🚨🚨‼️ يـحــدث الان 💥💥
اليابان تحظر رسمياً دخول جميع السياح الإسرائيليين إلى البلاد، مشيرة إلى الفظائع الإسرائيلية في غزة. 🇯🇵🇮🇱
انشروها على لتصل رسالتهم للعالم 🙏
⚠️⚠️ Please don’t scroll ⚠️⚠️
I need your urgent help, Comment with a dot or emoji.
X is still placing restrictions on my account.
The reach has dropped significantly,
Not everyone can see my tweets.
Drop a word or even if a dot to break the restriction.
ASLA UNUTMA!
İsrail askerlerinin doktor kılığına girerek Filistin hastanesine girip insanları öldürdüğünü asla unutmayın.
Bu terörizm ve savaş suçudur.
Bunu dünyaya duyur !
Paylaş !
"Katranı kaynatsan olur mu şeker? Cinsine yandığım, cinsine çeker." ve "Armut dibine düşer." demiş atalarımız.
Her atasözümüzde bir hikmet vardır. Hiçbir atasözümüz boşa söylenmiş veya sonucu yanlış ya da başka türlü çıkmış değildir.
Dinime, kitabına, Peygamberime hakaret bu Komedyen Deniz Göktaş denilen "siyasal Alevici BOZUNTUSU", bu hainliği babasından miras olarak almış.
Babası, 1980 öncesi dönemde Çorum'da silahlı terör eylemlerine katılıp, Muzaffer Yeşilyurt isimli bir polisimizin şehit edilmesi, bir polisimizin yaralanması, birçok ülkücü gencin katledilmesi ve daha başka terör olaylarından dolayı gözaltına alınmış, yargılanmış ve cezaevlerinde yatmış bir teröristtir.
Bu siyasal Alevici Azgınlık Fitnesi, bu topraklar, milletimiz ve devletimizin bekası için PKK ve Kürt ırkçılığından daha büyük bir beladır.
"Siyasal Alevi BOZUNTUSU" dedim (açayım):
Evet... Bunlar Alevi kökenli olmakla birlikte, İslam'ın bir yorumu olan Alevilikle/İslam'la zerre kadar alakaları olmayan, dinsiz imansız bir hainler güruhudur.
Sünni düşmanlığı görünümünde; İslam'a, Müslümanlara ve Türk milletine düşmanlık yapan "şizofrenik" bir yapılanmadır.
Devletimiz ve milletimiz bunların hakkından gelmeye muktedirdir ve gelecektir.
Kur'an'a hakaret eden alçağın meğer ne çok havlayanı varmış. Biz o itlere Mevlana'nın dediği gibi diyelim;
"Ey köpekler! Ne kadar hav hav etseniz de Kur'an'ın hükmünden kaçamayacaksınız!"
🟥 CHP'nin muhaliflerinin savunduğu kişiye bakın ❗❗
Deniz Göktaş'ın babasının Çorum'da polis memuru Muzaffer Yeşilyurt'u şehit ettiği,
aynı saldırıda polis memuru Mehmet Bektaş'ı yaraladığı ortaya çıktı.
2 Dakikanızı Ayırıp Okursanız Pişman Olmazsınız, Kıymetli Takipçi Dostlarım.
Doğu ve Güneydoğu'da terörle mücadele yaptığımız yıllarda görev yaptığımız bölgelerde haber elemanlarımız olurdu. Aslında bu kişiler de pek tekin adamlar değildi. Fakat onların işlediği basit suçları bizler görmezden gelir, onlara bir şans daha verirdik. Karşılığında ise çevrede ne olup bittiğini bize bildirirlerdi. Bildiğin ispiyonculuk yaparlardı.
Bu şekilde kullanılan elemanlar sadece ülkenin Doğu ve Güneydoğu'sunda değil, Batı'da da vardır. Batı'dakilerin verdiği haberler ise çoğunlukla uyuşturucuyu kimlerin sattığı, ağababalarının kimler olduğu gibi konularla ilgilidir.
Fakat terörle mücadelede Doğu ve Güneydoğu'daki haber elemanları çok işe yarıyordu. Ummadık bir baskın, bir ayaklanma ya da bir terör eylemi gibi hayati konularda verdikleri bilgiler sayesinde birçok kez tedbir alma fırsatı bulduk.
Kapı komşularımız sessiz kaldı. Sabah akşam çay içtiğimiz adamlar sessiz kaldı. Ama bu kişilerin bize vermiş olduğu istihbarat çok önemliydi.
Bu hikâye aslında uzun...
Peki, bunu neden mi anlatıyorum?
Tamar Tanrıyar da adeta bir haber elemanı gibi karşı tarafın içinden geçti resmen o kadar çok ihbar ve ifşa niteliğinde yayın yaptı ki, karşı tarafla ilgili birçok konuyu gündeme taşıdı.
Şimdi kalkmış, benim komşu bildiklerim bu kadın hakkında ileri geri konuşuyor.
Ben de o komşularıma diyorum ki:
"Yahu kardeşim, benim karakola yapılacak saldırının haberini bu adam bize bir gün önceden verdi. Biz de ona göre tedbirimizi aldık. Baskına gelen teröristlerin alayını leş ettik. Sırf bu haberden dolayı ben bu adamın elini öperim. Belki de o gece onlarca şehit verecektik."
Demem o ki; benim için haber elemanının geçmişi beni alakadar etmez. Ben, görev yaptığım süre içerisinde bana ne kadar fayda sağlamış, ona bakarım.
Tamar Tanrıyar olayına bir de bu açıdan bakın derim, hayırsız komşularım.
Cümleten hayırlı Cumalar
Sanki kırk genelevden kırk bin fahişe bir araya gelmiş de sadece bu ülkeye çocuk doğurmak için çalışmış gibi bir hissiyat var içimde...
Çünkü dünyanın hiçbir yerinde, kendi ülkesindeki insanların inançlarıyla, peygamberleriyle dalga geçmeyi, onları mizah konusu yapmayı, hakaret etmeyi ve aşağılamayı kendisine iş edinmiş bir güruh daha göremezsiniz.
Dünyanın hiçbir yerinde Hz. Musa'ya, Hz. İsa'ya ve diğer peygamberlere hakaret eden, onları insanların gözünde küçük düşürmeye çalışan başka bir güruh daha göremezsiniz.
Dünyanın hiçbir yerinde bir Yahudinin veya bir Hristiyan'ın, Hz. Musa'nın ya da Hz. İsa'nın mensup olduğu dine ve kendi kutsallarına hakaret ettiğini göremezsiniz.
Bu kadar kaliteli domuz d@lü sadece bizim ülkemizde mevcut...
Ve maalesef ki bu domuz d@lleri, elit kimlikleriyle misler gibi bir hayat idame ettiriyorlar.
Asla işsiz kalmıyorlar...
En lüks yerlerde yaşıyor, en lüks mekânlarda vakit geçiriyorlar.
Her kim ki benim Peygamberime, benim Kitabıma, benim Rabbime ve dahi tüm peygamberlere, tüm dinî değerlerimize küfür ediyor, hakaret ediyor veya onları mizah konusu yapıyorsa; yaptıkları tüm şerefsizlikleri kendilerine ve ailelerine bin misliyle iade ediyorum.
Biricik kitabımız Kur'an-ı Kerim'e hakaret eden bu alçak şaklabanı savunan şarkıcı, siyasetçi, sinemacı, gazeteci domuzları görün bakalım.
Hep aynı insanlar,
yine aynı zihniyet.