Aysim Çavdar&Erim Önüt.
Bodrum Bitez'de yaşıyorlar.Evlenmeye karar vermişler.Evlenmişlerde.Bir çok insan gibi Nikah şekeri yerine 150 tane kitap almışlar.Dünya,Türk klasikleri ve araştırma kitapları hediye etmişler. Umarım başlangıç olur.Nikah şekeri yerine kitap! #kitap
Yargıtay’dan plajlar için emsal karar: Kıyılar, toplumun ortak kullanımına açıktır, özel işletmeler vatandaşa müdahale edemez
•İzmir Çeşme’deki Altınkum Plajı’nda halk plajı statüsündeki alana giden bir doktor, havlusunu sererek denize girmek istedi.
•Plajda faaliyet gösteren özel işletmenin çalışanı aileyi alandan çıkmaya zorladı.
•Doktorun jandarmaya şikayeti üzerine dava açıldı.
•Yerel mahkeme, kıyı hakkını engelleyen çalışan ile ona talimat veren işletme yöneticisini suçlu buldu.
•İşletme çalışanı “Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı.
•İşletme yetkilisi ise çalışanı yönlendirdiği için “azmettirme” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
•Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yerel mahkemenin kararını onadı ve bu karar Türkiye için bağlayıcı emsal niteliği kazandı.
•Kararda Anayasa’nın 43. maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu hatırlatıldı.
•Anayasa’ya göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve toplumun ortak kullanımına açıktır.
•Hiçbir tüzel veya gerçek kişi kamuya açık sahili tamamen kapatamaz, vatandaşın denize girmesini engelleyemez.
Long before the world celebrated warrior queens, there was Cynane.
Born around 357 BC, Cynane was a Macedonian princess, the daughter of King Philip II and the half-sister of Alexander the Great. Yet unlike most royal women of her era, she was not raised to stand quietly behind powerful men. Her mother, Audata, was an Illyrian princess from a culture where women were expected to ride, hunt, and fight. Cynane grew up learning skills that were usually reserved for men: horsemanship, weapons training, military strategy, and survival.
She would become one of the ancient world's most extraordinary female warriors.
Ancient sources describe Cynane not as a symbolic figurehead but as a woman who fought in battle herself. During a campaign against the Illyrians, she reportedly faced Queen Caeria in combat and killed her, helping secure victory for Macedon. In an age when women were often excluded from military life, Cynane earned respect from hardened soldiers by proving she could do what few others dared.
Her life was marked by personal loss as well as courage. Philip II arranged her marriage to Amyntas IV, a royal relative with a claim to the Macedonian throne. Together they had a daughter, Adea. But when Alexander seized power after Philip's assassination, Amyntas was executed as a political rival. Cynane was widowed while still young.
Many royal women would have disappeared into the background after such a tragedy. Cynane did the opposite.
She refused to remarry and instead devoted herself to raising her daughter as she had been raised: strong, educated, and skilled in warfare. She believed women could wield power, and she intended for her daughter to prove it.
When Alexander the Great died suddenly in 323 BCE, his vast empire erupted into chaos. Generals, nobles, and rival factions scrambled for control. Cynane recognized that the future of the dynasty was hanging by a thread. Taking matters into her own hands, she armed an escort and marched across the empire to arrange a marriage between her daughter and Philip III Arrhidaeus, Alexander's half-brother and the new king.
It was a bold political gamble—and a dangerous one.
The powerful regent Perdiccas saw Cynane as a threat to his ambitions. He ordered his brother Alcetas to stop her. Cynane was murdered before she could complete her mission.
But even in death, she won.
The Macedonian soldiers were outraged by the killing of a princess they admired and a warrior they respected. Fearing revolt, the generals approved the marriage Cynane had fought to secure. Her daughter, renamed Eurydice, became Queen of Macedon and emerged as a major political force in her own right.
History remembers Alexander as the conqueror who built an empire. Yet Cynane achieved something just as remarkable in a world determined to silence women: she commanded soldiers, fought on battlefields, shaped royal succession, and forced powerful men to reckon with her influence. More than 2,300 years later, her story remains a reminder that some women refused to accept the roles history assigned them—and changed history because of it.
#archaeohistories
CHP Genel Merkezi’ne biber gazlı müdahalede bulunuldu.
“Baba ocağı” denilen yer; biber gazı, kalkanlar ve plastik mermiler eşliğinde polisin girdiği bir yere dönüştürüldü.
103 yıllık, dünyanın en eski partilerinden biri olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye polisle girildi.
Yazık… Çok yazık.
Archaeologists in southern Turkey unearthed the marble foot of a life-sized statue of the Roman Emperor Marcus Aurelius. The find offers a tangible link to one of Rome’s most respected rulers and underscores his enduring historical importance.
Marcus Aurelius (121–180 AD) reigned from 161 to 180 AD during the Pax Romana. He is remembered both as a capable military commander who led campaigns against Germanic tribes such as the Marcomanni and Quadi, and as a profound Stoic philosopher. His personal reflections, compiled in the famous work Meditations, remain one of the most influential texts in Western philosophy, exploring themes of duty, virtue, reason, and resilience.
Even while directing military operations, Marcus Aurelius continued his intellectual pursuits, often writing amid the hardships of campaign life. The newly discovered sculpture fragment highlights the widespread admiration for the emperor across the Roman Empire and reflects the high level of artistic skill of the period.
BirGün muhabiri İsmai Arı’nın tutuklanmasına karşı ülke çapında gösterilen kitlesel tepkiler, henüz 30 yaşındaki genç bir gazetecinin, aslında halkı nasıl aydınlattığını da gösteriyor.
Başta TÜGVA, MENZİL, depremdeki tarikat-cemaat hırsızlıkları, kadın ve çocuk tecavüzleri, Diyanet’teki yolsuzluklar vd…
Halk, ‘doğru bilgi’ veren gazeteciyi bilir.
Cehennemi başka yerde aramayın…
Soma maden faciasında 301 işçi hayatını kaybetti. Davada tutuklu yargılanan sanık kalmadı. İşçi ailelerinin avukatlığını üstlenen Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay ise cezaevinde.
Atatürk Havalimanı saldırısında 42 kişi makineli tüfeklerle katledildi, 300’e yakın kişi yaralandı. Katliamı gerçekleştiren IŞİD teröristleri serbest bırakıldı. Bu skandalı haberleştiren Alican Uludağ cezaevinde.
Fatmanur Çelik, bir tarikat mensubu tarafından tecavüze uğradı. Onunla zorla evlendirildi. Aynı adam, kendi öz kızına da tecavüz etti. Anne isyan etti. Anne ve 8 yaşındaki kızı öldürülüp denize atıldı. Failler dışarıda. Bu vahşeti haber yapan İsmail Arı cezaevinde.
#CanAtalay #SelçukKozaağaçlı #AlicanUludağ #İsmailArı
@CanAtalay1@selcukkozagacli@alicanuludag@ismailari_ #Soma #FatmanurÇelik #AtatürkHavalimanı
İsmail Arı'dan mesaj var: Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara'ya getirildim. Dosyama yeni twitler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler.
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'ndan güzel bir analiz;
EĞER;
TIP okursan karşına insan DNAsının şempanze ile %98 aynı olduğu çıkar...
BİYOLOJİ okursan karşına evrim çıkar...
FİZİK okursan karşına BİG BANG çıkar...
KİMYA okursan karşına elementlerin kaynaşmasıyla İLK CANLILARIN nasıl oluştuğu çıkar...
TARİH okursan karşına dinlerin nasıl ortaya çıktığı çıkar...
JEOLOJİ okursan karşına dünyanın 4,5 milyar yıl yaşında olduğu çıkar...
ARKEOLOJİ okursan karşına tüm Ortadoğu dinlerinin temelini oluşturan SÜMER kültürü çıkar...
PALEONTOLOJİ okursan karşına dinozorlar çıkar. Din kitapları yazmaz bunu...
EMBRİYOLOJİ okursan karşına insanın balık atasından kalma solungaçları ve kuyruk çıkar...
Ama hiçbir şey okumazsan
sana ne söylenirse ona inanırsın.
Hep başkasının sana sunduğu hayatı yaşarsın,
başkalarının doğrularıyla yaşamak zorunda kalırsın,
seni herkes kandırır.
Ama sen bunların hiçbirisini fark etmezsin bile...
12 adaları 1912’de verdik.....
Nerde mi?
Lozan şehrinin Ouchy semtinde.
Şu Lozanda adaları verdik diyip oku emrinden uzak güruhun meydanlarda Lozanda verdik deyip algı yaratması bundan!!
Araştırmayan halk da: “ulan savaşı kazandık- adaları verdik”e inandırıldı...
Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor.
Sene 1912, “Uşi Anlaşması”dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak.
Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek.
Fakat şartlara uyum sağlanmıyor.
Bu yüzden 3 yıl sonra, yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor.
Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok.
Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz.
Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915’de Londra'da İtalya'ya verilmiştir.
Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey'dir.
Bu adam kim mi?
Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye'nin karşısına Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur. Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır.
12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardır.
Şimdi asıl olaya gelelim...
Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.
İşte arkadaşlar sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve
12 Adaların Lozan Anlaşması'nda gittiğini söylüyorlar.
Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka. Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan barışına düşman ettiler.
Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması'nda ise bilakis Ege'de birçok ada Türkiye'ye geçmiştir.
Türkiye'ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise, son 10 yılda Yunanistan'a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir...
Umulur ki bol bol paylaşılır, gruplara atılır, milletimiz bilgilendirilir...
Prof.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU
Bütün anne ve babalara sesleniyorum 08/03/2025 oğlumun üstüne 5 litre benzin dökülerek vahşice katlettiler ben bu acıyla ömür boyu yaşamak zorundayım ama siz gelin başka İbrahimler yakılmasın diye adalet için ses verelim