@hilmiturkmen34 Erzurum’da Mehmet Sekmen güzel işler başarıyor ama ilçe belediyeleri tam bir iş bilmezlik içinde. Bakıyorsun adam şehir görmemiş belediye başkanı olmuş hiç bir planlama, peyzaj , çevre ve sosyal işten haberi yok konserlerle göz boyuyor .
@gundem7x24 Erdoğan halkının önünde bir lider çünkü şu geçişin değerini çoğu anlamadı oysa en büyük şeref bir milletin bağımsızlığı yolunda atılan adımlardır artık her şeyimiz var bir tank vidası için bile Alamanyaaaaa günleri geride kaldı.
@hilmiturkmen34 Hilmi Başkanım bende tatilde Pazaryolu ve İspir içlerini gezdim ikisi de Ak Partili ama 2 yıldır mahallelerinde çukurlarla yaşıyorlar kilit taşları sökülüp takılmamış , tarihi kale yıkılıyor ama ne hikmetse devasa konserler veriyorlar daha neler neler.
@hilmiturkmen34@TahaSaricaoglu@demir_erdem Bundan önceki ismi lazım değil efendinin hatalarına düşmez inşallah . İşini değil ailesini v kişisel hesaplarını öne çıkaran biri vazifeyi kötüye kullanmış denektir.
NİN
@Devlet_024 Sen önce o dilini düzelt biraz medeniyet öğren ! İnsanlar hak arıyor diye araştırılmaz bir ölçü olarak toplumda kimseye filancanın karısı denmez anca eşi dersin bu da seni daha edepli bir insan yapar sen gene karşısında ol ama bir ölçün olsun .
@mahfildijital Bu kadar sığ bir bakış açısı en temel insani hakları sırf cinsiyeti yüzünden yok sayılıp kaybeden kız çocuklarını nasıl görüyor acaba ve nasıl olmuşta c. Başkanına danışman olmuş . Yazık çok yazık!
Diyanetin cuma hutbeleri üzerine birkaç kelam etmek istiyorum. Çok abes bir tartışma, saldırı hattı kuruldu bu konu hakkında, basit bir mantıkla anlatmak istiyorum.
Bir Katolik katedrali pazar ayininde, İncil’den pasajlar okur, Katolik ahlakından, kurallarından bahseder.
Bir sinagogda haham, Tevrat’taki hükümleri anlatır. Müslüman, Hristiyan, ateist ya da metnin hedef kitlesi olmayan biri buna müdahil olmaz. Çünkü bilir ki bu, o inanca gönül vermiş ya da vermeye gayret eden insanların ritüelidir.
Türkiye’de de Cuma hutbesi tam da aynı mantıkla, hayatını Kur’an ve sünnet çerçevesinde yaşamak isteyenlere nasihat ederken, kendini o hutbenin hedef kitlesi olarak görmeyen bazı kişiler, “neden bizim istediğimiz gibi konuşmuyorsunuz?” diyebiliyor.
Oysa Diyanet, bir “yaşam tarzı dayatma” kurumu değil, başta mukaddes kitabımız olmak üzere İslam’ın kendi kaynaklarını referans alarak Müslümanlara dini hatırlatmalarda bulunan bir teşkilattır.
Tıpkı Vatikan’ın Katoliklere, Patrikhane’nin Ortodokslara yaptığı gibi…
Eğer Diyanet, bu mantığın dışına çıkıp herkesin keyfine göre hutbe yazsaydı;
- “İçkinin fazlası zararlı ama azı moral olur, yeter ki kendinizi kaybetmeyin.”
- “Hac farzdır ama gitmek istemeyen yerine 40 kurban kesebilir”
“Faiz mi, azı karar fazlası zarar” gibi saçma sapan şeyler yazabilirdi :)
Absürt geliyor değil mi kulağa ama itiraz edenlerin arzu ettiği şey tam olarak bu. Her dini kurum, kendi inanç sisteminin hükümlerini esas alır. Hutbe, o inanca göre yaşamak isteyenleri bağlar, ilgilenmeyenleri bağlamaz.
Kitabi anlamda laiklik, devletin tüm inançlara eşit mesafede durması ve kimseye belli bir inancı zorla dayatmamasını güvence altına almasıdır ama bu, dini kurumların kendi inançlarının gereğini topluma hatırlatmasına engel değildir.
Bu hutbeleri “yaşam tarzı müdahalesi” gibi görmek ise, herkes benim gibi yaşasın, tek doğru budur dayatmasının laikçi bilinç altı yansımasıdır!
@hilmiturkmen34 Dinin ve din gününün sahibi olan Allah ama sürekli dini konularda beğenmedikleri hususları değiştirmeye çalışıyorlar oysa kabul etmeme gibi bir seçenekleri bile var dinde zoraki iman yok çık git niye bu dine musallat oldular bilemiyorum.