Büyük Türk Milletinin Saygıdeğer Büyüğü,Bilge Liderimiz,Atamız Devlet Bahçeli Beyefendiyi makamlarında ziyaret ederek sünnet düğünümüzün davetiyelerini zât-ı âlilerine arz ettik.
Bize ve ailemize lütuflarından ötürü minnettarız, duacıyız.
Yüce Rabbim başımızdan eksik etmesin.
Bölgesel ve küresel barış adına kritik bir eşikte, ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkes kararını memnuniyetle karşılıyoruz.
Savaşın genişlemesini önlemeye dönük her diplomatik adım, insanlığın ortak vicdanında karşılık bulmaktadır. Başta Türkiye olmak üzere bölgedeki sağduyulu devletlerin yapıcı ve uyarıcı girişimleri, aklıselim diplomasinin hâlâ canlı olduğunu göstermiştir.
Taraflar arasındaki karşılıklı irade beyanları, kontrolsüz çatışma riskini şimdilik geri çekmiştir. Ancak Lübnan sahasına ilişkin istisnalar, meselenin henüz tam anlamıyla çözülmediğini de ortaya koymaktadır.
Türkiye; barıştan, istikrardan ve adil bir uluslararası düzenden yanadır. Kalıcı çözümün yolu silahtan değil, diyalogdan geçmektedir.
Aziz milletimizin ve bölge halklarının huzuru için, ateşkesin kalıcı bir barışa evrilmesi en samimi temennimizdir.
Bir yanda barış arayışları ve diplomatik temaslar devam ederken, diğer yanda İstanbul’da karanlık yüzünü gösteren birtakım malum çevrelerin vekâlet unsurları eliyle gerçekleştirilen terör saldırısı, Türkiye’yi hedef almıştır.
İstanbul Beşiktaş Levent’te meydana gelen menfur terör saldırısı, ilk etapta “İsrail Başkonsolosluğu hedef alındı” şeklinde servis edilmiş olsa da, konsolosluğun boş olduğu gerçeği olayın mahiyetinin daha farklı olduğuna dair emareler göstermiştir.
Saldırının, jeopolitik konumu ve güçlü finans altyapısıyla öne çıkan alternatif merkezlerden biri olan İstanbul’da Levent gibi kritik bir bölgede, uluslararası şirketlerin yoğunlaştığı bir alanda ve doğrudan güvenlik güçlerimizi hedef alacak şekilde gerçekleştirilmiş olması tesadüf değildir.
Ayrıca; İran–ABD gerilimi ve bölgesel belirsizlikler nedeniyle Orta Doğu ve Asya merkezli bazı şirketlerin faaliyetlerini daha güvenli finans merkezlerine taşıma arayışlarının arttığı ve Türkiye’nin de bu konuda çeşitli çalışmalar yürüttüğünün en yüksek düzeyde kamuoyuyla paylaşıldığı bir dönemde gerçekleştiği bilinmektedir.
Aziz milletimizin huzur ve güvenliği asla bu tarz tehdit ve tehdidin gölgesi altında bırakılmayacaktır.
Bu kararlılığımızın en somut tezahürü kahraman polislerimizi canı gönülden kutluyor, fedakârca müdahaleleriyle büyük bir felaketin önüne geçen güvenlik güçlerimize ve süreci büyük bir dikkat ve titizlikle takip eden tüm güvenlik bürokrasisini tebrik ediyor, yaralı kardeşlerimize Allah’tan acil şifalar diliyorum.
Türkiye; terörün, provokasyonların ve kirli senaryoların karşısında dimdik durmaya, bölgede ise umudun ve istikrarın adı olmaya kararlılıkla devam edecektir.
EMPERYALİZMİN TÜRKİYE’YE VE BÖLGEMİZE DÖNÜK HESAPLARI VE İÇERİDEKİ TAŞERONLARI
Tarihin görüp göreceği en akılsız ve en idraksiz iş birliği niteliğindeki ABD-İsrail şer ortaklığının savaş histerisi; sadece bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmamakta, dünyayı da ciddi bir yok oluş tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Siyonizm’in son tilmizleri olan Amerikan Evanjelistleri, gerici dinî hurafeler üzerinden “vaat edilmiş topraklar” ütopyasını gerçeğe dönüştürme çabasındaki İsrail’e yobaz ve tutucu bir tavırla destek vermektedir.
Dünyanın ve insanlığın kaba güç ve taassupla değil, akılla yönetilebileceği, gücün akılla birleştiği oranda müessir olabileceği hakikati, ABD yönetimi tarafından unutulmuştur.
ABD akılsızca politikalarla teknolojik gücünü boşuna sarf etmekte, Orta Doğu’da distopik bir düzen kurma sevdasındaki terör devleti İsrail’in hezeyanlarının peşinden sürüklenmektedir.
ABD; aynen Gazze ve batı Şeria’da olduğu gibi, İsrail’in Lübnan’daki katliamlarına karşı da duyarsız ve umursamaz davranmaktadır.
Sözde demokrasi havarisi ve insan hakları şampiyonu AB ülkeleriyse ABD’nin gölgesinde her türlü barbarlık ve zulmü sergilemekten çekinmeyen İsrail’in canice eylemleri karşısında suspus olmuştur.
Diğer taraftan, ABD-İsrail ikilisiyle İran arasındaki kaotik savaşta geçici ateşkes ilan edilmişse de eller tetiktedir.
Trump ve cani Netanyahu, bekası uğruna direnen İran’a karşı bir “zafer hikâyesi” yazabilmek için nükleer silah kartını bile kullanabilecek iki çılgın olarak karşımızda durmaktadır.
Dünya, nükleer bir savaşa hiç olmadığı kadar yaklaşmıştır.
İsrail’in İran’dan sonraki uzun vadeli bölgesel planlarına koşulsuz destek veren Amerikan yönetimi, hâlen Orta Doğu’da yeni tezgâhlar peşindedir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’dan ayrılma meselesini tartışmaya açması, Washington yönetiminin yeni küresel ve bölgesel kirli hesaplarının habercisidir.
Trump’ın son dönemde sürekli NATO aleyhinde konuşması ve ittifaktan ayrılma isteğini sık sık dillendirmesi boşuna değildir.
İran savaşına tepki göstererek istifa eden ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent; Trump’ın ittifaktan ayrılma isteğinin arkasında yatan asıl sebebin, muhtemel bir Türkiye-İsrail geriliminde kolaylıkla İsrail’in yanında yer alma niyeti olduğunu belirtmiştir.
Bu açık ifşaat, Amerikan politikalarının nasıl İsrail çıkarlarına eklemlendiğini gözler önüne sermektedir.
Aynı ifşaat, böylece ABD’nin Türkiye’ye dönük sinsi hedeflerini de ele vermektedir.
Buna karşılık Türkiye; Orta Doğu’da temel insani değerlerin yaşaması, bölgede barış ve istikrarın yeniden tesisi için çaba gösteren ülkelerin başında yer almaktadır.
Türkiye, atalarından tevarüs ettiği binlerce yıllık devlet telakkisi ve yönetim kültürü mirasından aldığı ilham ve taşıdığı küresel sorumlulukla bölgede büyük devlet politikası uygulamaktadır.
Caydırıcı bir küresel unsur, gündem ve konjonktür değiştirici yeni bir orta güç mevkiindeki Türkiye, bölgemizde istikrarın yeniden tesisine ve barışın egemen kılınması gayretlerine müspet diplomatik hamlelerle katkıda bulunmaktadır.
Türkiye’nin üstlendiği oyun değiştirici rol karşısında hesapları bozulan terör devleti İsrail ve destekçisi Amerikan yönetimi tarafından beşinci kol faaliyetlerine destek verilmektedir.
Türkiye aleyhinde casusluk, karalama kampanyaları ve yalan haber operasyonları düzenlenmektedir.
Amaç, Türkiye’nin bölgedeki müessiriyetini baltalamaktır.
Bu doğrultudaki faaliyetler kapsamında içeride karmaşa yaratmak üzere Türkiye’de uyuyan veya pusuda bekleyen DEAŞ ve FETÖ hücreleri harekete geçirilmiştir.
Emperyalizmin yerli taşeronları ve bunların dışarıda yuvalanan uzantıları, efendilerinden aldıkları talimat doğrultusunda yeni bir Cumhur İttifakı karşıtı cephe kurmuşlardır.
Cumhur İttifakının ilkeli ve tutarlı bir üyesi, maşeri vicdanın sesi konumundaki MHP’nin; şu sıralar bilhassa FETÖ hücreleri ve FETÖ terör örgütüyle iltisaklı siyasi odaklarca düzenlenen saldırıların ve algı operasyonlarının odağında olması bu yüzdendir.
Bilhassa Terörsüz Türkiye istikametindeki hayati adımların, ısrarla basit ve kirli bir işbirliği imiş gibi gösterilmeye çalışılması, bu sebepledir.
Son günlerde MHP bünyesindeki olağan teşkilat hareketlerinin ve nöbet değişikliklerinin farklı zeminlere çekilip bunlara menfi anlamlar yükleme gayretlerinin iştahla sergilenmesi de partimizi güçten ve itibardan düşürmeyi hedefleyen aynı hain planların bir parçasıdır.
FETÖ’nün yurt dışındaki militanlarının da sosyal medya üzerinden bot hesaplar ve sahte haber siteleri oluşturarak yaptıkları manipülatif paylaşımlarla partimiz hakkındaki kara propagandalara hız verdikleri görülmektedir.
Gerek başını İP’in çektiği tefrika ve fitne partilerinin sözcüleri ve gerekse öteki sözde milliyetçi-muhafazakâr bazı Dırar Mescidi imamlarının, bu paylaşımları kullanarak MHP’ye yönettikleri saldırılar, sinsi bir plana işaret etmektedir.
MHP olarak ihanet mayasıyla yoğurulan bir takım siyasi teşekkül ve mihrakların aleyhimizdeki toplum mühendisliği çabalarını görüyoruz.
Geleceğe dönük oy avcılığı hesaplarına dayalı, çıkarcı propaganda çalışmalarını dikkatle takip ediyoruz.
Emperyalizm hemen sınırlarımızın ötesinde Türkiye’nin bekasına yönelik hesaplar ve gizli hazırlıklar peşindeyken, ABD ve İsrail’in değirmenine su taşıyan alçakları millete havale ediyoruz.
Milletimizin; kurtlarla sırtlanları, gerçek vatanseverlerle hainleri birbirinden ayırt edecek ferasette olduğunu geçmiş tecrübelerimizle biliyoruz.
Kardeş ülke İran’ın başına gelenler karşısında, TERÖRSÜZ TÜRKİYE olgusunun; ülkemizin bekası, milletimizin birlik ve bütünlüğü açısından bugün dünden daha büyük önem taşıdığını kamuoyuna bir kez daha hatırlatmayı görev biliyoruz.
Kendine “Türkiye’nin birinci partisi” süsü veren CHP’nin, yangın bölgeyi sararken iktidar sevdasına düşmesini de esefle kınıyoruz.
Halk arasında, “Eller işi derdinde, Fatoş kişi derdinde.” diye bir söz vardır.
Bu söz; iktidar hülyalarına dalan, Türkiye’nin ve bölgenin gerçek gündeminden kopuk CHP’nin şaşkın vaziyetini pek güzel özetlemektedir.
Erken seçim rüyalarıyla vakit zayi eden CHP’ye payanda olmak için şimdiden kolları sıvayan amatör siyaset oyuncusu İP’in ve benzeri particiklerin kıvrak danslarını da ibretle seyrediyoruz.
Gaflet ve dalalet uykusundaki çok parçalı muhalefetin iş birlikçi tutumu karşısında Cumhur İttifakı; Türkiye’nin istikrarını sağlayan, bekasını ve geleceğini teminat altına alan “siyasi kale” işlevini kararlılıkla ifa edecektir.
Bu kale yıkılamayacak ve surlarından bir taş bile sökülemeyecektir.
Cumhur İttifakı sadece Türkiye’nin bugününün değil, yarınının da garantörüdür.
Cumhur İttifakının hedefi; sadece içinde bulunduğumuz yüzyılın değil, sonraki asırların güçlü ve müreffeh Türkiye’sinin de temellerini atmaktır.
Cumhur İttifakı’nın tutarlı bir üyesi olan MHP, boş hayaller peşinde koşanları yeise, itibar suikastlarını boşa düşürecek siyasi kudrete maliktir.
MHP, kuvvetini ve ilhamını doğrudan millet sevdasından, millet iradesinden almaktadır.
MHP; 57 yılı aşan siyasi mücadelesinde vazgeçmediği tutarlı ve yapıcı tavrından taviz vermeden, Türkiye’nin bekası istikametindeki katkısını şaşmaz bir iradeyle sürdürecektir.
Şurası bir hakikattir ki hemen her siyasi partide olduğu üzere MHP teşkilatlarında da zaman zaman görev ve nöbet değişiklikleri olabilmektedir.
Hangi kademede, hangi teşkilatta olursa olsun, herhangi bir vazifeyi yeni dava arkadaşlarımızın üstlenmesi; bir bayrak değişimi, bir kan tazeleme hamlesi olarak değerlendirilmelidir.
Görev değişiklikleri aynı zamanda partimiz ve camiamız içinde kan bağışı kampanyaları olarak da nitelendirilebilir.
Kan bağışının on binlerce cana sağlık verdiği gibi, nöbet değişiklikleri de Milliyetçi-Ülkücü camiada bünyenin güçlenmesine ve siyasi varlığının sıhhatli kalmasına zemin hazırlamaktadır.
Ayrıca görevlerini devreden dava arkadaşlarımızın manevi sorumlulukları devam etmekte ve hepsi de mensubiyet şuurundan doğan vecibelerini camiamız içinde dayanışma ruhuyla ve kıvançla yerine getirmektedir.
MHP saflarında her yer ve görev değişimi; yeni bir silkiniş ve şahlanış vesilesidir.
Aidiyet hissi ve mensubiyet şuurunun tazelenmesi, bilenmesidir.
MHP teşkilatları ve kurulları, Liderimiz Devlet Bahçeli’ye derin ve kuvvetli bir merbutiyetle bağlıdır.
MHP camiası; 57 yıldır yürüdüğü kutlu yolda, bilge Liderinin arkasında coşku, inanç, iştiyak ve kararlılıkla ilerlemeye devam edecektir.
Azerbaycan’dan ülkemize dönüş yolunda Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen C130 askerî kargo uçağında şehit olan kahraman askerlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyoruz.
Elazığ İl Teşkilatımız,
İlçelerimizle, Sendikalarımızla, Muhtarlarımızla, ağabeylerimiz, ablalarımız, kardeşlerimiz TBMM’de misafirimiz oldular, imzalarını attılar.
Elazığ’ın evladı olmakla;
Şâd oldum.
Onur duydum.
Ben sizden razıyım.
Allah da sizden razı olsun.
Türk Milletinin Büyüğü..
Onurumuz, Gururumuz..
Liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendiye; TBMM’den Genel Merkezimize uğurlarken, İl Başkanımızın teşkilatımız adına hazırladıkları hediyelerini takdim etme şerefine nâil olduk.
Lider-Teşkilat-Doktrin..
Saygıdeğer Büyüğümüz, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Beyefendi’ye Türkiye Kamu-Sen İl Teşkilatımızın hediyelerini takdim ettik.
Lidere sadakat şerefimizdir.
Baskil Belediye Başkanımız Sn.Tuncer Turus, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’ye yöremizde yetişen değerimiz ‘Baskil Kayısısı’nı takdim ettiler.
Allah başımızdan eksik etmesin.
Elazığ’ımızın sorunları var..
Çözüm yeri belli..
Milli İradenin Tecelligâhı..
Gazi Meclisimizde Elazığ’ımızın sorunlarını ve çözüme dair önerilerimizi konuştuk..
MHP Elâzığ Milletvekilimiz Semih Işıkver: Esnaf ve sanatkârlarımız toplumun omurgasıdır.
🇹🇷@KverSemih : Ahilik geleneği bu toprakların vicdanıdır. Bugün bu vicdanın sesi, zincir marketlerin sınırlandırılmasını, pazar günlerinin küçük esnafa bırakılmasını talep etmektedir. Bu düzenleme sadece ekonomiyle ilgili değil sosyal huzurla da ilgilidir.
#Elazığ'da 18 mahallemiz deprem sonrası yorgun ve metruk bir hâldedir, bu bölgelerin dönüşümü ilimizin kader meselesidir. İstanbul'da uygulanan "#YarısıBizden" kampanyasının #Elâzığ'a da genişletilmesi yahut Emlak Konut marifetiyle yapı stokunun yenilenmesi vatandaşımızın temel beklentisi durumundadır.
#Elazığ'ımız her dönemde devletine sadakatle bağlı olmuş bir şehirdir. Milletimizin sadakatine karşılık devletimizin de elini #Elâzığ'ın üzerinden eksik etmemesi gerekmektedir.
MHP Elâzığ Milletvekilimiz @KverSemih Semih Işıkver: 1934 yılında Elâzığ garı, il merkezinde yer alan Aksaray mahallesine yapılmış ve bugüne kadar hizmete devam etmektedir.
Aradan geçen zaman diliminde Aksaray, Hicret ve Kızılay mahallelerinin içinden geçerek il merkezi dışına çıkan güzergâh, bulunduğu lokasyonun gelişimine engel olduğu gibi, adı geçen mahallelerimizde vatandaşlarımızın gayrimenkullarinin değer kaybına neden olmuştur.
Yıl içerisinde çeşitli kazalarla da gündeme gelmektedir. Bugün Elâzığ il merkezini tren rayı üstü ve altı şeklinde ikiye bölen ve modern kent kimliğinden uzaklaştıran tren raylarının il merkezi dışına taşınması, ilin ve halkımızın yıllardır çözüm bekleyen çok önemli bir sorunu durumundadır. Çözümü için gerekli adımların Bakanlığımız tarafından atılmasını bekliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Milletvekillerimiz Sn.Ejder Açıkkapı, Sn.Mahmut Rıdvan Nazırlı ve Akpartili İlçe ve Belde Belediye Başkanlarımızla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Sn.Hasan Süver’i Baskil ve Keban Belediye Başkanlarımızla birlikte ziyaret ederek ilçelerimizin sorunlarını görüştük.
Hayırlara vesile olsun.
Konumumuz TBMM..
Konumuz: Tren Hattı..
Şehrimizi ortadan ikiye bölen ve ilimizin gelişimini uzun yıllardır engelleyen tren hattını deplase etmemiz gerekiyor.
Emek vereceğiz inşallah.
Ya Bismillah..
Van’da Terörsüz Türkiye için Milli Birlik ve Dayanışma Toplantımızda yapmış olduğumuz konuşma..
Her zaman yanımızda olan Tek Medya AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Sn.Zülfü Bal’a yürekten teşekkür ederim.