@zafersahin06 "Biz de şoktayız, şimdilik sadece beğenmediğinizi-gülmediğinizi söyleyin biz politika belirleyince size ne yapmanız gerektiğinizi söyleyeceğiz" demiş merkez.
@populicc potansiyel piramit işçileri gelmiş, işçi hakları için bir ömür savaşmış adama laf ediyorlar.
Patronlarına yada diğer milletvekillerine tek kelime etmezler ama.
@YeniUlak Kandilde günü birisi içki içse, hesabından paylaşsa bütün siyasal İslamcılar çıldırır
Ama buna çıkıp iki laf etmezler
Çünkü aynı pazarın tüccarlarıdır
@medyamuhtari Yol boyunca sarj istasyonu yok
Cünkü mola yerlerini verdikleri şirket benzinden daha fazla kazandığı için sarj koymuyor
Böyle de halkçılar
@paptircem Şu an tepki göstermeyen dindarlar! yarın, onları biz yapmadık Tayyipistler yaptı bizi onlarla bir tutmayın diyip işin içinden çıkamayacaksınız ..
Geçtiğimiz günlerde de uzun uzun yazdım ancak sanırım ülke gündeminde kendimize yer bulamadık. Antalya Müzesinin yıkılmaması için sesimizi duyurmamız gerekiyor. Bir kaç gün önce yaptığım paylaşımda sizlerden destek istemiştim. Ancak destek yerine çok takipçisi olan, ülkemizdeki önemli üniversitelerde doçentlik, profluk hatta bölüm başkanlığı yapan sanat tarihçisi meslektaşlarımız sadece beğenip geçtiler. Bir gündem yaratmayı becerebilirsek ne güzel olacak. Hatta yine iki gün önce müzenin tavus kuşunu bile kafese tıktılar. İş işten geçtikten sonra Türkiye ve Antalya'nın kültür mirasının koruyuculuğunu yapan bu güzel müzemiz tarih olunca buranın kapatılması üzerinden siyaset yapacak her meslektaşıma sesleniyorum. Gelin yıkılmadan önce duyuralım sesimizi.
O zaman meşhur Lisbon depremi anektodunu tekrardan hatırlatalım. 1755 Lisbon depreminden sonra kilise halka “Tanrının gazabı, sınanıyoruz, ahlaksizliktan oldu” diyor.
Voltaire de kiliseye diyor ki “hayir bu ilahi değil sadece jeolojik bi doğa olaydır”
Jean Jacques Rousseau da Voltaire’e diyor ki “Sadece jeolojik bi doğa olayı olsaydı yalnız fakirler ölmezdi”
Bu ülkede “fakir çocuk” annesi çöp toplamaya gidince yanarak öldü, “ayrıcalıklı çocuk” yangın tedbirsiz otelde öldü, “Türk çocuk” önünüze katıp çatışmaya götürdüğünüz için öldü, “Kürt çocuk” zırhlı araç çarptığı için öldü, “işçi çocuk” okulu bırakıp fabrikada kolunu kaptırıp öldü, “Suriyeli mülteci çocuk” kaçak çalıştığı yerde asansöre sıkışıp öldü, “üniversiteli çocuk” sokakta dövdürdüğünüz için öldü, “tarikata verdiğiniz çocuk” üstüne kapı kitlendiği için yanarak, dayanamayıp intihar ederek öldü, “mezun çocuk” iş bulamadığından öldü, “aşiret çocuğu” koca köy organize olup öldürdüğü için öldü, “mendil satan çocuk” tecavüz edilip öldü, “yeni doğmuş çocuk” hastane çetelerinin elinde, “kaykay yapan çocuk”, “harçlığını çıkarmak için çalışan çocuk” sokak güvenliği olmadığı için, “sitede oturan çocuk” kolonu kesilmiş bina yüzünden “sporcu çocuk” inşaatı denetlenmemiş otel yüzünden öldü. Siz hangi çocuğu koruyup kollayabiliyorsunuz da ne yüzle çocuk istiyorsunuz?
Uzun zamandır bir siyasetçiden duyduğum en aklı başında söz buydu:
“Bu kadar kültürlü olmaya ihtiyacımız bile yoktur belki, insanla buluşmaya ihtiyacımız vardır. Halkın daha fazla üstünde çatısı olan mekanları kullanmaya hakkı vardır. Medeniyet kaybımız insanlarımızın bir arada bulunmayışlarından kaynaklanır.”
Halka hizmet dediğin, belediyecilik dediğin, patronlara peşkeş çekmek değil, tam da budur.
#MahirPolatSerbestBırakılsın
beşiktaş’a, kimselerin paha biçemeyeceği “kara kartal” hediyesini, “haydi be kara kartallar!” tezahüratıyla mehmet galin vermiştir. somalı, bu eşsiz hediyeyi kendi hediyesiyle birleştirmiş, beşiktaş’ın 1978’ten beri kullandığı “karakartal” tasarımını beşiktaş’a hediye etmiştir.