"Fanteziler gerçek dışı olmak zorundadır. çünkü istediğiniz şeyi elde ettiğiniz anda, artık onu istememeye başlarsınız. isteğin devam edebilmesi için, objesinin sürekli olarak eksik olması gerekir. istediğiniz o şey değil; onun fantezisidir. istek, çılgınca fantezileri destekler..
"Sadece gelecekteki mutluluğumuzun hayalini kurarken gerçekten mutlu oluruz" derken pascal'ın anlatmak istediği de buydu. Bu nedenle "avlanmak, öldürmekten daha zevklidir." ya da "Ne dilediğine dikkat et deriz. "Ona sahip olacağın için değil; ona sahip olduğun zaman artık onu istemeyeceğin için.
İstekleriniz doğrultusunda yaşamak sizi asla mutlu etmez. gerçek anlamda insan olmak demek, fikirler ve idealler için yaşamak demektir. hayatınızı istediklerinizin ne kadarını elde ettiğinizle değil, yaşadığınız samimiyet, şefkat ve özveri anlarıyla ölçmek demektir. Çünkü sonunda kendi hayatlarımızı önemli kılmanın tek yolu diğer insanların yaşamlarına değer vermektir."
- Ölümle Yaşam Arasında..
#Avanti. Hayırlı Sabahlar.
Sosyal medya insanların gerçeklik algısını bozdu. İnsanlar yaşamadıkları hayatı yaşıyor gibi davranıyor. Sadece iyi anlarını ve mutlu anlarını paylaşıyor. Takip ettiğiniz kişilerin mükemmel hayatları varmış da bir benim ki değimiş gibi düşünüyorsunuz.
Bunun Borsa ayağın da ise bazı kitleler kâr elde ediyor yada yapay zeka ile oynama yapıp Tweettr'a Portföy atanları görünce herkes para kazanıyor bir ben mi kazanamıyorum düşüncesine girip mutsuz ve demorolize olabilirsiniz.
Sanıyorsunuz ki herkes başarılı herkesin her analizi doğru herkes her gün çuvalla para kazanıyor. Ama ilk paragrafta insanların tıpkı ve mutlu ve iyi anlarını paylaştığı gibi burada da "BASİT ÜSTAD" lar ettiği kâr'ları paylaşması sizde baskı yaratıyor ve umutsuzluğa kapılmanıza neden olabiliyor .
Kimse mutsuz zamanlarını paylaşmadığı gibi Borsada ettiği zararları da paylaşmıyor.
Sizde "Acaba tek ben mi yapamıyorum" Düşüncesi içine girip kendinizi eksik hissediyorsunuz.
Bu durumda bilinç altınıza yerleşiyor ve üstünüzde daha çok baskı yaratmasına sebep oluyor. Baskının sonucunda büyük çoğunluk hata yapıyor.
- "Herkes kazanıyor. Ben kazanamıyorum. Benimde hızlı şekilde kazanmam lazım"
Sosyal medya kullanmak bugün bir çok insana düşmanın veremeyeceği zararı veriyor. Yatırımcı olup sosyal medyayı doğru kullanmamak belki size uzun vade de milyon dolara mâhal oluyor ama farkında değilsiniz..
Sosyal medyayı sınırlı kullanmak ve dönem dönem kapatıp "sırra kadem basmak" hem mentalinizi toplayacak hemde bir çok konuda daha sağlıklı ve doğru kararlar vermenizi sağlayacaktır.
#Avanti.
Borsa da hisse almak Araba almaya benzer.
Arabayı çok beğenirsin bayılırsın alırsın.
Ama her gün bir başka biri senin bayılarak aldığın arabaya ;
- Buna bu parayı mı verdin.
- Üstüne şu kadar daha koyar şu Arabayı alırdım.
- Çok yakıyor. Kalitesiz vs vs.
Gibi cümleler ağızdan dökülür..
Ama sen tüm söylenenlere rağmen Arabaya bayılarak biner ve keyfini çıkarırsın. Söylenenleri kulak ardı eder ve kararlarının arkasında durursun.
Ertesi gün Notere gidip Arabayı SATMAZSIN..
- Ama borsa da ölüp bittiğin ve bayılarak aldığın hisse'yi 1 saniye sonra tek tuş satabilirsin..
Borsa da portföyünüzde ki hisseyi kimsenin bilmemesi sizin para kazanmanızı sağlar.. Çünkü araba gibi herkes yorum yapar ve size tereddüt düşer. Hal böyle olunca konfor da düşmanımız tek tuş da satarız..
Sonrası büyük Pişmanlık..
Nasibinizi ve kısmetinizi kapatmamak için aldığınız hisse'yi sır gibi saklamanızda fayda var.
Kimse bol kazançlar ve şanslar diyip geçmez. Herkes ne hikmetse her hisse hakkında en derin bilgeye sahiptir (!)..
Gürültü Asla iyi birşey de��ildir..
#Avanti.
Bilgisi olan para kazanır. Parası olup bilgisi olmayan para kazanamaz ve elindekini de kaybeder. Finansal piyasalarda bilgi, paradan daha değerlidir. Takip ettiğiniz insanların portföy büyüklüğüne ve gittiği mekanlara ve bindiği arabaya göre itibar etmeyiniz. İtibar, Bilgiyle sağlanır. Bilgili adam paraya kolay ulaşır..
Sosyal medyada insanları takip ederken buna dikkat edin..
#Avanti.
Yanlış analiz ve yanlış bakış açısı.
Ekonomi modelinin bu kadar değişken olduğu bir ülkede bir hisse senedinde çok uzun yıllar beklemek sadece vakit alır. Sadece ekonomi modeli de Ortadoğu'da yaşıyoruz. Üstüne üstün düzeltmeler de çok sert ve derin oluyor. Burası Amerika değil belki ekonomi modeli ile 100 sene yönetilsin. Burası Türkiye. Birinin kafası atıyor faizler %50 oluyor. Yine birinin kafası atıyor faizler %1 oluyor. Sen bu değişkenlik ile nasıl sürekli aynı yatırımcı profilinde olacaksın ki. Şartlar ve koşullar sürekli değişiyor. 200 Liradan Pegasus alan biri 2 yıl kârda oturup 3. Yıl maliyetine gelebiliyor. Tabi ki doğru hisse de olmak önemli ama trend daha çok önemli. Yoksa al hisseyi kuzu kuzu bekle birşey kazandırmıyor.
İBB’yi kazıdılar, altından liyakat çıktı.
Cezaevine attığınız yol arkadaşlarımın özgeçmişlerini okuyunca herkes ne kadar liyakatli kadrolar kurduğumuzu gördü.
Bu ülkenin iyi yetişmiş insanları var, binbir zorluğa rağmen kendini geliştirmiş evlatları var. Dürüst, çalışkan, aklı hür vicdanı hür milyonlarca genci var.
Bursu, işi ve fırsatı daima hak edene sunduk. Şimdi sıra tüm Türkiye sathına bunu yaymakta.
Ülkemizde yıllardır kamuda yaşanan her türlü çalışan adaletsizliğini, kamuda işe giriş hukuksuzluğunu, torpili, adam kayırmacılığı biz sonlandıracağız.
Partizanlıktan, ayrımcılıktan sağa sola savrulmuş, kamuda hak ettiği yeri ve konumu elde edememiş tüm kamu çalışanlarına sesleniyorum:
Sizler bizim inşa edeceğimiz şeffaf, katılımcı, akıldan, bilimden, doğrudan, adaletten yana sistemimizle ve liyakate, performansa dayalı düzenlemelerle huzura kavuşacaksınız.
İktidarımızda; etkili, verimli, hakkını veren insan kaynakları yönetim modelimizle mutlu, huzurlu bir ortamda, güvenceli bir biçimde milletimize büyük bir onurla hizmet edeceksiniz.
Kime yakın olduğuna, ideolojisine, inançlarına, dinine, diline, ırkına vs bakmadan herkese eşit fırsat sunacak, işini dürüstçe yapan hiç kimseye rövanşist bir duyguyla yaklaşmayacağız.
Hep birlikte çok güzel işler başaracağız. Birlikte çocuklarımıza ve gençlerimize çok güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti devleti emanet edeceğiz.
Bizim kadromuz bu ülkenin 86 milyon vatansever insanıdır.
Ben odamı çizdim, arkadaşlarım da resmettiler.
Hücremin duvarına şanlı bayrağımız asılı.🇹🇷
Tüm Türkiye'ye çağrımı yineliyorum. 19 Mayıs'a kadar evlerde, iş yerlerinde, köylerde, şehirlerde, arabalarda, telefonlarda Türk Bayrağımız olsun. Milli egemenliğimizin sembolü her yerde olsun.
Yıllardır yoksulluk ve adaletsizlikle büyük bir imtihana tabi tutulan milletimiz, çok acı bir sınav daha veriyor.
19 Mart’ta yapılan sivil darbe girişimi; sırf bir kişisel ihtiras ve koltuk sevdası nedeniyle demokrasiye saygı duymayan bir avuç insan tarafından gerçekleştirildi.
Şafak operasyonlarından iftiralara, gizli tanıklardan fırsatçılara yüce Türk yargısına ağır hasarlar veren uygulamalar yaşandı, yaşanmaya devam ediyor. Bir avuç insanın içine düştükleri durumdan çıkış için yaptıkları işler milletimizi ve yargımızı tahrip etmeye devam ediyor.
Tıpkı 6 Mayıs 2019’da iptal edilen seçimde olduğu gibi, bugün de ortaya atılan iddiaların tamamı asılsız çıkacak.
Aslında 19 Mart darbe girişimi; gençler başta olmak üzere toplumun kurumlara olan inancını bütünüyle kaybetmesine neden olan DİPLOMA İPTALİ ile başladı. Ardından akla hayale gelmeyecek iftiralar ile devam etti.
Bu süreçte yoksulluk daha da derinleşti, umutsuzluk zirve yaptı, enflasyon özellikle gıda enflasyonu daha da tırmandı. Bu yanlışın bedeli tam 50 milyar dolar oldu, kul hakkı yediler bedelini milletimize pervasızca ödettiler, ödetmeye devam ediyorlar.
Milletçe bu ortamdan derhal kurtulmak zorundayız. Kul hakkının yenmediği, israfın sona erdirildiği, liyakatli bir sistem ile bunu başarabiliriz. Güçlü insan kaynağımız ve özellikle marifetli gençlerimizle ile yeni bir dönemi başlatabiliriz.
Öyle bir kavşaktayız ki, ya yoksullaşacağız ya zengileşeceğiz.
Bu yol; hak, hukuk, adalet, demokrasi, demokratik parlamenter sistem, güçler ayrılığı ve millet iradesinin en büyük araç olduğu bir yoldur.
Buradan tekrar bilhassa AK Parti’ye, MHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımıza sesleniyorum.
Hep birlikte barış ve huzur içinde güzel bir geleceğe yürümeliyiz. Doğruyu bulmaya çalışmaktan başka hiçbir seçeneğimiz kalmadı.
GELİN BU YANLIŞ DÜZENDEN ELBİRLİĞİYLE ACİLEN KURTULALIM.
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
Hodri meydan!
Milletvekili maaşıyla nasıl yatlar,villalar,köşkler aldınız görelim.
Daha düne kadar 5 kuruşunuz yok iken 70-80 milyonluk evleri nasıl aldınız?
MASAK hepimizi incelesin varmısınız?
CHP'nin kanun teklifini kabul edin yetiyor.
Kim kimle ne iş yapıyor görelim.
Sayın Mahir Polat’ın yüksek tansiyon sorunu maalesef ağır bir seyir izliyormuş. Her gün 2 defa ölçülen tansiyon 18-20 civarında imiş. Hatta 24’e kadar çıktığı olmuş. Böyle yüksek bir tansiyon insan aklına bile getirmek istemiyor ama beyin kanamasına hatta hayatını kaybetmesine neden olabilir.
Allah korusun Silivri’de Sayın Polat’ın başına bir şey gelirse bu Türkiye’de de zaten yüksek olan siyasal, ekonomik ve toplumsal tansiyonu daha da yükseltir. Bu durumda Türkiye Sayın İmamoğlu ve ekibinin gözaltına alınması ve tutuklanmasının neden olduğu 35 milyar dolarlık maliyetin yarattığı (toplam maliyet çok daha yüksek) ekonomik zararı aşan bir yüksek tansiyon ile karşı karşıya kalabilir.
Sayın Mahir Polat’ın tutuksuz yargılanması başta hak, hukuk ve adaletin mutlak şartı olmasının yanısıra Türkiye’nin ve Sayın Polat’ın yüksek tansiyonlarının düşürülmesi için zaruridir.
Sayın Polat’a acil şifalar dilerken, karar verici makamlara devleti, akıl ve vicdanla yönetme sorumluluğu altında olduklarını hatırlatmak istiyorum.
@zaferpartisi@AliSehirlioglu@mhrpolat@ipekkozbey@eceuner12@fatihaltayli@ismailsaymaz@cuneytozdemir@OzlemGurses@baharfeyzan@cumhuriyetgzt@gazetesozcu@nefesgazete@KararHaber@milliyet@nowhaber@halktvcomtr@tele1comtr@szctelevizyonu@KRTCANLI@ankahabera
Sayın Genel Başkanım;
Tutsak olduğunuz Silivri’den gönderdiğiniz tebrik mesajınız için teşekkür ederim.
Sizin şahsınızda, tüm Zafer Partilileri saygı ve hürmetle selamlıyorum.
Yaşadığınız ağır hukuksuzluğun bir an önce sona ermesini ve görevinize dönmenizi diliyorum.
Sabahtan akşama kadar hiç utanıp arlanmadan hakkımızda olur olmaz iftira edenler, söz konusu elektriğe yapılan %25 zam olunca suspus.
Neden bu sessizlikleri biliyor musunuz? Çünkü ülkeyi büyük bir felakete sürüklediklerini kendileri de gayet iyi biliyorlar.
Bir avuç insanın koltuk ihtirasının, iktidar hırsının bedelini maalesef milletin tamamı ödüyor.
Hukuk bu ülkede en güvenilmez kurum olduysa bunun tek sebebi yargıyı siyasallaştıran akıldır. Kimse yargıya güvenmiyor.
Deprem oluyor hesap sorulmuyor, yangın oluyor hesap sorulmuyor, sel oluyor hesap sorulmuyor, kara parayı aklayanlar milletin önünde şov yapıyor, yenidoğan bebeklerin hayatı üzerinden çeteler kuruluyor, uyuşturucu tacirleri cirit atıyor, yine hesap sorulmuyor.
Muhalefete, öğrenciye, gence aslan kesilenler konu bunlar olunca siniyor, kafasını sokacak yer arıyor.
Bu adaletsizliktir ekonomiyi bu hale getiren vatandaşları geleceğe güvenmez hale getiren.
Unutmayalım ki bizim gibi ülkelerde; ne kadar hukuk ve demokrasi o kadar aş ve iş.
Siz gideceksiniz ve bu ülke düzlüğe çıkacak.
Partimizin 21. Olağanüstü Kurultayı her açıdan olağanüstü bir dönemde toplanıyor.
Milletimiz bugün ağır bir kuşatma altındadır. Bu kuşatma hukuk ve demokrasiye bağlı olmadığını açıkça ilan eden, kendisini devletin sahibi gören baskıcı bir iktidarın kuşatmasıdır. Bu iktidar, karşısında rakip aday istemiyor, rakip parti istemiyor, serbest ve adil seçimler yapılsın
istemiyor.
Tek dertleri var; ekonomiden sağlığa, eğitimden adalete kadar her alanda ülkeyi felakete sürükleyen tek adam sistemini ayakta tutabilmek. Fakat hiçbir baskıcı sistem, millete rağmen ayakta kalamaz. Milletin haysiyeti, kendi iradesine ve geleceğine sahip çıkma kararlılığı her türlü zorbalığın üstündedir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayları ilk günden beri bu haysiyetin, bu kararlılığın simgeleştiği, bu mücadelenin şekillendiği yerler olmuştur.
Hiç kuşkum yok, kurultayımız bugün de aynı yolu izleyecektir. Partimiz, millî görevini tamamlama gereğini her görüşün üstünde tutacak, Cumhuriyetimizin temel ilkeleri doğrultusunda özveriyle, kararlılıkla yürüyecek ve muhakkak başaracaktır.
Sonuna kadar birlikte yürüyeceğimiz bu onurlu yolda karşımıza çıkaracakları zorluklar, yaşatacakları eziyetler birer teferruattan ibarettir.
Bu duygularla, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e ve bütün kurultay delegesi yol arkadaşlarıma başarılar diliyorum.
Ne yaparlarsa yapsınlar, başaracağız!
Haksızlığı, zorbalığı yeneceğiz. Özgürlüğün, eşitliğin, kardeşliğin iktidarını hep birlikte inşa edeceğiz.
Kararlı tavrınız, mücadeleniz için size teşekkür ediyor; milletimize umut ve cesaret vereceğine inandığım kurultayımızın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Tümüyle yasal bir zeminde, kişisel hak ve özgürlükler çerçevesinde fikirlerini beyan edenleri, paylaşımda bulunanları, gösteriye katılanları, boykot etme hakkını kullananları korkutmayı; süper hızla gözaltına almayı, tutuklamayı, hapse atmayı, tehdit etmeyi kendine hak gören iktidar; miadını tamamlamıştır. Bunlar, çaresiz ve zavallı bir avuç insanın koltuklarını korumak için yaptıkları son çırpınışlardır. Bu anlayış, iktidarını kaybetmemek adına her şeyi mübah görür.
86 milyon insanımıza, gençlerimize, kadınlara, emekçilere, işsizlere, emeklilere, sanatçılara milletimizle hatırlatıyoruz:
Korkma!
Gaflet, dalalet içinde olanlardan korkma!
Cesaret, kararlılık, asla vazgeçmemek şiarımız olsun!
MİLLET BÜYÜKTÜR!
AK Parti ve MHP’ye oy veren vicdanlı kardeşlerime sesleniyorum. Her fırsatta dinden ve vicdandan bahsedenler, mübarek Ramazan’ın bir İftar vaktinde 31 yıllık diplomamı iptal edip, aynı günün gecesinde bir sahur vaktinde gözaltına aldılar.
Göreve geldikten sonra İBB’ye 1200 müfettiş geldi, her işlemimiz didik didik edildi. Attığımız her adım, aldığımız her nefes yakından takip edildi. Yıllardır gelmeyen bütün müfettişler İBB’de kamp kurdu, İBB Meclisi bizi devamlı denetledi, bir grup medya her gün açık aradı. İhaleler dahil bütün iş ve işlemler anında basına yansıtıldı ve tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Allah’a hamd olsun ki hepsinden tertemiz çıktık, hiçbir usulsüzlük bulunmadı.
Millet her şeyi gördü, bildi ve 3. kez 1 milyon oy farkıyla bizi seçti.
Her şey ondan sonra başladı.
Belediyeden iş alamamış bir grup ve onlarca suç kaydı olan bazı insanların şikayeti ile harekete geçildi. Bunlara gizli tanık iftiraları eklendi ve buradan aklın almayacağı bir suçlama oluşturuldu. Bir torba uydurdular içine akıllarına gelen her şeyi attılar.
Şimdi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali hakkımızda yalan haber bombardımanıyla üste çıkmaya çalışıyorlar. Ciddi herhangi bir suç bulunamayınca insanları arayarak “gizli tanık”, “yalancı şahit” olmaya zorluyorlar. Yazık çok yazık.
Bizim Allah’a şükür veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Kumpas aklıyla hareket edenler eninde sonunda kaybeder ama bu arada olan güzel ülkemize oluyor.
Diplomam bir günde iptal ediliyor, kaç kuşaktır alın teriyle emekle biriktirdiğimiz tüm mal varlığımıza apar topar el konuluyor, haysiyet çiğneniyor.
Bir gün herkesin kapısını çalabilecek bu hukuksuzluğa evlatlarımız ve geleceğimiz için dur demeliyiz. Kendine ait olmayan koltuğu korumak adına her yolu mübah gören anlayışa dur demeliyiz. Ahlakı, hak ve hukuku korumanın partisi olmaz.
Ben bu ülkenin her görüşten insanının sağduyusuna güveniyorum. Herkesin milli iradeden yana olduğuna hiç şüphem yok. Haktan ve hukuktan nasibini almamış bir avuç insanın bu ülkeye yaşattığı zulmü artık durdurmamız gerekiyor. Seçimler gelir geçer, o parti gelir, bu parti gider ama kalıcı olan hakka ve hukuka olan güvenimizdir.
Herkes için, her zaman adalet.