlu ilan etmesinin takdirini ve yorumunu okurlara bırakıyorum.
Salih Dümdar’ın “Saatin İçindeki Sır” kitabından kısaltılarak alıntılanmıştır.
Foto: Zeynel (Celal BARAK)
insanlarin "kurduz" demelirini mi sikayet ediyor yoksa Grekce olan Efes ismini kullanmalarini mi sikayet ediyor acaba?! lol Bende bir cok kez karsilastim kendim, ben kurdum dedigimde kendine Turkum diyenler rahatsiz oluyor "aaa neden ayrim yapiyorsunuz" gibi absurd cevaplar.. https://t.co/Y2weZb7pAd
April 4 marks the 46th anniversary of the Feyli Kurdish genocide.
Hundreds of thousands were stripped of citizenship, deported, and displaced. Thousands remain missing.
We remember the victims and reaffirm the need for justice, recognition, and dignity.
Read more here: https://t.co/czHhTivtAb
#NeverForget #FeyliKurds #Kurdistan
What you are seeing is neither a US base nor an Israeli headquarters; it is the home of an elderly woman in #Erbil that was targeted by militia drones. Fortunately, there were no casualties.
How is this fair?
Spoke with Prime Minister @masrourbarzani of the Kurdistan Region of Iraq. Iranian attacks and attacks by pro-Iranian militias undermine stability and create an unsafe situation. De-escalation is necessary for stability in Iraq and the region. Also relevant to our own security.
79 Years Ago: Kurdistan Republic in Mahabad’s Leaders Executed, Legacy Lives On
Today in History: March 31, 1947 – Peshawa Qazi Muhammad and fellow leaders of the short-lived Republic of Kurdistan in Mahabad were executed, ending the first modern Kurdish state and leaving a lasting legacy in language, army, and national identity.
Read More: https://t.co/BSVjrY3cta