Oğlu 1998 Yılında Şehit Oldu.
28 Yıl Boyunca, Oğlunun Şehitlik Tazminatı ve Maaşının Tek Bir Kuruşuna Dokunmadı. Adına Okul Yaptırdı. Eli Öpülesi Anadolu Kadını...
Şehit Oğlunun Maaşını ve Tazminatını Biriktirdi, Adına Okul Yaptırdı
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde 1998 yılında şehit olan Mustafa Eğerci'nin annesi Eşe Eğerci, oğlundan kalan şehitlik tazminatı ve maaşını yıllarca biriktirerek örnek bir davranışa imza attı.
Eşi Halil Eğerci'nin vasiyetini yerine getiren fedakâr anne, çocuklarıyla birlikte biriktirilen parayla oğlunun adını taşıyan bir okul yaptırdı. 2016 yılında hizmete açılan okul, bugün yüzlerce öğrencinin eğitim aldığı bir yuva oldu.
"Oğlumun adı okulda yaşayacak. Bunun mutluluğunu yaşıyorum" diyen Eşe Anne'nin bu anlamlı davranışı, vefa, sabır ve fedakârlığın en güzel örneklerinden biri olarak gönüllere dokundu.
Bir insanın sahip olabileceği en büyük lüks, annesinin hayatta olmasıdır.
Eve gelirsin, yemeğin hazır.
Hastalanırsın, başucunda.
Üzülürsün, ilk o sarılır.
Bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu, ancak kaybedince anlarız.
Bir vatandaşın, "benim atımı satın alabilecek para henüz yeryüzünde üretilmedi" diyerek değer biçtiği o safkan atın ihtişamlı duruşu ve zarafet dolu hareketleri, gören herkesi adeta büyüledi.
Doğu Türkistan'ın Başkenti Urumçi'de Çin tarafından katledilen Uygur Türk'ü kardeşlerimizi rahmet ve dualarla anıyoruz.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
"Siz Anadolu insanını, Türkleri hala tanıyamamışsınız Kumandan! Bizim için en kutsal varlığımız toprağımız, bayrağımız ve namusumuzdur!"
diyen, Milli Mücadele'nin yiğit anası, cephelerin gözü kara neferi...
Ruhun şad olsun Türklerin Amazonu, Onurumuz Kara Fatma! 🇹🇷🙏❤️
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.