🔺"Kağıtçılar neden bu kadar sever Sırrı abiyi, üçkağıtçılar neden sevmiyorsa ondan"
🔺"Köle ile efendinin yer değişmesi için değil bu ilişkiyi var eden bütün koşulları yok emek için mücadele etti"
🔺"Eğer bu ülkede bir şey değişecekse bunu sıradan insanların yapacağını Sırrı abi öğretti"
🗣️Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nden Ali Mendillioğlu İlke TV'ye Sırrı Süreyya Önder'i anlattı
🎙️ @aahmetayva
📹 Mehmet Zeki Kaya
➡️İzlemek için: https://t.co/GCSCiTduON
Toprağın Gözyaşları: Antakya
Bir zamanlar bereketin simgesi, barışın yurdu, kadim uygarlıkların sessiz anlatıcısıydı Antakya. Dağları, ovaları, deniziyle konuşurdu insanla; her taşının, her ağacının bir hatırası, bir duası vardı. Fakat zamanla bu sesler boğuldu, bastırıldı; toprak gözyaşı dökmeye başladı.
Son 20 yılın Hikayesi, kurutulan bir göl olan Amik Ovası’nın yeşilinden başlar. Ataların yıllarca emek verip ekip biçtiği, alın teriyle yoğrulmuş topraklara el konur bir sabah. “Yeni bir düzen kuruluyor” derler, diğer illerden gelen vatandaşlara verilir ama bu düzenin içinde Antakya halkına yer yoktur. Araziler paylaşılır, isimler değiştirilir, yeni yerleşimciler getirilir. Ağaçların dili susar, toprak şaşkın. Türkiye’de ki yerleşimciler yetmezmiş gibi, Afgan ve Özbek kökenli mülteciler gittikçe artırılır, belediye tahsis edilir, Ovakent derler artık oralara; ama bu topraklara doğanların adı silinmeye başlanmıştır bile.
Sonra savaş sesi duyulur güneyden. Sınırın ötesindeki kardeşler, akrabalar, soydaşlar, Suriye’de kimliklerinden, inançlarından ötürü can verirken; Antakya’nın sokakları tanımadığı, iktidarın “birkaç öfkeli genç” dedikleri cihatçılarla dolup taşar. Bu bir ilk tanışmadır. Bir zamanlar hoşgörünün kol gezdiği bu şehir, artık korkunun gölgesindedir. Uluslararası istihbarat birimlerinin cirit attığı, cihatçıların kol gezdiği bir kente dönüşür. Cinayetler, kaçırılmalar, kayıplar, hırsızlıklar başlar. Ulusal basın susar, güvenlik güçleri sadece izler ama toprak yine anlatır: “Ben tanığım her şeye.”
Yıllar geçer. Gezi’de düşen canlar Antakya’nın kalbine gömülür. Bu bir tesadüf değildir, bilinir. Sonra Reyhanlı’da bir katliam yaşanır. Patlayan bombaların ardından suç yine mazluma yüklenir, Aleviler hedef gösterilir. Halbuki ses kayıtlarında bu suçu kimlerin işleyebilecek potansiyele sahip olduklarına tüm Türkiye tanık olur. Neyse ki bilmezler Alevisiyle, Sünnisiyle ve Hristiyanıyla birdir Antakya. Yerel halk gerçeğin farkındadır. Sonra FETÖ gelir. Bir darbe girişimi yaşanır. Bu yapıya karşı mücadele eden Antakyalı Aleviler ve solcular bir gecede ironi şekilde “fetöcü” ilan edilir, KHK ile işlerinden edilir. Suçları sadece kim olduklarıdır.
Ve o büyük gece gelir… Toprak sarsılır. “Asrın felaketi” derler, ama bu felaketi fırsata çevirenler vardır. Günlerce yardım ulaşmaz; dostlarımız, komşularımız, akrabalarımız enkaz altında yavaş yavaş kayar hayattan. Hipotermi ve kan kaybı travmamız olur. Göz göre göre… Yardımlar kolektif çabayla gönderilir, ama AFAD damgası taşımayan hiçbir şey Antakya’ya giremez. Yardım eden sorgulanır, hapse atılır (bu bir gerçek), yardım alan borçlandırılır. Bir çoğu Alevi yerleşim yerleri olan bölgeler rezerv ilan edilir; tapulu ev, bahçe ve arsalara el konulur. TOKİ gelir, yıkıntıların üzerine beton serer, tapulu evlere, bahçelere, umutlara el koyar. Az hasarlı evler bile sahiplerine sorulmadan yıkılır. Her şey sessiz, ama zalimce yürütülür.
Doğa da nasibini alır. Nefes aldığımız doğa hız kesmeden tahrip edilir. Amanoslar’ın göğsü delinir, anılarımızın yankılandığı dere yatakları, şelaleler yok edilir. Akdeniz’in devi, Toroslar’ın Ortadoğu’ya uzanan kolu Amanos Dağlarında talan başlar. Ağaçlar kesilir; toprağın hafızası silinmeye çalışılır. Ve şimdi de denize bakan o güzelim Samandağ, yerel adıyla Süveydiye yok edilmek istenir. Tapulu evlere ve narenciye bahçeleri bir gecede katledilir, el konulur, yerine TOKİ’ler dikilecekmiş. Oysa orası sadece turistik bir nokta değil, insanların alın teri, tarihi, yaşamı, köküdür. Defne ve Antakya’da bunun nasibini almıştır. Bu travmalar yetmezmiş gibi şehirde Filistinlilerin yerleştirileceği haberleri gelir…
Artık susmak mümkün değildir. Bu şehir, sadece taş değil, sadece tarih değil; bir ruhtur, bir direniştir. Antakya’nın bu zulüm zinciri karşısında sessiz kalmaması, atalarından aldığı mirastır. Ve bu miras, şimdi yeniden ayağa kalkmak, doğasına, inancına, kültürüne sahip çıkmak için çağrıya dönüşmüştür...
Gezi Parkı’nda ağaçlar sökülmeye başladığı anda kepçenin önüne iki kişi geçiyor. Biri tutuklu Hatay Milletvekili Av. Can Atalay diğeri Sırrı Süreyya Önder.
Görüntüler depremin vurduğu Hatay’dan, bugüne ait…
Samandağ Mağaracık’ta “acele kamulaştırma” kararı ile köy sakinlerinin tapulu arazilerine el konuluyor. İnsanlar narenciyelerine, zeytin ağaçlarına, suyuna toprağına sahip çıkmak için kepçelerin önlerine yatıyorlar.
Jandarma genç yaşlı demeden müdahale ediyor; fenalaşanlar, baygınlık geçirenler, yaralananlar, hastaneye kaldırılanlar var.
Depremin üzerinden 800 gün geçmesine rağmen Hataylıların çilesi de mücadelesi de bitmiş değil.
Video: @gulnursaydam
Colani'nin Halep Üniversitesi Şeriat Fakültesi Dekanı ve Halep Müftüsü olarak atadığı İbrahim Şaşo'nun yakın geçmişte yaptığı konuşmaya bak.
Sahildeki katliamlarda her birinin büyük sorumluluğu var. Video sonunda Abdülnasır vermiş cevabını >
Antalya Diplomasi Forumu'nda Jeffrey Sachs @JeffreyASachs tarafından bölgeye ilişkin yapılan önemli bir konuşma var.
Suriye'de savaşın Obama'nın emriyle ABD ve İsrail tarafından çıkarıldığı ve sebeplerinin ne olduğu tane tane anlatılıyor. Beşar Esad'ın neden devrilmek istendiği ve bu amaçla kimlere destek verildiği de konuşmada var.
8 dakikalık konuşmanın tamamını Türkçe altyazı ile bırakıyorum buraya. Dikkate alınması gereken bir konuşma.
Esenyurt'ta 2 polis memuru yolunda giden kuryenin önünü kesti. Kuryeye hakaret ve küfürler savuran polis memuru kuryeyi ölümle tehdit etti.
"OĞLUM BAK KAFAM BOZUK ZATEN SENİN KAFANA SIKARIM"
Ne bugün Cem’in dosyasında bu anlatılan yalanlar var ne de o Whatsapp grubu böyle bir Whatsapp grubu. Bu kadar seri yalan nasıl söyleniyor rahatlıkla? O 170 kişiden biri benim, o gruptayım ve bu adamlar düpedüz yalan söylüyor, çok rahat çok profesyonelce hem de
Ferhan şensoy’un yılmaz erdoğan’ı tiyatrosuna almamasını da cem yılmaz’a kavuğu vermemesini de okan bayülgen’i adamdan saymamasını da bugünlerde iyice idrak ediyoruz.
Faşizm mi demiştiniz? Alın size faşizm!
Boykot listesinde olan fabrikada boykot çağrısı yapan işçi tazminatsız işten atıldı!
Antep’te bulunan Eruslu Global’e ait Ecoplast fabrikasında çalışan işçi Cüneyt Tişkaya boykot çağrısını paylaştığı için işten çıkarıldı.
Boykot listesindeki Sleepy bebek bezi markasını da üreten Eruslu fabrikası daha önce de pazar tatilini ortadan kaldıran 7’li sistem dayatması, elden kayıt dışı para verme ve sendikalaştıkları için işçileri işten atmayla gündeme gelmişti.
Uzun yıllar AKP Gaziantep il başkanlığı da yapan Eruslu patronu, işçi ve sendika düşmanlığına şimdi bir de boykot gibi demokratik bir hakla ilgili paylaşım yaptığı için işçiyi tazminatsız işten atma suçu da eklendi.
Üzerimde emeğin çok, @yilmazerdogan abi.
Hâlâ verdiğim eğitimlerde atölyeden aldığım ve geliştirdiğim yöntemleri kullanıyorum.
BKM Atölye'de çocuklarla çalışırken bana mutfakçılık rehber oldu.
Bütün emeklerin için ilk ve son kez ellerinden öperim.
Gelelim arkadaşınla olan meselemize...
Sana faşizmi anlatacak değilim, bilirsin.
Sana dünya tarihinden bahsedecek değilim, bilirsin.
Sana totaliterizmden, işkenceden bahsedecek değilim, bilirsin.
Sana geleceksiz, umutsuz bırakılmış milyonlardan bahsedecek değilim, bilirsin.
Bilirsin de susarsın, bilirim.
Eski defterleri kurcalamak istemem.
Ne olmuşsa olmuştur, iyi de olmuştur. Ama bugüne yakıştığı için hatırlatacağım sana;
Hani, Ankara Gar Katliamı’ndan sonra bir gün BKM kulisinde karşılaşmıştık… Tayyip’e beddua etmiştim. Ailemin yarısı o gün o meydandaydı benim. Beddua etmiştim ya hani… Arkadaşını korumuş, beni IŞİD'lilerle bir tutmuş, bağırmıştın.
O gün nasıl yanlışsan, bugün de öyle yanlışsın.
Etrafında sana "Yanlışsın!" diyebilecek kimse bırakmadıysan, bu da kalfadan ustaya hediye olsun: Yanlışsın!
Arkadaşın bize zulmediyor. Öyle bir noktaya geldik ki susmak, onunla birlikte kamçı vurmak gibi artık. Biz getirmedik işleri buraya; arkadaşını doyuramadık.
Zamanında, AKM, AVM yapılmak istenirken "Yanlışsın!" demiştim sana. Daha atölyedeki ilk zamanlarımdı; ilk "Yanlışsın!" deyişimdi.
Bu da son olsun… Yanlışsın, abi.
Üzerimdeki tüm emeklerin için teşekkür ederim. Ama istemeye istemeye de olsa seni arkadaşının yanına kaldırıyorum.
Saygılar.
#yılmazerdoğan
Sizin herhangi bir ilkeniz falan yok. Siz bir kişinin ağzından çıkan her şeyi yerine getirmek için çırpınan, ona yaranmak, varlığınızı yitirmemek için birbirinizi bile ezmeyi göze alarak koşuşturan, bürokrat görünümlü kapı kullarısınız. Anayasal hakkını kullandığı için kimseyi işten çıkaramazsınız. TRT de sizin çiftliğiniz değil. Hala anlamadınız. Bu şekilde sindiremeyeceksiniz insanları! #AybükePusatYalnızDeğildir
Bay müftü sen öldüğünde gerçekten gebermiş olacaksın,ancak sana artık cevap veremeyecek vefat etmiş sanatçının eserleri kendisini ilelebet yaşatacaktır. #volkankonak
❗Gençler gözaltına alınırken, gözaltı süresince, emniyete getirildiklerinde ve emniyette feci şekilde, düşmanca işkenceye maruz bırakılmışlar.
📌 Bu sürecin ardından ilk defa bir tanıklığımı paylaşacağım, vicdan azabı çekiyorum; genç kadın öğrencilerin bacak aralarına özellikle tekmeyle vurup kanamaya yol açmışlar… Bizzat öğrencilerden dinledim. Arkamızı dönüp ağladık, dayanamadık.
📌 Savcı orada, beyan almadan hepsini tutuklamaya sevk ediyor. Özel durumları aktarmak için avukatlar dilekçe vermek istiyorlar, soruşturma savcısı dilekçe almıyorum diyebilir mi? Bir hakim avukatlara “Çıkın dışarı, hepsini tutukladım” nasıl der?
📌Gözaltı sırasında bir doktoru alıp emniyete götürmüşler, hepsine sağlam raporu vermiş. Gözaltı uzayınca mecbur sağlık merkezine götürmüşler ve bu işkence izleri hepsi rapora yansımış. Avukatlar da bizim de olduğumuz duruşmada tüm bu işkence izlerini hakime gösterdiler, tutanak altına da alındı.
📌 Avukat Milletvekillerimiz Sibel Suiçmez ve Mahmut Tanal’la birlikte duruşmalardaydık. İstanbul Barosu insan hakları Merkezi avukatları işkence izlerinin fotoğrafını çekiyorlardı. Polis amiri gelip “Çekemezsiniz” dedi. Deliller kayıt altına alınmasın diye engellemeye çalıştı.
📌 Sen kimsin engelliyorsun, fotoğrafını çekeceğim dedim bir anda ortadan kayboldu, bir daha görünmedi.
#ÇağlayanAdliyesi
@szctelevizyonu@cancoskun