Üzerimde belli belirsiz bir şeylerin gerginliği,kafamda geleceğin belirsizliği, önümde nerede biteceğini bilmediğim belkide hiç başlamadıgim garip bir yol, ruhumda hezeyanlar, herşeye rağmen bolca ümit, yürüyorum...
Sırf birisini kaybetmek istemediğin için daha fazla anlayışlı ve affedici olmaya çalıştıkça, karşındakine de hak vermeye, düzeltir sanarak konuyu kapatmaya çalıştıkça, kimse seni kaybetmekten de incitmekten de korkmamaya başlıyormuş. Bugünlerde aldığım en büyük ders bu..!
aramız iyi sandığım insanlarla aslında ben çabaladığım için iyi olduğumuzu çabalamayı bıraktığımda, yanımda sandığım insanların da aslında yanımda olmadıklarını onlara koşmayı bıraktığımda anladım. geç kalınmış ama insanı güçlendiren bir farkındalık bu...
Hayal et.
Seni bir yılan ısırıyor. Zehirden kurtulmak yerine yılanı tutmaya, seni ısırmasının sebebini öğrenmeye ve ölmemen gerektiğini ona kanıtlamaya çalışıyorsun.
Konu yılan değil.
“Dışardan bakınca belli olmayan zor şeyler yaşadım. Kendime bile açıklayamadığım şeyleri kimseye hissettirmedim. Zaten pek hâlimden anlayan da yoktu. İçimde yaşayıp bitirmeye o kadar alıştım ki gece yanlışlarımla astığım kendimi sabah umutlarımla sarılmaktan hiç çekinmedim.”...