Ellerinde boyundan ve yaşından büyük yüklerle, yalnız başına bir Gazzeli çocuk.
Bu vebal hepimizin. Bu evlatlar hepimizin.
Gazze’nin özgürlüğü, insanlığın ve tüm çocukların kurtuluşudur.
📌 Kıymetli Dostlar❗️
Sizden para pul istemiyorum❗️
Kimseden makam, mevki talep etmiyorum❗️
📌 Hayra vesile olacağını düşündügünüz, fikrime katıldığınız paylaşımlarıma lütfen destek veriniz❗️
📌 Bakıp, geçmeyiniz❗️
📌 Benim ekibim yok, bana destek veren bir medya organı da yok❗️
📌 Maddi menfaat hesapları çok.
📌 Memleket düşmanları ile menfaatçi yalakalar hemen her kademede itibar görüyor❗️
📌 Hasbîler dirsekleniyor, hesabîler el üstünde tutuluyor.
📌 Aile çöküyor.
Boşanmalar artıyor, evlenmeler azalıyor.
📌 İnsanlarımızın çoğu anne-baba olmayı külfet görüyor❗️
📌 Nüfusumuz hızla yaşlanıyor❗️
📌 Televizyonların çoğu ahlâksızlığı, şiddeti, zararlı alışkanlıkları teşvik ediyor❗️
📌 Hemen her tarafta ahlâki çöküş var❗️
📌 Mağdur duruma düşürülene tekme atılıyor ya da mağduriyetler görmezden geliniyor.
📌 Siz de destek vermezseniz, ne olacak❓️
🔻🔻🔻
📌 MANEVİ VATAN seferberliğine lütfen destek veriniz.
Kimse kusura bakmasın, son dönemdeki şiddet faili gençlerin en büyük sebebi bazı velilerdir. Öğretmen 'A' dese bir yerlere yazdınız, 'B' dese koşa koşa okula gidip şikayet ettiniz. 'C' dese 'Benim çocuğuma karışamazsınız!' dediniz. Öğretmene bir söz bırakmadınız.
Öğretmenin elindeki tüm gücü aldınız. Öğretmene saygıyı unuttunuz. En iyi siz biliyordunuz. Sonuç? Buyurun! Sonuç, öğretmenlerin değil sizin eseriniz.
Mert Arık
12 yıl mecburi eğitim birçok vahim hadisenin sebebi❗️
Fatma Nur Çelik öğretmenin cenazesi görev yaptığı okula getirildi.
Yürekler yandı.
Rabbim rahmet eylesin.
#ÖğretmenSahipsizDeğildir#ÖğretmenSahipsizDeğildir
Veliler kendi cocukları dokunulmaz olsun ama sınıfta da sorun cıkmasın istiyor. Kendi cocugu her ne suç işlerse hata yaparsa ceza almasın ama cocuguna zarar verenler en büyük cezayı alsın istiyor. Sınıfta sorun oldugunda problemin ilk cocuklarda degil öğretmenin sınıfı yöntememesinden biliniyor. Veliyi okula cagırdıgımızda dünyanın en mesgul insanı oluyor ama biz bir aramasına bakmayınca cimere şikayet ediyor. Çocugu ders çalışmıyor ama "öğretmen ödev vermiyor ki" oluyor. Sınavda düsük alıyor "öğretmen kagıdı düzgün okumamıs, benim çocuğuma takmıs" oluyor. Veli idareye şikayete geliyor "hocam idare ediver" oluyor. Biz uzun zamandır bunları haykırmaya calısırken öğretmenin yaz tatili oldugu icin kimsenin umrunda olmuyor.
Basit yazayım belki anlarsınız.
Saddam da katilin tekiydi. Onlarca insanın kanı elinde.Amerika oraya "demokrasi" getirdi, sokaklarda beyinsiz Iraklılar göbek atıyordu. Durumları ortada. Saddam'ın on katı kadar Iraklı öldü. Bugün aynısı İran'da yaşanıyor.
İran rejimi babamızın oğlu değil, berbat bir rejim. Keşke halkın kendisi yıkabilse. Aksini iddia etmiyoruz. Ama alternatifi olan Pehleviler daha özgür, daha müreffeh bir ülke mirası bırakmadılar. Bugün onlardan medet umuluyor.
Azıcık politika takip edenler "kadınlar zorla başörtü giyiyor", "barlar yasaklanmış" tadındaki paketlerle Avrupalılara ve sizin gibi liberal demokrasiye gönül vermiş insanlara satılan müdahalelerin petrol ve silah ticaretiyle ilgili olduğunu anlıyor. İran iki hafta önce petrolü Trump'ın eline bıraksa, kendine sunulan teklifi kabul etse kadınlar kazığa mı oturtuluyor, barlarda siyanür mü satılıyor kimsenin umrunda olmazdı. Bu beyinsiz argümanlara inananlara elimde satılık köprü var.
32.000 muhalif öldürdü diye haber geçiyor BBC. Gazze iki sene bombalandı 100.000 kişi öldü, sizce sokak protestolarında 30.000 insan öldürülebilir mi iki haftada? Bu kadar saf olmayın. Saddam'ın da kimyasal silahları bilmemneleri vardı hatırlarsanız. Sonra "ya biz onu uydurduk savaşa ikna etmek için" diye pişkin pişkin ilan ettiler.
Vatanınıza sahip çıkın gençler.
Yaşlılarınıza hürmet edin, örfünüzü, mukaddesatınız koruyun.
Asabiyyenizi diri tutun. Yanınızdaki kardeşiniz kendi canınız gibi koruyun.
Nefsini terbiye edin. Çok çalışın. İşinizi düzgün yapın. Bunun cihat olduğunu bilin.
Tarihin belirleyici bir döneminde yaşıyorsunuz. Ne hezimeti kesin bir yeis zamanı, ne galibiyeti kesin bir refah zamanı.
Ama zaman aleyhinize değildir. Kaybetmemek, kazanmak anlamına gelecek.
Kazanacağımız mutlak zafer kaybetmediğimiz günler sayesinde gelecek.
BUGÜN YAPAY ZEKA TARİHİNDE UTANÇ VERİCİ BİR GÜN YAŞANDI!
Bunu herkesin bilmesi gerekiyor. Bir dakikanızı ayırın, okuyun.
Pentagon, Anthropic şirketine gitti ve dedi ki: "Claude modelinizi bize verin. Kitlesel gözetleme sistemlerimizde kullanacağız. Otonom silah sistemlerimize entegre edeceğiz. Hiçbir kısıtlama istemiyoruz. Tam erişim."
Anthropic'in CEO'su Dario Amodei ne yaptı biliyor musunuz? Dünyanın en güçlü ordusunun, en güçlü devletinin yüzüne karşı "HAYIR" dedi.
"Bazı kullanımlar güvenlik, etik ve güvenilirlik açısından kırmızı çizgilerimizi aşar. Bunu vicdanen kabul edemeyiz" dedi.
Karşılığında ne oldu? Trump çıkıp Anthropic'i "radikal solcu şirket" ilan etti. 13 dakika, sadece 13 dakika sonra Savaş Bakanı Pete Hegseth şirketi "ulusal güvenlik riski" olarak damgaladı.
Yani bir şirket, "İnsanları toplu gözetlemek ve makinelere insan öldürme yetkisi vermek için teknolojiimizi kullanamzsınız" dediği için düşman ilan edildi.
Şimdi gelelim asıl utanç verici kısma.
Sam Altman Denen Akbaba kılıklı adam yani OpenAI'ın CEO'su. "Güvenli yapay zeka" söyleminin self-proclaimed şampiyonu.
Bu adam Anthropic'in ilkeli duruşunu gördüğü an, daha Dario'nun açıklamasının mürekkebi kurumadan, Pentagon'a koştu. "Biz varız, biz hazırız" dedi. Anlaşmayı imzaladı.
Rakibinin vicdani reddini kendi ticari fırsatına çevirdi.
Bir düşünün: Bir şirket "Hayır, bu etik değil" diye direniyor. Ve sen o "hayır"ın bıraktığı boşluğa koşuyorsun. Bu ne kadar ahlaksız bir fırsatçılıktır?
Sam Altman yıllardır bize ne anlatıyor? "Yapay zeka güvenliği en büyük önceliğimiz." "İnsanlığın yararına çalışıyoruz." "Sorumlu geliştirme yapıyoruz."
Ama gerçek sınav geldiğinde, gerçek baskı kapıyı çaldığında, ne yaptı? Paranın ve gücün önünde diz çöktü. Her zamanki gibi.
Bugün olan şeyi herkes net görsün:
Anthropic, teknolojisinin otonom katil robotlarda ve kitlesel gözetlemede kullanılmasını reddetti ve bunun bedelini ödemeyi göze aldı.
OpenAI ise tam da bu teknolojiyi seve seve teslim etti.
Yarın bir gün yapay zeka destekli bir drone, bir insanı insan denetimi olmadan öldürdüğünde, yarın bir gün milyonlarca masum insan yapay zekayla fişlendiğinde, o anlaşmanın altındaki imzayı unutmayın.
SAM ATMAN'IN İMZASINI!
Bu adam güvenli yapay zekanın savunucusu değil. Bu adam her fırsatta ilkelerini satan bir tüccar. Antropic'in cesaretinin yanında OpenAI'ın bu hamlesi tarihe kara bir leke olarak geçecek.
430'dan fazla Google ve OpenAI çalışanı Anthropic'e destek mektubu imzaladı. Kendi çalışanları bile utanıyor.
Bu sessiz kalınacak bir konu değil. Yapay zekanın geleceği birkaç CEO'nun vicdanına bırakılamaz.
Sam Altman'a ve OpenAI'a sesimizi duyurmamız gerekiyor: İnsanlık satılık değildir.
#BoycottOpenAI #SamAltman #AISafety #Anthropic
Dünkü bütün saldırılar nokta atışıydı.
Bu kız okuluna yapılan da öyle.
Çocuklarımızı öldürmek bir hata sonucu değil; bile isteye yaptıkları bir şey.
Çünkü en çok da çocuklarımızdan korkuyor ve nefret ediyorlar.
Ülkeleri bombalanıyor diye ;
Zafer çığlıkları atan geri zekalılara bir şey anlatamazsınız.
Ramazan ayında saldırı gerçekleştirenlerin amacının “özgürlük” falan değil “zülüm” olduğunu anlamayacak kadar akılsızlar!
Onların her hamlesinin bir anlamı vardır!
Cemil Meriç’in dediği gibi:
Bu Hilal ile haçın Savaşı!
Hoş! Benim ülkemde dış ülkelere adeta müdahale etsinler diye çağrıda bulunanları da görmedik değil. Allah fırsat vermesin!
- Boş sloganlarla sizi avutmaya
- Asılsız gündemlerle gazlamaya
- Millete rağmen sistem dayatmaya
- Özünden utandırmaya
- Elden medet umdurmaya
- Hayallerinizi bu topraklara kurdurmamaya
Çalışanlar bunu İran’a yaptı
@gulbenergen Çocukları kim öldürdü Gülben Hanım?
Ne hikmetse konu İran olunca "sessiz kalamıyorsunuz", ABD/İsrail olunca sesinizi çıkaramıyorsunuz.
Böyle göstermelik şeyler yazacağınıza hiç yazmayın daha iyi!
Son 24 saatten dersler;
- Ülkenizden sizi soğutmaya
- Vurulduğunda sevinmeye
- Yerli sistemlerinizi hedef almaya
- Onu üretenleri itibarsızlaştırmaya
- Siyasi iradeyi indirmeye
- Motivasyonunuzu bozmaya
- Değerlerinizden koparıp kimliksizleştirmeye
Çalışanlar bunu İran’a yaptı
Gülben Ergen, Hadise, Feyza Altun, İran'daki kadınların özgürlüğünü savunuyordunuz.
Bakıyorum da konu ABD/İsrail'in vurup öldürdüğü kız çocukları olunca, dut yemiş bülbüle dönmüşsünüz.
Bir Şii Gazetecinin tespitleri.
“Biz arlanmaz, utanmaz bir toplumuz. Ve tarihi gerçekler asla unutulmamalı!
1) Şam, İran ve Irak’ı kim fethetti?
Ömer bin el-Hattab, Sünni.
2) Pakistan, Hindistan ve iki nehir ardındaki ülkeyi kim fethetti? Muhammed bin Kasım, Sünni.
3) Kim Kuzey Afrika’yı fethetti?
Kuteybe bin Müslim, Sünni.
4) Endülüs’ü kim fethetti?
Tarık bin Ziyad ve Musa bin Nasr, Sünni.
5) İstanbul’u kim fethetti?
Fatih Sultan Mehmet, Sünni.
6) Sicilya’yı kim fethetti? Esed bin Furat, Sünni.
7) Kim Endülüs medeniyetini kurdu ve ilim yuvası yaptı? Emevi Halifeleri, Sünni.
8) Hıttin’de Müslüman lider kim idi?
Salahaddin Eyyubi, Sünni.
9) Ayn Calut’ta Müslümanlar’a kim liderlik etti ve Moğollar’ı hezimete uğrattı?
Seyfeddin Kutuz ve Rukneddin Baybars, Sünni.
10) Kim İspanya’yı bozguna uğrattı Fas’ta?
Abdulkerim al-Hattâbi, Sünni.
11) Kim İtalya’yı hesap vermeye zorladı Libya’da?
Ömer el-Muhtar, Sünni.
12) Ve yakında kim Rusları perişan etti Çeçenistan’da? Şeyh Şamil, Dudayev, Şamil Basayev ve Hattab, Sünni.
13) Kim Rusya’yı (SSCB) Afganistan’da hezimete uğrattı? Afganistanlı Sünniler.
14) Kim yine Afganistan’da NATO’nun yüzünü toprağa sürttü? Sünnîler
15) Kim Amerika’nın Irak’tan çekilmesini sağladı?
Sünnîler.
Lakin biz Şiî olarak çocuklarımıza ne bıraktık?
1) Kim Hz.Hüseyin’e ihanet etti ve Kerbela’da yalnız bıraktı? el-Muhtar es-Sekafî, Şii.
2) Abbasi Halifesi Râdî Billah’a kim ihanet etti?
Buveyhiyyûn, Şii.
3) Irak’ı Moğollar’a satan kim? İbnü’l-Alkami, Şii.
4) Kim Hülagü’nün pis işlerini örtbas ederdi?
Nasır al-Tusi, Şii.
5) Kim Moğollar’a Şam işgalinde yardım etti? Şiiler.
6) Kim Fransızlar’a yardım etti Müslümanlara karşı?
Fatimiyyun Şiileri.
7) Selçuklu Sultanı’na kim ihanet etti?
Tuğrul al-Basasiri, Şii
8) Kudüs’ü işgalde Haçlılar’a kim yardım etti?
Ahmet bin Ata’, Şii.
9) Kim Salahaddin Eyyubi’nin ölümünü organize etti? Kenzü’d-Devle, Şii.
10) Hülagü’yü Şam’da kim ağırladı?
Kemaleddin bin Bedr al-Tiflis, Şii.
11) Suriye’de kanlı rejimle kim birlik oldu ve Rusya’ya destek verdi? Ali Hamaney, Şii.
Görülüyor ki, Şiilerin kalemleri, kılıçları ve dilleri hep Sünni Müslümanlara karşı olmuştur. Ve her ne kadar biz Kâfirlere karşıyız deseler de kalpleri Kâfirlerle beraberdir."
Siyaset Bilimci ve Gazeteci Mehmet Dağıstanlı
Ulan yüzlerce yıldır kültürümüzle toplumumuzun bir parçası olan bir değerini çocuklara göstermeye çalışmak neden gericilik oluyor biri bana açıklayabilir mi Allah aşkına !
Okullarda Noel baba kostümlü etkinlikler, yılbaşı partileri, Cadılar Bayramı kutlamaları olunca bir şey olmuyor. Hatta “Ne güzel, çocuklar farklı kültürleri tanıyor, evrensel değerler aşılanıyor, ilerici bir yaklaşım” diye alkış tutuyor.
Bu ikiyüzlülük sadece bana mı acizce geliyor?
Bir yandan Batı’dan ithal edilmiş, tüketim çılgınlığına dönüşmüş Halloween ve Christmas kutlamalarını “çağdaşlık” diye yutturacaksın, öte yandan kendi medeniyetinin, kendi halkının inanç ve geleneklerinin en masum ve en prososyal yansımalarını “gericilik” diye damgalayacaksın. Üstelik bunu manevi ve insani değerlerin bu kadar erozyona uğramış olduğu, merhamet, empati ve yardımlaşma gibi değerlerin neredeyse soyunun tükendiği bir dönemde yapacaksın.
Böyle diye diye ülkede ne kaldı geriye?
Bir tane ortak gelenek, bir tane paylaşılan değer, bir tane nesiller boyu aktarılacak görenek kalmadı neredeyse. Ramazan’ın bereketi, iftarın sıcaklığı, teravihte kıkırdamalar, bayramın sevinci… Bunlar mı gericilik? Bunlar mı çocuklara zarar?
Yoksa çocuklara “Noel baba hediye getirir” diye masal anlatıp, ardından “Hediye yoksa hayal kırıklığı ya��ar” diye tüketim kültürünü aşılamak mı ilericilik?
Oysa Günümüz araştırmalarına göre: Çocukların toplumsal değerlerle bağlantılı etkinliklere –kültürel ritüellere, dini pratiklere– katılmaları, aidiyet hissini geliştiriyor, psikolojik dayanıklılık kazandırıyor ve ömür boyu depresyon, kaygı ve uyuşturucu kullanımı gibi sorunlara karşı koruyucu etki yaratıyor. Harvard gibi kurumların uzun vadeli çalışmaları, çocuklukta düzenli manevi veya geleneksel etkinliklere katılanların yetişkinlikte daha mutlu, daha az madde bağımlısı ve daha az ruhsal sorunlu olduğunu net şekllde gösteriyor.
Biz ise bu değerleri “gericilik” diye aşağılayıp, küçümseyip uzaklaştıkça aslında çocuklarımıza kötülük ediyoruz. Onlara kök salacak bir toprak bırakmıyoruz, aidiyet duyacak bir miras vermiyoruz.
Bu zihniyetten ne zaman sıyrılacağız?
Kendi köklerimize sahip çıkmayı “gericilik” diye yaftalayıp, yabancı olan her şeye “ilericilik” diye sarılma hastalığından ne zaman vazgeçeceğiz?
Bir toplum kendi değerlerini hor görürse, kendi çocuklarına kendi kültürünü aktarmaktan utanırsa, o toplumun geleceği kime emanet olacak?
Toplumumuzda aşağılık kompleksinin yaygınlaşmasına yol açan bu sorunlu bakış açısının bir an önce geçmesini umuyorum.
Geleneğimizle, inancımızla, değerlerimizle, kültürümüzle, toplumun farklı bileşenleriyle ve tarihimizle barışalım artık.
Kendi değerlerimize sahip çıkalım ki, çocuklarımıza aktaracak ve çocuklarımızın ona dayanarak aşağılık kompleksinden sıyrılarak dünya da özgüvenle yürüyeceği bir şeyimiz olsun – hem manevi hem de bilimsel olarak kanıtlanmış bir miras.