Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım.🇹🇷
TEKNOLOJİYE İLK DOKUNUŞ 2026 🚀 🚀🚀
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin destekleriyle, teknoloji, savunma, uzay ve havacılık alanlarında geleceğe birlikte dokunuyoruz.
Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanlığı olarak düzenlediğimiz programımıza tüm vatandaşlarımız davetlidir.
📅 27 Eylül 2026 Pazar
🕒 15.00
📍 Sincan Kent Meydanı
Geleceğimiz için, teknolojiyle! 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Geleceğe uzanan eğitim yolculuğunda gençlerimizin yanındayız! 🇹🇷
Ülkü Ocakları Uzaktan Eğitim Merkezi (UZEM) ile gençlerimize ücretsiz ve nitelikli eğitim imkânı sunuyoruz.
Siz de yenilenen UZEM’lerinizi Ankara İl Başkanlığımızdan temin edebilirsiniz.
Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanlığı Üniversiteler Birimi Olarak , fakülte ve üniversite başkanlarımız ve birim yönetimimizle dönem başı toplantımızı gerçekleştirdik. Yapılacak faaliyetler ve çalışmalar hakkında istişarede bulunduk.
@ayyildirim1@hberkeozdemir@omersanli04@SurenlerKayra01
Milliyetçi Hareket Partisi Ankara İl Başkanlığımızın 15. Olağan Kongresi; birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde gerçekleştirilecektir.
Liderimiz, Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu ülkü ve hedefler doğrultusunda; güçlü teşkilat, sağlam irade ve sarsılmaz dava şuuru ile yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz.
20 Eylül Pazar | 13.00
ATO Kongre ve Sergi Merkezi
Güçlü Teşkilat, Güçlü Ankara, Güçlü Türkiye!
Tüm vatandaşlarımız davetlidir.
@AlpDoganMHP
12 Eylül’ün karanlığında darağacına yürüyen ülkücü şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyoruz.
Onlar şehadete yürüdü, biz ise emanet ettikleri davayı yaşatmaya devam edeceğiz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun. 🇹🇷
Ulan kefere, ulan Lût kavminin savunucusu, ulan çakma kabadayı!
Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in ve Muhterem Liderimizin açıklamaları, Millî Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu’nun raporları, bizim duruşumuz bu kadar açık ve ortadayken; sen, bugün eleştirdiğin isimlerle seçim ittifakı yapmış, aynı cumhurbaşkanı adayını desteklemişken hâlâ hamasetle, yalanla ve iftirayla aklınca kaybettiğin kitleni yeniden kazanmaya çalışıyorsun.
Ümit, sen müfterisin; sen yalancısın; sen iftiracısın. “Armut dibine düşer” sözü senin için tam yerini bulmuş. Babana benziyorsun ama sen saksıda yetişmiş bir hainsin!
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünde; Akdeniz’in bağrına Türk milletinin irade mührünü vuran aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle; kahraman gazilerimizi şükran ve hürmetle anıyorum.
20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kudretini, Kurtuluş Harbi’nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır.
20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü’nü yurdundan söküp atmayı, Ada’yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan’a bağlamayı ve Doğu Akdeniz’deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür.
O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş; miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz’in sularına gömmüştür.
Aziz Türk milleti, Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kanını yerde koymayacağını, sancağını sahipsiz bırakmayacağını, istikbalini Rum-Yunan zulüm cephesinin insafına terk etmeyeceğini; karşısındaki ittifakın genişliği, tehdidin büyüklüğü ve diplomatik baskıların ağırlığı ne olursa olsun tarihi ve milli sorumluluklarından geri adım atmayacağını bütün dünyaya göstermiştir.
Kıbrıs; Anadolu’nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz’deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılı��ıdır.
Ankara ile Lefkoşa’nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz’deki itibarı da birbirinden kopartılamaz.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Kıbrıs Türkü, Ada’nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa’nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi’nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571’de Mağusa’nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada’da k��k saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır.
Bu tarihî hakikat; asırlar boyunca süren kuşatmaların, kanlı saldırıların, yokluk ve yoksunlukların içinden geçerek, vatanını ve bayrağını canından aziz bilen; şehadet mertebesine ve Resûl-i Ekrem’in komşuluğuna erişme niyazıyla cepheye koşan bahadırların yazdığı destanlarla tahkim edilmiş ve bugüne kadar taşınmıştır.
Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkünün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda; köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada’da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır.
Böylesi bir vahametin içinden doğan Türk Mukavemet Teşkilatı; dağınık milli iradeden müşterek bir ülkü doğuran, ülküyü askeri disiplin ile birleştiren, Ada’da Türk milletinin çaresizlik dehlizlerinde kaybolmasını önleyen, bağımsızlık ve hürriyet sevdasını mücadeleyle yüreklerde diri tutan milli bir mukavemet karargâhı olmuştur.
Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 Temmuz 1974’te Ada’ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs’ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetlerince icra edilen Kıbrıs Barış Harekâtı; Kıbrıs Türkünü imhaya, Ada’yı ilhaka, Türk varlığını inkâra ve Rum-Yunan tahakkümünü ihyaya yönelen istilacı zihniyete karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Lefkoşa’nın kalbine indirdiği çelikten bir yumruktur.
Türkiye’nin uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri uyarınca gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı’nın yalnız Kıbrıs Türküne değil, Ada’nın tamamına barış ve istikrar getirdiği gerçeği; Rum-Yunan zihniyetiyle onların hamileri açısından hazmı ne kadar güç olursa olsun, yarım asrı aşan sükunetin su götürmez gerçeğidir.
Bugün Türk askerinin Ada’daki varlığını tartışmaya açanlar, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanlar ve 20 Temmuz 1974’te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanlar; Harekâttan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığızulmü bilinçli olarak hasıraltı etmektedir.
Türk askerinin Ada’daki mevcudiyeti; yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz’deki barış ikliminin yegâne sigortasıdır.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Kıbrıs; şehit emanetidir, mücahit mirasıdır, Türk milletinin namus meselesidir, Akdeniz’deki milli varlığımızın kalesidir.
Ada’da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır.
Ancak Avrupa Parlamentosu’nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa’nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada’nın “meşru bir topluluğu” olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye’ye Kıbrıs Türklerine “siyasi alan açması” çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır.
Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel’de değildir!
Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kıbrıs’ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kuran kudretindedir.
Kıbrıs Türküne azınlık gömleği biçen, Türkiye’nin Ada’daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatıyla İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu’nun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür.
Yıllardır farklı isim ve ambalajlarla tedavüle sokulan, fakat özünde Kıbrıs Türkü’nü Rum idaresine tabi bir unsur haline getirmeyi amaçlayan federasyon düşleri bayatlamıştır.
Kıbrıs Türklüğünün müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet etmesi mümkün değildir.
Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur.
Kıbrıs’ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum.
Tarihi Harekât kararını cesaret ve kararlılıkla alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı rahmet ve minnetle anıyor; bu kararı eşsiz bir kahramanlık ve vatan sevgisiyle sahada zafere taşıyan şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Kıbrıs Türk’tür, Türk’ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır!
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Ülkü Ocakları olarak Kayseri’de, il teşkilatlarımızın katılımıyla ortaöğretim teşkilatlarımız ve il ocak başkanlarımız arasında kano yarışları düzenledik.
Ortaöğretim Kategorisi
🥇 Mersin
🥈 Kayseri
🥉 Aksaray
İl Ocak Başkanları Kategorisi
🥇 Eskişehir
🥈 Adana
🥉 Kırıkkale
Dereceye giren teşkilatlarımızı ve yarışmaya katılan tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. 🇹🇷