@ProfHilmiDemir Yüce Allah(cc), eş-şafi ismi üzerine sağlık ve şifa versin inşallah kıymetli hocam. Milletimizin sizin gibi gönlünde Türklük mefkuresi bulunan kıymetli insanlara her meslek ve bilim dalında ihtiyacı var. Yüce Allah(cc) yar ve yardımcınız olsun.
🇹🇷 Ülkemizin bütünlüğünü bölmeye yönelik hain darbe girişiminin 10. yılında şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.
#15TemmuzDemokrasiveMilliBirlikGünü
Evet ortada bir sorun var; senin gibi HAİN’lere rahat batması sorunu var…
Kürdistan neresi???!!!!
Kimliğin olmadığı, dilin olmadığı için 6 dönem şerefli TBMM’de vekillik yaptın sonra da Belediye Başkanı oldun dimi!!!!
Yazıklar olsun sana da; seni böyle konuşturanlara da…
Türk Milleti’nin ödediği vergilerle boğazından geçen her lokma da sana haram olsun…
Galatasaray’ın 26. şampiyonluğu camiamıza hayırlı olsun. Dört senelik istikrar ve başarı, bugün yepyeni bir zaferle taçlanmıştır. Daha büyüklerinin yolda olduğuna ve Galatasaray bayrağının her zaman zirvede kalacağına inanıyorum.
Sayın Başkan Dursun Özbek başta olmak üzere, bu büyük başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum, kulübümüzün bir Divan üyesi olarak her birine teşekkürlerimi sunuyorum.
Galatasaray’ın dört sezonluk ilk şampiyonluk serisinin kilit oyuncularından, bugünün şampiyon hocası Okan Hoca’yı, değerli ekibini, futbolcularımızı ve kulüp emekçilerimizi canıgönülden kutluyorum, dört sene üst üste şampiyonluk kulübümüze yine çok yakıştı.
Galatasaray taraftarı, bu mutluluğu sonuna kadar yaşamalı, şampiyonluğu doyasıya kutlamalıdır…
Galatasaray’ın yeni hedefi, yarın sabahtan itibaren kendi rekorunu daha da geliştirmek adına çalışmak olmalıdır çünkü Galatasaray, tarihinden güç alarak her zaman ileri bakar ve Galatasaray gibi büyük kulüplerin var olma amacı budur.
💛❤️
3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ KUTLU OLSUN.
3 MAYIS HERHANGİ BİR GÜN DEĞİL BİR MİLLETİN DİK DURMA AZİM VE KARARLILIĞININ KEMİKLEŞMİŞ İFADESİDİR.
Türkçülük zor zamanların deyim yerindeyse acil çıkış kapısı olarak ortaya çıkmış bir fikir yükselişidir. Geçtiğimiz yüzyılın başında büyük bir imparatorluğun içinde kurucu unsur olmasına karşın diğer milletlerin tacizine maruz kalan yüce Türk milleti yükselen milliyetçiliğin etkisiyle kendini ifade şansı bulmuştur. Bu ifade ediş biçimi milletin düştüğü fakr-u zaruret halinde can simidine dönüşmüştür. Fikri sahadaki mücadele zamanla aksiyon safhasına evrilmiş Türkçülük fikrini taşıyanlar hayatın her sahasında topyekun bir varoluş mücadelesine girişmişlerdir. Kanla ve canla verilen mücadelenin yarattığı mucize sayesinde Cumhuriyetimiz kurulmuştur. Verilen bu büyük mücadelenin kalem ve fikir cephesinin taşıdığı yegane düşünce ise Türkçülüktür. Bunu en basitinden şuradan da anlayabiliriz. Milli Mücadeleyi zafere ulaştıran kadroların başındaki isim Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük Türkçü Ziya Gökalp için fikirlerim babası der. Böylelikle vatan kuran, millete ruhunu aşılayan ana fikrin Türkçülük olduğu ortaya çıkar.
Fakat devlet kuran bir fikri nüveye rağmen Türkçülüğün kaderi her zaman aynı minvalde kalmaz. Zirveyi elde eden fikir, devrin konjonktürüne bağlı olarak haksız biçimde düşman kabul edilir. Her ne kadar düşman mevkiine konulsa da doğruların ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır. Türkçülük mevzii bu nedenle zamanla neferlerini büyük komutanlarını kaybetse de davasından hiçbir zaman geri adım atmayanların yüzü suyu hürmetine varlığını sürdürür.
Türkçülüğün münevver tabanında kaldığı, zirveye ulaşarak devlet kurduğu, muhalefete düştüğü bütün bu safhaları boyunca cephesini terk etmeyenler ise ölümsüz savaşçılar şeklinde tarihe geçerler. Hiç şüphesiz ki 3 Mayıs 1944 günü Sabahattin Ali - Nihal Atsız davasında büyük Türkçü Atsız’ın arkasında duranlar Türklük cephesinin yılmaz savaşçıları olarak anılırlar. 3 Mayıs 1944 günü davasından yılmayıp mahkeme koridorlarına oradan da tarifsiz acıları yaşayacakları tabutluklara düşenler bu millete ölümsüz bir fikir kazandırarak, geleceğin güçlü taarruzlarına karşı milletimizin dimağında bir direnç noktası oluşturmuşlardır.
Bu yüzden Üç Mayıs herhangi bir gün değil bir milletin dik durma azim ve kararlılığının kemikleşmiş bir ifadesidir. Üç Mayıs son Türk yok olmayana kadar Türklüğün her şeye rağmen ölmeyeceğinin ispatıdır. Üç Mayıs Türklüğün tarihinde rehber arayanlara bozkurttur. 3 Mayıs bir diriliş ve varoluş mücadelesidir. Üç Mayıs damarlarında dolaşan asil kanın gereğini yapanların dava adamlığını öğrettiği bir okuldur.
Bu nedenle Türklüğü yeniden dirilten Üç Mayıs’ın ölümsüz kahramanlarını rahmetle, minnetle, hürmetle anıyoruz. Ve bu davanın müdafi hüviyetiyle Atsız’ın kardeşi Sançar’ın davada zikredilen şu sözlerini tekrar ediyoruz: “Türk’ ü sevdim, seveceğim. Ama bunun sonunda ızdıraplar varmış, felaketler varmış, hatta karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş. Hepsi kabul! Türk ırkı sağ olsun!”
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE 🇹🇷 #3Mayıs #3Mayıs1944 #3MayısTürkçülerGünü @turkocaklari@Mehmetoztarih@YavuzHaykir
Şerefli ve büyük Türk Milleti'nin #23NisanUlusalEgemenlikveÇocukBayramı kutlu olsun.
Milli bayramlarımızı ve vatanımızı bizlere emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizin ruhları şad mekânları cennet olsun.
Başbuğ kısacık Müsteşarlığında yüzyıllık kurumlar inşa etti. Biz yıllardır Türk Dünyası diyoruz şöyle bir kurumsallaşmanın onda birini bile gerçekleştiremedik. Türk Dünyasının niye ortak bir TÜBiTAK’ı yok mesela.
Ömrünü Türk milletinin bekasına adayan, Türk milliyetçiliği fikriyatını sadece aydınlar arasında konuşulan bir fikir değil halkta yaşayan bir fikre dönüştüren #AlparslanTürkeş i hakka yürüyüşünün 29. yıldönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz.
Çok tartıştıkları meselenin ne olduğunu apaçık bir şekilde anlattı ve doğru duruşu ile Türk milliyetçilerine örnek oldu.
Ruhu şad olsun…
Vefat yıl dönümünde Alparslan Türkeş’i rahmetle anıyoruz.
Başbakanlık Müsteşarlığı döneminde öncülük ettiği eserleri hatırlamak onun devlet adamlığını anlamak açısından oldukça önemli diye düşünüyorum. Bu vesileyle genç nesillere Alparslan Türkeş'in sadece bir ideolog değil kurucu" ve "stratejik" bir devlet adamı kimliğine sahip olduğunu da hatırlatmak istiyorum.
Bu kurumların çeşitliliği ve kapsamı incelendiğinde, Türkeş'in devlet adamlığına dair şu temel çıkarımları yapabiliriz:
1. Planlı Kalkınma ve Bilimsel Yaklaşım
DPT ve TÜBİTAK gibi kurumların temellerinin atılması, onun devlet yönetiminde "günü kurtarma" yerine planlı ekonomi ve bilimsel liyakati esas aldığını gösterir. Kalkınmanın ancak veriyle, planla ve teknolojiyle mümkün olduğuna inanan modern bir vizyona işaret eder.
2. Savunma ve Güvenlik Vizyonu
OYAK’ın kurulması, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının sosyal ve ekonomik refahını koruyarak ordunun moral ve motivasyonunu yüksek tutma amacını taşır. Bu, ordunun sadece bir savaş gücü değil, ekonomik ve sosyal bir yapı olarak da güçlü kalması gerektiğini savunan bir savunma vizyonudur.
3. Nükleer Güç ve Enerji Bağımsızlığı
TAEK’in (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) kuruluşu, o dönem için oldukça ileri bir adımdır. Türkeş’in Türkiye’yi sadece tarım veya basit sanayi ülkesi olarak değil, nükleer teknolojiye sahip bir enerji devi olarak kurguladığını kanıtlar.
4. Kültürel ve Millî Kimlik Hassasiyeti
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü (TKAE), onun devlet adamlığının sadece teknik ve ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir temele dayandı��ını gösterir. Türkeş, devletin bekasının millî kimliğin bilimsel metodlarla araştırılması ve korunmasıyla mümkün olduğuna inanmıştır.
5. Toprak Reformu ve Gıda Güvenliği
Toprak Reformu Müsteşarlığı gibi girişimler, onun toplumun en alt tabakasıyla devlet arasındaki bağı güçlendirmeye çalıştığını gösterir. Köylünün ve çiftçinin kalkınmasını, hem sosyal adaletin sağlanmasını hem de gıda güvenliğini teminat altına alacaktır.
Özetle Türkeş'in Devlet Adamlığı Profili şu hasletlere sahipti:
Teknokrata Önem Veren: Kurumları ehliyetli kadrolarla yönetme arzusu.
Kurumsallaşmacı: Şahıslara değil, kalıcı devlet mekanizmalarına odaklanma.
Tam Bağımsızlıkçı: Teknoloji, enerji ve kültür alanında dışa bağımlılığı azaltma hedefi.
Gelecek Odaklı: 50-100 yıl sonrasının Türkiye’sini (21. yüzyılı) o günden planlamaya çalışan bir vizyoner.
Bu vesileyle bir kez daha Başbuğ Alparslan Türkeş'i rahmet ve minnet ile anıyorum. Ruhu Şad olsun.
Babam Başbuğ TÜRKEŞ’in vefatının 29. sene-i devriyesinde yine mezar ziyareti yapmamız engellendi.
Yanımda bulunan Devletin resmi polisi darp edildi. Biri 10 biri 6 yaşında olan iki kız çocuğum o mezardan ağlayarak çıktı..
Kimsenin ne devletin polisine el kaldırmak haddidir ne de bir evladı babasından ayırmaya gücü yeter..
Başta Sayın Cumhurbaşkanı (@tcbestepe) olmak üzere Meclis Başkanı (@NumanKurtulmus) ve (@TC_icisleri) gereğini yapmaya davet ediyorum.
Ankara’nın ortasında güvende değiliz, nerde Devlet?
Biz hâlâ Türkeşçiyiz…
Biz hâlâ Gençliğimizde gönlümüze düşen
o kutlu davanın izindeyiz.
Biz hâlâ lise çağlarında ettiğimiz yemine
son nefesimize kadar sadığız.
Türk Milleti’nin adı sanı yok olmasın diye ömrünü adayan;
Türklük şuurunu Türk gençliğinin zihnine ve gönlüne işleyen Başbuğumuz Alparslan TÜRKEŞ'i
rahmet, minnet, saygı ve sonsuz bir özlemle anıyorum.
Başbuğ’umuzun ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Hiç kimse, Ergenekon çekiçini, Örs’e bu kadar kadar inançla vuramadı,
Bir çoğu, Türk milleti için ömrünün bütün enerjisini bu kadar seferber etmedi,
İnanmışlığı, karakteri onun, yılmazlığının, yorulmazlığının, yıkılmazlığının tahkim kaynağı idi.
Neydi o 12 Eylül’de, 220 nin üzerinde Ülkücü evlatlarıyla kendisinin de idamını isteyen Savcı Soyer’e İddianameyi göstererek “bunu sana yedireceğim” kükreyişi.(resimlerde dağınık şaçlı olanı)
Bir çoğu, mücadele yumruğunu bu kadar inanç ve güvenle kaldırıp, kitleleriyle ruh bütünlüğünü sağlayamadı.
04 Nisan 2026!!!
Huzursuzum.
Hüzünlüyüm.
Üzgünüm.
Türk nesline bu derece içten sevgi ve güveni görüp hatırlamak, bizleri ayakta, bilinç ve görev şuurunda tutuyor.
Bazı yaşamlar, fiziki varlıkla sınırlı değildir,
Alparslan TÜRKEŞ 99 yıl, 5 ay yaşında.
“İyi ki doğdun, Türk’e Başbuğ oldun!”