Economist Türkiye'nin gelişmekte olan piyasa statüsünü kaybedebileceğini yazdı. Abartı olabilir ama bu arada S&P Dow Jones Polonya'yı gelişen ülke kategorisinden GELİŞMİŞ ülke kategorisine çıkardı. Polonya borsası bu yılın en iyilerinden.
1990'da Polonya Türkiye'den fakirdi.
Kamuoyuna Açıklama
Yayıncı kuruluşun, kırmızı kart gören rakip takım teknik direktörünün hakem kararına ilişkin sözlerini kendi muhabiri aracılığıyla kamuoyuna aktarmasını dikkatle takip ettik.
Fenerbahçe’nin yıllardır tartışmalı kırmızı kartları, penaltı beklediği pozisyonları ve VAR kararları neden aynı hassasiyetle gündeme taşınmadı?
Talebimiz ayrıcalık değil, her kulübe aynı şekilde uygulanan eşit yayıncılık standardıdır.
Bu standardın sağlanması adına beIN SPORTS yönetiminden gerekli açıklamayı ve düzeltmeleri bekliyoruz.
Aksi hâlde, yayıncı kuruluşla ilişkilerimizi askıya alma seçeneğini değerlendireceğimizi kamuoyuna bildiriyoruz.
Fenerbahçe Spor Kulübü
Muhtemelen çoğu kişi bu durumdan gram ders almayacak ama İsmail hocanın mevcut durumu ibretlik.
Fenerbahçe’yi 18 sene sonrasında Şampiyonlar Ligi’ne götüren hocaya 4 gün boyunca “Roma maçını kazanamazsa, kötü oyun oynatırsa gider” haberleri yaptırıldı.
Taraftarı katmıyorum, medyadan doğru düzgün kimse de çıkıp “Yahu Roma maçı öncesi bunlar konuşulacak meseleler mi?” demedi. Herkes değişim, herkes kaos istiyor bu kulüpte.
Taraftarı katıyorum, çıkıp hocasına sahip çıkamadı. Normalde Roma maçı öncesi yapılan bu habere “hocamızı itibarsızlaştırmayın” diye reaksiyon vermek gerekirken aksine “giderse kim gelir” konuşuldu.
Yönetimi katıyorum; her şeyi jet hızıyla yalanlayanlar ne hikmetse bunu yalanlamak istemedi.
Sanki elinde kimyası çok yüksek bir kadro varmış, senelerdir birlikte oynayan bir oyuncu grubu varmış gibi.
Sanki transferde her istediği yapılmış, gönderilmesin dedikleri gönderilmemiş gibi.
Eleştiri perdesi hep en yüksektendi. Giyinişine, konuşmasına kadar hadsizce şeyler gördük, duyduk ve maalesef okuduk.
Sevgili dostlar, siz hocanıza dokunmalarına izin verirseniz dokunurlar.
Siz hocanız hakkında yapılan haberlere reaksiyon vermezseniz yaparlar.
O yüzden esasında ibretlik çok konu var. Ders alınır mı? Sanmıyorum. İsmail Kartal gider, x gelir. Gelene kadar pozitif, gelince de düşsün diye negatif.
O sırada da atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş.
Meselenin İsmail Kartal meselesi değil, Fenerbahçe teknik direktörlük makamına bu kadar kolay dokunabilmek olduğu umarım günün birinde anlaşılır
Türkiye’de senelerdir diş hekimleri sessiz bir şekilde atanamadan yok olurken,
Sağlık Bakanı’nın yardımcısı Yasemin Özkan’ın:
• Kocasının Marmara Üniversitesi’nde Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı olduğu,
• Oğlunun da yine Marmara Üniversitesi’nde doktora yaptığı belirtildi.
• Yasemin Özkan’ın aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nin eski dekanı olduğu biliniyor.
Yasemin Özkan ise bu iddialara yanıt vermek yerine İslam’ın 5 şartını paylaşmış.
BU ÜLKEDE BİR YERE GELMEK İÇİN İLLA BİRİNİ Mİ TANIMAK LAZIM? BU ÜLKEDEKİ AHLAKİ ÇÖKÜŞ İŞTE BU NEDENLE ÖNLENEMİYOR. DİNİ DE BUNA ALET ETMEYE ÇALIŞIYORLAR.
Senelerce en başarılı öğrenciler devlete atanamıyor. Özel sektörde, diş fakültesiyle alakası olmayan kişilerin kliniklerinde en iyi ihtimalle 40-50 bin TL maaş alıyorlar. Bu ülkenin gençleri kendi ülkesine küsüyor.
Uzman olmak için on binlerce diş hekimi sınava giriyor. Devlete atanmak için yine on binlercesi atama bekliyor.
Siz devlette dişiniz için randevu bulamazken, on binlerce atanmayı bekleyen diş hekimi var.
Şimdi ise doktoranın kaldırıldığı ve doktora programına girmiş öğrencilerin otomatik olarak uzman sayılacağı belirtiliyor. Diş hekimleri bunun, üst düzey yetkili ailelerin çocukları için yapıldığını düşünüyor.
Bu insanlar her gün mail atıyor. Yazdıklarını okuduğumda benim bile psikolojim bozuluyor.
Ülkede o kadar israf yapılırken başarılı gençler istihdam edilemiyor.
Bu sene uzman olmak için sınava gireceklerin sayısının 14.000 olması bekleniyor. Sorun her geçen yıl daha da artıyor ve çözüm yok.
Deniz Zeyrek: “Alman Volkswagen şirketi Türkiye’ye 1,4 milyar euroluk dev tesisler kurup, 2,1 milyar dolarlık özel elektrikli araç fabrikası kurmayı planlamıştı.
Ne yazık ki 2019 yılında bu yatırımdan vazgeçerek, Avrupa Birliği’ne yeni katılan eski Doğu Bloku ülkelerine yönelmeyi tercih etti.
Geçen hafta Çinli BYD şirketi Türkiye’de yapacağı milyarlarca dolarlık yatırımdan vazgeçti.
Şirket Başkan Yardımcısı Stella Li önceliklerinin Macaristan olduğunu, ikinci Avrupa tesisi için de Fransa ya da İtalya’daki atıl fabrikaları düşündüklerini açıkladı.
Türkiye’yi derin ekonomik krizden çıkaracak önlemler belliydi. Ancak bu başlıklarda ne yazık ki her şey kötüye gidiyor;
• Mali disiplin sağlamak: Ne yazık ki kamunun gelirleriyle giderleri arasında ciddi bir uçurum oluştu. Bütün yük vergi veren vatandaşa yüklendi. Emeklilere, memurlara verilen ücretler son derece düşük seyretmesine karşın bütçe açığı ve faiz giderleri tarihin zirvesine çıktı.)
• Sıkı bir para politikası uygulamak: (Merkez Bankası politika faizini düşürse de mevduat ve kredi faizleri yüksek seyretmeye devam ediyor. Bu da düşük faizle borçlanabilen yabancıların Türkiye’ye gelip yüksek faiz geliri elde etmelerini sağlıyor. Carry Trade denen bu durum da dövizi düşürmeye yetmiyor ve MB dövizi tutabilmek için sürekli rezerv bozduruyor. Borçlanmalar da yüksek risk gerekçesiyle yüksek faizle yapılıyor.)
• Kamu harcamalarında ciddi tasarruf yapmak: (İtibardan tasarruf edilmez şiarıyla kamu harcamaları tam gaz sürüyor.)
• Kamu İhale Yasası’ndaki istisnaları ortadan kaldırmak: (21. maddenin B fıkrasındaki davet usulü ihaleler yandaş şirketlerin kasasını doldurmaya devam ediyor. KİK’ndaki istisnaları kaldırmak yerine sürekli yeni istisnalar getiriyorlar.)
• Merkez Bankası’nı bağımsız hale getirmek gibi yapısal reformlar yapmak: (Mehmet Şimşek’in bu konuda hiçbir çabası olmadı.)
• Yatırım ortamını iyileştirerek yabancı doğrudan yatırım çekmek: (Bu konudaki vahim durumu başta verdiğim iki örnekten çıkarabilirsiniz. Tavuk üreticilerine yapılan son operasyon da tuzu biberi oldu.
TOBB’un bünyesinde kurulmuş TEPAV’ın son raporundaki verileri de aktarınca vahameti iyice anlayacaksınız;
Son 12 aylık dönemde net doğrudan yatırım girişi yalnızca 2,1 milyar dolar.
Buna karşılık yabancıların Türkiye’deki net gayrimenkul alımı 2,6 milyar dolar. Gayrimenkul yatırımlarının net girişlere oranı %121,9’a yükseldi.
Türkiye’ye gelen yabancı sermaye, fabrika ve üretim yatırımlarından çok konut ve taşınmaz alımlarına dayanıyor.
Gayrimenkul hariç tutulduğunda net yatırım dengesi +2,1 milyar dolardan -0,5 milyar dolara düşüyor.
Yatırım gelmediği gibi Türkler de paralarını ülke dışına çıkarıyor. Yabancılara konut satışı ilk çeyrekte %8,8 düşerek 4.390 adede geriledi.
Türklerin yurt dışındaki gayrimenkul yatırımları ise 2,7 milyar dolara ulaştı. Bu rakam 2017-2021 ortalamasının 10 katından fazla.”
Fenerbahçe ve Real Madrid seçimlerindeki benzer açıklamalar:
Aziz Yıldırım: Size hayal satıyorlar.
Florentino Perez: Diğer aday sizi kandırıyor.
Hakan Safi: 65 yaş üstü aday olmasın.
Enrique Riquelme: Gençlerin önünü açın.
Aziz Yıldırım: 2 oyuncu imza atacak.
Florentino Perez: 2 oyuncu ile anlaştık.
Hakan Safi: Suarez ile anlaştık.
Enrique Riquelme: Haaland ile anlaştık.
• Aziz Yıldırım ve Perez'in kampanya hesapları askıya alındı.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Yorumlarda gördüğüm kadarıyla kimse anlamıyor bu olayı anlatayım basitçe.
Bak şimdi. Ülkedeki diğer başkan adayını hapse atmışlar, ülkenin en çok oy alan partisine de çökmüşler. Bunlara baştaki kişi karar vermiş mahkeme değil. Baştaki kişinin işine gelecek her şey yaşanıyor. Yargı bağımsız değil.
Sen buraya parayı getirip koyarsan chp’ye çöken sana da çöker. Çökersa napacaksın? Hakkını mahkemede mi arayacaksın? Zaten o mahkeme yoluyla sana çöküyor. Bu tarz otokrat sistemlere devamlı para lazımdır. Başındaki doysa altındaki doymaz. Eniği doysa cücüğü de ister. Burda artık her şey rüşvetle gayrimeşru ortaklıkla çözülecek demektir. Hiç kimse deve yüküyle faiz de verseniz, carry trade de yaptırsanız buraya gelmeyecektir. Nitekim bofa’nın carry trade hesabını kapatması ve çekilmesi meğerse bunun işaretçisiymiş. Onlar çoktan bilgiyi içerden satın almış…
Özetle kimse güvende olmayacağı yere yatırım yapmaz. Olan da kaçar.
İyi akşamlar