Müslüman Olan Amerikalı Genç: “Seküler Türkler Beni İslam’dan Vazgeçirmeye Çalıştı!”
▪️ Müslüman bir Amerikalı genç, Türkiye’deki seküler kesimin İslam’a yaklaşımını eleştirdi.
▪️ Türkiye’deki seküler çevrenin kendisini İslam’dan soğutmaya çalıştığını savunan genç, “İslam’ı öğrenmek istediğimi söylediğimde ‘Müslümanlar eşlerini döver’ gibi çılgınca fikirleri kafama soktular. Türkiye’nin seküler tarafı gerçekten çok üzücü” dedi.
▪️ Sekülerlerin Batı hayranlığına tepki gösteren Amerikalı genç, “Amerika’da doğup büyümenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorlar” dedi.
🇹🇷 Cihat Yaycı:
“Türk Devletleri Teşkilatı’yla ilgili çok önemli bir konu var. Bunu açık açık konuşmamız gerekiyor. Azerbaycan dışındaki Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri, 33 yıl boyunca tanımadıkları Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni geçen yıl tanıdılar, büyükelçilik açtılar.
Daha da önemlisi, Türkiye’yi Kıbrıs’ta ‘işgalci’ olarak nitelendiren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını kabul ettiklerini yazılı şekilde beyan ettiler. Bu, gerçekten sindirilmesi zor bir durumdur.
Her şeyi pembe göstermek doğru değildir. Yanlışları da konuşacağız ki kamuoyu bilinçlensin, eksikler görülsün ve gerekli adımlar atılsın. Elbette iyi yapılan işleri de takdir ediyoruz.
Bugün savunma sanayinde dünyanın 11’inci sırasındayız. Dünyanın ilk 20 ekonomisi içerisindeyiz. Türkiye’nin jeopolitik önemi her geçen gün artıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücü ortadadır.
Türkiye, kim ne derse desin, bugün bölgesel oyun kurucu, küresel oyun bozucu bir devlettir. Artık küresel oyun bozmanın ötesine geçip küresel oyun kuran bir devlet olma yolunda ilerliyoruz.
Ama bunun için eksiklerimizi de konuşacağız. Sadece eleştirmek için değil, çözüm üretmek için konuşacağız. Benim yaptığım da budur. Mavi Vatan bir öneridir. Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı bir öneridir. Kıbrıs konusunda da çözüm önerileri ortaya koymak gerekir.
Öncelikle milletimize ve bütün dünyaya şu gerçeği anlatmalıyız:
Kıbrıs hiçbir zaman bir Yunan adası olmamıştır. Biz Kıbrıs’ı hiçbir zaman Yunanistan’dan almadık. Kıbrıs’ı Venediklilerden aldık. Diğer adaları Cenevizlilerden ve Saint Jean Şövalyeleri’nden aldık. Dolayısıyla Yunanistan’ın Kıbrıs üzerinde tarihî hak iddia etmesi hem tarih bakımından hem de hukuk bakımından dayanaksızdır.
Şunu herkes çok iyi bilmelidir:
Kıbrıs Adası’ndan vazgeçersek Mavi Vatan’dan vazgeçeriz. Mavi Vatan’dan vazgeçersek Türk milletinin geleceğinden vazgeçeriz. Türk milletinin refahından vazgeçeriz. Türk milletinin güvenliğinden vazgeçeriz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği ve bekası, inanamayacağınız ölçüde tehlikeye girer.
Onun için Kıbrıs’a sahip çıkmak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşatmak ve güçlendirmek herkesin bir numaralı hedefi olmalıdır.
Geçmişte Annan Planı ile önümüze getirilen anlayışın benzerlerini yeniden gündeme getirecek girişimlere karşı son derece dikkatli olmak zorundayız. Kıbrıs’ta verilecek her taviz, yalnızca Kıbrıs’ı değil, Mavi Vatan’ı; Mavi Vatan’da verilecek her taviz ise Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini doğrudan etkileyecektir.”
YAYININ TÜMÜ👇
https://t.co/gBracsNXpo
Siz eğer bir siyonisti dize getirmek istiyorsanız elinden parasını alın
Boykot ahlâki bir erdemdir.
🗣️ GAZZE İÇİN KONUŞ
🏷️#NoToGlobalSilence
🍾(Küresel Sessizliğe Hayır)
Avrupa’nın tam ortasında, insanlığın ve vicdanın gömüldüğü yer #Srebrenitsa…
11 Temmuz 1995'te dünyanın gözü önünde 8 bin 372 Boşnak katledildi.
Soykırımın üzerinden 31 yıl geçti ama acısı hiç dinmedi.
https://t.co/hs5SIHhtmV
Avrupa’nın ortasında, dünyanın gözleri önünde yaşanan #Srebrenitsa 🇧🇦Soykırımı’nın acısı, aradan geçen
31 yıla rağmen yüreklerde
ilk günkü gibi tazedir.
8.372 masum Müslüman Boşnak kardeşimizin katledildiği o günlerde vicdanını ve insanlığını rafa kaldıran uluslararası sistem, bugün de aynı ikiyüzlülükle 🇵🇸 Gazze’de yaşanan vahşeti seyretmektedir. Dün Bosna’nın annelerini ağlatan zalim zihniyet ile bugün Filistin’in çocuklarını hayattan koparan karanlık anlayış aynıdır.
Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in,
“Ne yaparsanız yapın, soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.” sözü, bugün Gazze’de yaşananlar karşısında insanlığa yeniden sorumluluğunu hatırlatmaktadır.
Biz bu acıları unutmadık, unutturmayacağız. Dün olduğu gibi bugün de zulüm karşısında susmayacak; hakkı, hakikati ve mazlumların onurlu mücadelesini savunmaya devam edeceğiz.
Srebrenitsa şehitlerimizi rahmetle anıyor; Bosna’dan / Gazze’ye masumların kanını döken tüm zalimlerin bir gün mutlaka hesap vereceğine tüm kalbimle inanıyorum.
#Srebrenica
#Unutmayacağız
Yunan Savunma Bakanı Dendias'tan yeni inciler:
- ABD'ye soruyorum: Türklere F-35 satmanız gerçekten sizin çıkarınıza mı?
- Yunanistan, Türkiye F-35 alırsa veya yeni nesil savaş uçağı motorları alırsa memnun olmayacaktır.
- ABD'nin Türkiye'yi bu şekilde güçlendirmesi gerçekten Amerika'nın ve NATO’nun stratejik çıkarlarına mı hizmet ediyor?
- Doğu Akdeniz'de istikrar, ABD ve NATO için temel öncelik. Bu yüzden ileri teknoloji silahları bir ülkeye herhangi bir güvence olmadan (Türkiye'nin başka bir NATO üyesine karşı kullanmayacağına dair açık kısıtlama olmadan) vermek ABD'nin çıkarına mı?
- NATO içinde satılan her ileri teknoloji silah, açık bir şartla gelmeli: Bir başka müttefike karşı kullanılamaz.
- Örneğin, Amerika Yunanistan’a F-35 satarken "Bunu asla Türkiye’ye karşı kullanmayacaksınız" dese, biz bunu kabul ederiz. Çünkü Türkiye'ye veya başka bir müttefiğe saldırmayı hayal bile etmiyoruz.
(Not: Neredeyse aldıkları her silah sözde Türkiye tehdidi nedeniyle veya Türkiye'yi dengelemek için alınıyor).
- Türkiye'ye F-35 satışı durumunda böyle bir kısıtlama/garanti konulmasını ben kesinlikle desteklerim. Bu, NATO içinde en temel şey olmalı.
Dendias'ın bir konferansta bugün (9 Temmuz 2026) söylediği bu sözler birçok Yunan medyasında geniş yer buldu. Üzerine analizler yazıldı.
🇹🇷 Cihat Yaycı: YUNANİSTAN’IN KURULUŞ KODLARINI ANLATIYOR:
UYDURUK TARİH, MEGALİ İDEA, YABANCI KRALLAR, TAKLİT BAYRAK….
“Şimdi Yunanistan’ın nasıl kurulduğunu ve hangi ideoloji üzerine inşa edildiğini iyi bilmek gerekir.
1821’de başlayan olaylara genellikle ‘Mora İsyanı’ denilir. Oysa bu süreç, Türk ve Müslüman s#ykırımıdır. Yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemin sonunda Mora Yarımadası’nda tek bir Türk ve tek bir Müslüman kalmamıştır.
Yunan Millî Marşı’nın devamındaki kıtalarda da ‘Türk kanları, Müslüman kanları denizlere dökülsün, denizler kıpkırmızı kesilsin’ anlamına gelen son derece korkunç ifadeler yer almaktadır. Millî marşlarının devamı tamamen Türk düşmanlığı üzerine kuruludur.
Şimdi biraz daha geriye gidelim.
1791’de Megali İdea, yani ‘Büyük Ülkü’ ortaya çıkıyor. Aslında burada kurulan bir devlet değil, bir ideolojidir. Osmanlı Türk Devleti’nin hangi topraklarının alınacağına dair bir hedef belirleniyor. Buna Helen İmparatorluğu ideali deniliyor.
Peki hedefte nereler var?
Mora Yarımadası var.
Trakya var. Trakya’nın yarısı gitti.
Adalar Denizi’ndeki adaların tamamı var.
Kıbrıs var.
Batı Anadolu var. Nitekim 1919’da Batı Anadolu’ya çıktılar.
Pontus adı altında Karadeniz kıyılarında bir devlet kurulması hedefleniyor.
Ve en önemlisi İstanbul…
İşte bu yüzden bugün bile ‘İstanbul’ demek yerine ‘Konstantinopol’ demeyi tercih ederler. Çünkü hedeflerinden hiçbir zaman vazgeçmediler.
Tarihte modern anlamda ‘Yunan Krallığı’ veya ‘Yunan Devleti’ diye bir devlet yoktu.
Sonradan, Fatih Sultan Mehmet Han’ın Doğu Roma’yı fethettiğini kabul etmemek için ‘Bizans’ diye bir tarih anlatısı oluşturdular. Oysa Fatih Sultan Mehmet Han, ‘Ben artık Roma İmparatoruyum, Kayser-i Rûm’um.’ demiştir.
Bunu kabul etmemek için Doğu Roma yerine ‘Bizans’ kavramını kullanmaya başladılar.
Onun için ben ‘Bizans’ demiyorum, ‘Doğu Roma’ diyorum.
Şimdi gelelim devletin kuruluşuna…
1830’da Yunanistan resmen kuruluyor.
Peki garantörleri kim?
İngiltere, Fransa ve Rusya.
Her yıl bu üç ülkenin donanmaları Atina’ya gelir, Yunanistan’ın kuruluş yıl dönümünü kutlar ve gemilerini gönderir.
1830’da kurulan bu devletin ilk kralı kim?
Bir Yunan bile değil…
Bavyera Prensi Alman Otto.
1832’den 1862’ye kadar ülkeyi Otto yönetiyor.
Yani kurulan devletin ilk kralı bile Yunan değildir.
Şimdi Yunanlar bayraklarının hikâyesini anlatırlar. ‘Mavisini denizden aldık, beyazını şuradan aldık.’ derler. Hikâye uydururlar.
Halbuki Yunan bayrağının mavi ve beyaz renkleri, Otto’nun geldiği Bavyera’nın bayrak renkleridir. Bugünkü Yunan bayrağındaki renklerin Bavyera bayrağıyla benzerliği ortadadır.
1862’de Otto tahttan ayrıldıktan sonra plebisit yapılıyor. Halk, İngiltere Kraliçesi Victoria’nın oğlu Edinburgh Dükü Prens Alfred’i kral olarak istiyor.
Ancak Yunanistan’ın kuruluşunu garanti eden İngiltere, Fransa ve Rusya arasında yapılan anlaşma gereği bu üç hanedandan hiçbir prensin Yunan tahtına çıkamayacağı kararlaştırıldığı için buna izin verilmiyor.
Bunun üzerine 1863’te Danimarka Prensi George kral oluyor ve 1913’e kadar ülkeyi yönetiyor.
Yani kurulan devletin ilk kralları da Yunan değildir.
Yunanistan’ın kuruluş tarihi de budur, ilk kralları da budur, kuruluş ideolojisi de budur.”