Hayat, sadece yaşanıp geçmek için değil; fark etmek, öğrenmek ve büyümek için var.🙌🏼
Bu profil; gözlerimizi açmak, kalbimizi hatırlamak ve iyiliğin hâlâ en güçlü seçim olduğunu göstermek için aktiflendi.💫
Çünkü biliyoruz ki, farkındalık bir uyanıştır, bilgi ise bu uyanışın ateşidir.💥
Burada;
•Hayvan sevgisini,
•Sağlıklı yaşam bilincini,
•İyiliğin dönüştürücü etkisini,
•Ve umutla dolu bakış açılarını keşfedeceksin.🤩
Öğrendiğin her yeni bilgi,
fark ettiğin her küçük ayrıntı,
yaşamında yepyeni kapılar açabilir.🥳
Küçük bir farkındalık dünyayı değiştiremeyebilir,
ama bilgiyle birleştiğinde, önce senin dünyanı, sonra çevrendekilerin dünyasını değiştirme gücüne sahip olur.✨
Eğer sen de daha bilinçli yaşamak,
daha iyiyi seçmek ve
umudu büyütmek istiyorsan,
bu yolculukta senin de yerin hazır.😉
Farkındalıkla bak, bilgiyle güçlen, iyilikle yaşa, umutla yol al. 🤗
#hayat #farkındalık #farkındaol #bilinç #iyilik #sihirsensin #sihirseniniçinde #öznesensin #güncel #gündem #umut
Bir psikolog bana şu tavsiyeyi vermişti;
"Sen sadece alt soyundan sorumlusun, üst soyunun sorumluluğu sana ait değil."
Hayatımda duyduğum en iyi tavsiyelerdendi.
💙 Kendini dinliyor musun?
Yoksa herkesin sesini duyup,
kendi sesini en sona mı bırakıyorsun? 🤔
::::::
Bedenin konuşuyor…
🧠 Zihnin konuşuyor…
❤️ Duyguların konuşuyor…
Ama çoğu zaman biz:
“Şimdi sırası değil…”
“Sonra bakarım…”
“Biraz daha dayanırım…” diyoruz.
::::::
Oysa insanın en önemli rehberi,
çoğu zaman içinde taşıdığı sestir.
🌱 Ne zaman yorulduğunu,
🌱 Ne zaman zorlandığını,
🌱 Neye ihtiyacı olduğunu…
En iyi o bilir.
::::::
Ve belki de en büyük sorun şu:
👉 İnsan başkalarını dinlemeyi öğreniyor…
ama kendini dinlemeyi unutuyor.
::::::
💭 Peki sen?
Kendine en son ne zaman gerçekten kulak verdin?
Yoksa içinden gelen sesi,
günlük koşuşturmanın gürültüsünde kaybedeli çok mu oldu? 🌿💙
#dinlemek #kulakvermek #anlamak #hayatdedikleripelince #Trending #hayat
Parkta bu köpeği terk eden kişiye… Umarım geceleri rahat uyuyabilirsiniz.
Sabahın erken saatleriydi. Her zamanki gibi işe gidiyordum. Onu gözümün ucuyla gördüm—hemen durmadım, yirmi metre kadar daha sürdüm ve sonra artık devam edemedim. Geri döndüm.
İki sabah önce, terk ettiğiniz köpek sadece sokaklarda dolaşmıyordu.
Hamileydi. Bitkin. Korkmuştu.
Arabadan indiğimde ne kadar zayıf olduğunu gördüm. Tüylerinin altında kaburgaları görünüyordu. Karnı kocaman, ağırdı. Kaldırımda, sanki birinin durmasını bekliyormuş gibi bana bakıyordu… ama yine de oradaydı. Her ihtimale karşı.
Havlamadı. Kaçmadı.
Sadece bana baktı.
Ve daha önce hiç böyle bir bakış görmemiştim.
Onu eve götürdüm.
Bir battaniye. Su. Sonunda nefes alabileceği sessiz bir yer.
O gece uyuyamadım. Yerde yanına oturdum, onu okşadım, her şeyin yolunda olacağını söyledim. Kasılmalar arasında bana baktı—ve o bakışı nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. İçinde bir tür minnettarlık vardı. Ya da belki de sadece buna inanmak istiyorum. Ama bunun öyle olduğunu düşünmek istiyorum.
Ve 48 saatten kısa bir süre içinde… doğum yaptı.
Tam burada. Güvende. Sıcak bir yerde. Korunmuş.
Dört küçük yavru—kör, minik, kırılgan. Annelerini hemen buldular. Onları öyle bir şefkatle, öyle bir odaklanmayla yaladı ki—sanki dünyanın en önemli göreviymiş gibi. Çünkü öyleydi.
Dört hayat. Annelerine sokulmuş… sanki dünya ona hiç zarar vermemiş gibi.
Ama vermişti.
Ve yine de, güvenmeyi seçti.
Ve yine de, sevgiyi seçti.
Onu terk edenler, kim olduğunuzu bilmiyorum. Belki bir sebebiniz vardı. Belki yoktu. Şimdi bunun bir önemi yok.
Önemli olan başka bir şey.
Artık hayatta kalmasına gerek yok.
Sonunda huzura kavuşabilir.
Güvende.
Ve yavruları sadece sıcaklık, sevgi ve istendikleri bir hayat bilecekler.
Bazen düşünüyorum… geri dönmeseydim ne olurdu? Benden önce gelen birçok kişi gibi yoluma devam etseydim ne olurdu?
Bunu düşünmek istemiyorum.
Çünkü bazen… tek bir iyilik her şeyi değiştirmeye yeter.
Beş hayatı birden. ����❤️
Peki ya siz—hayatınızda sizi geri döndüren, yolunuza devam edebilecekken geri dönmenize neden olan biri veya bir şey oldu mu hiç?
Bu hikaye sizi etkilediyse paylaşın. Bir yerlerde, hatta şimdi bile, birileri bekliyor. Her ihtimale karşı. 🐾❤️🙏
#ALINTIVEŞİİRSEL
Nafiz Deniz Seçer, köy köy gezerek gönüllü olarak zeytin fidanı dikiyor 🌱
13 yıl içinde Türkiye'nin dört bir yanındaki atıl arazilere on binlerce fidan dikti, yüz binlerce tohumu toprakla buluşturdu. 🌱
Hedefleri 1 milyon zeytin ağacı 🌿
“Ben dağlardayım, ellerim toprakta... Sen de bir fidan sahiplenerek ya da bu mücadeleyi çevrene yayarak yanımda olabilirsin. Hatta sadece burada paylaşmakla kalma; komşuna anlat, iş yerindeki arkadaşlarına söyle, arkadaşlarını etiketle…bu topraklara nasıl can verdiğimizi herkese duyur!”
Nafiz Deniz Seçer
emeğine yüreğine sağlık 🙏
1 Mayıs denince akla çoğunlukla insan emeği geliyor. Ama bu düzenin en görünmez, itiraz edemeyen ve her gün sömürülenleri olan hayvanları da hatırlatmak isteriz.
Anneyle beraber getirip koymuşlar annede yavrularda çok üşüyor. Anne ağlayıp duruyor acil korumaya alınması lazım. 3 tane yavrusu var‼️ Ümraniye / cemil meriç 05539331998
“Yaş aldıkça anlıyorsun ki gerçek mutluluk; sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken uyunan geceler, güvenli bir yuva ve enerjini tüketmeyen insanlardan ibarettir…”
KANSER KADER DEĞİLDİR!
Bize hep Kanser genetiktir, şans işidir, piyangodur dendi.
Dr. Thomas Seyfried ise 30 yıllık araştırmasıyla masaya yumruğunu vuruyor: HAYIR. Kanser genetik değil, metabolik bir hastalıktır.
Yani suçlu genleriniz değil, yaşam tarzınız. İşte kanseri aç bırakarak yok etmenin 7 Bilimsel Kuralı:
Kanserin yakıtı bellidir: GLİKOZ. Kanser hücreleri şekerle beslenir. Şekeri keserseniz, onları aç bırakırsınız.. Modern tıp sadece tümörü zehirlemeye odaklanırken, Seyfried "Yakıtı kesin" diyor. Kan şekerindeki ani yükselmeler, kanser için açık büfe ziyafetidir.
Vücudun yakıt sistemini değiştirmelisiniz. Glikoz yerine Keton yakmaya başlayın.
Ketojenik Diyet: Yüksek yağ, orta protein, sıfıra yakın karbonhidrat.. Sağlıklı hücreler ketonla çalışabilir ama kanser hücreleri ÇALIŞAMAZ. Bu, onları biyolojik olarak köşeye sıkıştırmaktır.
Vücudun çöpçüleri ne zaman çalışır? Siz yemek yemediğinizde. Uzun süreli açlık, Otofajiyi Hücrenin kendini temizlemesi başlatır..
Vücut, hasarlı ve zayıf hücreleri (kanser öncülerini) yer ve enerjiye çevirir. Yemek yemek zevktir ama bazen aç kalmak şifadır.
Kronik enflamasyon (yangı), kanserin en sevdiği ortamdır. Bunu ne tetikler? İşlenmiş gıdalar, kızartmalar ve stres..
Yangını söndürmek için Anti-enflamatuar beslenin:
• Zerdeçal
• Yağlı balıklar
• Yeşil çay Vücudunuzu savaş alanına değil, huzurlu bir bahçeye çevirin.
Kanser, hücrenin enerji santrali olan Mitokondri'nin bozulmasıyla başlar. Onu tamir eden iki şey vardır:
Kaliteli Uyku: Melatonin hormonu mitokondriyi yeniler..
Egzersiz: Sadece yürümek bile kan şekerini düşürür ve hücreye oksijen pompalar..
Oturmak, yeni sigara içmektir.
Thomas Seyfried'in mesajı net: Kanserden korkmayın, onu anlayın. Genetik silahı doldurur ama tetiği çeken yaşam tarzınızdır.
Bu adama 6 ay ömür biçildi. Son evre akciğer kanseri denildi.
Ona ömür biçen doktorların hepsi öldü. O ise 37 yıl daha yaşadı.
İşte modern tıbbı şoke eden Stamatis Moraitis'in sırrı:
Stamatis ABD'de yaşıyordu. Teşhisi alınca bir hesap yaptı: "Amerika'da ölürsem cenazem binlerce dolar tutacak. Köyüm Ikaria'da ise bedava..
Adaya döndü. Yatağa girip ölümü beklemedi. "Nasıl olsa öleceğim" diyerek kendini doğaya, bahçesine ve dostlarına verdi. Stresi tamamen bıraktı.
Amerika ve Avrupa arasındaki en büyük fark: Yemek. ABD'de yediği her şey işlenmiş, koruyucu dolu ve yapaydı..
Ikaria'da ise sadece topraktan geleni yedi.
• İşlenmiş gıda YOK.
• Şeker YOK.
• Katkı maddesi YOK.
Vücut zehir almayı kestiği an, kendini onarmaya başladı.
Amerika'da bütün gün oturuyordu. Adada ise durmadı. Spor salonuna gitmedi; bahçe ekti, yokuş çıktı, üzüm topladı..
Modern insanın en büyük katili hareketsizliktir. Stamatis ciğerlerine hastane havası değil, Ege'nin oksijenini doldurdu.
Stamatis'e sırrı sorulduğunda gülerek cevap verdi: Sanırım şarap..
Ama market şarabı değil. Kendi ürettiği, koruyucusuz, saf üzüm şarabı. Ve bunu tek başına değil, dostlarıyla, kahkahalarla içti. Sosyal bağlar, bağışıklık sisteminin en güçlü ilacıdır.
Aradan 30 yıl geçti. Stamatis hala turp gibiydi. Merak etti, ABD'ye gidip kendisine o teşhisi koyan doktorları bulmak istedi. "Bunu nasıl açıklıyorsunuz?" diyecekti.
Ama soramadı. Çünkü ona "6 ayın kaldı" diyen doktorların hepsi çoktan ölmüştü..
Stamatis Moraitis 98 yaşında bazı kaynaklara göre 102 yatağında huzurla öldü. Kanserden değil, yaşlılıktan..
Bu hikaye bize şunu anlatıyor: Bazen ihtiyacınız olan şey daha fazla ilaç değil; daha az stres, gerçek yemek ve bir amaçtır.
@metropolmedya_ Kediler son derece duygusal ve hislidir.
İnsan davranışlarından anlayıp ona göre davranır.
Evdeki terapi merkezidir.
Stres topu gibidirler,eve neşe getirirler..
Beyin felci olan bir kedi kendi başına yemek yiyemiyordu ve günlük bakıma ihtiyacı vardı.
Bir gün, lezzetli bir yemeğin tadını çıkarırken, gösterdiği sevgiye duyduğu minnettarlığı ve sevinci ifade edercesine gözyaşı döktü...