İktidarın değişmesi gerektiğine inanan her bir partili dostumu ve muhalif herkesi bu flood’u da okumaya, okutmaya, eleştirmeye ve ortak ses olmaya davet ediyorum.
Bir yenilgiye daha tahammülümüz yok.
Bu kez birlikte kazanmak zorundayız!
Benim bir tarafım var. Benim tarafım Cumhuriyet Halk Partisi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin birlik bütünlük içinde kalması, sadece Partimiz için değil, tüm muhalif kesimler için çok kıymetlidir.
AKP, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyiliğini istemez. Bölmek ister. Çok başlılık ve kardeş kavgası olsun ister. Dün de istiyordu, yarın da isteyecek. Onlar bunu kendilerine görev edinmişler.
Yargı hamlelerini engelleyemeyebiliriz. Ama bunun siyasi sonuçlarını değiştirebilecek hamleler yapabiliriz.
Bu sürecin çok uzamaması gerekir.
Kaotik durum çok uzarsa işin tadı kaçar. Birbirimizin yüzüne bakamaz hale gelmeye başlarız. Bu, en olmayacak şeydir.
Biz bütün muhalefetin amiral gemisiyiz. Partinin bölünmesi, önümüzdeki seçimde oyun kurucu olma vasfını zorlaştırır. Bu sıkıntıya girersek sıklet merkezi değişmeye başlar.
Ayrışma, partimizin politikalarına yansımış değildir. Uzarsa yansır. Ve bu işten kimse avantajlı çıkmaz.
O zaman da “Partide kimden yanasın?” diye sorulan sorular anlamlı olmaktan çıkar. Kimin yönettiğinin, kimin ne makamda olduğunun hiçbir anlamı kalmaz.
Onun için “Ben partiliyim, partinin yanındayım” diyorum.
Bugün partinin bütünlüğü, partiyi kimin yönettiğinden daha kıymetlidir.
Henüz tamamlamış olduğumuz Merkez Yürütme Kurulu toplantısına ilişkin ayrıntılı açıklamalarımız, yarın (03 Haziran Çarşamba) saat 14:00’da Genel Merkezimizde düzenleyeceğimiz basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaşılacaktır. @kilicdarogluk
111 milletvekili arkadaşımın imzaladığı ortak bildiriye niçin imza vermediğime dair çok sayıda soru aldım. Sürecin şeffaflığı gereği bu açıklamayı yapmayı bir görev biliyorum.
Metne imza atan arkadaşlarımın da, imza atmayan arkadaşlarımın da kendilerine göre haklı ve saygıdeğer gerekçeleri vardır. Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altındaki her bir irade değerlidir.
Kurultay konusundaki duruşum dün de bugün de aynıdır. Tutumumda hiçbir değişiklik yoktur: Kurultayımızın mümkün olan en kısa sürede toplanması şarttır, elzemdir.
Metnin anafikri, zannedildiği gibi, Kurultayın toplanması değildir. Kurultayın 25 Temmuz 2026 tarihinden önce toplanmasıdır. Benim, herhangi bir nedenle örneğin eylül ayında toplanacak Kurultaya da desteğim vardır. 25 Temmuz’dan önce Kurultay toplanmazsa seçimlere giremeyeceğimizi ileri sürmek, son derece sorunlu varsayımlara dayanmaktadır.
Sorumluluk sahibi bir siyaset; sorunları ciddiyetle ele alır ve kimseyi panikletmeden o sorunu çözer. Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçimlere giremeyeceği senaryoları bu kadar kolay dillendirilememelidir. Bu sadece ve sadece rakiplerimizin ekmeğine yağ sürer.
Benim nazarımda Kurultay; sorunların konuşulduğu, çözüldüğü ve siyasi rotanın belirlendiği yerdir. Kurultaydan kaçınmak her koşulda yanlıştır.
Partimizin yargı eliyle dizayn edilmesine göz yummayan, Partililerimizi telaşa sürüklemeyen, Kurultayı birlik ve beraberlik amacıyla talep eden her türlü bildirinin altında ilk imzacı olacağım bilinmelidir.
Diyalog kapısı hâlâ açık; parti içi kutuplaşmanın ve partinin bölünme tehlikesinin önüne set çekilebilecek bir ortam hâlâ mevcut.
Bu gerilimi artırmak ve partiyi bölünmeye götürmek de bir seçenek. Ancak bu seçeneği kimin büyüttüğünü ve bu süreçte asıl sorumluluğun kime ait olduğunu tarih yazacaktır.
@KeremFirtina Bomboş bir açıklama, sırf Kılıçdaroğlu’na taş atmak amacıyla düşünülmüş sığ bir yazı. Erdoğan’ın ne yeni anayasa-referandum ne de erken seçim için CHP’yle işi bile yok. Siz cepheyi bölmeye devam edin tarih gösterir kim Erdoğancı kim muhalif…
@solcugazete60 Güya sol ve gerçek haberler paylaşıyorsunuz. Normalleşme sürecindeki haberleriniz nasıldı acaba? Cımbızlayın sıradan bayramlaşma görüntülerini…
Bazı sivri zekâlılar, sözümona Kılıçdaroğlu CHP’sinin Erdoğan’a yeni anayasa sürecinde destek verip 400 vekili bulmasını sağlayacağını söylüyor.
Birincisi, Erdoğan’ın yeni anayasa için 400’e tabii ki “hayır” demeyeceğini; ancak 360’ı, yani referandum sayısını zaten bu hâliyle elinde tuttuğunu görmek lazım. Özellikle çözüm süreci yolunda giderse, AKP + MHP + DEM oylarıyla buradan “evet” çıkma ihtimali oldukça yüksek. Bununla birlikte, böyle bir referandum aynı zamanda bir seçim simülasyonu işlevi de görür ve iktidarın genel seçime ek veriyle hazırlanmasını sağlar.
Şimdi tekrar gelelim 400 meselesine…
Mevcut tabloda Erdoğan; MHP, DEM ve son seçimde Cumhur İttifakı içinde yer alan minör partilerle birlikte 380’i zorlayabilecek durumda. Eğer birileri “satın alma”, muhalefetten oy devşirme ya da bazı tehditleri göze alamayacak vekil arıyorsa, başlarında fezleke sallanan vekillere baksın; CHP vekillerine değil.
Yapılan açıklamalardan anladığım şu: Özel cephesi, kurultay konusu üzerinde ısrarlı bir tutum sergileyecek ve bunu; gerek imza süreci, gerek Siyasi Partiler Kanunu, gerekse parti tüzüğünü dayanak göstererek Kılıçdaroğlu cephesini “köşeye sıkıştırma” politikasıyla polemik üstünlüğü kurma çabasında olacak. Hem de sonuna kadar.
Peki, neyin sonuna kadar?
Görünen o ki; “yeni parti” ihtimalinin sonuna kadar.
Yeni partinin şu an için erken görülmesinin sebepleri ise şunlar:
• Gerekli hazırlık sürecinin henüz tamamlanmamış olması,
• İmamoğlu cephesiyle yaşanan pürüzler (muhtemelen aşılmaz değil),
• Seçime doğru bu adımı atarak “Biz partide kalmayı denedik fakat onlar bizi aday göstermedi ve başka çaremiz kalmadı.” söylemini daha güçlü kurabilme isteği,
• CHP’den ayrılık durumunda, kurumsal kimliği terk etmek istemeyecek isimlerin oluşturabileceği “desteksizlik” görüntüsünden kaçınma çabası,
• Parti şemsiyesinden ayrılmanın, olası operasyonlar karşısında “CHP kalkanından” mahrum kalma riskini doğurması.
Şimdilik tablo bu yönde görünüyor.
Ne bir istek ne de bir beklenti içindeyim. Fakat üslubu, tavrı, söylemleri ve parti kimliğinin görebileceği zararı göz ardı eden bu anlayışın bana öngördürdüğü sonuç; değişim cephesinin yeni parti hazırlığı içinde olduğu ve CHP’nin bölünme riskiyle karşı karşıya kalabileceğidir.
Unutmayalım ki; “Aslolan Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”