Gaziantep’te su faturaları son dönemde öyle yükseldi ki neredeyse elektriği geçti, doğal gaza yaklaşıyor!
Neden bu kadar arttı?
Su bedeli hangi kriterlere göre belirleniyor? Vatandaş bu artışın ve gerekçesini bilmek istiyor..
Turizmciler para kazansın diye bayram tatilinin 9 gün yapılmasına karşıyım
Devlet kurumlarında hastane-adliye dahil işler şimdiden durmuş
Ayrıca:
Plaza memurları 9 gün tatil yaparken
Bayramda izinsiz hatta fazla mesai çalışan polis, jandarma ve askere de çok büyük haksızlık‼️
Müsaadenizle 10 yıllık meslek tecrübemle iki kelam edeyim.
X-ray, güvenlik vs. boş öneriler. Kapıda sıkar kafasına koyan. Çocuklar yersiz, yönsüz, hedefsiz. Değerleri yok. Bir yere aidiyetleri yok. Her istedikleri yapılmış ama gerçekle yüzleşmeye başladıklarında patlıyorlar.
Ercan ağabey, öncelikle meslek kanunu geliyor dendi. Fazla mesai sorunu çözülecek dendi.
Fazla mesai sorununun çözümü, haftalık 40 saat üzerine ücret ödemektir. Çalışma sistemi kişilerin inisiyatifine bırakıldığında kesinlikle suistimal edilmektedir.
Bu nedenle yarabandı değil, çözüm üretilmesi gerekiyor. Çözüm ise çalışma süresini kanuni güvence altına almaktan geçer.
Tüm kamuda uygulanan fazla mesai rejimi neden emniyet teşkilatında uygulanmasın? Yönetim neden bunun karşısında duruyor çıksın açıklasın?
Fazla çalışmak angaryadır. Anayasal hak ihlalidir. Bizler verimli çalışmayı savunuyoruz.
İstiklal Marşımız Arapça okunmuş!
Karamanoğlu Mehmet Bey'in "Bundan böyle divanda, dergâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır" diye ortak devlet dilini tanımlayan bu tarihi fermanın yuvası Karaman'da , İstiklal Marşı'ın kabulü etkinliğinde İstiklal Marşımız Arapça okunmuş! Artık saçmalığın da bir sınırı olur! Hangi Arap ülkesi milli marşını her nedenle olursa olsun Türkçe okur ?
Bu bir vicdan yazısı.
Belki dili o yüzden ağır olacak.
Bu yazıyı da sanırım en iyi, PKK terörüne karşı mücadele etmiş olanlar, kanın nasıl aktığını görenler, gerçekten acı çekenler ve acı-çile çekenleri hissedebilenler anlayacak.
Bir empati yapmaya çalışın lütfen:
Bir tecavüzcü; gözleriniz önünde bir adamın annesine, eşine, kız kardeşlerine tecavüz ediyor. Eğer o adamda onur, vefa, erkeklik, namus, akıl varsa o tecavüzcüye ne yapar?
Emin olun, PKK terör örgütü ve onun elebaşı Apo’nun Türkiye’ye, Türklere ve Kürtlere yaptığı o tecavüzcünün yaptıklarından çok daha ağır, çok daha incitici, çok daha onur kırıcıdır.
Arkamızdan vurmuşlardır, ihanet etmişlerdir, ülkemizi parçalamaya, kardeşliğimizi bozmaya kalkmışlardır, coğrafyamızı emperyalistlere peşkeş çekmişlerdir, binlerce Mehmetçik’i ve masumu katletmiş, sayısı bilinmedik Kürt kızının namusuna el uzatmışlardır.
O zaman sorumuz şu:
İnsan eli kanlı bir pisliği başının üstüne mi koyar, ayağının altında mı alır?
İtibar mı verir, muhatap mı kabul eder, adam yerine mi koyar, meşruiyet mi verir, otorite mi sayar, yoksa ona dünyada cehennemi mi, pisliğin, zilletin dibini mi yaşatır?
Cevap öncelikle sizin imanınızla, vicdanınızla, namusunuzla, vafanızla ilgilidir.
Çünkü konu önce siyasi, etnik, demografik ya da jeopolitik değil, vicdani, ahlaki ve imanidir.
Öte tarafıyla siyasetin, stratejinin, jeopolitiğin kaynak kodu rahmani ve ahlakidir. Hiçbir siyaset, strateji ve jeopolitik çözüm ahlakla, onurla, vicdanla, vefayla, insanlıkla velhasıl Rahman ve Rahman’ın emanetleriyle uyumlu değilse sorumlularına dünyada ve mahşerde yaşatacağı şey zillettir.
Bugün bir kez daha eli kanlı cani, örgütünün yaptığı her türlü ihanetten kötülükten sorumlu olan teröristbaşı Apo’nun ne mesajlar verdiğini konuşuyoruz.
Bazıları onu onurlandırıyor, reklamını yapıyor, yüreğine basıyor, medet umuyor, ayağına gidiyor, otorite olarak tanıyor.
Bunu neden yapıyorlar?
Bilmiyorum, kendilerine sorun.
Belki ne yaptıklarını biliyorlar, belki bilmiyorlar.
Ama neden yaptıklarını açıklayamıyorlar da.
Temiz, onurlu ve vefalı vicdanlara ve akıllara inemedikleri kesin. Sadece bilinmez bir amaç uğruna “Terörsüz Türkiye” sözünü bir silah olarak kullanıyorlar.
Aklı, vicdanı, imanı, sağduyusu, kanın acısını bilen hiç kimse “Terörsüz Türkiye” hedefine “Hayır” demez zaten. Ama aklı, vicdanı, imanı, sağduyusu olan, kanın acısını bilen hiç kimse de bunun sinsi bir hainle ve onun aşağılık bölücü örgütüyle olmayacağını bilir.
///
Süreci başlatanlar “en ufak bir taviz verilmeyecek, terör örgütü kayıtsız şartsız silah bırakacak” diyorlardı.
Sinsice getirildiğimiz noktaya bir bakın lütfen: Aklanma-meşrulaştırma-muhatap alınma-otorite ilan edilme süreçleri yaşatılan eli kanlı cani teröristbaşı Apo; artık Türkiye’yi bölünmeye taşıyacak;
- Sözde anayasal vatandaşlık,
- Sözde barış yasaları,
- Sözde demokratik toplum,
- Sözde entegrasyon kisvesi altında…
Anayasanın değiştirilmesinden, üniter devletin parçalanmasından, devletin ve egemenliğin çöküşünden bahsediyor, yol, yordam, yöntem gösteriyor.
Çok merak ediyorum, acaba kaç kişi bu caninin söylediklerinin anlamını, amaçlarının ne olduğunu sorguluyor?
Örgüt ve elebaşı, terör-eylem-parçalama-nüfuz etme metodlarını değiştiriyor, amaçlarını değil.
Bu terör stratejisiyle yapısal bütünlüğünü, ideolojisini, karar mekanizmalarını, silahlarını ve niyetleri muhafaza altına almak istiyor.
Böylece 40 yıldır silahla yapamadığını yeni bir metotla, yeni bir faza geçiriyor.
Yani yılan kabuk değiştiriyor.
Biz de izliyoruz.
//
Aslında benim sözüm terör örgütüne, onun elebaşına ve onları himaye eden, kötülük dolu bir coğrafya ve meşum bir gelecek kurgulayanlara değil.
Bugün Kürt’üyle Türk’üyle bir millet teröre ve elebaşına bu kadar yüz veriyor, medet umuyor, otorite kabul ediyor ya da meşrulaştırıyorsa, çareler denizinde gidip bir yılana sarılıyorsa, o toplum bırakın fiziki bir işgali, çok daha ötesinde;
- Bir hakikat bilgisi krizi,
- Bir ahlaki çöküş,
- Bir iman bunalımı,
- Bir zihinsel işgal,
- Bir insanlık, onur, vefa ve hafıza krizi yaşıyor demektir.
Ve artık her şeye müstehaktır.
Ama inanıyorum…
Türk milleti, Kürt’üyle, Türk’üyle bu varoluşsal zafiyeti öyle ya da böyle aşacaktır.
Ya aklı, vicdanı, onuru ve imanıyla.
Ya da çok acı bedeller ödeyerek.
Vicdanı, aklı, imanı, sağduyusu, ahlakı, vefa duygusu ve hafızası kalanlar bu günleri unutmasın ve tarihe bir not düşsün.
Saygılarımla…
Abdullah Ağar
27 Şubat 2026
Eğitim sektöründe olanlar şu cümleyi mutlaka en az bir kez duymuştur. “Alanına çok hâkim, harika bir öğretmen. Ama gel gör ki veli iletişimi zayıf.” Ne demek bu? Öğretmen veliyi eğlemiyor demek. Tamam, iletişim becerisi de önemli ama iyi öğretmenin tarifi bu mudur yani?
Öğretmen anne babayı memnun edecek. Sınıfta çocukları eğlendirecek. Eğitim kalitesi peki? Hallolur bir şekilde ya! O kadar şey yapmayın!
Matematik öğretmeni çarpım tablosunu illa rap şarkısıyla mı öğretmek zorunda? Tarih öğretmeni çocukların ilgisini çekebilmek için niye kaftan giymek zorunda kalıyor? Kek yapmadan kesirleri öğretemez miyiz?
Açın büyük üniversitelerin derslerine bakın. Adamlar kara tahtaya tebeşirle yaza çize ders yapıyorlar. Kendilerini aşan bir ideal uğruna eğitim aldıklarının farkındalar. Bizdeyse üniversite deyince çimenlere yayılıp gitar çalan öğrenci tipi geliyor aklımıza. Çayır çimen geze geze mezun oluyoruz.
Bu dünyada kimse sırıtarak, kırıtarak başarılı olmadı, olamayacak. Çünkü başarı ciddiyete mahkumdur. En güzel şiirler yorgun kalemlerden akar. Uykusuz geceler yoksa, eşsiz diye tarif edilen eserler ortaya çıkmaz. Paha biçilemeyen tablolar ve asla geçilemeyen rekorlar terli ve yorgun yılların çocuğudur. Gerçek başarı, sınav öncesinde verilen suni sancıyla gelmez.
Türkiye yüzyılı falan diye coşup duruyoruz ya! Bence bu yüzyılın en önemli gündemi ciddiyet olmalı. Bırakalım artık şu eğlence işini. Bizim eğlenmek yerine dertlenmeye ihtiyacımız var.
Başarının ciddiyete mahkûm olduğunu anlamış toplumlar sol şeritten basıp gidiyor. Evde, okulda, iş yerinde sürekli eğlence arayanlar da dörtlüleri yakmış bekliyor.
Son yirmi yılda ergenliğe habire duraklama dakikaları ekleniyor. Ama yeter! Tamam, askeri disiplin olmasın ama asgari disiplini de koruyalım bir zahmet.
Sayın @UABakanligi,
TÜVTÜRK’te arabaya hiçbir gerçek katma değeri olmayan, birkaç dakikalık bir işlem için 4.000 TL ödeniyorsa burada ciddi bir sorun vardır..
Üstelik kredi kartıyla ödeme diye vatandaşın yüzüne baka baka ekstra komisyon alınması kabul edilemez bir durum halidir..
👉Yıllardır milyarlar kazanan, bütçeleri aşan gelirler açıklayan bir şirketten söz ediyoruz..
👉Ortada haksız komisyona dair mahkeme kararları varken, bu bedelleri fiilen geri alabilen kaç kişi var?? Asıl soru budur..
Bu düzen değişmelidir.. Beklenti nettir: Şeffaflık, denetim ve vatandaşın korunması..
Netiz: Adalet işlemiyorsa güven kaybolur.. 🇹🇷
#TÜVTÜRK #TüketiciHakları
TÜVTÜRK de bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hem de polis öldürüldü.
O kadar tepki oldu!
Sonuç?
TÜVTÜRK hala kredi kartından komisyon alıyor ve işine aynen devam ediyor!
Şimdi düşünün;
Bunu sıradan bir küçük esnaf yapsaydı neler olurdu?
En absürt vergi bana göre emlak değer artış vergisi olabilir. Vatandaş yıllarca birikim yapıp, %4 tapu harcı ödeyip, örnek veriyorum 2+1 ev alıyor, 3-4 yıl sonra çocuğu oluyor ve bunu satıp 3+1 ev almak istiyor. Hooop %15 ile %40 arasında değişen değer artış vergisi.
Adam bir ev aldı ve aldığı evi sattı, yani bu ev aynı ev. Değeri 5 mi oldu 100 mü oldu hiç bir önemi yok. Evin değeri arttıysa tüm emlak piyasasının değeri de arttı. Bu bir hisse değil, emtia değil, varant değil, opsiyon değil, vatandaşın sadece başını sokması gereken bir dört duvar. Aldığı da, sattığı da aynı ev. Yani evi alırken 2+1'ken zaman içerisinde çok mantıklı bir yatırım yapıldığı için 4+1'e dönüşmedi. Bu 2+1 evi temel barınma ihtiyacını karşılamak için girilen bir mağara gibi düşünmek lazım.
Ayrıca, alacağı yeni evin de değeri ve tapu harcı da oransal olarak arttı. 2+1 ile 3+1 arasındaki makas daha çok açıldı. Artık eskisine göre daha da zorlanarak alacak.
Özellikle ailenin sahip olduğu tek konut varsa, değer artış vergisi diye bir şey olmamalı.
Her yıl aynı şeyi söylüyorum; artık Ramazan davulcularının devri kapandı. Günümüzde insanlar telefon alarmıyla zaten rahatlıkla uyanabiliyor.
“Geleneksel olsun” deniyor ama bunun gelenekle de pek ilgisi kalmadı. Ne düzgün bir ritim var ne de o eski Ramazan havasını yaşatan bir ses… Aksine hızlıca çalıp geçiyorlar. Üstelik çoğu zaman sahur vaktinden çok önce gelerek insanları gereksiz yere uyandırıyorlar.
Gelenek yaşatılacaksa, gerçekten hakkıyla ve usulüne uygun yaşatılsın; aksi halde insanları rahatsız eden bir uygulamaya dönüşmemeli.
#11AyınSultanı #Ramazan
-TÜVTÜRK 2026 cirosu;
45 milyar TL
-Enerji ve Tabii Kay. Bakanlığı Bütçesi 36 milyar TL.
-Şirketin 20 yılda kazandığı meblağ tam 25 Milyar Dolar !
-İngiltere de Araç Mu.Üc. 1800 Tl
-Türkiye de Araç Mu.Üc. 4500 TL
-Soru şu;
Bu istasyonları neden devlet işletmiyor ?
POLİS LOJMANI ÖNÜNDE POLİSİ DARP ETTİLER!
Bu ülkede kanunların baştan sona değişmesi lazım artık.
Sabıkalılar polis dövüyor..
50 suç kaydı olan dışarda geziyor, hapse giren ıslah olmuyor daha çok suç işlemeye meyilli oluyor. Çünkü cezalarımız hiç caydırıcı değil.
İddiaya Göre; Cezaevinden tahliye olan biri, Sabit traşlı arkadaşlarıyla Küçükçekmecede bulunan Bezirganbahçe POLİS LOJMANLARI önünde eğlenirken, karşıya geçmeye çalışan Polisin eşinin ayağına ve bacağına çarptı.
Kameraların an be an kaydettiği olayda, Özür dilemek yerine kalabalık olmaları ve iddiaya göre madde etkisinde olmaları sebebiyle Mağdur kadının yanında olan Polis eşini, POLİS LOJMANLARI önünde feci şekilde dövdüler.
‘YAĞMA’ konusundan ceraim verildiği öğrenilen konuda şahısların olay yerinden firar etmesi sonucu arama çalışmaları sürüyor.
Sokak Çetelerine taviz verilmemeli. Suçlulara hak ettikleri ağır cezalar verilmeli.
Karısının yanında feci şekilde dayak yerken yola kanı damlayan Polisimizin kanı yerde kalmamalı.
Şahıslar bir an önce yakalanmalıdır ‼️
@TC_icisleri@adalet_bakanlik@TC_istanbul@istanbul_EGM