@gossipmagazinn Fiziksel özelliklerle ya da doğuştan gelen özel durumlarla alay etmek nasıl bir akıl tutulmasıdır? Bu tavrınızın nelere davetiye çıkardığının farkında bile değilsiniz. Biraz vicdan ve sağduyu olsaydı, buna cesaret edemezdiniz.
@ajansmuhbir1923 Üsluba bak…Kadını aşağılayan her söylemi din diye sunuyorsunuz. Cehaleti kutsallaştırmak, dine yapılacak en büyük kötülüktür. O ceninleri kızlar tek başına mı yaptı? Erkeklerin ahlaksızlığı neden hiç gündeminizde yok Sen oğlunu kızını ahlaklı yetiştir senin üstüne düşen bu
@EndTimePpl@metropolmedya_ Kim neyi ihlal ediyor, buna hukuk karar verir; bireyler değil.Ben yapılan davranışı savunmuyorum.Anlatmaya çalıştığım şey şu Suç olduğunu düşünüyorsanız polisi ararsınız, insanların görüntüsünü çekip sosyal medyada servis etmezsiniz.Bir ihlali,başka bir ihlalle düzeltemezsiniz.
@EndTimePpl@metropolmedya_ Kamusal alan ile özel alanı birbirine karıştırıyorsunuz. Otopark kamusal olabilir, aracın içi kişiye ait özel alandır. Suç varsa polisi ararsın; kamera açıp insanları teşhir etmek ahlak değil, mahremiyet ihlalidir.
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
Ölmüş bir kadını bile duyduklarınızla yargılıyorsunuz.
Karnındaki bebeğiyle toprağa giren biri artık kendini savunamaz. Neye dayanarak bu kadar eminsiniz?
Ya ailesi…
Nasıl bu kadar kolay aldattı diyebiliyorsunuz?
Ölüsünü bile mahsun bıraktınız.
Kadıncağız ne ailesi ne seveni varmış belki de kurtuldu.
İnsanoğlu vahşidir; duyduğuna inanır, yargılamaya açıktır.
Emily in Paris tam bir görsel şölen ama hayatın gerçekliğiyle pek ilgisi yok.
Ye, iç, gez, aşık ol, kusursuz kombinler ve hiç bitmeyen romantizm… Keşke hayat gerçekten bu kadar pastel ve hafif olsaydı. Ama sanırım dizinin olayı da tam olarak bu Gerçek hayattan kaçıp birkaç saatliğine o pembe dünyanın içine girmek. Gerçek hayat çoğu zaman bize filtrelenmemiş tarafını gösteriyor
@kroniknews İsrafa gerçekten tahammülüm yok. Fazla almak yerine ihtiyacın kadar almak diye bir seçenek var sonuçta. Sürekli aynı şeyi yaşıyorsan biraz az al, tarihi geçip çöpe gitmesin. Problem kocanın yaptıklarında değil, senin stokçuluğunda 🙄
Bazı şeyleri fazla doğru yapmaya çalışırken, ruhunu öldürdük.
Benim derdim şu:
Aşk dediğiniz şey zaten düzenli, steril, kontrollü bir alan değil ki…
Siz ne yaptınız?
Aşkı terapi odasına soktunuz.
Duyguyu analiz ettiniz, parçaladınız, etiketlediniz.
“Çocukluk travman var”
“Bağlanma stilin bu”
“İyileşmen lazım”
İyi de…
Aşk dediğin şey biraz da dağılmak değil mi?
Birini bulmuşsun…
Kalbin çarpmış, dengen bozulmuş, uykun kaçmış…
Biraz yıkıla döküle yaşasana.
Ama yok.
Hemen toparlanalım.
Hemen güçlü olalım.
Hemen iyileşmiş birey olalım.
Ne oldu sonra?
Aşkı hissetmeden, sadece yönetir hale geldik.
Kontrol var, analiz var, farkındalık var…
Ama o çarpıntı yok.
“Bizden ne olur” diye bir şey kalmadı.
“Bizden ne kadar sağlıklı olur” kaldı.
Ve bana sorarsanız…
bu, aşkın en büyük kaybı.
Çünkü bazen insanın iyileşmeye değil,
biraz da yanmaya ihtiyacı var.
#BizeBişeyOlmaz
@aslihanasli_02@suslankirsall Çok ağladım yorumunuzu okurken… Sizin ve bu güzel ailenin yaşadığı acıyı tarif etmek gerçekten zor. Ne söylesek eksik kalıyor… Allah acınızı hafifletsin, sabrınızı artırsın.
İşimizi kolaylaştırsın diye yardımcı alıyoruz ama ne yaparsak yapalım memnuniyetsizlik bitmiyor.
Kendi saatlerinizi siz seçiyorsunuz, sizi evinizden alıp yine evinize bırakıyoruz (yani ben öyle yapıyorum) , her konuda özenli davranıyoruz. Buna rağmen sürekli bir şikayet, sürekli bir mutsuzluk hali var. Sanki yaptığınız iş değil de hayır yapıyormuşsunuz gibi bir tavır var. Sayınız azaldıkça dertleriniz ve şikayetleriniz arttı, üslubunuz da değişti. Allah herkesin kalbine göre versin.