DEVA ve Gelecek partilerinin kurulduğu günlerde muhaliflerin bir kısmı, özellikle İYİ Parti ve milliyetçi-Kemalist çevreler bu partilerin AK Parti’nin stepnesi olduğunu, ‘Mavi AKP’ gibi lakaplar takarak hararetle savunuyordu.
Bu partilerin muhalifliği bir türlü onların atomu parçalamaktan daha zor olan önyargılarını tatmin edemedi.
Altılı Masa ittifakında SP, DEVA ve Gelecek’e verilen vekillikler de AK Parti’ye verilmiş gibi eleştirildi
Günün sonunda ne oldu?
AK Parti’ye en çok fireyi 10 milletvekiliyle, muhalefetin en milliyetçi, Kemalist sert çekirdeği gibi bakılan İYİ Parti verdi.
Ki sayı artmaya devam ediyor.
Hem de partinin sözcüsü, Akşener’in sağ kolu, en çok Atatürk diye bağıranı geçtiler
Peki bu üç muhafazakar parti ne yaptı?
Saadet hiç fire vermedi.
‘Mavi AKP’ denen DEVA’dan 1 kişi AK Parti’ye, beş kişi CHP ve İYİ Parti’ye geçti.
Daha muhafazakar Gelecek’ten 4 kişi AK Parti’ye, 1 kişi CHP’ye geçti.
Bu iki partide de AK Parti’de milletvekilliği yapmış isimler partilerinde ya da bağımsız kaldılar.
Davutoğlu, siyasetten muhalif bir manifestoyla çekildi.
İzmirli CHP’li başkanın bile AK Parti’ye göz kırpttığı zamanlarda üstelik…
Bomboş önyargıların sonu…
Özgür Özel’in yeni parti kurma girişimi niye travmatize ediliyor anlamıyorum. CHP’nin kurucusu Atatürk’ün bir ara CHP’li yöneticilere kızıp ayrı parti kurmaktan söz ettiğini en yakını Hasan Rıza Soyak anılarında yazar.
İkinci CHP Genel Başkanı İsmet İnönü 1972 yılında yapılan kongrede parti meclisi, politikasını desteklemediği için önce 37 yıllık genel başkanlıktan sonra CHP’den istifa etti.
Üçüncü CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit 12 Eylül Darbesinden hemen sonra CHP’den istifa etti ve yeni partisi DSP’yi kurdu ve yeni partisini iktidar yaptı.
Şimdi de Özgür Özel bir darbeye direndiği için CHP’den ayrılıyor ve yeni partisini kuruyor.
Halk yeni bir siyaset arıyor ve siyaset kendi mecrasında akıp gidiyor işte.
Demokrasi ve hukuktan vazgeçmiş fersude takımı niye bu kadar endişeye kapıldı anlamadım.
Kimse endişelenmesin, Hegel’in dediği gibi “rolleri tarih dağıtır”, işte bu aralar yeni bir rol dağılımı yaşanıyor besbelli.
Görelim Mevla neyler,
Neylerse güzel eyler…
rahşan ecevit, yeni bir parti kurma kararını şöyle açıklamıştı:
“düşündüm; bütün çabalarımızı, gençliğimizi verdiğimiz siyasette sıfıra indirilmiştik. bütün birikimin üzerine sünger çekilmişti. o zaman dedim, sıfırdan başlarız biz de. kaç yaşındayız? 50’yi geçmişiz. bu yaşta sıfırdan başlamak olur mu? önümüzde ne kadar süre var? yeter mi? yeter dedik. olur dedik, bu yaşta sıfırdan başlanır.”
Markalaşma uzmanı bir arkadaşa yıllar önce “CHP nasıl iktidar olur?” demiştim.
Hiç unutmuyorum yanıtını.
“İki hamle yeter: Adını değiştir, genel başkanını değiştir.”
Deniz Göktaş Kılıçdaroğlu tarafının yalanladığı “CHP’yi salın” cümlesini söylediğini açıkladı. İşte Göktaş’ın sözleri: “Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim. Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.
( Bu görüşme yaşanırken Twitter'da bahsedildiği gibi ortamın çok kalabalık olmadığını Kılıçdaroğlu hariç birkaç kişi olduğunu hatırladığını belirtti.)
2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur.”
https://t.co/68aeARcWzz
Deniz Göktaş gösteriyi yayınlayalı beri ne kadar düzgün bir insan olduğu her saat bir daha ortaya çıkıyor. Tertemiz çıktı adam onunla mücadele etmeleri zor.
Aklıma gelenleri yazıyorum, siz de eklersiniz:
*Yayının Youtube’a gelir modeli kapalı konulduğu ortaya çıktı. Kimse bir şeyden ekmek yediği iddiasıyla kirletemedi.
*Bakalım korkacak mı dediler gösterinin en can alıcı yerini kendisi ortaya attı.
*Mübalağası yok. Tatile 2 tişörtle çıktım döneceğim dedi sırt çantasıyla geldi.
*Kimseden çekincesi yok, milliyetçi damardan vururlar demedi, bedelli askerliğimi yatırdım dedi.
*Dayanışma etkinliklerine katıldığı yerler fotoğraf paylaşıyor; bağımsız sendikalar, öğrenci etkinlikleri, deprem bölgesi… Kamu hizmeti yapmış resmen
*Dönüşte alınacağını bilse de kendi gibi gelmiş şortuyla desenli gömleğiyle, iyi hal kravatına minneti
yok.
Türkiye, SONAR poll:
Kemal Kılıçdaroğlu remains the leader of CHP(S&D) and Özgür Özel forms a new party
Özel's Party-*: 33%
AKP~NI: 27%
MHP~NI: 9%
DEM-S&D: 8%
İYİ-RE: 8%
CHP-S&D: 6%
ZP-*: 3%
A-*: 2%
YRP-*: 1%
BBP-*: 1%
Fieldwork: N/A
➤ https://t.co/0bTqUXF84x
Abi İstanbul çok güzel ya. Boğaz falan. Siz Ankara’da çölde yaşıyorsunuz abi. Mars orası. Oh mis gibi İstanbul abi 5’te kalkıp işe gidip arabada uyuyoruz bedava otel hizmeti
Tepkiler bahsettiğim romantizme örnek. Bunun hiç yararı yok. Madem Atatürk'ün partisi o zaman onun 600 yıllık imparatorluktan vazgeçip yeni ülke kuran cesaretini örnek alın. Halk Partisini bırakmamak için Cumhuriyet'ten olmanın anlamı yok.
Açık havada dahi sigara kokusundan nefes alınamıyor; bu uygulamayı tüm şubelerde hayata geçirebilirsiniz.
Sigara içilebilen alanlar geçmişteki gibi kısıtlı olmalı @StarbucksTR
İş insanı Rahmi Koç’un İzmir’deki hastane açılışında eski Başbakan Binali Yıldırım’a anlattığı fıkra sosyal medyada büyük tepki topladı.
Koç'un açılışta anlattığı o fıkra:
“Doktor Kürt kadının derdini dinlemiş. 'Hanımefendi perdenin arkasına giyinin, soyunun' deyince, kadın demiş ki 'Doktor Bey, ilk sen soyun'”
Binali Yıldırım'ın gülerek karşılık verdiği bu anların ardından X'te Koç'a tepki yağdı.
Pervin Buldan, "Hiç mi utanma yok sizde. Tek kelimeyle rezillik." diyerek Koç'a tepki gösterdi.
Sol, dünyanın nasıl olması gerektiği üzerinden bir tasavvur kurgular. Sağ ise dünyayı olduğu hâliyle, verili gerçekliği içinde tecrübe eder. Bu yüzden sağcıya “sağcı” olduğunu söyleyen şey, kendi teorik beyanı değil, gündelik hayatı yaşama şeklidir. Yani sağcı, “sağcı” olduğunu söylemeye, bunu beyan etmeye ihtiyaç dahi duymaz. Sol ise mevcut düzeni değiştirmek istediği için pozisyonunu açıkça adlandırmak zorundadır.
Hülasa sağ, kimliğini ilan etmeye gerek bile duymaz çünkü zaten nizamın kendisidir; sol ise var olmak için adını koymak zorundadır.
Erkan Baş, kendi mecburiyetini başkalarının mahcubiyeti olarak görmüş; ama her zamanki gibi yanlış görmüş…