🕋🕌#HayırlıCumalar🕌🕋
﷽ 𝕷𝖆 𝖎𝖑𝖆𝖍𝖊 𝖎𝖑𝖑𝖆𝖑𝖑𝖆𝖍﷽
بِسْــــــــــمِ ﷲِالرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
❝Teslim olunca her şey değişir. Zorlamayınca akar, beklemeyince gelir, kabul edince iyileşir. Kalp, her şeyin Allah'ın elinde olduğunu anlayınca sakinleşir.❞
(İ𝙢𝙖𝙢 𝙂𝙖𝙯𝙖𝙡𝙞)
🌙Mübarek Cuma Hayırlara Vesile, Şerlere Set Ola.. Baki Muhabbetle...
✋Selam ve Dua İle...
Sessiz Devrim: Akdeniz’den Pasifik’e Uzanan Yeni Oyun Kurucu Eksen
Haritaya şöyle uzaktan bir bakın: Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne, Hint Okyanusu’ndan Doğu Asya ve Pasifik’in stratejik sularına kadar uzanan devasa bir hat.
Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya…
Bu dört ülke, altına imza attıkları Bedir Mutabakatı ile sadece tarihe yeni bir not düşmekle kalmadı, küresel siyasetin kilitlenmiş kapılarını açacak stratejik bir anahtarı da masaya koydu.
Sosyal medyada ve manşetlerde "İslami NATO" yakıştırmalarını çokça duyabilirsiniz.
Ancak meseleyi yüzeysel sloganların ötesine taşıyıp jeopolitik mutfağa baktığınızda, karşımızda kâğıt üzerinde kalacak bir savunma söylemi değil; ayakları yere basan, somut ve yüksek teknolojili bir güç mimarisi görüyoruz.
Peki bu mutabakatı küresel dengeler açısından bu kadar hayati ve güçlü kılan ne?
1. Dört Ayrı Gücün Kusursuz Senkronizasyonu
Bedir Mutabakatı’nın en büyük gücü, masadaki aktörlerin birbirini eksiksiz tamamlamasında yatıyor.
Türkiye, savunma sanayisinde gösterdiği atılımla, İHA/SİHA’lardan milli muharip uçaklara, zırhlı teknolojilerden deniz platformlarına kadar bu yapının teknoloji, mühendislik ve üretim motoru konumunda.
Katar, güçlü ekonomisi ve finansal hareket kabiliyetiyle bu devasa AR-GE projelerinin ve seri üretim yatırımlarının sermaye ve lojistik gücünü oluşturuyor.
Pakistan, köklü askeri geleneği, nükleer caydırıcılığı ve devasa insan kaynağıyla projenin stratejik derinliğini ve ağır sanayi tecrübesini temsil ediyor.
Endonezya ise 280 milyonu aşan nüfusu, Pasifik’e açılan kapısı ve Doğu Asya’daki üretim kapasitesiyle bu ittifaka küresel bir pazar ve jeostratejik bir omurga kazandırıyor.
Bu dört bileşen bir araya geldiğinde; parası olanın teknolojisi, teknolojisi olanın finansı ve üretimi eksik kalmıyor. Tam anlamıyla bir "imkân birleştirmesi" yaşanıyor.
2. Dışa Bağımlılığı Bitiren "Birlikte Üretim" Modeli
Yıllardır gelişmekte olan ülkelerin en büyük sancısı, Batı’dan ya da diğer küresel güçlerden satın aldıkları savunma sistemlerinin faturasını sadece parayla değil, ambargolar ve siyasi baskılarla ödemek zorunda kalmalarıydı.
Bedir Mutabakatı bu bağımlılık denklemine son veriyor. Anlaşma, "hazır ürün alma" mantığını tamamen rafa kaldırıp, ortak AR-GE, ortak patent, teknoloji transferi ve ortak üretim esasını getiriyor.
Bu durum, katılımcı ülkelerin herhangi bir küresel güç odağının yaptırım tehdidine boyun eğmeden kendi savunma ihtiyaçlarını karşılamasını garantiliyor.
3. Ticaret Yollarının ve Boğazların Muhafızlığı
Jeopolitik açıdan bakıldığında bu dört ülkenin coğrafi konumu rastlantısal değildir. Türkiye Doğu Akdeniz ve Boğazlar’a, Katar Basra Körfezi ve Hürmüz’e, Pakistan Hint Okyanusu’na, Endonezya ise dünya ticaretinin damarı sayılan Malakka Boğazı’na hakim.
Bu hat, Doğu ile Batı arasındaki tüm kritik enerji ve lojistik koridorlarını kaplayan doğal bir güvenlik kuşağı oluşturuyor.
Küresel ticaretin ve deniz hakimiyetinin yeniden şekillendiği XXI. yüzyılda, bu kuşağın kendi savunma teknolojisini ortaklaşa üretmesi, bu dört ülkeyi masada "oyun kurucu" konumuna yükseltiyor.
Sonuç: Küresel Güney’in Kendi Hikayesi
Bedir Mutabakatı, çok kutuplu hale gelen yeni dünyada Küresel Güney’in ve Doğu dünyasının kendi kendine yetebilme iradesinin somutlaşmış halidir.
Geleceğin savaşlarının sadece cephede değil, yazılımda, çip teknolojisinde, otonom sistemlerde ve yapay zekada kazanılacağı düşünüldüğünde; teknolojiyi, parayı, insan gücünü ve devasa pazarları tek çatı altında buluşturan bu vizyon, önümüzdeki yıllarda küresel siyasetin en çok konuşulan güç merkezlerinden biri olmaya adaydır.
✍️Yazan: Fehmican
#BedirMutabakatı
#Türkiye #Katar #Pakistan #Endonezya
#strateji #jeopolitik #analiz
Yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde yerelde başladığına inanan biri olarak muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden, bu başarıda naçizane emeğimin olmasından memnuniyet duyuyorum.
Unutmayın, büyük milletlerin imtihanı da büyük olur.
Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelelerimiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu.
Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz.
Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar.
Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler.
Kimi zaman FETÖ gibi suretihaktan görünen içerideki ajanlarıyla…
Kimi zaman dışarıdaki lobileriyle…
Kimi zaman ekonomik tetikçileriyle…
Kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla…
Kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler.
Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.
Dünyayı sömürerek, bölgemizi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceğiz.
Ülkemizdeki tüm muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü yürekten tebrik ediyorum.
81 vilayetimizdeki muhtarlarımızın tamamına Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretler dolayısıyla teşekkür ediyor, en kalbî selam ve sevgilerimi gönderiyorum.
Dost ve kardeş Bosna-Hersek’in İlk Cumhurbaşkanı, Bilge Lider Aliya İzzetbegoviç’i ebedî âleme irtihalinin 23’üncü yılında rahmetle, hasretle, saygıyla yâd ediyorum. Rabb’im mekânını cennet eylesin.
Sağlık hizmetlerinin en nitelikli şekilde vatandaşlarımıza sunulması bizim her zaman önceliğimiz olmuştur.
Bu amaçla 2026 yılı bitmeden 38 bin hekim dışı personel alma ilanına çıkacağız.
Sağlık Bakanlığımız takvim ve detayları önümüzdeki günlerde açıklayacaktır.
Hayırlı olsun.
Bugün İstanbul Üniversitemizin Çapa ve Esenyurt Yerleşkelerinde bulunan Dâhiliye Hastanesi ile Esenyurt Hastanesinin açılışını yaptık.
Ayrıca Ortopedi-Travmatoloji ile Cerrahi-2 Hastanesi ve Deniz Abdal Camimizin temellerini attık.
Şehrimize, ülkemize ve milletimize hayırlı olsun.
Sermaye piyasaları, tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir.
Üstelik bu köprü, borç oluşturmadan ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir.
Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında ise teknoloji ve inovasyon yer alıyor.
Teknoloji ve inovasyonun finansmanı, bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır.
Sermaye piyasaları, sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor.
Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkân tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz.
Millî Teknoloji Hamlemizin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarımız oluşturuyor.
Hal böyleyken toplam fon sayısının yalnızca %4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek Türkiye ekonomisinin altını oymak olur, ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur.
Buna ister siyasetçi ister gazeteci hüviyeti taşısın hiç kimsenin hakkı yoktur.
Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz.
Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz.
Millî Teknoloji Hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir AR-GE ve inovasyon altyapısı inşa ettik.
24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115’e ulaştı.
Türkiye’nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken savunma sanayisinde hacimli ürünler dâhil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor.
Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında.
O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar.
Bunlar bize aslında şunu anlatıyor:
Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak, tercihten öte mecburiyettir.
Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız.
Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.
Dünyaya ve Türkiye’ye başkalarının penceresinden bakanlar hâlen farkına varamamış olsa da ülkemiz bugün küresel bir oyuncudur.
Sadece savunma sanayisinde, diplomaside, turizmde, dış ticarette değil, uluslararası eğitim vizyonu itibarıyla da artık yeni bir ligdeyiz.
İnşallah bu ligde yükselmeye devam edeceğiz.
Yıllarca kendi evlatlarını kılık kıyafeti, inancı, siyasi görüşü sebebiyle yurt dışına gitmek zorunda bırakmış bir ülkeden bugün kendi çocuklarına birinci sınıf eğitim vermekle kalmayıp her yıl yurt dışından on binlerce öğrenci çeken bir ülke konumuna gelmemiz Türkiye adına büyük bir başarıdır, eğitimde yaşanan tarihî dönüşümün en net sembolüdür.
Kuşkusuz çok daha gurur verici olan, bu vizyonun Türkiye Maarif Vakfımız aracılığıyla dünyanın farklı köşelerine taşınmasıdır.
Bugün bir yandan okul öncesinden yükseköğretime 24 milyonu aşkın öğrenciye nitelikli eğitim veriyor, diğer yandan uluslararası eğitimde inşa ettiğimiz güçlü kapasiteyi Maarif Vakfı gibi kurumlarımızla dost ve kardeşlerimizin istifadesine sunuyoruz.
Bunun ne manaya geldiğini Maarif Vakfımızı hedef alanlar bilmeyebilir. Onlar bizim ne Suriye politikamızı ne de Afrika Açılımı politikamızı anladılar.
Ama bizler bu vizyonun neye taalluk ettiğini gayet iyi biliyoruz.
Maarif okullarında ev sahibi ülkelerin eğitim mevzuatını, müfredatını, kültürel özelliklerini dikkate alıyoruz.
Türkçeyi başka dillerin yerine geçen değil, insanlara yeni kapılar açan bir vasıta olarak görüyoruz.
Bizi başkalarından ayıran bu yaklaşımımızı daima koruyacağız.
❝İstediğiniz kadar dağlara haç koyun. Gökyüzüne her baktığınızda hilali göreceksiniz.❞
📌Özgür Bosna-Hersek'in kurucu Cumhurbaşkanı, hukukçu, mütefekkir, yeryüzünün öğretmeni ve gökyüzünün öğrencisi #Aliyaİzzetbegoviç’i; Hakka hicretinin 23. yılında rahmet, hürmet ve saygıyla anıyoruz.🤲🥀🇹🇷🤝🇧🇦
🏘️ Bir mahallenin yalnızca sokakları değil, hatıraları, dertleri, umutları ve yarınları da vardır. İşte muhtarlarımız, o mahallenin ya��ayan hafızası, suskunların sesi, devletin millete uzanan en yakın elidir.
🤝 Çünkü devletin kudreti, makamların yüksekliğinde değil, milletin gönlüne ne kadar yaklaşabildiğinde saklıdır.
💐 Millet iradesinin mahallelerimizdeki temsilcileri, devletimizin vatandaşımıza uzanan şefkat eli ve toplumsal dayanışmamızın gönül mimarları olan tüm muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü en kalbî duygularımla kutluyor; milletimize hizmet yolunda gösterdikleri fedakârlık, samimiyet ve özveri için her birine ayrı ayrı teşekkür ediyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyorum.
#19EkimMuhtarlarGünü #MuhtarlarGünü
📍#Dörtyol Ticaret ve Sanayi Odası Önceki Meclis Başkanlarımızdan, Değerli Büyüğümüz #MehmetErolErhan Ağabeyimizin Vefaatını Büyük Bir Üzüntüyle Öğrendim.
🤲Merhuma Yüce Allah’tan Rahmet; Kederli Ailesi ve Yakınlarına Sabır ve Başsağlığı Diliyorum.🍂