Konfederasyonumuza bağlı Kıbrıs Türk Memur-Sen’in 8. Olağan Genel Kurulu tamamlandı.
KKTC Cumhurbaşkanımız Sayın Ersin Tatar ile birlikte Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve Türk Haber-Sen Genel Başkanımız Yücel Kazancıoğlu, Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanımız Ahmet Demirci‘nin de katıldığı genel kurulda Genel Başkanlığa seçilen Göktürk Ötüken’i ve Yönetim Kurulu üyelerini gönülden tebrik ediyorum.
KKTC Memur-Sen’in, yalnızca kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerini savunmakla kalmayıp; aynı zamanda yavru vatanımızda konfederasyonumuzun bayrağını şerefle dalgalandıracağına inancımız tamdır.
Kıbrıs Türk Memur-Sen’in güçlü teşkilat yapısıyla her geçen gün daha da büyüyerek, hak mücadelesinde ve milli davamızın savunmasında her daim öncü rol üsleneceğine inancımı ifade ediyor, Genel Başkanlık görevine seçilen Göktürk Ötüken başta olmak üzere tüm Yönetim Kurulu üyelerini yürekten kutluyorum.
SAĞLIK CAMİAMIZIN BAŞI SAĞOLSUN
Adıyaman'da görev yapan sağlık çalışanlarını taşıyan tur minibüsünün Diyarbakır-Eğil'de devrilmesi nedeniyle iki sağlık çalışanımız vefat etmiş, on üç sağlık çalışanımızda yaralanmıştır.
Yaralanan sağlık çalışanlarımıza acil şifa, hayatını kaybeden sağlık çalışanlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine sabır ve sağlık camiamıza başsağlığı dileriz.
“TÜRKİYE KAMU-SEN TÜRK MEMURUNUN TEMİNATIDIR”
Sekizinci Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri, uzlaşmazlıkla sonuçlanmış, yetkili Konfederasyonun ikircikli tutumu, çelişkili kararları ve anlaşılmaz tavırları neticesinde, 4688 sayılı Kanunun önerdiği mekanizmalarından biri olan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu süreci de tartışmaya açılmıştır.
Türkiye Kamu-Sen olarak toplu sözleşme görüşmeleri boyunca, 4 milyon kamu çalışanı, 2,5 milyon emekli, aileleriyle birlikte 25 milyon vatandaşımızın 2026 ve 2027 yıllarındaki ekonomik geleceğini belirleyecek bu toplantıların en verimli şekilde geçmesi, sonuç alıcı bir biçimde yürütülmesi konusunda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini sürekli vurguladık.
Uzlaşmazlıkla sonuçlanan toplu sözleşme görüşmeleri sonunda, yetkili konfederasyon önce Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurmayarak, sonu belli olmayan ancak kaybedeni memur ve emekli olacak bir tartışmanın fitilini ateşledi, 2012’den bugüne kadar alınan bütün kararların yok sayılmasına yol açacak bir kapıyı araladı; ardından da Kamu İşveren tarafının başvurusu üzerine, Hakem Kuruluna katılarak ne denli kafa karışıklığı içinde olduğunu, verdiği hiçbir kararın aklı selime dayanmadığını, süreç yönetme ve milyonlarca kamu çalışanını temsil etme kabiliyetinden mahrum olduğunu bir kere daha gösterdi.
Halbuki, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun vereceği karar, hiçbir şekilde TBMM’nin kamu çalışanlarına ve emeklilere ilişkin yeni kararlar almasını engelleyecek nitelikte değildir. Hatırlanacağı gibi memur ve emeklilerin mali haklarına ilişkin birçok düzenleme, 2022 ve 2023 yıllarında verilen refah payı ve ilave ek ödeme bu süreçlerden bağımsız biçimde TBMM’de alınan kararlarla hayata geçirilmişti.
Biz de bu gerçekten yola çıkarak, bütün platformların, diyalog ve pazarlık yollarının açık tutularak sürecin işletilmesi, kamu çalışanlarının kazanımlarının artırılması, sorunların çözülmesi yolunda tavır aldık. Basın açıklamaları, açık alan toplantıları, ülke genelinde iş bırakma eylemleri yaparak, yetkililerle görüşerek toplu sözleşme sürecine katkı sunduk. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu sonrasında da gerek alanda yapacağımız eylemler gerek siyasi partilerle gerekse TBMM’deki girişimlerimizle memur ve emeklilerimiz için mücadelemizi etkili bir biçimde sürdüreceğiz.
Bilinmelidir ki Kanuna göre Türkiye Kamu-Sen’in Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna üye göndermesi, Kurulun çalışması için yeterli sayının oluşmasına ya da göndermemesi Kurulun toplanma yeter sayısına ulaşamamasına etki etmemektedir.
Bu gerçekten yola çıkıldığında Kurulun toplanması, kamu çalışanlarımızın hak ve menfaatlerinin geliştirilmesi için oluşturulmuş platformlardan biridir. Bizler de zaten toplanmış olan Kurula üye göndererek kamu çalışanlarının ve emeklilerinin beklentilerini bir kere de Kurul üyelerine ifade edip, sorunların çözümü için bir yol aramayı amaçladık.
Türkiye Kamu-Sen olarak çalışanlarımızın emeğinin ve alın terinin hakkını savunmak için yasal olan her platformun kullanılması gerektiğine inanıyoruz. Bu çerçevede öncelikle 4688 sayılı Kanunun bizlere tanıdığı pazarlık yollarını tükettikten sonra mücadele alanı her zaman açık olan, sorunların Meclis gündemine taşınması noktasında aksiyon alacağız.
Kabul edilmelidir ki, 4688 sayılı Kanunun yetersizliği sorunların büyümesinde büyük bir etkendir ancak bu yılki toplu sözleşme görüşmeleriyle bir kere daha görülmüştür ki, Türk memurunun kurtuluşu, sendikal tercihini gözden geçirip bu iş bilmezlerin tekeline son vermekten geçmektedir.
Türk memur sendikacılığının öncüsü Türkiye Kamu-Sen olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gerek alanda gerek diyalog yoluyla gerekse TBMM’de, kamu çalışanları ve emeklilerimiz için her türlü mücadeleyi en etkili biçimde sürdüreceğiz.
Türkiye Kamu-Sen anlık kararlar vermez, Türkiye Kamu-Sen, ihtiraslarıyla hareket etmez, Türkiye Kamu-Sen, kamu çalışanları ve emeklilerinin aleyhine hiçbir kararın altına imza atmaz, Türkiye Kamu-Sen Türk memurunun teminatıdır.
Toplu sözleşme masası kısır bir döngüye girmiştir!
Sekizinci dönem Toplu Sözleşme süreci, kamu görevlilerinin geneline yönelik hususlarda uzlaşmazlıkla sonuçlandı.
Kamu İşveren Heyeti’nin en son teklifi olan 2026 yılı için yüzde 11+7; 2027 yılı için yüzde 4+4 ve taban aylığa bin TL artış, kamuda var olan ücret adaletsizliğini çözmeye, alım gücünü artırmaya ve maaşları yoksulluk sınırının üzerine çıkarmaya yetmemektedir. Bu nedenle, bu teklifin kabul edilmesi mümkün değildir.
Uzlaşılmayan hususlara ilişkin bundan sonraki süreçte kararı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu verecektir.
Biz, Türkiye Kamu-Sen olarak bütün kamu çalışanları ve emeklilerimizin uzun yıllardan beri birikmiş sorunlarının çözülmesi için taleplerimizi ortaya koyduk.
Bu süreçte olumlu bir sonuç alınabilmesi adına sürece katkı sunduk, destek olduk, eylem ve etkinliklerle kamuoyunda farkındalık yaratmaya çalıştık.
Ne yazık ki, bundan önceki yedi dönemde yaşadığımız benzer sorunların bu toplu sözleşme döneminde de devam ettiğini üzülerek gördük.
Bir tarafta 4688 sayılı Kanun’dan kaynaklanan aksaklıklar, diğer tarafta ise yetkili konfederasyonun süreci doğru yönetememesi, sorunları toplu sözleşme masasında müzakere etmek yerine kapalı kapılar ardında çözmeyi hedefleyen yaklaşımlar bugün gelinen noktayı hazırlayan en önemli unsurlar oldu.
Yaşanan bütün bu olumsuzluklar ve kamu çalışanlarına tatmin edici kazanımlar sağlamayan toplu sözleşme süreçleri, artık masada yetkili konfederasyonun değişmesi gerekliliğini bir kere daha ortaya koydu.
Aileleriyle birlikte 25 milyon vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren bir toplu sözleşme sürecinin bu denli sönük ve verimsiz geçmesinin en önemli müsebbiplerinden biri de yetkili konfederasyon oldu.
Bu süreçte kamu görevlilerimizin sendikal tercihlerini gözden geçirmeleri gerekliliği bir kez daha ortaya çıktı.
Aksi halde, kısır döngüye girmiş olan bu süreçlerin önümüzdeki dönemlerde de yaşanması kaçınılmaz bir hâl alacaktır.
Biz, Türkiye Kamu-Sen olarak toplu sözleşme masasına gelirken hazırladığımız; kamu görevlilerinin ekonomik sorunlarının çözümüne yönelik maaş artışı, refah payı, enflasyon farkı, ek ödeme, seyyanen zam, ilave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılması, 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetliler, vergi dilimleri, bayram ikramiyesi, aile yardımı, çocuk parası, kira yardımı, eğitim yardımı gibi sosyal ödemeler; büyükşehirlerde çalışan kamu görevlilerimizin desteklenmesi; taşeron uygulamasına ve sözleşmeli istihdama son verilmesi; sosyal güvenlik haklarında 2008 öncesi ve sonrası göreve başlayan memurlar arasındaki adaletsizliğe son verilmesi başta olmak üzere diğer bütün konulardaki mücadelemizi her platformda sürdürmeye kararlıyız.
Bilinmelidir ki, toplu sözleşme sürecinin olumsuz tamamlanmış olması, mücadelemiz açısından bir son değildir.
Sendikacılık çok boyutlu ve çok unsurlu bir mücadeleyi gerekli kılmaktadır. Türkiye Kamu-Sen, sendikacılığın gereğini yapacak irade ve donanıma sahip en önemli sivil toplum kuruluşudur.
Bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na da büyük bir görev düşmektedir. Toplu sözleşme sürecinin kazanımlarla tamamlanması, kamu görevlileri ve emeklilerimizin sorunlarının çözülmesi noktasında heyet üyelerinin omuzlarına büyük bir sorumluluk yüklemiştir.
Hakem Kurulu sürecinde heyetin bu konulara duyarlı davranmasını ve sorunların sürdürülmesi değil, çözülmesi noktasında irade ortaya koymasını özellikle bekliyoruz.
Türkiye Kamu-Sen olarak taleplerimizin hayat bulması, tüm çalışanlarımızın ve emeklilerimizin insan onuruna yaraşır bir hayat seviyesine ulaşması, ülkemizin 21. yüzyıl hedeflerine uygun bir kamu çalışma hayatına kavuşması için her platformda mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.
İş bırakmada gündemi sarsacak üç hizmet kolu var: Eğitim,sağlık ulaşım. Yaz tatili olduğı için Eğitim zayıf kalır. Sağlıkta yetkili sendika sağlık sen iş bırakmıyor. Toplu sözleşmede masadaki iş bırakmıyor. Ankara'ya yürüyoz diyor siz kimi kandırıyorsunuz.
#TssVarYalnızDeğilsin
Genel Başkanımız Önder Kahveci Bengü Türk TV’de katıldığı canlı yayında sekizinci dönem toplu sözleşme sürecini değerlendirdi.
Genel Başkan Kahveci;
“Türkiye Kamu-Sen kanunun verdiği yetki ile ikinci büyük konfederasyon olarak masada bulunmaktadır.
Ancak, toplu sözleşmeyi bağıtlayan Memur-Sen’dir.
Türkiye Kamu-Sen olarak bizim masada imza yetkimiz yoktur.
Aynı zamanda hakem heyetini de itiraz yetkimiz yok. Bu çerçevede bakıldığında Toplu sözleşmenin bu mantıkla yapılması da doğru değildir” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çalışanları için tüm platformlarda mücadelemizi sürdürüyoruz.
Devletin şefkat eli çalışanların talepleri karşılansın, sorunları çözülsün.
Bunlar ihtiyaçtan doğan rakamlardır. İsteklerimiz gerçekçidir.
Masaya getirdiğimiz taplerimiz sahanın nabzıdır. Kamu çalışanlarımızın haklı talepleridir ve nettir.
💢Geçmiş yıllarda yaşanan kayıpların telafisi için tüm memur ve emekli maaşlarına 2026 Ocak ayında 7500 TL seyyanen artış,
💢2026 Ocak ayında %30 zam ilave olarak %10 refah payı 2026 Temmuz ayında %20 zam,
💢2026 yılında en düşük memur maaşına %92,3 ortalama memur maaşına %88.6,
💢2027 Ocak ayında %20 zam ilave olarak %10 refah payı 2027 Temmuz ayında %10 zam,
💢2027 yılı için tüm memur ve emekli maaşlarına toplamda %45,2 zam talep ediyoruz.
@beyaztv
📢 Sağlık Bakanlığı 2025 Yılı Haziran Dönemi İsteğe Bağlı İller Arası Yer Değiştirme Suretiyle Atanma Kurası Yayınlandı.
Tüm detaylar
https://t.co/Ij9hmdJc8H