İskitler Türkçe konuşuyormuş?
-İyi ama bu onları Türk yapmaz.
Etrüsk/Göktürk harfleri aynı?
-Türk olmalarına yeterli değil.
Sümerce/Türkçe benzerliği?
-Bu onları Türk yapmaz.
Anadolu'da eserler bulundu?
-Yunanca yazıyorsa Yunan ulusunundur burası hep onlarındı.
Vay be.
Ahmet Taşağıl’ın Türk tarihi araştırmalarına katkısı ona her zaman dil sürçmesi hakkı verir. Üstelik erdemlidir. Türk tarihine ve Türklüğe aşkını ise yazdığı eserlerle zaten göstermiştir.
Facebook’ta herhangi bir sayfanın “Öğretmenler eylem yaptı.” haberini açın ve altındaki yorumları okuyun. Bu toplumun ne kadar çürümüş olduğunu göreceksiniz.
Eğitim sisteminde derhal güncelleme yapılmalıdır.
Geri gelmesi ve eklenmesi gerekenler:
1- Tek tip okul üniforması.
2- Erkekte kısa saç / kızlarda bağlı saç.
3- Telefon yasağı.
4- Gerektiğinde insanı rayına sokan bilge öğretmen tokadı.
5- Serserilere verilmesi gereken siktirname.
nbc oyuncuları hikayeye göre değil, sette en çok darlamaktan hoşlanacağı tiplere göre seçiyor bence. Kerem’e de Türkçe öğretmeni rolü falan verip Türkçe öğretmeni gerçek hayatta böyle konuşmaz, ağzını yaymadan konuş diye darlayıp duracak sette. Böyle bi eğlence anlayışı var bunun
İLBER HOCA'NIN BİLİNMEYEN HASSASİYETİ ; DUA BEKLEYEN KİMSESİZ CARİYE VE SARAY AĞALARI
Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın Müslümanlığına dair bir şeyler yazmayı ayıp ve de yersiz addederim. Fakat hakkında yazılanlar bu yazıyı yazmaya beni mecbur bıraktı. Hoca aleyhinde yanlış zan sahibi olabilecekleri hem aydınlatmak ve hem de tarihe not düşmek için bu yazıyı yazdım. Merhum Ortaylı hocamız samimi bir Müslümandı, fakat bunu birilerine göstermekten hassaten ictinab ederdi. Allah ile kul arasında olan ve başka kulların da haberdar olmasının gerekli olmadığı çok güzel hasletlere sahipti.
Fazla kişinin bilmediği, hocamızın hassasiyetini gösteren aşağıda anlatacağım olay ise ibretlik tarihi bir hadisedir. İlber hocamız 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi müdürü tayin edildi ve bu görevde 2012 yılına kadar kaldı. Göreve geldiğinde ilginç bir âdet başlattı. Müdür tayin edildiği senenin Ramazan ayında Topkapı Sarayı’nda görev yapmış ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için hatim okuttu. Hatim bittiğinde küçük bir katılımcı grubu ile duasını okuttu. Kasım 2005 tarihindeki hatim duasına davet edilen birkaç kişiden biri olan değerli dostum Murat Kargılı o gün yaşananları şöyle anlattı: “2005 Ramazan ayında [5 Ekim-2 Kasım] İlber Hoca beni aradı ve ‘Yarın (Salı) Hırka-i Saadet’i açacağız ve siz de gelir misiniz’ dedi. Ben de severek davete icabet ettim. Saat 11.00 gibi Topkapı Sarayı’na intikal ettim. Salavatlar eşliğinde Hırka-i Saadet açıldı. İlber hoca daha önceden destmâller hazırlatmıştı. Hırka-i Şerif’in açılması töreninden sonra Hocamız bana ‘Murat, akşam iftar yapacağız gelir misin’ dedi ve gelmem hususunda ısrarcı oldu. İftardan sonra Fatih Çollak Hoca bir aşir okudu. İlber Hoca aşir kıraatinden sonra elime ekte fotoğrafını yayınladığımız belgeyi verdi. Fatih Hoca, İlber hocanın listesini hazırladığı ağaların duasını yaptı. Duadan sonra İlber hocanın listesini aldım, hocaya imzalattırdım ve tarih attırdım. Hoca o sırada bana ‘Bu sarayın sahipleri sultanlar değildir, asıl sahipleri bunlardır, bunların adı sanı unutulmuştur ve bazılarının nesepleri kesilmiştir, kimseleri de yoktur' dedi'.
İlber Ortaylı hocamız müdür olduğunda başlattığı bu âdedi sonraki yıllarda da devam ettirdi. Her Cuma muhakkak ağalar ve cariyeler için hayır yapar, Kur’an okur ve okuturdu. 2005-2012 yılları arasında hiç ara vermeden Ramazan aylarında Topkapı Sarayı’nda ağalar, cariyeler, Enderun hizmetlileri ve diğer hizmetlilerin ruhu için hatim duası okuttu. Bunu özellikle Osmanlı teşrifatına uygun bir şekilde Hırka-i Saadet ziyaretlerinden sonra yaptırırdı. Hatim duasına davet edilenler arasında muhakkak Saray’ın o dönemdeki “çalışanları da” bulunurdu. Bu hadiseye şahit olanlardan biri de hocam Prof. Dr. Mehmet İpşirli’dir. İpşirli Hocamız şahit olduğu töreni şöyle anlattı: “İlber, Saray’a müdür tayin edildiğinde Ramazan ayında bir gün beni aradı. Akşam hatim duası yaptıracağını ve duayı da benim yapıp yapamayacağımı sordu. Ben de hukukumuza binaen kabul ettim. Akşam yaklaşık on kişinin katıldığı bir iftar yemeği verildi. Yemekten sonra bizzat İlber’in okutturduğu hatimin duasını okudum. Katılımcılar farklı meslek gruplarından idi. İlber, hatimi Saray’da hizmet etmiş ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için yaptırdığını, çünkü bunların arkalarında kendilerine dua edecek ve Kur’an okuyacak kimselerin bulunmadığını söyledi. Duadan sonra tatlı bir sohbet oldu ve daha sonra dağıldık”.
Ekte bu hadiseye dair ilginç bir belge yayınlıyorum. Belgeyi değerli dostum Murat Kargılı gönderdi. Merhum Hocamız, Topkapı Sarayı Müzesi müdürü olduğu 2005 yılı Ramazan’ın da ağalar ve cariyeler için hatim indirttiği gibi kendisi de 50 Yasin-i Şerif adamış. Fotoğraftaki listeyi bizzat İlber Hocamız, Murat Bey’e bir hatıra olarak vermiş. Listede kimler için dua edildiği yazıyor. İlber hocamız bizzat kendisi “50 Yasin-i Şerif adadım” yazmış.
dervişlerden biri, iftardan sonra tabak tabak tatlı gömmeyi adet edinmiş bir gence: “sana karaciğer yağlanmasını önlemenin yollarını gösterecek bir ilim öğreteyim mi?” dedi.
genç cevap verdi: “hayır.”
Bir Afrika atasözü der ki; Bir genç eğer Çaresiz kalırsa dışarı çıkıp avlansın. Bir fili avlarsa yoksulluğu sona erer. Fil onu avlarsa yoksulluğu sona erer.
Bu ülkedeki #memur nefreti maalesef vatan haini nefretini geçmiş.
Nasıl bir nefretle karşı karşıya kaldığımızı test etmek istiyorsanız bir paylaşım da siz yapın ve altına gelen yorumlara bakın.
Bu sosyolojik bir konu.
Huzur ve güven ortamını sağlayan Asker ve Polisten,
En ufak hastalığında koşa koşa gittiği Sağlıkçıdan,
Gözünden sakındığı evladına Eğitim ve Öğretim veren Öğretmeninden bu ülke nefret ediyor.
Allah böyle düşünenleri islah etsin, diyecek lafım yok.
Savcı Yavuz Engin:
"Türkün hafızası kuvvetli olmalı, dostu düşmanı tanımalıdır.
Yılmaz Güney isimli şahıs, hakim katilidir.
Terörist zihniyete sahip bir Devlet düşmanıdır. Vatansızdır.
Çocuklarınıza izletmeyin!"
Bir Türk takımı Ş. Ligi’nde 10 puan topladı ve ilk 24’de yer aldı. Seversiniz sevmezsiniz, hepimiz başka takımları tutuyoruz ama bu gurur hepimizin. Tebrikler Karabağ.
Bi şey soracam.
Cehennemde öyle 9-5 mesaisi, hava aydınlanmadan sabahın köründe işe gitmek, trafik, geçim sıkıntısı, insanların birbirini dolandırması, ihanete uğramak falan yok. Sadece yanıyoruz dimi?