Hâlâ detayına girmek istemiyorum.
Benim için tam bir fiyaskoydu. Profesyonellikten uzak, hayal kırıklığıyla dolu bir süreçti. Umarım Allah bir daha yolumu onlarla kesiştirmez. Hakkımı helal etmiyorum. Helal iş yapmadılar.
YKS sürecindeyim, bir kursa gidiyorum. "Daha ne kadar rezil olabilir ki?" dedikçe resmen rekor kırıyorlar. Tam bir fiyasko ya, zamanı gelince anlatırım… ya da anlatmam, bilemiyorum😂
Riyâzü's-Sâlihîn okumaya başladım. Karşıma çıkan bu hadis, bazı meseleleri tek cümleyle açıklıyor:
“Annesinin ve babasının evinde oturduğu hâlde kendisine hediye gelseydi ya...”
Bugün birçok kişi harama uzanan elini "hediye" diyerek temize çıkarmaya çalışıyor.
Oysa mesele alınan şey değil; neden verildiğidir.
– Kudüs Kitap İncelemesi 2
Her Müslümanın Ortak Davası: Kudüs
Yusuf el-Karadavi tarafından kaleme alınan Her Müslümanın Ortak Davası: Kudüs yaklaşık 127 sayfadan oluşan, vaaz ve konferans üslubunun hâkim olduğu bir kitaptır. Yazar, Kudüs meselesini Müslümanların ortak sorumluluğu olarak ele almakta ve okuyucuyu bu konuda bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Kitabın güçlü yönlerinden biri, Kudüs'ün tarihî ve güncel durumunu duygusal bir dille anlatmasıdır. Özellikle Filistinlilerin yaşadığı sıkıntılar ve Mescid-i Aksa'nın karşı karşıya bulunduğu tehditler etkileyici şekilde aktarılmıştır.
Bununla birlikte, kitapta bazı noktalarda tutarsızlıklar bulunduğunu düşünüyorum. Yazar birçok bölümde Yahudilerin siyasi, ekonomik ve uluslararası gücünü uzun uzun anlattıktan sonra, ilerleyen sayfalarda Müslümanlara "Yahudileri gözünüzde büyütmeyin" çağrısında bulunmaktadır. Bu durum, okuyucu açısından belirli bir çelişki hissi oluşturmaktadır. Çünkü önce güçlü ve etkili bir yapı tasvir edilmekte, ardından bu gücün abartılmaması gerektiği söylenmektedir.
Bir diğer eleştirim, yazarın bazı konularda duygusal yönlendirmeye fazla başvurmasıdır. Arap devletlerine yönelik oldukça sert eleştiriler yöneltilirken, Hamas hakkında daha koruyucu ve olumlu bir dil kullanılmaktadır. Buradaki problem, Hamas'ın savunulması veya eleştirilmesi değil; farklı aktörlerin değerlendirilmesinde aynı ölçünün kullanılmamasıdır. Okuyucuya daha fazla bilgi ve farklı bakış açıları sunulması, kitabın akademik değerini artırabilirdi.
Kitapta dikkatimi çeken bir başka husus ise tekrarların fazla olmasıdır. Bazı olaylar ve örnekler farklı bölümlerde yeniden anlatılmakta, bu da kitabın akıcılığını olumsuz etkilemektedir. Zaten kısa hacimli bir eser olmasına rağmen, aynı fikirlerin tekrar edilmesi yeni bilgi edinme hissini azaltmaktadır.
Genel olarak kitabı okurken beklediğim heyecanı hissedemedim. Kudüs meselesinin önemi konusunda zaten birçok konuşma, vaaz ve makale bulunduğundan, bir profesörden daha derin analizler, farklı çözüm önerileri ve daha kapsamlı değerlendirmeler bekliyordum. Kitap daha çok duygusal motivasyon oluşturmayı hedefleyen bir eser izlenimi bırakmıştır.
Kitapta özellikle dikkatimi çeken konulardan biri de Mescid-i Aksa ziyareti hakkındaki görüştür. Yazar, kitabın 124. sayfasında Müslümanların namaz kılmak amacıyla bile olsa İsrail üzerinden Kudüs'e gitmelerinin caiz olmadığını ifade etmektedir.
Ancak daha sonraki yıllarda bu görüşünü değiştirerek Arap ülkeleri dışındaki Müslümanların Kudüs'ü ziyaret edebileceğini söylemiştir. Bu değişiklik çeşitli tartışmalara yol açmış, dönemin Kudüs Müftüsü Muhammed Hüseyin de bu yaklaşımı eleştirerek Müslümanların Kudüs'e gelmelerinin Filistin halkına manevi destek sağlayacağını belirtmiştir.
Benim kanaatime göre ise günümüzde Kudüs'e yapılabilecek en önemli desteklerden biri, imkânı olan Müslümanların şehri ziyaret etmeleri, Mescid-i Aksa'da bulunmaları ve bölgedeki Müslümanlara ekonomik ve manevi destek vermeleridir.
Sonuç olarak, Her Müslümanın Ortak Davası: Kudüs önemli bir meseleye dikkat çeken, samimi bir hassasiyet taşıyan; ancak yer yer tekrarlar, duygusal yönlendirmeler ve bazı tutarsızlıklar nedeniyle beklentilerimi tam olarak karşılamayan bir eser olmuştur.
Bu kervan Allah'ın kervanıdır. Bu kervanın koyunu olarak, bezmi elestten beri Mustafamızı(sav) beklemişiz. Tüm kainat bunun için yaratılmış. Bu anlamı gözünde küçültme.
Bu sürü içinde kalmayı nimet olarak yetersiz sanan, bu sürüye çoban olmak isteyen aldanır. Yol da sürü de kervan da koyunlar da Allah'ındır kardeş. Onun sürüsünü almaya kimsenin gücü yetmez.
Arkanda gördüklerin yolun aynı olduğu için arkanda yürüyen müslümanlar. Senin arkanda değiller, davete icabet ettiler hakikat istiyorlar. Yolda olduğun için onların senin peşinden geldiklerini sanıyor ve ardını kalabalık vehmediyorsun.
Kervanda bir kaç iş sana nasip olsa da kervanı senin sansan ve nefsine hizmet edecek bir başka yola zıplasan, o koyunların ''koyun gibi'' peşinden gelmediğini anlarsın.
İnsan çok aldanır. Kendi kudretine bir anlam atfeder. Gurur da mağrur olmak da aldanmaktan gelir. Beşer dediğinin kudreti nedir ? Kervanın anlamına muvafık düşen söz, amel ve fikirlerin dışında senin ne ehemmiyetin ve gücün olabilir ?
Mağrur olup nefsine aldanan gayrını da aldatmaya çalışır. Şahsına insanları davet eder. Allah'ın kervanından eşkiya gibi koyun çalmaya kast eder. Yine de zaten sürüye layık olmayandan gayrısını peşinden sürükleyemez.
Allah hak etmeyen kimsenin aldatılmasına da aldatmasına da müsaade etmez. Herkes layığını bulur.
Senin ya da benim için en büyük itibar Allah'ın kervanında yolu tamamlamaktır.
Bu kervan bezmi elestte düzüldü kardeş. Kaç zaman Mustafasını bekledi. İçindeki koyunlar da bir beşerin değil, Allah'ın sürüsüdür.
On Sekiz Yaşım
On sekiz yaşım geçti önümden,
Bir yolcu gibi sessiz ve derinden.
Nice sesler duydum bu dünyada,
Kimi çağırdı kalabalığa, kimi kendine.
Ben ise aradım hakikati,
Sorular sordum geceye ve kendime.
Ezberlerle yetinmedim,
Yürüdüm düşüncenin ve arayışın peşine.
Tanıdım Rabbimi,
Karanlıkta yol gösteren nuru gibi.
Tanıdım Efendimizi,
Yol ayrımlarında yönümü bulduran iz gibi.
Mübarek beldelere vardım,
Kâbe'nin gölgesinde küçüldü dünya.
Bir kul olduğumu öğrendim,
Kalbimin yükü karıştı duaya.
Geride kaldı bazı dostluklar,
Bir vakitler yakın sandığım yollar.
Uzaklaştım gaflet meclislerinden,
Susturdu beni hakikatin ağırlığı bazen.
Sonra gördüm;
İsimler değişse de insanlar şaşabiliyor.
Kimi dünyaya, kimi kendine,
Kimi de dindarlığına aldanabiliyor.
Bu yüzden bıraktım kalabalıkları,
Ne övgüye bağlandım ne alkışlara.
Yüzümü yalnız Sana çevirdim,
Sığınarak rahmetine ve duama.
Şehadet getirdim yeniden,
Dilimle değil yalnız, ömrümle.
"La ilahe illallah" dedim,
Bir söz değil, bir yöneliş olsun diye.
Şimdi on dokuzun eşiğinde,
Geriye bakıyorum sessizce.
Eksiklerim çok, yolum uzun;
Ama kalbim biliyor kime yürüdüğünü.
18 yaşım bana dünyayı değil, yönümü öğretti.