Benim sessizliğim umursamazlıktan değil, fazla hissetmekten. Birini kalbime aldığımda, hatalarında bile affedecek bir sebep buluyorum. İyiyken herkes yanında olur; ben insanların kötü günlerinde, yanlışlarında bile ellerini bırakmıyorum. Galiba bazen merhametimden kaybediyorum. Çünkü ben insanları oldukları en kötü hâlleriyle bile severken, onlar beni en iyi hâlimle bile yarım bırakabiliyor.
Bir zamanlar sevgiyle dolu olan kalbimi taşa çevirdin. Yüzün bir daha gönülden gülmesin; hayat seni öyle insanlarla karşılaştırsın ki, her kırıldığında aklına ben geleyim. Benim ahım peşini bırakmasın, yokluğum içindeki en büyük boşluk olsun. Beni her hatırladığında, kaybettiğin şeyin sadece bir insan değil, sana gerçekten seven son kalp olduğunu anla.
Umarım hayat karşına beni mumla aratacak insanlar çıkarır; bana yaşattığın ne varsa, her birini misliyle hissedersin. Bir gün özlediğin kişi değil, kaybettiğin insan olduğumu anlarsın.
İçimde susturamadıklarımı sığdırmaya çalışıyorum bu deftere.
Söyleyemediklerimi kelimelere, özlediklerimi satırlara bırakıyorum. Bazen bir cümleye seni saklıyorum, bazen bir sayfaya koca bir günü
Ne acı… İnsan bazen kendisini terk eden birini, kendi içinden terk edemiyor. Ben de seni unutmayı değil, yokluğuna alışmayı öğrendim sanıyordum. Meğer her yazdığım satır, sana hâlâ söyleyemediğim bir “kal”mış
Kendimi kurtaramadığım o evrede, başkaları aynı karanlığa düşüp üzülmesin diye elimden geleni yaptım. Belki kendi içimde hâlâ kayboluyordum ama bir başkasının kaybolmasına izin vermemek için çabalıyordum. Bazı iyilikler, insanın kendi yarasından doğuyor.
Zaman ne akıyor ne de seni geri getiriyor. Sanki hayat devam ediyor da ben hâlâ senin gittiğin o günde kalmışım; herkes hayatına devam ederken ben içimde hâlâ sana çıkan o yolu bekliyorum.
Yağmur yağdı ve ben 3 dakika içinde kahve + battaniye + sıcak duş + evden çıkmama hayali kurdum. İnsan bünyesi sonbaharda çok hızlı yaşlanıyor.Şuan işe gidiyorum.