Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü milyonlar
Milyonlarcaydılar
Ve tek başınaydılar
Bu arada
Birileri
Onlar adına
Kararlar vermekteydi
Tek başına
Olduklarını sananlar
Topluca, ortadan
Kaldırıldılar...
Ataol Behramoğlu
Muhittin Böcek’in yeni ifadesi yine ortaya çıktı!
Bu kaçıncı ek ifadesi, doğrusu ben de sayısını unuttum. Ancak dikkat çeken bir durum var: İddialar parça parça, ihtiyaç oldukça, taksit taksit ortaya çıkıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun kendisinden 15 milyon Euro istediği iddia ediliyor.
Bunun 5 milyon Euro’sunun ise “havala” sistemiyle ödendiği öne sürülüyor.
Peki, 5 milyon Euro gibi olağanüstü büyüklükte bir ödeme ilk ifadelerde neden yok? İnsan böyle bir parayı sonradan mı hatırlar?
İfadede ayrıca şu cümle yer alıyor:
“Muratpaşa Belediye Başkanının Ekrem İmamoğlu ile görüştüğünü, belediye başkan adaylıklarının belirlenmesi konusunda kendisine birtakım güvenceler verdiğini ve bunun karşılığında yüklü miktarda harcama yapacağını ve ödeme gerçekleştireceğini öğrendim.”
Söz konusu Muratpaşa Belediye Başkanı, mutlak butlan kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret eden Ümit Uysal.
Dahası var…
Parayı verdiği söylenen iş insanının kim olduğu belirtilmiyor. Öyle bir iş insanı ki, sadece Muhittin Böcek’in değil, başka kampanyaların da milyonlarca Euro’luk ihtiyaçlarını karşılıyor. Ama ismi yok.
5 milyon Euro’nun hangi tarihte, hangi kaynaktan temin edildiği açıklanmıyor.
Havala işlemini yapan kişi ya da döviz bürosuna ilişkin somut hiçbir bilgi verilmiyor. Sadece üzerinde isim ve telefon numarası bulunan bir kâğıt ile 100 liralık bir banknottan söz ediliyor.
Ben yıllar önce havala sistemini araştırıp kitaplaştırmış bir gazeteciyim. Bu sistemin nasıl işlediğini, hangi izleri bıraktığını, hangi bağlantılarla yürüdüğünü iyi biliyorum.
Böylesine büyük iddiaların; isim, tarih, para hareketi ve somut delillerle desteklenmesi gerekir.
Görünen o ki, Muhittin Böcek anlatmaya devam edecek. Ama ihtiyaç oldukça, taksit taksit…
Tutuklanan TEMA gönüllüleri tek kişilik yatakları paylaşıyor
NATO operasyonları kapsamında tutuklanan ileri yaştaki TEMA gönüllüleri, koğuşta yer olmadığı için koridorda yerde yatmak zorunda kaldı. Hijyen koşulları nedeniyle bazı gönüllülerin tek kişilik yataklarda ikişer kişi kaldığı öğrenildi
Havva Gümüşkaya’nın haberi
https://t.co/HRsUdMdgjw
Bir şeyler olacak yarın
duruşundan belli
kırdaki atların
bulutların koşuşundan belli
kazışından köstebeklerin toprağı.
Karıncaların telâşından belli
bir şeyler olacak yarın
belki bir tomurcuk
belki bir ağacın düşen yaprağı
belki de bir çocuk.
Pek o kadar göremesek de uzağı
kuşların uçuşundan belli
bir şeyler olacak yarın
öbür günden önemsiz
bugünden önemli.
1975
Bülent Ecevit
Bir şeyler oluyor… Görüyor musunuz?
Bir şeyler oluyor…
Şehirler, meydanlar, sokaklar…
Toprak gibi uyanıyor, nehir gibi yatağına sığmıyor.
Güzel şeyler oluyor…
Bize bir millet, bir de ayağımızın altındaki bu bank yeter!
Bir şeyler oluyor güzel memleketimde…
Bir şehri gezer geçersiniz. Bir de bir şehir sizi yüreğine buyur eder.
Gaziantep bugün bizi yüreğine buyur etti.
Böyle karşılananlar yorulmaz; böyle yürüyenler durmaz.
Durmayacağız, yorulmayacağız.
OlmakLar serisinin 6. bölümünde Başaran Aksu sendikacı olmayı anlattı.
Çok şaşırdığım bir bölümü aşağıya alıntıladım.
Uyar Madencilik patronu umreye gittikten sonra bir cami yaptırıp işçileri toplamış, "Arkadaşlar kıdem tazminatı caiz değildir" demiş.
Evet aynen böyle demiş.
@Basaranaksu_
#olmaklar
https://t.co/Mm14z4QEqA
Makam dedim saygı gösterdik ama hak etmiyorsunuz bu saygıyı. Düpedüz yalancısınız. Perşembe çiftliğime BASKIN yapıldı! Personelimin ahırlara girmesine izin vermediler. Biz yapacağız dendi! Biz kanı alacağız dediler. Bizim personelimize hiç bir müdahale yapmasına izin vermediler! Pis yalancılar sizi! Rutin falan değil! 2 gün önce tarım il müdürlüğünün aldığı kanı kabul etmeyip yine kan almaya çalıştılar! Bizden başka kimden kan aldınız?
Bu ülkede çıldırmamak elde değil.
Bugün @dortayaklisehir 'in Can Dostunu Yaşat kampanyası yararına orman yürüyüşü yapacağız Belgrad Ormanı'nda.
Gelirken Kağıthane Belediyesi tarafından işletilen F.S. Mehmet Tabiat Parkı girişinda bu duyuruyu gördüm.
Alan Belgrad Ormanı'nın bir parçası. Belgrad Ormanı bir muhafaza ormanı, yani korunan alan. F.S. Mehmet Tabiat Parkı da başka statüde bir korunan alan. Peki böylesine hassas ve değerli bir ormanda bu etkinliğe kim, nasıl izin veriyor?
Böyle bir etkinlik orman ekosistemine ne yapar?
1-Yangına en hassas dönemdeyiz. Araçların egzozlarından ve diğer kısımlarından çıkması muhtemel kıvılcımlar, sürücülerin ve izleyicilerin atması muhtemel izmaritler büyük bir yangın riski yaratır.
2-Araçların geçtiği rotada toprak sıkışması yaşanır ve bu da erozyona yol açar.
3-Orman alt florası araçlar ve izleyiciler tarafından ezilir, zarar görür.
4-Motor ve izleyici gürültüleri yaban hayvanlarını rahatsız eder; barınma ve beslenme bölgelerini terk etmelerine, üreme davranışlarının bozulmasına yol açar.
5-Dere yatakları zarar görür; su kalitesi ve su canlıları ya da ikiyaşamlılar olumsuz etkilenir.
6-Araç lastikleriyle kentten ormana taşınan istilacı türlerin tohumları ormanın yapısını bozar.
7-Ormana saygı gösteren ziyaretçilerin huzurunu kaçırır; özellikle gürültü nedeniyle stres artar.
Bunlar ilk anda aklıma gelenler. Biraz düşünsem bu liste uzar gider.
O halde, sadece İstanbul'un değil, Türkiye'nin de değil, dünyanın en özel ormanlarından birinde* bu etkinliğe kim, hangi akılla izin verir?
*Belgrad Ormanı WWF tarafından saptanan Avrupa'nın 100 sıcak orman noktasından, yani mutlaka korunması gereken ormanlarından biridir.
Tema gönüllüleri, Doruk maden işçilerinin eylemini ziyaret ettiler, hepsi otobüsten indiklerinde biz yanlarına varıncaya kadar emniyet aracı bağlama tehdidinde bulunmuş. Biz müdahale ettik, polis geri çekildi, fakat arkadaşlar otobüse ceza kesilir endişesiyle ayrıldı. Doğrusu Bu
Bugün bu hayvan benim işletmemde bakanlık personeli tarafından ezilerek ölmesine sebep verildi. Ben CHP nin seçilmiş başkanının ekibinin gölge tarım Bakanıyım. 20 yıla yakındır İşim çiftçilik ve hiç böyle bir olay olmadı. Değil ezilmesine sebep olmak bizim işletmede hayvana bağırmak yasak!
İki gündür bakanlık personeli 14 Kişi ile çiftliğime baskın yaptılar ve tüm hayvanlarından kan alıyorlar. Zaten her yıl yapılan bir şey ama iki personel ve bizim ekip ile.
Tek gayeleri baskı yaparak eleştirilerimden vazgeçmemi sağlamak.
İlk seçimde gelip o bakanlıkta Türkiye���nin gıda egemenliğini yeniden sağlayacağım ve bunu durduramayacaksınız bunu bilin!
Murat Ağırel Adalar Belediyesi'ndeki yuh dedirten tutuklamaları anlatıyor:
- Bir garson, çocuklarına yapılan bot-mont yardımına karşılık çalıştığı lokantadan bir şişe içki hediye etmek istiyor. Telefonda buna "emanet" diyor.Yardım yapılan gariban bir adama, "emanet" dediği şeyden dolayı rüşvet suçlaması yükleniyor. Ve bu kişi şu anda tutuklu.
- Bir kadının evinin önüne, inşaatından artan demirler konmuş. Zabıta diyor ki: "Buraya işgaliye cezası keseriz, kaldırmazsanız her gün ödemek zorunda kalırsınız." Gülperi hanım 2 gün daha süre istiyor ve demirler kaldırılmıyor.
Savcılık orada gizli bir şeyler olduğunu düşün��yor... ve Fırat Durak'a isnat edilen suç ne biliyor musunuz? Bu demiri kaldırmamak kaydıyla 300 bin lira rüşvet aldığı iddia ediliyor. 300 bin lira.
Peki eğer demirleri Gülperi Hanım kaldırmasaydı, belediyenin keseceği ceza ne kadardı? 3.700 lira...
- Kreş borcu 73 bin liraya gelmiş bir personel, yeğeni için indirim isteyebilir miyiz diye soruyor. Cevap: "Bu hukuki değil, yapamayız." İndirim yapılmıyor, borcun tamamı ödeniyor. Ortada ne bir indirim var, ne bir kamu zararı. Peki soruşturmada bu ne diye geçiyor biliyor musunuz? Kamu zararı.
Tülin Apak mahkemeye gidip şunu sormuş:
“Kardeşim, öyle bir karar vermişsiniz ki, hukukçular bile farklı yorum yapıyor. CHP olağanüstü kurultay yapabilir mi, yapamaz mı? Ne demek istediniz, açıkça yazın.”
Mahkemenin verdiği cevap ise özetle şu:
“Karar��m gayet açık. Ayrıca sen bu davanın tarafı da değilsin başvurunu reddediyorum.’’
Ancak bazı gazeteciler bu karar üzerine ‘’mahkeme Özgür Özel’in başvurusunu reddetti .Tedbir kararı varken olağan veya olağanüstü kurultay yapılamaz 38.olağan Kurultay delegeleri ile kurultay yapılamaz ‘’ dedi diye haberleştirdi .
Şimdi soruyorum…
Bu ek kararın neresinde “CHP olağan veya olağanüstü kurultay yapamaz” yazıyor?
Neresinde hangi tüzük geçerli yazıyor?
Ben göremiyorum.
Siz görüyor musunuz?
Mahkeme, önüne gelen talepte tam da bu soruyla karşılaşıyor ama yine açık bir cümle kurmuyor.
Mahkeme kararında yazmayan bir şey, gazetecilere veya kulislere söylenen yorumlarla mı hukuk kuralına dönüşecek?
Hukukta esas olan sözlü beyan mı, yazılı karar mı?
Vallhi ben hayatımda ilk kez valinin sözüne inanıp Gezi parkına giderken gözaltına alındığımda 62 yaşındaydım...Çıplak arama da dahil felaket koşullarda geçen 4 günlük gözaltı süreci süreci sonucunda polise mukavemetten ifademi alan savcı bana uzun uzun baktı ve sen dedi polise mukavamet ettin mi? Dedim ki : "Sayın Savcı, eğer gencecik polisimiz bu yaşımda onlara mukavemet ettiğimi söylüyorsa bu benim için oldukça karizmatik bir durum olur..." "O ne demek" dedi... "Benim yaşımdaki kadın arkadaşlarım anca torun bakıyor, bana baksanıza..." dedim... Bana ters ters baktı yaz kızım dedi; "Polise mukavemet etmemiştir..." Sonra suç örgütü kurmak ve yönetmek iddiası ile yargılama sürecini başlattı... Yıllarca yargılandım ama tutuksuz...Üç beraaten sonra 71 yaşında hüküm giydim...18 ay sonra gönlümü ve aklımı Bakıköyde tutsak bırakarak dışarıdaki gözaltı dünyasına katıldım...
Şimdi bu distopik ve kara mizah gibi suçlamaları ve tutuklulukları duyunca içim yanıyor...
Bir de bir ricam olacak lütfen hala hayatla mücadele etmekte olan bizlere şefkatle bile olsa bir "Teyze" demeyin...Adımız var bizim...
Sosyal medyada İstinaf Mahkemesi kararı üzerinden dolaşıma sokulan "Özgür Özel’in talebi reddedildi, kurultay yapılamaz kararı çıktı" iddiaları belgenin açıkça çarpıtılmasından ibaret.
Karar metnindeki gerçekler iddiaların aksi şekilde. Başvuruyu yapan Genel Başkanımız Özgür Özel veya ekibi değil, davaya taraf olmadığı belirtilen Tülin Apak isimli bir vatandaş. Mahkeme "kurultay yapılamaz" demiyor. Mahkeme, başvuruyu esastan değil, usulden reddediyor. Gerekçesinde "Sen bu davanın tarafı değilsin, dışarıdan gelip kararın açıklanmasını (tavzih) isteyemezsin" diyor.
Davanın tarafı olmayan birinin usulden reddedilen dilekçesini, "kurultaya yargı engeli" veya "Özgür Özel'e ret" diye sunmak hukuki cehalet değilse bilinçli bir manipülasyondur.
CHP Lideri Özgür Özel:
"Bir kayyım atamadan bahsediliyor, kayyım olsa 5 kişilik bir heyet gelir 40 gün içinde seçimle yükümlüdür, maaşlar dışında ödeme yapamaz, mal alamaz, mal satamaz kayyım.
Seçimi kaybetmiş birisi yıllar sonra gelip her şeyi yapabilirim ama seçim yapamam, biraz ben yöneteceğim, sonra benim istediğim düzlemde bir seçim olacak diyerek bir iktidar yürüyüşün�� kesiyor."
TEMA gönüllüsü Bircan T.:
Ben savunma sanayisinde çalışıyorum. Hiçbir partiye üye değilim. Yatalak KOAH hastası babam var. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz, bakıma muhtaçtır.
Bircan T., tutuklandı.
Özgür Özel, Diyarbakır’dan seslendi:
— "Akşam saatlerinde avukatını çağırarak bize selam yollayan Selahattin Demirtaş’ın selamı, bütün Diyarbakır adına, bütün bölge halkı adına, bütün Kürtler adına başımızın gözümüzün üstünde."
— "Tahir Elçi bir barış elçisiydi, burada katledildi. Diyarbakır’da barış kalıcı olarak sağlandığında huzurlu şekilde uyuyacak."
— "Diyarbakır kayyımlara karşı en net duran kenttir. Bugün partimizin iradesine atanan bir kayyımdan sonra binaları geride bıraktık, yürüyoruz. 'Sen yürü, biz de seninle yürüyoruz' diyenlerle yürüyoruz."
📷@eesaltik
🔗https://t.co/DXt1rf70GE