“Allah’ım! Dinimi güzelce yaşat ki o benim güvencemdir. Dünyamı düzelt ki o benim geçim kaynağımdır. Ahiretimi hazırla ki o benim son durağımdır. Hayatımda her türlü hayrı ziyadesiyle ihsan eyle. Ölümümü de her türlü şerden muhafaza eyle.”
Müslim, Zikir, 71
O, Allah'ın elçisi Muhammed'dir. Onunla beraber olanlar da kâfirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidirler. Onları, Allah'ın lütuf ve rızâsına talip olarak hep rükûda ve secdede görürsün…
(Fetih, 48/29)
Hayırla kalın Rabbıme emanet olun
“Kudüs'ün Sâhipleri Geldi”
Reîsülkurrâ Gönenli Mehmed Efendi Hazretleri, kerâmetini tevâzu ile gizleyerek Kudüs-i Şerif yolculuğunu anlatıyor:
❝Size bir yağmur hikâyesi anlatayım. Fakir karayoluyla hacca giden ilk kâfilelerde bulundum. Mâlumunuz üzre uzunca bir süre hacca gitmek yasaktı. Sonra Allah ﷻ kendisinden razı olsun, Adnan Menderes zamanında hacca gitmeye müsaade eden kânunlar çıktı da hacca gidebildik.
Biliyor musunuz, bu millet Kâbe’ye, hacca hatta hacıya bile âşıktır. Urfa’dan geçerken, otobüsün önüne yatanlar oldu. Evet evet, yanlış duymadınız, aynen böyle oldu. (Eliyle önünde yol varmış da işaret ediyormuş gibi yaparak) Hac kafilelerini taşıyan otobüslerin önüne böyle yere yattılar. Yola yattılar yola… Biz durup ‘Bunlar ne yapıyor?’ dedik, durumu anlamak için kapıyı açtık. Oradakilere ‘Kardeşim, ne istiyorsunuz?’ diye sordu şoför. ‘Vallahi, bu hacca gidenler bizde misafir olmazsa yerden kalkmayacağız.’ dediler. Kendilerine durumu anlattık. Vize işlemleri olduğunu, geç kalırsak kapıda çok zorluk çekeceğimizi, yolumuzun da oldukça uzun olduğunu onlarla konuştuk, bir şekilde ikna etmeye çalıştık, gönüllerini aldık. Onlar da otobüstekilere ikramda bulundular. Bu millet işte böyle âşık bir millettir. Yârabbi! Sen, hac yollarını bize aç, bu aziz milleti Haremeyn’e hâdim eyle. O yola gitmekten alıkoyan olursa bu nev’i eşkıyadan milletimizi muhafaza eyle. Bizler, evlatlarımız, zürriyetimiz, inşallah hayırlısıyla o mübarek yollara gidelim ve gelelim.
Bu seyahatlerden birinde Kudüs’e dört beş otobüs peşpeşe geldik. Şehrin kapısının olduğu yerden şehre girmemizle birdenbire gök gürleyiverdi. Bir rahmet yağıyor ki sormayın. İşte o anda acayip bir durum fark ettik. Normalde yağmur yağınca herkes ıslanmamak için sokaklardan bir yerlere kaçar, kapalı mekanlara girmeye çalışır. Ama yağmurun başlamasıyla Kudüs sokakları insan doldu, halk âdeta sokaklara döküldü. Bizim hacıların bulunduğu otobüs kafilesinin etrafı insan seline döndü. İnsanlar sevinçle bizim bulunduğumuz arabaları sallıyor, pencerelere vuruyor, ağlayarak ve yüksek sesle bir şeyler söylüyorlardı. Orada bulunan görevliye sorduk ‘Kardeşim neler oluyor? Bu gürültü neden koptu? İnsanlar neden bağırıp çağırıyorlar?’ diye. Kafile başkanı durumu ağlayarak şöyle izah etti:
— Hocam, hep bir ağızdan ‘Kudüs’ün sahipleri geldi, Allah Teâlâ da yağmur indirdi.’ diye bağırıyorlar.
Kafile başkanı öyle dedikten sonra Kudüs’e üç senedir yağmur yağmadığını öğrendik, halkın sevinci bundanmış. Bizim arabaların geldiği an Hak Teâlâ rahmetini indirivermiş. Kafile orada bulunduğu sürece insanlar bu yağmura şahit oldular.❞
Bu ibretli hâdiseyi anlattıktan sonra Hocaefendi şöyle dua etti:
❝Yârabbi! Kudüs’ü küffâr elinden kurtar. Mü’minleri aziz eyle, şu zilletten cümlemizi halâs eyle. Bu necip milletimizi tekrar o mübarek beldelere hâdim eyle Korktuklarımızdan emin eyle, kâfirlerin şerrinden bir an önce insanlarımızı kurtarıp halâs eyle. Ente mevlânâ fensurnâ alel kavmilkâfirîn, Allahümmensur men nasareddîn, vahzül men hazelelmüslimîn. Âmin, âmin bihurmeti Tâhâ ve Yâsîn!❞
***
[ M. Fatih Çıtlak bizzat dinlediğini belirterek 28.07.2017 tarihli köşe yazısında nakletmiştir. ]
Merhum Yarbay Mehmed Ildırar anlatıyor:
Tasavvufun en zor tarafı şeyhe teslimiyettir. Seyyid Muhammed Râşid Hazretleri bir gün câmi çıkışında bana şöyle söyledi:
❝Mehmed, müridde üç vasıf aranır: Şeyhe muhabbet, şeyhe teslimiyet ve şeyhe ihlâs. Ancak şeyhe teslimiyet, mürîdin kendi anlayış ve idraki derecesinde olur. Bir mürîdin, mürşidinden tam istihkâkını alabilmesi için şeyhine muhabbet, ihlâs ve teslimiyeti ikmal etmesi gerekir. Bu hal, Allah'a ihlâs, Allah'a teslîmiyet ve Allah'a muhabbetin küçük bir numûnesidir. Şeyhe teslim ola ola Rasulullah aleyhisselâma, Rasulullah'a ﷺ teslim ola ola Allah'a ﷻ teslim olunur.❞
***
[ Mürşid ve Mürîd Hukuku, 2013, s. 208. ]
Zulme karşı yapılan ve Peygamber Efendimiz’in de ﷺ katıldığı antlaşma Hilfü’l-Fudûl!
📺Dursun Ali Erzincanlı’nın sunduğu “En Sevgili” yeni bölümüyle bu akşam 21.30'da 📷 Serhendi Vakfı youtube kanalında.
#SerhendiVakfı#EnSevgili