Çorlu Karatepe Cezaevi’nde; Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş, Babala TV Genel Yayın Yönetmeni Oğuzhan Uğur, İBB davasında yargılanan Murat Ongun ve Mehmet Pehlivan'ı ziyaret ettim.
Hepsi günlerdir, aylardır haksız ve hukuksuz zindanda tutuluyor!
Türkiye’nin gerçekten demokratikleşebilmesi için peşin cezaya dönüşen bu hukuksuz tutuklulukların derhal son bulması gerekir.
Gazetecilere, hak savunucularına, komedyenlere, belediye başkanlarımıza ve hukuksuzca zindanda tutulanlara bir an önce adalet, bir an önce özgürlük!
Fetö ( kafiri ) kumpasıyla Genelkurmay Başkanı olması engellenen, Fetö ( kafirine ) karşı koyarak duruşma günü mahkemeye gitmeyen ve adliye üzerinden F-16 uçurarak akıllara kazınan, “Erkekseniz gelin alın beni!” diyerek meydan okuyan Emekli Orgeneral Saldıray Berk Paşamızı vefatının 2. yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
Bir gün Saldıray Paşa, helikopterle bölgedeki karakolları denetlemeye çıkar. Ancak bu seferki rotası önceden bildirilmemiştir. Hiç hesapta olmayan, kuş uçmaz kervan geçmez, oldukça yüksek rakımlı küçük bir üs bölgesine ani bir iniş yapar.
Pervane rüzgarı dinerken kapı açılır, Paşa aşağı iner. Tabii karakoldaki askerler ve genç teğmen şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez. Hazırlıksız yakalanmanın verdiği o meşhur askerlik gerginliği havada asılı kalır.
Paşa, karakolu gezmeye başlar. Her köşeye bakar, her askerin gözünün içine bakarak hal hatır sorar. Bir ara mevzilerden birine yaklaşır ve oradaki nöbetçi askere döner:
“Evlat,” der, “Burası çok soğuk, kumanyanız tam mı? Isınıyor musunuz?”
Asker “Sağ olun komutanım, her şeyimiz tam!” diye tekmil verir. Paşa gülümser, ama bir eksiklik fark etmiştir. Teğmene döner: “Evlat, bu çocukların çayı nerede? Bu soğukta çaysız nöbet mi olur?”
Teğmen kekeleyerek, “Hemen demletiyorum komutanım,” derken Saldıray Berk elini kaldırır: “Dur, ben demleyeceğim. Siz geçin şöyle.”
Saldıray Paşa, bizzat mutfağa (veya o anki imkanlarla ocağın başına) geçer. Yanındaki korumalarını ve karakol personelini şaşkına çevirerek çayı demler, bardaklara doldurur ve nöbetçi askerlere bizzat kendi elleriyle götürür.
O gün o karakolda sadece bir denetleme yapılmamış, koca bir Ordu Komutanı, en uçtaki askeriyle aynı bardaktan çay içmiştir. Bu olay kısa sürede tüm bölgeye yayılır. Askerler arasında Saldıray Berk ismi, sadece “disiplin” değil, aynı zamanda “sırtını yaslayabileceğin bir dağ” anlamına gelmeye başlar.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
( Alıntıdır )
Bu hafta sendikal tarihimizi ve şanlı işçi direnişlerimizi konuştuk, tartıştık, onlardan öğrendik.
İşçileri 15-16 Haziran'da sokağa çıkaran şartları, Yeni Çeltek Madeninden alınacak sayısız deneyimi, sendikaların işlevini ve sınıfın önderlerini konuştuk.
Bir sonraki hafta yeni faşizm ve faşizme karşı tarihi deneyimleri konuşacağımız sohbetimize tüm dostlarımız davetledir.
Selçuk Tepeli Aslında Kimdir? "Ekranda gördüğünüz o şık takım elbiseli, kravatlı adama bakıp yanılmayın."
Fransa'da okumuş. "IEP Rennes" diye, adı havalı bir okulda Avrupa Birliği üzerine yüksek lisans yapmış. İki yabancı dili var, yılları dergi ve televizyonların genel yayın yönetmenliği koltuğunda geçmiş. Masası hep temiz, yakası hep ütülü olmuş.
Ama o kravatın altında, Silivri'nin toprağını bilen bir köylü çocuğu yatıyor.
Haber bülteninin o soğuk, beyaz ışıkları altında tarlasını ekemeyen, ektiğini biçemeyen çiftçinin haberini sunuyordu. İzleyen herkes onun bir sunucu olduğunu sanıyordu. Ama o an, Fransa'daki diplomalar da, holding koridorlarındaki kariyer de bir saniyede hükümsüz kaldı.
Önündeki kağıtları itti. Sonra masadaki su bardağını fırlattı.
Herkes "Ne yapıyor bu adam?" dedi. Reyting için yapıyor diyenler oldu, siyasete bağlayanlar oldu.
Halbuki adamın babası çiftçi. O bardağı fırlatırken aklından Fransa'daki yüksek lisans tezleri geçmiyordu. Kendi babasının, amcasının, çocukluğunda beraber ter döktüğü köylünün çaresizliği geçiyordu. Toprakla uğraşan adamın, topraktan koparılmasının ne demek olduğunu, o kravatın altındaki adam iliklerine kadar biliyordu.
Yani… insan doğduğu yeri üstünde taşıyor işte.
Ne kadar okursan oku, hangi ülkelere gidersen git, babanın mesleği senin en gerçek kimliğin olarak kalıyor.
O asabiyet, o isyan…
Suni bir haberci tepkisi değildi. Toprağına el konulan bir köylünün sessiz çığlığıydı.
İnsanın diploması değişir, adresi değişir ama hamuru değişmez. Bazı adamlar kravat da taksa, özünde hep babasının oğlu olarak kalır. @selcukktepeli
Fatih Altaylı'dan Melik Gökçek'e sert sözler:
"80 yaşına merdiven dayadınız, bir yılı aşkın bir süredir hapishanede tutulan birinin eşine dil uzatırken bir nebze olsun utanmadınız mı! Bir katre olsun vicdanınız sızlamadı mı!
Ya siz Nevin Gökçek, en azından siz kocanıza “Terbiyesizlik yapma, çok ayıp. Yakışıyor mu bu yaptığın?” demediniz mi!
Ya da belki de siz kendisine haddini bildirdiğiniz için paylaşımını sildi. Eğer öyle ise ağzınıza sağlık.
Ankara’nın eski belediye başkanının yaptığı “terbiyesizce hareketten” herhalde haberiniz var. İBB’nin tutuklu başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun denize girerken bir fotoğrafını yayınlayıp, “Bilin bakalım, Bodrum’da keyif yapan bu hanımefendi kim?” diye sordu.
O kadar çok tepki aldı, o kadar çok küfür, hakaret yedi ki paylaşımını silmek zorunda kaldı.
Ben de bu beye, bir tutuklunun bu konulardaki fikrini ve hissiyatını anlatayım.
Anlamaz ama denemekte beis yok.
Dışarıdaki sevdikleriniz ne kadar keyifli ve mutlu ise, siz içeride o kadar mutlu ve keyifli oluyorsunuz. Onlar geziyorsa, siz kendiniz gezmiş gibi seviniyorsunuz, onlar tatile giderse siz tatile gitmiş kadar neşeli oluyorsunuz.
Melih Gökçek pek anlamaz ama insani durum aynen böyle tezahür ediyor.
Sevdiğiniz insanların dışarıdaki ruh hali, sizin içerideki ruh haliniz oluyor.
Bu yüzden de bana sorarsanız eşinin denize girmesi Ekrem İmamoğlu’nu mutlu etmiştir.
Bir gün Türkiye’ye gerçek adalet gelip içeri atıldığı gün, Melih Gökçek de ne demek istediğimi anlayacaktır.
O gün, onun için de benzer bir şey söylenirse eğer, onun eşini savunan da yine biz oluruz, kimse merak etmesin!"
🔴 Şaban Sevinç’ten Melih Gökçek’e Dilek İmamoğlu tepkisi: “Siyasi tartışmalara eş, çocuk karıştırılır mı?”
📌 “Dilek Hanım çocuklarıyla birlikte iki günlük Bodrum tatiline gitmiş. Takip ediyorlar, denizde videosunu çekip sosyal medyadan servis ediyorlar.”
📌 “Bu AK Partili itler; ‘Kocası cezaevinde, kendisi Bodrum’da deniz keyfinde’ diye birtakım imalarda bulunuyorlar.”
📌 “Melih Gökçek bile, Dilek İmamoğlu’nun denizdeki fotoğrafını paylaşmış. ‘Fotoğraftaki keyif yapan hanımefendiyi tanıdınız mı?’ diyor.”
📌 “Ulan Melih Gökçek, ya kardeşim bu kadar terbiyesizlik, bu kadar edepsizlik olur mu? Siyasi tartışmalara eşi, çocukları karıştırılır mı? Bu ne ahlaksızlıktır? Gelmişsin 80 yaşına, utanmıyor musun? Ulan sen nasıl 25 yıl bu Ankara’da belediye başkanlığı yaptın? Yazıklar olsun sana.”
📌 “O tweetini sonra sildi. Muhtemelen birileri uyardı.”
📌 “Ne hak, ne hukuk, ne adalet, ne kadına saygı, ne merhamet, ne ahlak, ne edep; hiçbir şey yok.”
Güzel, eğitimli,ne giyeceğini ne diyeceğini bilen üç çocuk anası bir kadın,karalar bağlayıp süklüm püklüm dolaşmıyor;haksızlığa uğrayanın da sesi öncüsü. Önce densizlere eklenen şavalak kadınlar,sonra bütün kendini bilmezler,size ne ulan denize girer,parka bahçeye gider,size ne!
Yapı Yol-İş Sendikası’nda örgütlü İzmit Cedit TOKİ inşaat işçilerinin haklı mücadelesi zaferle sonuçlandı!
Direnişin ardından varılan anlaşmayla; işçilerin ödenmeyen ücretleri, yıllık izin alacakları ile kıdem ve ihbar tazminatlarının 4 Eylül tarihinde hesaplara yatırılması kararlaştırıldı.
Zafer, direnen işçilerin oldu!
TAHAMMÜL EDEMİYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
Bu insanların gerçek vatanseverler olmasına,
Başarısızlığınızı yüzünüze cesurca söylemelerine,
Korkmadan muhalefet edebilmelerine,
Dayanamıyorsunuz değil mi?
Ama, gerçek böyle işte.
Onlardan o kadar çok var ki.
O kadar kalabalığız ki.
Sinir oluyorsunuz.
Olmaya devam edeceksiniz.
#NasuhMahrukiyeÖzgürlük
#DenizGöktaşaÖzgürlük
#TürkerErtürkeÖzgürlük
Çayırhan’da bulunan Termik Elektrik Üretim ve Madencilik’te meydana gelen kazada 1 madencimizin hayatını kaybettiğini, çok sayıda madencimizin de yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Hayatını kaybeden madencimize Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı; yaralı madencilerimize acil şifalar diliyorum.
Şehit aileleri ve gaziler 40 günden fazladır haklarını alabilmek için meydanlarda. Tek istedikleri seslerinin duyulması, bir muhatap ve çözüm…
Ama iktidarın artık kim olursa olsun vatandaşını dinlemek gibi bir derdi yok. İşçisi, madencisi, gazisi hakkını aramak için günlerce kapı kapı dolaşıyor; karşısında ise yalnızca polisi buluyor.
Bu emek değil sadece, aynı zamanda vefa…
Kente sahip çıkmak bilinç, kültür ve aktarımla mümkün. İbb her anlamda İstanbul’u yaşatıyor. İstanbulluları her anlamda her alanda her anda gözetiyor.
Maden işçileri, bakanlık randevu vermeyince Erdoğan ile görüşme kararı aldı!
Başaran Aksu:
💬 "Madenciyi kurşuna dizsinler o zaman! Ya da Cumhurbaşkanıyla görüştürsünler. Madenci heyeti hazır, 5 kişilik. Cumhurbaşkanından görüşme talep ediyoruz"
💬 "5 tane madenci gelecek, derdini anlatacak. İçişleri Bakanlığı'nın bir holding tarafından nasıl rezil edildiğini anlatacak"
17 yaşındaki lise öğrencisi Ahmet Berkay, akciğer kanserinin erken teşhisini hedefleyen biyosensör tabanlı hızlı tarama testi geliştirdi.
“Benim ismim değil, ülkemin adı duyulsun istiyorum.”
🔴Madencilerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eylemi 12'nci gününde...
🗣Bağımsız Maden-İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu:
“Dün şirket açıklama yapıyor; NTV, Habertürk, CNN, siz nasıl haber yapıyorsunuz? Haklar ödendi mi? Sordunuz mu direnen işçilere? Nasıl gazetecilik lan bu, holding tetikçisi misiniz?”
Ali Erbaş: “Gençler camiye gitmiyor.”
Fatih Altaylı: “Halka fakirliği övdünüz, kendiniz Mercedes’le, özel uçakla gezdiniz. Gençler camilere bu yüzden gitmiyor beyefendi.”
Sizin fikriniz ne? 🤔
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı. 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız hala Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
Sokak röportajında, geçim sıkıntısı hakkında konuşan emekli vatandaş:
• Ben emekliyim, 20 bin TL maaş alıyorum. Benim kiram 30 bin TL.
• Bir oğlum ve bir kızım öğrenci. Ben onlara şu ana kadar henüz bir karpuz, bir kavun almış değilim.
• Sadece 3 tane salatalık, 2 tane domates.
• Ya menemen yapıyorum ya makarna yapıyorum. Yani çocuklar zaten beslenemiyor, gelişemiyor.
• Bizler de sadece nefes alıyoruz, o kadar.