Yarın LGS’ye girecek tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum. Uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından emeklerinizin karşılığını alacağınız bir sınav olmasını temenni ediyorum. Yolunuz açık olsun.
1 milyondan fazla çocuğumuz Lise Geçiş Sınavına girdi. Sırada üniversiteye giriş sınavı YKS var.
Bu sınava da liseyi bitiren yaklaşık 2.5 milyon kişi girecek. Eğitim ordumuzun toplamdaki sayısı ise yaklaşık 20 milyon.
Bu, dünyadaki birçok ülkenin nüfusundan fazla olan çok büyük bir rakam. Böylesine devasa büyüklükteki bir neslin eğitimi Türkiye’nin geleceğini tayin açısından stratejik önem taşımakta.
Ama ne yazık ki bir nesil deneme tahtası yapılan politikalarla heba ediliyor.
Her bakanla alt üst edilen sistem aslında doğru bir sistem aranmadığının göstergesi. Eğer samimiyetle doğru bir eğitim sistemi aransaydı bu 24 yıldır yanlışlıkla bile olsa bulurdu.
Bu 24 yılın uygulamalarını dikkate alarak baktığımızda ‘eğitimin amacı ne’ sorusuna verilebilecek bir cevap ne yazık ki yok!
Bu konudaki düsturumuz kendisi de bir eğitimci olan ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş’ın ‘Kendisine, ailesine ve ülkesine faydalı olarak’ özetlediği bir neslin yetiştirilmesidir.
Mevcut sistemin bu anlayıştan fersah fersah uzak olduğu aşikardır.
Öğretmenin öğrencisinin adını bile öğrenemeyeceği düzeyde kalabalık sınıflar, boş geçen dersler, güvenlik ve temizlik sorunları gibi fiziki sorunları bile çözemeyen bir iktidardan başkaca bir şey beklemekte de zaten hayalcilikten başka bir şey değildir.
Bursa’da Rumelili İş Adamları ve Sanayiciler Derneği’ni (RUMELİSİAD) ziyaret ederek ülkemizin ekonomik sorunlarını ve çözüm yollarını değerlendirdik. Türkiye’nin geleceğine dair fikirlerimizi paylaştığımız verimli bir buluşma oldu. Nazik ev sahiplikleri için teşekkür ederim.
Şartlar her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Türk milletinin geçim şartları zorlaştıkça zorlaşıyor. Özellikle büyükşehirlerde sıkıntı çok ama çok büyük.
Asgari ücretin 28 bin TL olduğu, en düşük emekli maaşının 20 bin TL olduğu bir ortamda İstanbul'da 40-50 bin TL'den düşük ev bulmak imkânsız.
İki asgari ücretli, İstanbul şartlarında maaşlarını birleştirse ancak bir ev kiralayabiliyor. Bunun elektriği, suyu, doğal gazı, yemesi içmesi ise ayrı bir mesele.
Halkın canını yakan bu konu ne yazık ki TV ekranlarında kendine yer bulamıyor.
Ekranlarda, emeklinin 1 Temmuz'da ne kadar zam alacağı, asgari ücrete ara zam yapılıp yapılmayacağı gibi soruların konuşulması gerekirken siyasi parti operasyonlarını konuşuyoruz.
Vatandaş, siyasetçilerden dertlerine derman olacak çözümler bekliyor; siyasetçiler ise oralı değil.
Türk milletinin acilen derdiyle dertlenecek bir iktidara ihtiyacı var. Bu iktidar da Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır.
Aylardır durmadan çalışıyor, yarının Türkiye’sini bugünden inşa ediyoruz. Teşkilatlarımız her geçen gün büyümeye devam ediyor.
İstikbal biziz, biz geleceğiz @BTP_Parti
Soykırımcı ve çocuk katili İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanına ahlak dersi vermeye kalkışması ibret verici bir pişkinliktir. Kendi sicili, ağır insan hakları ihlalleri, savaş suçları ve masum sivillere yönelik saldırılarla dolu bir kişinin adalet, vicdan ve ahlak üzerine konuşması, dünya kamuoyunun aklıyla alay etmektir.
Başkanlık Divanı toplantımızda Genel Başkan Yardımcılarımızla siyasi gündemi, üye ve teşkilat çalışmalarımızı değerlendirdik, yeni dönem çalışmalarımızı planladık.
BTP rüzgarı bu yaz daha güçlü esecek.
İktidar buğday fiyatını %22,2 zamla 16.500 TL yaptı diye övünüyor.
Peki gerçek tablo ne?
Mazot %36,7 arttı.
Gübre %47,5 arttı.
Bu tablo ile çiftçiye ne kadar çok üretirsen zararın o kadar büyür deniliyor.
Yani ÜRETME deniliyor.
Tarım sistematik bir şekilde bitiriliyor!
Trump, Barack’a Türkiye ve Suriye’den sonra Irak’ı da verdi.
Kurumsallık sadece Türkiye’de değil dünyada çöküyor. Kişilere bağlı politikalar dönemi ne yazık ki o kişilerin çıkarları ile gelişiyor. Yani özetle 3-5 kişinin huzuru için tüm dünya huzursuzluğa mahkum ediliyor.
İsrail’in rehinesi ABD yine ateşkesi bozdu.
ABD için uluslararası hukuk, yalnızca başkalarına uygulanacak kuralları içeriyor. Kendisine geldiğinde ateşkes de diplomasi de rafa kaldırılıyor. Gücü hukukun önüne koyan bu anlayış, dünyaya barış değil istikrarsızlık ve çatışma getiriyor.
Bu tablo bir kez daha gösteriyor ki Türkiye, güvenliğini ve çıkarlarını başkalarının insafına bırakamaz.
Trump İran’la anlaşmak için bölgedeki tüm ülkeleri İsrail’le anlaşmaya zorluyor. Uluslararası hukuku askıya alan zorba bir düzenle karşı karşıyayız. Ancak şunu söylemeliyiz ki; masum insanların kanları üzerinden inşa edilen bu zalim düzen elbet yıkılacaktır.
Partimiz 6 aydır, yarın seçim varmış gibi sahada. Üye sayılarımız her geçen gün artıyor ve teşkilatlarımız sürekli olarak daha da büyüyor.
Gelecek biziz, biz geleceğiz!
Demokrasiye karşı yapılan her türlü hamlenin karşısındayız.
Siyaset mahkemelerde değil sokakta, sandıkta yapılır.
Milletin kararını beğenmeyenler, mahkeme kararlarından medet umuyorlar ama son kararı yine millet verecektir.
Hüseyin Baş:
Mutlak butlan kararı gelirse parti yönetme yetkisi o günkü kongre divanın başkanına verilmek zorundadır.
O günkü kongre divanı başkanı kim?
Ekrem İmamoğlu.
Yani Butlan davası gelirse genel başkanlık Sn. İmamoğlu’na devredilmelidir.”
@huseyinbas_BTP
İl Başkanları toplantımızı Ankara’da gerçekleştirdik.
Yeni dönem çalışmalarımızı planladık.
Güçlü teşkilat yapımızı daha da güçlendirerek büyüyoruz. Çalışmalarda büyük bir özveri ortaya koyan tüm il başkanlarımızı tebrik ediyorum.
İstikbal biziz, biz geleceğiz!
12 yıl önce tarihimizin en acı felaketlerinden birini yaşadık.
Manisa Soma’da kömür madeninde çıkan yangın sonucu 301 madencimizi kaybettik. Elim facianın yıl dönümünde hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum.
Soma faciası aslında Türkiye’nin acı bir fotoğrafıdır. Özelleştirmeler, denetimsizlik, milletin kaynaklarının yandaşa ve yabancıya peşkeş çekilmesi ve ardından gelen toplu ölümler…
Ne yazık ki Soma’dan İliç’e, Zonguldak’tan diğer maden facialarına kadar aynı ihmalleri, aynı anlayışı görmeye devam ediyoruz.
İnsanlarımız kendi memleketindeki madenlerde ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor, gerekli denetimler yapılmadığı için hayatlarını kaybediyor.
Üstelik tüm bunlar karşısında “Bu işin fıtratında var” anlayışıyla yapılan açıklamalar milletimizin vicdanını daha da yaralıyor.
Hayır! Bu işin fıtratında ihmâl, denetimsizlik ve ucuz ölümler yoktur.
Eğer siz bu milletin madenlerini peşkeş çekmek yerine modern, güvenli ve milli bir anlayışla işletirseniz; ne insanlarımız yerin metrelerce altında can verir ne de bu ülkenin kaynakları başkalarının çıkarına teslim edilir.
Ancak mevcut zihniyet üretmeyi değil satmayı, korumayı değil devretmeyi esas alıyor. Bu yüzden yeni Somalar yaşanmaması için çözümün adresi, sorunun kaynağı olan anlayış olamaz.
Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz, Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli doğrultusunda; madenlerin devlet-millet ortaklığıyla işletildiği, insan hayatının kârdan üstün tutulduğu milli bir sistemi savunuyoruz.
Temennimiz; bir daha hiçbir ocağa ateş düşmemesi, hiçbir evladın babasız, hiçbir annenin gözyaşı içinde kalmaması ve ülkemizin yeni Soma acıları yaşamamasıdır.
Bu kaçıncı çuvallama!
Merkez Bankası’nın enflasyon hesapları her zaman olduğu gibi yine tutmadı. TÜİK’in tartışmalı rakamları bile gerçeği gizlemeye yetmedi.
Şaşırdık mı? Elbette hayır!
Merkez Bankası, yıl sonu için yüzde 16 olarak açıkladığı enflasyon hedefini, yılın daha 5. ayında yüzde 24’e çıkardı. Yani 5 ayda yüzde 50’lik yanılma payı!
Üstelik henüz yılın yarısına bile gelmedik. Bu tablo, açıklanan yeni hedefin de tutmayacağını açıkça göstermektedir.
Durum gerçekten vahimdir!
Asgari ücrete, emekliye ve memura yüzde 16 hedef enflasyona göre zam yapan anlayış, şimdi çıkıp “Yeni hedef yüzde 24” diyor.
Önce hedefi düşük açıklayıp vatandaşın maaşını baskıla, sonra hedefi yukarı çek! Bunun adı en hafif tabiriyle milletle alay etmektir.
Bugün milyonlarca insan ağır bir geçim mücadelesi verirken iktidar hâlâ hamasetle, algıyla ve gündem operasyonlarıyla günü kurtarmaya çalışıyor.
Ancak gerçek ortadadır: Türk milleti sistematik bir fakirleştirme politikasıyla karşı karşıyadır.
Artık görev aziz milletimizedir. Türk milleti bu makûs gidişata sandıkta dur demelidir.
Türkiye’nin acilen gerçekçi, milli ve üretim odaklı bir çözüme ihtiyacı vardır. Bu çözümün adı ise Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli’dir.
Milli Ekonomi Modeli’ni parti programı yapan Bağımsız Türkiye Partisi, milletimizin önündeki gerçek çıkış yoludur.
Değerli Gazeteci Ali Çağatay ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Nazik daveti ve hoş sohbeti için teşekkür ediyorum. @AliCaatay
Türkiye’nin gündemine dair önemli başlıkları değerlendirdiğimiz yayını izlemenizi tavsiye ediyorum 👇
https://t.co/OjeNLR3vlp