Evlada küsülmez, evlatla dertleşilmez. Evlat, çevreye kötülenmez. Evladın sırrı açık edilmez. Evlat, sizin dert ortağınız veya psikoloğunuz değildir. Anne babaya, baba anneye kötülenmez. Evlada travmalar ve kötü bir geçmiş anlatılmaz. Evladınızı rahat bırakın.
Kendinizi hiç ezdirmeyin.
Hayatta güçlü olmak sadece yüksek sesle konuşmak, sert görünmek ya da herkese karşı durmak değildir. Gerçek güç neyi hak ettiğini bilmek, sınırlarını korumak ve değerinden şüphe etmemektir.
Eğitim yalnızca diploma almak değildir. Eğitim, düşünmeyi öğrenmek, kendine saygı duymak, hakkını savunabilmek ve kimsenin sizi değersiz hissettirmesine izin vermemektir.
Kendini geliştiren insan kolay kolay manipüle edilmez. Bilgi özgürleştirir, özgüven güçlendirir. Bu yüzden kendinize yatırım yapın, öğrenmekten vazgeçmeyin ve bulunduğunuz her ortamda dimdik durun.
Çünkü insanın gerçek gücü, sahip olduklarından değil,kendisine verdiği değerden gelir. Kimsenin sizi küçültmesine izin vermeyin. Çünkü değerini bilen insanın boyu, başkalarının gölgesiyle ölçülmez.
Bayram ve Nonnamaxxing
Dünyada yeni bir kavram hızla yayılıyor: Nonnamaxxing.
Adı yeni… Ama anlattığı şey aslında çok eski.
Çünkü bu akım, insanlara şunu söylüyor: Daha az ekran… Daha çok aileyle zaman… Daha az acele… Daha çok sofra… Daha az performans… Daha çok hayat…
Modern insan yıllardır kendini optimize etmeye çalıştı.
Daha verimli uyku… Daha iyi beslenme… Daha yüksek performans… Daha üretken sabah rutinleri… Daha iyi versiyonlar…
Ama insan garip bir yere geldi.
Kendini geliştirirken kendini kaybetti.
Çünkü insanlık galiba sonunda şunu anladı: Hayat, bitiş çizgisine nefes nefese ilk ulaşanın kupayı kaldırdığı bir yarış değil…
Arada sevdiklerine dokunabildiğin, sofrada oyalanabildiğin kısa ama kıymetli bir serüven.
Sosyolojik olarak bu çok anlamlı.
Çünkü her çağ, kendi aşırılığının panzehirini üretir.
Sanayi çağı hız getirdi… Dijital çağ bağlantı getirdi… İnsanlar sessizlik arıyor. Performans çağı başarı getirdi… insanlar huzur özlüyor.
Nonnamaxxing tam da bunun adı.
Bir tür kültürel yorgunluk.
İnsanlığın kibarca “yeter artık” deme biçimi.
Ve düşününce…
Bizim bayramlar bunun çoktan icat edilmiş hali değil mi?
Telefonu bırakıp kapı çalmak… Rezervasyon değil, habersiz gitmek… Kalori hesabı değil, “bir dilim daha al” ısrarı… Kusursuz plan değil, tatlı bir aile kaosu…
Bugün dünya buna trend diyor.
Biz buna çocukluğumuz diyorduk.
Çünkü bayramın asıl meselesi tatil değil.
Bayram, insanın yeniden insanı hatırlamasıdır.
İyi bayramlar…
Terapistim bir keresinde şöyle demişti: “Öfke, seni en çok seven tarafındır. Kötü muamele gördüğünde, yok sayıldığında ya da saygısızlığa uğradığında ortaya çıkar. Sana zarar veren şeyden uzaklaşman gerektiğini söyleyen bir uyarı sinyalidir. İster bir ortam, ister bir iş, bir ilişki, isterse de eski bir sen ol... Öfke, ne zaman arkana bakmadan gitmen gerektiğini sana fısıldar. Eğer onu dinlemeyi, ona güvenmeyi ve onu kendine bir yol arkadaşı yapmayı öğrenirsen, artık sesini duyurmak için bu kadar yüksek sesle bağırmak zorunda kalmaz.” Bu konuşma zihnime kazındı ve kendime bakış açımı tamamen değiştirdi.
Çalışan kadından ev hanımı performansı beklersen mutsuz olursun. Çalışan kadınla evleneceksen eğer ev işlerinde eşine yardım edecegini bilerek evleneceksin. Hem dışarıda çalışşın hem evin bütün işini yapsın, öyle bir dünya yok annesinin paşası.
40 YAŞINDA GERÇEK STATÜ SEMBOLLERİ
• 30 yaşındayken yapabildiğin her şeyi hâlâ yapabiliyor olmak.
• Rahatlamak için alkole ihtiyaç duymamak.
• Yaşıtlarının %90’ından daha fit olmak.
• Sadece dizi izlemek değil, gerçekten tutkuyla yaptığın hobilerin olması.
• Eğilip ayak parmaklarına dokunabilmek.
• Dinlenik nabzının 60’ın altında olması.
• Kaygı ya da depresyon için ilaç kullanmak zorunda olmamak.
• Gün boyu enerjinin stabil kalması.
40’tan sonra statü; saat, araba, marka değildir.
Statü; sağlığını koruyabilmek, zihnini yönetebilmek, bedenini taşıyabilmektir.