Geldim sevgilim, geldim evladım.
Bundan bir sene önce 04.17 geçe ben seni alıp çıkaramadım. Geldim yine. Bu sefer sen çıkar mısın? Yalvarıyorum. Mezarlığı birbirine katsam yine? Toprağını eşelesem? Kafamı vursam taşına kafam kopana kadar? Ben yapamadım. Sen yapar mısın? Ben seni kurtaramadım. Hiçbirinizi kurtaramadım. Ama sen beni kurtarır mısın?
Nefesimi tuttum, sustum, kaçıyorum aşkımdan köşe bucak.
Ağzımdan üç beş cümle dökülüyor, gözlerimden yaşlar. Peki ya arkasında olanlar? Görünmeyen ve de gösteremediklerim? Onları her zaman gören zeytin gözlerin geri gelecek mi?
Uyandıramadım, koş çıkmamız lazım diyemedim. Koşarken ellerinden tutup çıkaramadım. Kıyamet koparken korkma diyemedim. Üzerine çöken yığınların arasına girip de çekemedim. Parçalandın, saçının telini koruyamadım. Boğuldun, nefesin olamadım. Kalan nefesimi de sana veremedim. Nehir diye çığlıklar attın, yettim dayan diyemedim. Ezildin, çık ben ezileyim diyemedim.
Ömrümü sana adamış ben; tebessümü de aşkı da sevdayı da davayı da sen diye bilen ben, bildiğim her şeyi unuttum. Bir seni unutmadım.
Ben senin için dünyayla savaştım. Dünyayla bir kere olsun barışmadım. Bedenim koca bir öfkeden ibaret. Ama bunları sen varken senin için yaptım. Söyle şimdi kim için ve kimle yapacağım? Bir gün gücümü toplayıp yaşadığımız her şeyi tek tek gömeceğim toprağına.
Ama hala bir şansım varsa,
Öyle bir ölmek istiyorum ki güzeller güzelim. Öyle bir ölmek. Öyle böyle değil. Çıldırmışcasına. Sürünürcesine. Dilenircesine. Hayallerimi süslercesine.
Nefes alamazken, kalbim çürürken, ayaklarım tutmazken.
Bana hayat diye verilmiş cehennemimin her köşesinden sesleniyorum sana. Kıvranıyorsun, biliyorum. Ben de kıvranıyorum, sevgilim.
Anne, ben seni kendim doğurmuş gibi sevdim. Yok oluşumu izleme. Yalvarırım,
‘’Beni bir kere daha doğur.’’
ya da durma al.
Tuvalet kağıdından alınan vergi %8 den %20 ye çıkarılmış. Dar paçalı pantolonla gezen zenginler daha refah içinde yaşasınlar diye vatandaşın götünü silmesi lüks oldu. Çok değişik bir şahlanış