Vekillik garantisiyle fikir değiştiren, dün söylediğinin aksini söyleyenden bırak lideri dava adamı bile olmaz. Vallahi biz camianın içindeki bu zehirli adamlardan değiliz ve bu adamlardan sıkıldık. Yazık ki koltuk ve titr peşindeki bu adamları temizleyemedik.
Atatürk tartışılmazdır, kutsalımızdır, değişmez kırmızı çizgimizdir, bilincimizdir, imanımızdır velhasıl her şeyimizdir. Zerre şüphesi olan bizden değildir.
Futbolun afyon olduğuna ilişkin yaygın bir görüş var. Artık bu, ezberlendiği ölçüde tekrarlanan, tekrarlandıkça doğruluğu pekişmiş gibi duran bir görüştür.
Bilhassa despot liderlerin sporu ama özellikle de futbolu toplumun “afyonu” olarak kullanma stratejisini biliyoruz. Franco'nun tüm spor faaliyetlerini kontrol altında tutmak ve kitleleri dilediği gibi uyutmak için delegasyonlar ve yönetimler tesis ettiğini biliyoruz; televizyonda yayınlanan futbol maçlarının vatandaşları politik aktivizmden uzak tuttuğunu, özellikle Uluslararası İşçi Bayramı gibi sembolik tarihlerde politik katılımı önlemek için yine futbolun kullanıldığını da.
Bugün de futbol başta despot liderler ve iktidarlar olmak üzere, her tür iktidar tarafından böyle kullanılıyor olabilir ama meseleyi "sadece" bu boyutuyla ele almak artık bayatlamış bir akıl yürütmenin ürünüdür. Meselenin rant yönü de var, bu daha büyük bir unsurdur ama şimdi konumuz bu değil.
Ben dün, 4-5 saat sadece Aeneis metninin çevirisi ve notlandırılmasıyla uğraştım, 2 saat Latince ders verdim, yani toplamda kafaca dinç olabildiğim, en verimli 7 saatimi, tümüyle apolitik görünen, teorik bir uğraş ile geçirdim.
Peki, aynı mantığa göre, bu kişisel olarak benim için bir afyon değil mi?
Onca siyasal ve ekonomik kriz varken, tam anlamıyla örgütlü bir mücadelenin parçası ve aktivist olmayıp, sokaklara dökülmeyip, mitinglere katılmayıp gerçekleştirdiğim, siyasal bilince ve aktivizme doğrudan katkı sunmayan (veya öyle görünmeyen) bu tür filolojik çalışmalar afyonlanma kapsamında değerlendirilemez mi? Edward Said'in uzmanlaşmaya dayalı bu türden akademik çalışmaların zararlı olduğu ve bir nevi iktidarla üstü örtük iş birliği anlamına geldiği yönündeki eleştirilerini hatırlayalım. Bkz. "Edward Said'in Entelektüeli" https://t.co/7bTMo7hlLp Konuya tali yoldan katılan başka bir yayın için bkz. "Werner Jaeger ve Paideia Kavramı" https://t.co/cnNGS6mZuK
Ben böyle düşünmüyorum, yaptığımız akademik çalışmaların doğrudan veya dolaylı olarak ülkenin kültür iklimine, düşünce hayatına ve dolayısıyla vatandaşlık bilincine katkı sağladığını düşünüyorum. Onlarca makale, kitap, çeviri boşlukta kaybolmuş olamaz, değil mi? Belki de kayboluyordur ya da bunlar da bizim bu hayatta kendimizi uyutma araçlarımızdır.
Ayrıca büyük bir vakit ayırdığım sanat, müzik, sinema ve keyfen okuduğum kitaplar afyon olmuyor da, sadece futbol mu afyon oluyor?
Toplumun ve tek tek bireylerin afyonlanması olgusu, kullanılan malzemeden bağımsız olarak genel bir siyasal bilinçle ve bu hayatta neyi, nasıl ve hangi düşünce ve kanaatle yaptığınıza bağlı olarak değişir. Futbolun içinde godwin yasası gereğince örnek verilmesinde sakınca olmayan Metin Kurt da var, başkaları da, saymaya gerek yok. Önemli olan futbol dahil, her şeyi nasıl ele aldığınızla, kısıtlı yaşam deneyiminizi hangi mesaj ve ilkelerle şekillendirdiğinizle ilgilidir.
Kitleler uyutuluyor ama futbol dahil her şeyle, din, ideoloji, sosyal medya, tiktok, tv dizileri, hatta daha da kötüsü, siyasetin kendisiyle ve hiçbir yere varmayan kısır siyasi görünümlü tartışmalarla da uyutuluyor. Senelerce iktidara muhalefet etmiş, birkaç sene önce muhalefetin tek adayı olarak seçime katılmış zat, bugün ülkenin en büyük muhalefet gücü olan partisini parçalamak için uğraşıyor.
Nitelikli bir siyasi tartışmayı, sorgulamayı ve örgütlenmeyi engelleyen, bizi ülkenin geleceğiyle ilgili düşünmekten ve kendi kaderimizi tayin etmekten alıkoyan, en ciddi toplumsal sorunları ajite ederek değersizleştiren radikal siyasi tavır ve söylemler varken futbol en konforlu eleştiri nesnesine dönüşüyor. Çünkü futbolu takip eden insanlar arasında size nitelikli bir şekilde yanıt verebilecek insan sayısı az, sizi dolaylı olarak haklı çıkardığını düşüneceğiniz küfürlü bir tezahüratla karşılaşma olasılığınız yüksektir. Yanıt alamayacağınız veya almayacağınızı bildiğiniz, konforlu bir eleştiri alanında dolanıp durmuş oluyorsunuz.
"Felsefe eğitimi yaygınlaştırılsa tüm sorunlar çözülür" kolaycılığı gibi bir şey bu. Neden, nasıl, tarihteki örnekler neler? Olmayan vicdanımızı rahatlatıyor sadece, laf söylemiş oluyoruz.
Her şeye, konforlu alandaki raksına rağmen futbol aleyhine geliştirilen argümanlar da bir sorgulamanın parçası, bizi olan bitene dair düşünmeye sevk ediyor olduğu için faydalı. Birilerinde bir şeyler tetiklenebilir veya bütün bunlar sadece beğeni almak, ilgili biriymiş gibi görünmek için atılmış twitlerden ibarettir.
Ezcümle: Aaranızda en az afyonlanan ilk taşı atsın.
Bu arada İlkay'ın transferi iyi oldu, bunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…
. @BobMurphyEcon Hi, I’m writing this as a Turkish individual. In Turkey, huge protests are happening against the Erdoğan regime. A couple of hours ago, the main opposition leader and presidential candidate, Ekrem İmamoğlu, was jailed. The case is absolutely insane and ridiculous.
Meanwhile, the media is under heavy pressure, and the government has blackmailed them into stopping livestreams. @X accounts—including not just news accounts but also individual ones—have been withheld by government orders, and @X is complying without question.
We libertarians trusted @elonmusk for his commitment to free speech, but now he’s acting like a government employee. @X was the last platform where Turkish people could get news and make their voices heard, but now it’s under government control.
We, the Turkish people, do not expect any speeches, threats, or actions against Erdoğan from foreign politicians or the international community. We are strong enough to silence him and make him leave. However, without free social media, it’s becoming increasingly difficult to do so.
That’s why I’m asking you and all supporters of free speech to put pressure on @elonmusk. We have tried, but he keeps ignoring our posts—although he cannot ignore yours.
DOWN WITH DESPOTISM, LONG LIVE FREEDOM!
Bugün duruşmam vardı, vize haftam olması dolayısıyla avukatım erteleme talep etti. Reddedilmiş, zorla getirme kararı çıkmış. 23 şubatta sonraki duruşmam.
Bana bir gençlik borçlusunuz…
Bu paylaşımımdan ötürü hakkımda cumhurbaşkanına hakaret davası açıldı, şu son 1 haftada yaşanan gelişmelerden sonra nefes almakta dahi zorlanıyorum artık, düşündüğüm için yargılanmak istemiyorum…
Bu paylaşımımdan ötürü hakkımda cumhurbaşkanına hakaret davası açıldı, şu son 1 haftada yaşanan gelişmelerden sonra nefes almakta dahi zorlanıyorum artık, düşündüğüm için yargılanmak istemiyorum…
Üniversiteler her türlü düşüncenin nefes alabildiği, saf ve net bir düşünce atfosmerinin oluşturulduğu eleştirel kurumlar olmalıdır (John Henry Newman, 1852)
MEF isimli kuruluş, öğrencilerin organize edip beni davet ettiği paneli Kemalizmle ilgili düşüncelerimden ötürü iptal etmiş. Ya sen daha ifade özgürlügü gibi temel evrensel değerleri içselleştiremedikten sonra tabelana üniversite yazsan ne olur, dershaneden öte bir şey değilsin.
MEF isimli kuruluş, öğrencilerin organize edip beni davet ettiği paneli Kemalizmle ilgili düşüncelerimden ötürü iptal etmiş. Ya sen daha ifade özgürlügü gibi temel evrensel değerleri içselleştiremedikten sonra tabelana üniversite yazsan ne olur, dershaneden öte bir şey değilsin.