31 Mart 2024 seçimleri öncesinde verilen vaatleri ve bugün ortaya çıkan tabloyu değerlendirdik.
Eskişehir artık yeni vaatler değil, verilen sözlerin hayata geçtiğini görmek istiyor.
Takdir kıymetli hemşehrilerimizindir…
Ahmet Ataç ‘a sorular ❓
Bir – bir buçuk yıldır süren bir süreçten bahsediliyorsa; siz iç denetim mekanizmasında ne yaptınız?
Adı geçen kişilerden kaçının görev yerini değiştirdiniz ya da haklarında iç soruşturma başlattınız?
“Savcılık çağırırsa giderim” diyorsunuz.
Peki, 4 Haziran saat 21.00’de video çekip “Ben meclis başkanıyım, istediğimi yaparım” şeklinde konuşurken; 5 Haziran sabahı saat 09.00’daki mahkemeye çıkmamak için neden rapor aldınız?
Bir yandan “Savcılık ve emniyet çok titiz ve güzel çalıştı” derken, diğer yandan bir düğün salonu işletmecisinin “İtirafçı oldu, onlara yetiyor” sözlerini dile getirmek bir tezat değil midir?
Tutuklu kişilerin sosyal hayatları ya da kişisel durumları, tutuklamaya engel bir unsur mudur?
Halkın oylarıyla seçilmiş bir meclis üyesinin ifade özgürlüğü kapsamında yaptığı konuşmanın ardından “Sen kimsin ki?” ve “Hadsiz” ifadelerini kullanmak belediye başkanlığı makamının yetkisi dahilinde midir?
“Demokrasi, hukuk ve liyakat kelimeleri ağızlarına hiç yakışmıyor” derken; belediyemizde bizim ağzımıza yakışacak kelimelerden oluşan özel bir sözlük mü bulunmaktadır?
Tribünde muhalif meclis üyelerine hakaret eden kişiler arasında, tanıdığınız tutuklu yakınları var mıdır?
Kullandığınız “Eşek sütünden tüfek atıyor” sözü tam olarak ne anlama gelmektedir? Bu ifade hakaret vasfı taşımakta mıdır?
Ayrıca, Leman dergisinde Peygamber Efendimiz ile ilgili karikatüre “ifade özgürlüğü” diyen meclis grup başkanınız da sizin tabirinizle “sütten tüfek atmış” mıdır?
Çok kıymetli hemşehrilerim, büyük Eskişehirspor taraftarı;
Son günlerde Eskişehirspor’umuzla ilgili yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyorum. Gündemle ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak isterim.
Geçtiğimiz sezon play-off finalinde arzu etmediğimiz bir sonuç alarak bir üst lige yükselme hedefimizi gerçekleştiremedik. Bu sonuç hepimizi üzse de ben o gün de kimseyi suçlamadan, birlik ve beraberlik içinde yolumuza devam etmemiz gerektiğini ifade ettim.
Geçen sezon şampiyon olmamız için elimden gelen her türlü desteği vermeye çalıştım. Eskişehirspor’un bir daha borç sarmalına girmeyecek, kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir yapıya kavuşması için projelerimizi her platformda dile getirdim. (Bu konuda Büyükşehir Belediye Başkanı ve Sayın Valimiz de şahittir) Sadece konuşan değil, sorumluluk alan tarafta oldum; gerektiğinde elimi değil, gövdemi taşın altına koyacağımı da açıkça ortaya koydum. Bugün de aynı noktadayım.
Sezonun sona ermesinin ardından mevcut başkan ve yöneticilerimizle görüşerek kongrenin vakit kaybetmeden yapılmasını, hatta seçimli bir kongreyle yeni projelerin ve yeni vizyonların yarışmasının kulübümüz adına faydalı olacağını kendilerine ilettim. Ancak mevcut yönetim bunun uygun olmayacağını ifade etti.
Bunun üzerine özellikle takımın iskelet kadrosunun korunmasının hayati önem taşıdığını, Akın ve Jakob başta olmak üzere takımın omurgasını oluşturan isimlerin mutlaka elde tutulması gerektiğini dile getirdim. Bunun yanında, bizi doğrudan şampiyonluğa taşıyacak kaliteli ve nokta transferlerin yapılması gerektiğini, bu süreçte de her zaman olduğu gibi destek vermeye hazır olduğumu söyledim.
Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada yönetim, iskelet kadrosundaki iki önemli oyuncusununu tutamayarak kaybetmiş durumdadır.
Eğer mevcut yönetim görevine devam edecekse, kalan iskelet kadroyu mutlaka korumalı ve şampiyonluk hedefi doğrultusunda gerekli transferleri vakit kaybetmeden gerçekleştirmelidir.
Bu süreçte Eskişehirspor’a yıllarca hizmet etmiş eski başkanlarımızdan Halil Ünal’ın da kulübümüz adına çeşitli projeler geliştirmesini ve sorumluluk almasını kıymetli buluyor, Eskişehirspor için ortaya koyduğu çaba nedeniyle kendisine teşekkür ediyorum.
Şunu herkes bilsin ki; başkan kim olursa olsun, yönetimde kim bulunursa bulunsun ben Eskişehirspor’un yanında olmaya devam edeceğim. Bu büyük camiayı hak ettiği yerlere taşıyana kadar hiçbir fedakârlıktan ve hiçbir sorumluluktan kaçmayacağım.
Çünkü Eskişehirspor hepimizin ortak değeridir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Kimse Eskişehirspor’dan büyük değildir.
Birleşmiş Milletler zemininde soykırım suçlamalarıyla anılan, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı bulunan Benjamin
Netanyahu;
Sen, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın adını ağzına alacak siyasi, ahlaki ve insani meşruiyete sahip değilsin.
Sen; bebeklerin, kadınların, sivillerin kanı üzerinden iktidarını sürdürmeye çalışan, insanlık vicdanında çoktan mahkûm olmuş bir savaş suçlusu, bir soykırımcı, bir kitle katilisin.
Dünya halklarının vicdanında senin adın saygıyla değil; zulümle, katliamla, işgalle ve utançla anılmaktadır. Senin insanlık ailesi içinde itibarın yoktur, sözünün ağırlığı yoktur, hükmünün karşılığı yoktur.
Bizim Cumhurbaşkanımız da devletimiz de dünyanın dört bir yanında adaletin, vicdanın, insanlığın ve mazlumların yanında duran onurlu bir iradenin temsilcisidir. Türkiye Cumhuriyeti, haksızlığa uğrayan her coğrafyada umudun, direncin ve haklı mücadelenin adıdır.
Dünyada adalet denince, insanlık denince, vicdan denince Türkiye’nin duruşu bellidir. Biz mazlumun yanında, zalimin karşısında duran bir devlet geleneğinden geliyoruz. Sen ise kendi halkını bile güvenliğe değil, felakete sürükleyen kanlı bir siyaset aklının temsilcisisin.
Recep Tayyip Erdoğan’ın adı; milletimizin iradesinde, devletimizin vakarında ve mazlumların duasında karşılık bulur. Senin adın ise insanlık tarihine çocukların kanı, yıkılmış şehirler ve soykırım utancıyla yazılmıştır.
Sen kim, Recep Tayyip Erdoğan kim?
Sen; zulmün, işgalin ve katliamın karanlık yüzüsün. Recep Tayyip Erdoğan ise mazlumların sesini dünyaya duyuran bir milletin seçilmiş Cumhurbaşkanıdır.
#FreeGaza #BebekKatiliNetanyahu
Tepebaşı Belediye Meclisi’nde yaşanan rezalet hakkındaki görüşlerimdir:
Çok açık söylüyorum: Bir daha 3-5 provokatörü meclise getirip, milletin oylarıyla seçilmiş meclis üyelerimizin üzerine salmaya kalkarsanız, tavrımız da tarzımız da istemeyeceğiniz türden değişir. Bunu herkes böyle bilsin, ayağını da buna göre denk alsın.
Belediye Meclisi çatısı; demokratik konuşma, soru sorma ve denetim hakkının gürültüyle, baskıyla, provokasyonla gasp edileceği bir yer değildir. Buna bir kez daha asla taviz vermeyiz.
Öte yandan Tepebaşı Belediyesi ile ilgili yürüyen soruşturma ve davalarla ilgili şimdilik hukuksal sürece saygı açısından konuşmayacağım.
Ancak geçtiğimiz gün yaşanan arkadaşlarımızın siyasi haklarının gaspı tekrarlanırsa bayramlık ağzımıda açarım ona göre!
Sayın Ahmet Ataç,
@DtAhmetAtac
Tepebaşı Belediyesi'nde yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında belediye başkan yardımcınızın, özel kalem müdürünüzün ve çok sayıda kişinin tutuklandığı bir süreçte, kamuoyunun beklediği şey hamaset değil, hesaptır.
Kendi yönetiminizde ortaya çıkan iddialara cevap vermek yerine konuyu başka makamlara taşıyarak, algı oluşturmaya çalışmanız gerçeği değiştirmiyor.
Önce Tepebaşılı hemşehrilerimiz adına belediyeye gelen kaynakların nasıl kullanıldığını açıklayın. Önce belediyenizde yaşananları açıklayın. Önce tutuklanan yöneticilerinizle ilgili kamuoyuna net bir izah yapın.
Yıllardır yönettiğiniz belediyede ortaya çıkan bu tabloyu; gündem değiştirme çabalarıyla, asılsız ithamlarla ve siyasi polemiklerle örtemezsiniz.
Adalet Bakanımız @abakingurlek ’e dil uzatarak, kendi yönetiminizdeki soru işaretlerini ortadan kaldıramazsınız. Tepebaşı halkı laf değil, cevap bekliyor.
Çünkü gerçek şu ki; dikkatleri başka yöne çekme çabanız, Tepebaşı Belediyesi'nde ortaya çıkan iddiaların üzerini örtmeye yetmeyecektir.
Milletimizin vicdanında da hukuk önünde de herkes yaptığının hesabını verecektir.
@abakingurlek
Bugün Tepebaşı Belediye Meclisi’nde yaşananlar, cevap veremeyenlerin paniğini ve içine düştükleri çaresizliği açıkça ortaya koymuştur.
Kamuoyunun merak ettiği soruları sorduk.
Ortaya çıkan iddiaları gündeme getirdik.
Soruşturma dosyasına yansıyan bilgileri, kamu vicdanında oluşan soru işaretlerini ve Tepebaşı halkı adına cevap bekleyen konuları dile getirdik.
Ne oldu?
Cevap vermek yerine meclisi karıştırdılar.
Sözümüzü kesmeye çalıştılar.
Bağırdılar, çağırdılar.
CHP grubu ve salona doldurulan partililer adeta kontrolü kaybetti.
Konuşmamı tamamlamama dahi tahammül edemediler.
Çünkü sorulara verecek cevapları yoktu.
En sonunda da meclisi apar topar kapatarak gerçeklerin konuşulmasını engellemeye çalıştılar.
Ama bilsinler ki; bugün susturmaya çalıştıkları her soru yarın çok daha güçlü şekilde sorulacaktır.
Ne gürültüyle, ne baskıyla, ne de meclisi dağıtarak gerçeklerin üzerini örtebilirsiniz.
Tepebaşı halkının hakkını, aşevindeki garibanın lokmasını ve kamu kaynaklarını sonuna kadar savunacağız.
Sorularımızın da, iddiaların da, bu soruşturmanın da sonuna kadar takipçisi olacağız.
Kaçarak kurtulamayacaksınız.
Eskişehir'de adı yolsuzluklarla #Kripto paralarla #aşevinden satılan yemeklerle, imarda sporda kültürde yapıldığı iddia edilen yolsuzluklarla anılan #TepebaşıBelediyesi'nin meclis toplantısına bir grup örgüt destekçisi
AK Partili meclis üyelerine hakaret ve küfür ettiler.
#chp
Bugün Tepebaşı Belediye Meclisi’nde yaşananlar, aslında bir gerçeğin üzerini örtme çabasından başka bir şey değildir.
Tepebaşı halkının oylarıyla seçilmiş meclis üyelerimize söz vermeyenler, grup başkan vekilimizin konuşmasını engelleyenler, dışarıdan topladıkları kişilerle hakaret ve küfür ettirenler bilsin ki; bu baskılar gerçekleri değiştirmeye yetmeyecektir.
Tepebaşı Belediyesi hakkında yürütülen soruşturmalar kapsamında belediye başkan yardımcısının ve özel kalem müdürünün tutuklu bulunduğu bir dönemde, kamuoyunun cevap beklediği onlarca soru vardır. Ancak onlar sorulara cevap vermek yerine mecliste sesimizi kısmayı tercih ediyorlar.
Ne kadar bağırırsanız bağırın, ne kadar hakaret ettirirseniz ettirin, ne kadar engellemeye çalışırsanız çalışın; Tepebaşı halkı adına gelen bütçenin nasıl kullanıldığını sormaya devam edeceğiz. Milletin parasının nereye harcandığını, kimlere hangi imtiyazların sağlandığını ve ortaya atılan iddiaların hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz.
Hakaretle, baskıyla, gürültüyle gerçeklerin üzeri örtülemez. Mecliste susturmaya çalıştığınız her soru, yarın Tepebaşı’nın sokaklarında daha yüksek sesle sorulacaktır.
Tepebaşılı hemşehrilerimiz müsterih olsun; halkın emanetine sahip çıkmaya, her kuruşun hesabını sormaya ve gerçeklerin peşinden gitmeye devam edeceğiz. Çünkü Tepebaşı sahipsiz değildir.
Tepebaşı belediye neclisinde bugün
@tepebasibeltr
⛔️Halkın oylarıyla seçilmiş Cumhur ittifakı meclis üyeleri konuşturulmadı
⛔️ Grup başkan vekiline söz hakkı verilmedi
⛔️ Dışarıdan toplanan parti üyelerine yukarıdan KÜFÜR ettirildi.
Her şeye rağmen salonu terk etmeyerek , Belediye başkanımızın garip şovunu seyrettik
Ama
Merak etme sen . Bundan sonra daha dikkatli olacağız , daha çok inceleyeceğiz , Tepebaşı halkının parasını sağında ki solunda ki adamlara yetirmeyeceğiz ❗️
Eskişehir kültürüymüş , sosyal demokrasiymiş, ifade özgürlüğüymüş
Salona hakim olamayarak garip ve anlamsız hareketler sergileyerek bize KÜFÜR ettirdiğiniz gün bitmiştir. Sayın ATAÇ
Bu çocuktan da utanmaz mısın ey Ataç?
Bayram ziyaretlerimiz sırasında Yeşiltepe’de karşılaştığımız bu manzara, Tepebaşı’nın nasıl yönetildiğinin en net göstergesiydi.
Bir çocuk, belediyenin yapması gereken işi yapıyor; mahallesindeki çukurları kendi imkânlarıyla doldurmaya çalışıyordu.
Tepebaşı’nda yollar köstebek yuvasına dönmüş, vatandaş hizmet bekliyor. Belediyenin adı ise hizmetlerle değil, soruşturmalar ve kamuoyuna yansıyan iddialarla gündeme geliyor.
Tepebaşılı hemşehrilerimiz adına ayrılan kaynaklar nereye harcanıyor? Mahalleler neden kaderine terk ediliyor? Vatandaşın hakkı olan hizmetler neden yapılmıyor?
Çocukların bile rahatsız olduğu çukurları görmeyenler, önce dönüp bu kareye baksın.
Çünkü bu fotoğraf sadece bir çocuğu değil; yıllardır ihmal edilen mahalleleri, ertelenen hizmetleri ve cevabı beklenen soruları anlatıyor.
Tepebaşı hizmet istiyor, mazeret değil. Hesap istiyor, bahane değil.
#merakettikATAÇ
“Daha birkaç gün önce ‘Tepebaşı’nda parklar bakımsız, hizmet yok’ dediğimizde rahatsız oldular…
Bugün ortaya çıkan tablo ise söylediklerimizin bile ötesinde.
Çocuk parklarında çim yerine adeta mera düzeni oluşmuş durumda. Belediyenin asli işi olan en temel hizmetler bile yapılmıyor. Çünkü Tepebaşı’nda yönetimin önceliği vatandaş değil, başka hesaplar olmuş.
Bir yanda yolsuzluk, zimmet ve usulsüzlük iddialarıyla yapılan operasyonlar…
Diğer yanda kaderine terk edilmiş mahalleler, bakımsız parklar, hizmet bekleyen vatandaşlar…
Demek ki belediye kaynakları hizmete değil, başka işlere harcanınca ortaya böyle bir tablo çıkıyor.
Festival ve reklamla algı yönetebilirsiniz ama vatandaşın gördüğü gerçek değişmiyor.
Tepebaşı bugün hizmetsizliğin değil, kötü yönetimin sembolü haline getirildi.
Vatandaş park istiyor, belediye ise mazeret üretiyor.”
#merakettikATAÇ
Burası Tepebaşı…Vatandaşın her gün işe giderken, evine dönerken kullanmak zorunda kaldığı yolların hali ortada.
Yol değil, adeta çukur tarlası!Arabalar ilerlemiyor, resmen engel parkurunda mücadele veriyor. Süspansiyon dağıtan, araçlara zarar veren bu görüntüler 2026 Tepebaşı’na yakışıyor mu?
Peki soruyoruz:400 bin Tepebaşılı adına belediyeye gelen bütçe nereye gidiyor?
Bir yanda yolsuzluk, usulsüzlük ve peşkeş iddiaları…Diğer yanda delik deşik olmuş yollar, kaderine terk edilmiş mahalleler…
Belediye kaynakları hizmet için değil de başka hesaplar için harcanırsa, ortaya işte tam da bu görüntüler çıkar!
Tepebaşılı hemşehrilerimiz festival değil, reklam değil, mazeret değil; hizmet istiyor.Çünkü vatandaş artık söz değil, asfalt görmek istiyor.
“Verilmeyecek hesabımız yok” diyenler önce bu yolların, bu bakımsızlığın ve çarçur edilen kaynakların hesabını versin!
#merakettikATAÇ
2023 seçimlerinde “Kılıçdaroğlu dedem” diye meydanlarda bağıra çağıra slogan atanlar, bugün mutlak butlan davasının ardından aynı adamın posterlerini yırtıp hain ilan ediyor.
Düne kadar alkışlarla omuzlarda taşıdıkları adamı bugün yerin dibine sokmaları, aslında bunların neye sadık olduğunu açık açık gösteriyor:
İlkeye değil, menfaate.
Seçim kaybedilince “lider”, koltuk riske girince “hain” oluveriyor.
Dün taparcasına savunduklarını bugün linç etmeleri, CHP içindeki samimiyetsizliğin ve ikiyüzlülüğün en net fotoğrafıdır…
Milliyetçi Hareket Partisi Eskişehir İl Başkanlığı görevine atanan Sayın Ayhan Sezer ve kıymetli yönetimini ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerimizi ilettik.
Eskişehir’imizin geleceğine dair verimli istişarelerde bulunarak, şehrimiz adına atılacak adımları değerlendirdik.
Cumhur İttifakı’nın ortaya koyduğu güçlü birlik, ortak hedef ve kardeşlik hukuku doğrultusunda; Eskişehir’imiz için uyum içerisinde çalışmayı sürdüreceğiz.
Nazik ev sahiplikleri için Sayın Başkana ve yönetimine teşekkür ediyor, görevlerinde başarılar diliyorum.