PKKlı teröristlere ceza affı çıkartan çerçeve yasayı inceledim. Biz bu sürece en başından beri karşı çıkıyoruz. Bunun da çok temel bir nedeni var;
Bu sürecin ana amacı bugünkü iktidarın ömrünü uzatmaktır. Birinci günden beri bunu söylüyoruz. Kimileri bunun Türkiye'nin YPG tehlikesinden çekindiği için yürütüldüğünü, meselenin dış politika kaynaklı olduğunu iddia ettiler. Kimileri de bunun çok büyük bir barış ve kardeşlik projesi olduğunu söylediler. Süreç boyunca her adımda bunları söyleyenlerin hatalı olduğu ortaya çıktı.
Şimdi gelinen noktada meclise sunulan bu yasa, PKKlı teröristlere belirli şartlarla af çıkartmayı ve onları topluma karıştırmayı öngörüyor. Bu affın şartı, PKK'nın silah bıraktığının MGK tarafından tespit edilmesi. MGK üyelerinin tamamını fiilen cumhurbaşkanı belirliyor. Yani bu affın şartı, cumhurbaşkanının takdiri. Türk ulusunun egemenliğinin temsilcisi TBMM'nin, yurttaşların, medyanın hiçbir kontrolü, onayı, dahiliyeti yok.
Son derece açıktır ki DEM Parti'nin bugünkü iktidarı devam ettirmek için destek vermesi karşılığında bu af iktidar tarafından çıkartılacak ya da çıkartılmayacak. Bu gerçeği görmeyen ya da görmek istemeyenler, size bu hikayeyi çok daha estetik şekilde anlatmaya çalışacaklar. Silahların sustuğunu, barışın geldiğini, bu yüzden bu sürecin desteklenmesi gerektiğini söyleyecekler. Fakat bu kadar önemli bir sürecin niçin halktan kaçırıldığına değinmeyecekler.
İktidar kendinden eminse, PKKlı teröristlere kendi takdirine göre af çıkartacak olmasını buyursun halkoyuna sunsun. Görelim Türk ulusu bu plana onay verecek mi?
Çocuğa çemkiren lahmacuncunun tezgahını anında yerle yeksan eden kaplan belediyeler, kıyıyı kanunu çiğneyerek işgal eden "beach"ler karşısında neden kedi bile değil? Seyhan'daki belediye de Bodrum'daki Kafkas tebeşir dairesi mi?
Türkiye’nin tren yolu haritasının şöyle bir şey olması utanç verici ya.
Yüzbinlerce ağır suç işlemiş insan hapiste yatıyor.
Çizin projeleri,
Koyun 10biner mahkumu her yola işçi olarak, 10 yılda her şehre tren yolu ulaşır.
Devlet Türk diasporasına hiçbi önem vermezse, amerikada normal bir adam tek başına zırmeni lobisiyle uğraşmak zorunda kalır tabi ki. Bu bir başarı hikayesi olsa da Türk devleti için bir utanç tablosudur.
Adamlar 300 sene önce kurulmuş. 13.000km ötede bir şehirde içerik, senaryo, kurgu, teknoloji birleşiyor ve dünyayı sallayan iş çıkartıyorlar. Hitit burada, Urartu, Truva burada, mitoloji büyük oranda burada, onbinlerin yürüyüşü burada, Amazonlar, zehir kral Mithridates, Roma İmparatorluğu burada, Büyük İskender’in izleri, adına kurulan şehirler burada, Hristiyanlığın, İslamiyetin erken dönem izleri, Haçlılar, Doğu Roma / Bizans burada. Her şey var, bir şey yok.
Ardahan Türkiye’nin en az göç alan ili (4 bin 914) bunun da 891’i tayin.
Komşusu Erzurum’a haftada 30 bin uçak yolcusu gelirken Ardahan’a haftada 4000 kişi geliyor.
Vali Mehmet Fatih Çiçekli yüz kızartıcı bir iş yapmadı. Ardahan’da bir bisiklet festivali üzerinde çalışıyordu. Bu paylaşımlar da onun kamuoyuna tanıtımı içindi. Bunu yapabilseydi bir yılda 100.000 civarı ek turist çekecekti.
Bundan sonra gelen vali yoğurdu üfleyerek yer, etliye sütlüye dokunmaz. Dönemini odasında doldurur. Ceza Vali Çiçekli’ye değil Ardahan’a kesilmiş olur.
Ve bu coğrafyada hiçbir çaba cezasız kalmaz sözü bir kez daha gerçek olur.
Soldaki çocuklar için eylem yapan yok.
Ama sağdaki meymenetsiz katiller için yüzlerce PKK'lı STK bugün eylem yaptı.
Aynı şebeke başıboş köpekleri de sokakta tutmak için uğraşıyor.
🇹🇷 Türk Milleti, UYAN!
Daha geçen hafta bunlar Türkiye'yi Kıbrıs'ta Türk askerini işgalci ve tecavüzcü ilan ettirmedi mi Avrupa Meclisinde?
Bu kadar yumuşaklık da mide bulandırıyor artık.
Türkiye şu sorunu çekerken adaya şu gönderiyor. Bunu Rumlara vermek size mi kaldı?
Dünyanın en güzel sahillerinden biri olma potansiyeli taşırken maalesef ork işgali nedeniyle kimse gitmiyor.
Bırakın ailecek gitmeyi tek başınıza gitseniz bile mutlaka ya başınıza bir şey gelir ya da bir eşyanız siz yüzerken kaybolur.
Akla gelebilecek her forumda ve her fırsatta Türkiye’ye karşı ağızlarına geleni söylüyorlar, Türkiye’nin ilişkilerini etkileyecek konularda kullanabilecekleri her alanda aleyhimize veto yetkilerini kullanıyorlar, asılsız soykırım iddialarını ve Pontus soykırımı iddialarını gözümüzün içine baka baka devlet desteğiyle sürdürüyorlar, ülkemizle derdi olan her güçle anında saf tutuyorlar.
Bizim taraftan arada Dışişleri açıklamaları dışında pek karşılık görmüyorlar. Esas tutumumuzu “ciddiye almamak” oluşturuyor. Bu da herhangi bir bedel söz konusu olmadığından, uluslararası kamuoyu oluşturma ve çıkarlarımızı her alanda zedelemek bakımından onlara sınırsız imkan sağlıyor…
Bizde bu işler hep karikatürize edildi. Mehterdi, yeniçeriydi, sipahiydi, kadırgaydı, sultandı sadrazamdı falan, alt kültür olarak görüldü. Yani üst kültür diye tanımladıkları da bizle hiç alâkası olmayan vals, Beethoven, smokin falan. Bu mehter ve karşılama törenindeki çeriler çok yerinde olmuş. Milletler özüne düşman olmaz, olursa köksüz olur.
Fransa’nın dünyaya kazandırdığı tek şey; sömürge suçlarının üstünü örtmektir. Cezayir’de 1,5 milyon insan hayatını kaybetmişken hâlâ resmi bir özür bile dilemediler. Ancak başkalarına insan hakları dersi vermeye konusunda en ön sırada yer alırlar :)
Kendi dillerini korumak için Toubon Yasası'nı (Loi Toubon) çıkaran tek devlet olmalarına rağmen, Afrika ülkelerine hâlâ zorla Fransızca dayatmaktadırlar.
Fransa’nın dünyaya "kazandırdığı" bir diğer şey ise CFA Frangı'dır. Henüz bugün bile 14 Afrika ülkesinin parasını Paris basmakta ve bu ülkeler rezervlerinin %50’sini Fransa Merkez Bankası’nda tutmak zorundadır.
Buna rağmen lafa gelindiğinde Afrika'nın bağımsızlığı onlar için çok önemlidir :)
Başörtüsü yasakları ise tam bir rezellattir...
Adamın söylediklerine dikkat edin. Ülkeniz soykırım üzerine kurulmuş diyor, ardından da diliniz çalıntı diyor. Ne kadar tanıdık geldi. Aniden öfkeyle söylemiyor, tamamen bilinçli ve sistematik bir projenin mahsulü bu sözler.
Türklere yönelen en tehlikeli saldırılardan biri Türklüğü yapay bir kimlik olarak göstermek. Bir diğeri de Türkleri Anadolu'da işgalci olarak gösterip Türkiye'nin meşru bir devlet olmadığını ispat etme çabası.
Adamın söyledikleri tam da bu. Ülkeniz soykırım üzerine kurulmuş diyor. Yani ülkeniz meşru değil, Türkiye diye bir devlet olmamalı diyor. Buraya çıkıyor çünkü soykırımla var olan bir ülke, ülke değil terör devletidir. Adam bize açıkça bu iftirayı atıyor.
Mesela yarın öbür gün Türkiye bir saldırıya uğrasa bu adamın yaymaya çalıştığı düşünceye göre sorun olmaz bu. Türkiye zaten soykırımla kuruldu, en baştan beri var olmaması gerekiyordu, başına ne geliyorsa hak ediyor der geçerler. Örnek bu ama işin gelebileceği noktalardan biri bu.
Diğer söylediği şey, diliniz çalıntı demesi. Türk dilini yok sayıyor, yani direkt Türklüğü yok sayıyor. Türk yok ki dili olsun, sağdan soldan çaldınız demeye getiriyor. Hani bize devamlı dna testi yaptırın, Türk değilsiniz devşirmesiniz diyenler var ya, hepsi aynı amaca hizmet ediyor. Hepsi Türk diye bir şeyin olmadığını söylüyorlar. Bir düşünün bu saçmalıkları kimlerden duyuyoruz bütün gün.
Türk yemeklerinin ve Türklere ait geleneksel kıyafetlerin, dansların, müziklerin çalınması da tam olarak aynı projenin ürünü. Türk yok ki Türk yemeği olsun diyorlar. Adam da Türk yok ki Türk dili olsun diyor işte. Yani Türklüğü yapay bir kimlik olarak gösterme çabası, biz cumhuriyetle var olmuşuz ve azınlıkların kültürüne diline falan çökmüşüz.
Bu iftiralar tek bir yerden atılmıyor. Bakıyorsun farklı farklı Türk düşmanı unsurlar aynı şeyleri papağan gibi tekrar ediyor. Çünkü proje bu. Türklerin Anadolu'daki varlığını kabul etmeyenler ve asla kabul etmeyecekler birlik olup Türklüğe hücum ediyor. Dün üzerimize kılıçla topla tüfekle geliyorlardı, beceremediler. Bugün yine birlik olmuş üzerimize geliyorlar ama bu sefer daha sinsi bir yolla geliyorlar. Yöntemleri farklı olsa da amaçları aynı. Bizi boğmak. Bizi Anadolu'dan atmak. Bize ait olanı almak. Türklüğü yok etmek.
Türk gencinin böyle bir saldırıya uğraması üzücü ama adamın söylediği o iki söz düşmanlarımızın zihniyetini güzel yansıtmış. Buna dikkat etmeli, bu söylediklerine odaklanmalıyız. Onlar bizi Anadolu'dan atmak, Türklüğü silmek istiyorsa biz de Anadolu'da tutunacağız, Türklüğümüze sahip çıkacağız. Bunun için de onların pis niyetlerinin farkında olacağız.
Kaş Belediyesinin antik tiyatrodaki milli maç organizasyonu tüm dünyada en çok paylaşılan görüntüler arasına girdi.
Milyarlık bütçe ayırsanız turizm için daha iyi reklam yapamazsınız.
Boşuna kıza saldırmayın.
"Yunanistan'a harcanan para silah olarak bize dönüyor" diyorsunuz.
Tamam. Peki Ege'de Akdeniz'de 200 euro verdiğiniz işletmenin kazancının PKK'ya gitmediğini siz nereden biliyorsunuz?
Dün methiyeler dizdiğiniz Elon Musk'ın yarın uydularını Yunanistan'a kiralamayacağını nereden biliyorsunuz?
Bugün bindiğiniz Volkswagen'in arkasındaki Almanya Yunanistan'a denizaltı satıyor, onu da mı boykot edeceksiniz? Demir kubbe için pazarlık yapıyor, ne yapacaksınız?
Bu işin sonu yok. Herkes işine baksın.
Kendin güçlü olacaksın, başka yolu yok.