Gün içinde toplu taşıma kullanıyorum, bu sebeple de hakları ihlal edilen bir çok çocuk görüyorum. Her seferinde eziliyorum, bu çocuğun varoluş değeri benim çocuğumdan aşağıda değil, hele ki kız çocukları, metroda su satıyor mendil satıyor. Nasıl mücadele edeceğiz bununla? Bu çocuklar kime emanet? Az önce 7-8 yaşlarında bir kız bağırarak ağlıyordu, mendiller var elinde. Yanında kendisi gibi küçük bir oğlan. Yanına gittim ne oldu diye, tuvaleti gelmiş ama az önce de tuvallettelermiş, abisi tekrar götürmek istemiyor. Abiyle konuştum, kızların tuvaleti daha sık gelir, kardeşine sahip çık onunla git diye. Sonra bindim metroya kendime evime gidiyorum. İnsanın en modern ve en en en haysiyetsiz çağında insanız. O çocukları orada bıraktım, hiç de utanmadım, kendi çocuğuma gidiyorum. Bu ağırlık, bu haysiyetsiz varoluş, ne yapabilirim onu da bilmiyorum. O çocukların evine git, yardım et gibi bir şey değil. Gerçek bir şey yapılmalı ve bu çocuklar korunmalı.
Ben bu yabancı öğrenci sorununa kaç kere değindim. Bana gelip mal gibi “yetersiz olsa tıp fakültesinden mezun olamaz” dediler. Yahu adamlara hocalar yardım ediyor veya kopya çekiyorlar. Uyanın artık. Yabancı öğrenci işi çok büyük sorun.
Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.
Bir vatandaşın Macron'un sabah koşusuna yaptığı yorum:
“Bu y*vş*klar ürkmesin diye 3 gündür evimizden çıkışımız polis kontrolü eşliğinde, otopark çıkışımıza kadar kapalı, araçlar 2 cadde aşağıda, evden çıkıp markete gidip gelsek gbt, üst araması, e-devletten adres teyidi vb abuk sabuk polis istekleri...
Devlet bizim değil NATO'nun”
Hocam kusura bakmayın da 8 nöbet gelene kadar yeni arkadaşlar gelmedi. Anamız ağlaya ağlaya çalıştık. Sizin döneminizde bu kadar şımartılmış bir toplumun da olduğunu düşünmüyorum. 13-14 nöbet güzellemesi yapmak, yeni meslektaşlarınıza saygısızlık. Yapmayın artık bunu.
fransız cumhurbaşkanı günlük koşusunu yapabilsin diye ankara'da yurttaşlara sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. rejim medyası koşu görüntülerini gurur ve sevinçle paylaşıyor. erdoğan rejimi mütareke yılları istanbul'unu ruhen ve fiziken tekrar yaşatıyor.
Kurtuluş Savaşı denince aklına işgal kuvvetleri değil de Osmanlı’dan kurtuluş gelen bir anlayışın, bugün Millî Eğitim’i yönetiyor olması ülkemiz adına düşündürücüdür.
bu bilgi toplama operasyonları kvkk açısından suç sayılmalı ve işletmeler büyük küçük demeden ağır cezaya çarptırılmalı. bu havuz oluşturma salaklığı bitirilmeli
Ankara’daydım
Nato toplantısı sebebiyle sadece İngilizce olan pankartlar gördüm Bu pankartların hiç birinde bayrağımız yoktu
Havalimanı yolunda ise sürekli Tiesto,GorillaZ ,Caz festivali reklamları
Bize kötülediğiniz kültürü neden dışarıya hoş görünmek için kullanıyorsunuz ?
Şimdi taşlar yerine oturdu.
Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığı ile anlaşarak oraya Deniz Göktaş'ı kurtarma tiyatrosuna gitmiş.
Sulh cezaya girmeden önce zorla görüşme yaptırılmış ki bunu ancak savcı isterse sağlayabilir. Savcının izin vermediği biri Göktaş ile görüşemez o arada.
Göktaş orada Kılıçdaroğlu'nu tersleyince "Adliyeden el ele kol kola çıkma" mizanseni yapılamayacağı anlaşılıyor ve Deniz Göktaş'ın tutuklanması artık mukadder oluyor.
Karşı karşıya olduğumuz "mekanizma" tahminimizden daha girift ve daha fazla müttefiki var.