AKP’nin FON SKANDALINI SAMİMİYETLE SORUŞTURMA NİYETİ OLSA BORSA İSTANBUL, BDDK, SPK YÖNETİMLERİNİ GÖREVDEN ALMAKLA İŞE BAŞLARDI!!!
Akp, gırtlağına kadar bu skandalın içindedir. Bu yüzden bu düzeni soruşturamaz; çünkü gerçek bir soruşturma, dönüp dolaşıp kendi kapısına dayanacaktır.
Niyetleri gerçekten hesap sormak olsaydı; denetim mekanizmasının nasıl işlemez hale geldiğini, BDDK ve SPK başta olmak üzere ilgili kurumların ne yaptığını ya da neden yapmadığını ortaya koymakla başlarlardı.
Ama yapılan hesap sormak değil, zaman kazanmaktır. Meseleyi uzatmak, sorumluluğu dağıtmak ve kamuoyunun öfkesinin dinmesini beklemektir.
Çünkü bu dosyada hakemlik, hakimlik yapması gereken iktidar, faildir!
➖PKK'lı teröristleri affetmek için Meclis'i "olağan günleri dışında" çalıştıranlar,
➖Fon vurgunu konuşulmasın diye Meclis'i "olağan günlerinde" çalıştırmıyorlar.
➖Utandığınız için mi, utanmadığınız için mi?
Sevgili Vatandaşlarım,
Bugün yalnızca şahsıma değil, 31 Mart’ta sandıkta ortaya çıkan Mersin halkının iradesine de ağır bir müdahalede bulunulmuştur. Mersin’in iradesine yapılan bu müdahaleyi kabul etmiyorum. Yaklaşık 2,5 milyon insanın yaşadığı bu kentin demokratik iradesi yok sayılamaz; Mersin’in geleceği, halkın özgür iradesinin dışında şekillendirilemez.
Sizlerin iradesiyle üstlendiğim bu görevi, 2019 yılından bu yana büyük bir sorumluluk ve onurla taşıyorum. Bugün bulunduğum yer, Mersin’e olan sorumluluğumu da sizlere verdiğim sözü de değiştiremez.
Biz hukuka, adalete ve milletimizin vicdanına inanıyoruz. Başımız dik, vicdanımız rahat. Haklılığımızı hukuk önünde sonuna kadar savunacağız.
Hemşehrilerim şunu bilsin:
Mersin sahipsiz değildir. Mersin Büyükşehir Belediyesi görevinin başındadır.
Vahap Seçer
Başkanlık sistemi neden kötüdür?
İşte bu yüzden…
Tera’nın borsaya açılmasını sakıncalı bulup imza atmayan SPK üyeleri Mütalip Ünal ve Ali Akay, HİPER SÜPER BAŞKANLIK SİSTEMİ sayesinde bir gece yarısı görevlerinden alındılar ve yerlerine Enver Usca ve Bülent Murat Hahoğlu atandı.
İki ay sonra da SPK, Tera’nın borsaya açılmasına onay verdi.
Fail olup mağdura yatanları iyi görün sevgili halkım…
Şanlıurfa GAP Havalimanımızdaki muazzam atmosfer; gençlerimizin azmi, heyecanı, kararlılığı bizlere şunu çok net bir şekilde gösteriyor:
Türkiye’nin geleceği hamdolsun emin ellerdedir, ülkemin önü de ufku da bahtı da sonuna kadar açıktır.
Türkiye Yüzyılı; TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır.
Bu gençler bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir, müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir.
Her bir gencimizle iftihar ediyorum. #TEKNOFESTGüneydoğu
Türk Devletleri Teşkilatımızın kurulmasını sağlayan Nahçıvan Anlaşması’nın 17’nci yıl dönümü ile Türk Devletleri İş Birliği Günü’nü en kalbî duygularımla tebrik ediyorum.
Dilde, fikirde, işte birlik şiarıyla çıktığımız bu kardeşlik yolunda birliğimizin, beraberliğimizin, dayanışmamızın daim ve kaim olmasını diliyorum.
Bu ne rezalet ya? Hiç utanmanız, ahlakınız kalmadı mı sizin? Bir kadını evinde pijamasıyla görüntüleyip çeken polis, “kapatır mısınız” diyen kadına “sıkıntı yok bilgi amaçlı” diye cevap veren polis, görüntüleri basına servis eden bakanlık ise bu ülkede kadınlar nasıl güvende olacak?
Bu ülkede bir ayrıcalıklılar var, bir de hakları fiilen askıya alınmış olan çoğunluk. Ayrıcalıklı bir avuç azınlık, gücü ele geçirmiş olmanın şımarıklığıyla herkesin namusuna, hakkına, özgürlüğüne göz dikmede hiçbir mahsur görmüyor. Bir taraftan da iktidarın gücüyle milyarlar götürenler evinde rahatça uyuyor. Çünkü onlara göre “düşman”a ne yapılsa mübah. Toplumun vicdanında büyük yaralar açılıyor. Bugünler unutulur zanneden çok yanılır.
Bir kadının mahremini tekrar tekrar ihlal etmemek için SUÇ MAHİYETİNDEKİ o “sızma” görüntüleri paylaşmayacağım.
Adalet ve Kalkınma Ponzisinin yüzyıllık vurgununu konuşmayın diye apar topar önünüze düşürülen videolarda ya da lağım medyasında istemeseniz de göreceksiniz zaten.
Milyar milyar çalan hırsızların kapısını bile tıklatamayanlara dönün iyi bakın.
Dün çöktükleri Mersin Belediyesinin operasyonlarında gece yarısı evi basılan bir kadın. Kim olduğunu bilmiyorum, zerrece de önemi yok.
Pijamalı.
Kamerayı görünce haliyle rahatsız oluyor, eliyle göğsünü kapatmaya, bedenini kapıyla gizlemeye gayret ediyor, rahatsız oluyorum diyor.
Devletin polisi ise “sıkıntı yok sadece bilgi amaçlı” diyerek bu yurttaşı temin ediyor.
Sonra bu görüntüler 24 saat geçmeden servis ediliyor.
Kimdir bu hukuk ve kadın düşmanı aparat!?
Polis midir?
Savcı mıdır?
Sözde Bakanlıklar mı?
KİM?
AKP’nin ya da MHP’nin kadın milletvekilleri mesela, şu görüntüyü izleyince hiç rahatsız olmuyorlar mı? O kadının tedirginliğini gerçekten hissetmiyorlar mı?
Dönüp fısıltıyla da olsa yanına yöresine “ya şu kadarı da ayıptır” diyebilen bir tek kişi kalmadı mı ya aranızda?
Yoksa halkın öfkesi bir kaç dakikalığına da olsa “dava arkadaşlarınızdan” uzaklaşır umuduyla sadece izliyor musunuz başka bir kadına yapılanları?
Hani derler ya Allah düşmanın bile mertini nasip etsin diye.
İşte tam o günlerden geçiyoruz.
Fon soruşturmasın da kimseyi evinden almayan,kelepçe takmayan,görüntü yayınlamayan Emniyet.
Mersin de gözaltına aldığı kadını pijama görüntülü servis ediyor.
Utanmanız kalmadı onu anladık.
Allah’tan da korkmazmısınız?
Yazıklar olsun.
@mustafaciftcitr
Bahsi geçen firmalar ya da hali hazırda bahsi geçmeyen fon firmaları dahil hiçbir fon yatırımım olmadı.
Reel ticarette ülkemizde istihdamın artırılması,büyümenin sürekliliğini sağlanması,ülkemize katma değer katmak amaçlı faize göre karlılığı daha azda olsa bile faizi tercih etmeyerek bazı emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteriyorum.
Tarım ve Hayvancılık sektöründe kendi bahçe ve çiftliklerimizde et,süt,peynir,zeytinyağı,Antep Fıstığı,çeşitli baharatlar,çeşitli gıdalar üreterek ve tarımsal ürünün üretilip son ürün haline getirerek halkımızın kaliteli ürüne ucuz ulaşması,helal gıdaya gönül rahatlığıyla ulaşabilmesi için gece gündüz emek veriyoruz.
Umarım başarırız ve dünya çapında ülkemizin bir markası olabiliriz,
bu uğurda dualarınızı da beklerim.
Saygılarımla.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın tüm mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin ilgili tüm kurumlara müzekkere yazdı.
Suyu 136 kilometre uzaktan Gaziantep’e getirmiştik.
Şimdi ise bu suyun kalitesini koruyacak, tek bir damlasının dahi ziyan olmasını engelleyecek 110 milyon avroluk dev bir yatırımı hayata geçiriyoruz.
Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise ikinci büyük içme suyu arıtma tesisi olacak bu yatırımı yüzde 100 hibeyle gerçekleştiriyoruz, ne belediyemizi ne devletimizi borçlandırıyoruz.
Bu tesisi sadece rakamlarla anlatmak mümkün değil. Lütfen videodaki görsellere dikkatle bakın.
Bizim bir derdimiz var:
50 yıl sonra Gaziantep’te yaşayan bir hemşehrimiz, “Vaktiyle bu yatırımı yapanlardan Allah razı olsun. İyi ki zamanında düşünmüşler.” desin.
Çünkü bizim belediyecilik anlayışımız tam olarak bu:
Eser bırakmak, geleceği düşünmek, emanete sahip çıkmak.
Çok şükür…
20 milyar dolar…
Rakamı söyleyince kolay geliyor.
Gelin, 20 milyar doların ne demek olduğunu ve bu ülkede kimlerin cebine bu paranın gittiğini birlikte bir hesaplayalım.
Fon krizinde ortaya çıkan yaklaşık 20 milyar dolarlık büyüklük, tek başına Türkiye’nin dev yatırımlarıyla kıyaslanabilecek bir para.
Mersin Akkuyu’da yapılan nükleer santralin tamamının yapım maliyetine denk.
Türkiye’de özelleştirilmesi planlanan köprü ve otoyolların yaklaşık gelirinin 3 katı.
Atatürk Barajı’nın yapım maliyetinin yaklaşık 2,5 katı.
Marmaray tüp geçidinin yaklaşık maliyetinin 6 katı.
Bakın, nasıl bir paradan bahsettiğimizi anlayalım diye söylüyorum:
Bu büyüklükte bir kaynakla Türkiye’deki bütün emeklilerimize bir yıl boyunca her ay 5.000 TL ilave ödeme yapabilecek ölçekte bir kaynaktan bahsediyoruz.
Ya da Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine şehirlerimizi birbirine bağlayacak yaklaşık 13.500 kilometrelik hızlı tren hattı yapabilecek bir büyüklükten bahsediyoruz.
Bir Akkuyu…
Yaklaşık iki buçuk Atatürk Barajı…
Altı Marmaray…
13.500 kilometre hızlı tren hattı…
Şimdi 20 milyar dolar deyince ne kadar büyük bir paradan bahsettiğimiz biraz daha anlaşılıyor mu?
Peki bu para nerede?
Kimlerin kontrolündeydi?
Kimler kazandı?
Kimler kaybetti?
Kim hangi hisseye ne zaman girdi?
Kim ne kadar kazandı?
Kim tam zamanında çıkıp parasını aldı?
Bunların hepsinin ortaya çıkarılması lazım.
Şimdi bunun yanına bir de Borsa İstanbul’da yaşananları koyun.
Şirketlerin toplam piyasa değerinde yaklaşık 3,2 trilyon TL, yani yaklaşık 67 milyar dolarlık bir azalmadan bahsediliyor.
Bir tarafta yaklaşık 20 milyar dolarlık fon krizi…
Diğer tarafta borsada eriyen milyarlarca dolarlık piyasa değeri…
Ben şimdi devletimize soruyorum:
Böylesine büyük para hareketleri yaşanırken denetim kurumlarımız ne yaptı?
SPK ne yaptı?
Kim kimi denetledi?
Kim zamanında müdahale etti, kim etmedi?
Bu iş birkaç kişinin üzerine bırakılıp kapatılabilecek kadar küçük değildir.
455 binden fazla vatandaşımızın parasından bahsediyoruz.
O yüzden zarar edenleri zaten biliyoruz.
Şimdi kazananları bulun.
Paranın izini sürün.
Kim hukuka aykırı şekilde kazanç sağladıysa ortaya çıkarın.
Kim vazifesini yapmadıysa hesabını sorun.
20 milyar doların da, borsada eriyen trilyonlarca liranın da hesabı bu millete verilmelidir.