Ankara İl Teşkilat Başkanı olduğum dönemde bizlere dava arkadaşı olan, tüm mevkilerden önce can kardeşim Yıldırım Beyazıd Sancakbeyi’ni dün gece elim bir trafik kazasında kaybettik. Işıklar içinde uyusun… çok üzgünüm.
Kendi söylediğiniz yalana kendiniz inanır hale geldiniz. Aslında tıpta yeri olan bir hastalık bu “ mitomani” ( yalan söyleme hastalığı). Kişi o kadar çok yalan söylüyor ki bir zamandan sonra kendisine inanıyor bu yalana. Ama eğer bu yalanı ekipçe söylüyorlarsa çok dikkatli olmaları lazım o zamanda “ konfabülasyon” ( hafıza yanılması ) yaşarlar ve rezil olurlar.
Bakın ben size hatırlatayım 37.000-22.000=15.000 yapar!!!
Sapma oranınız çok yüksek he bir de herkes yanına 5 kişi alsa zaten 5.000 kişi yapar:))) bence halledersiniz.
Bizim oralarda bi söz söylerler
“ iki laf var ikisinide siz söylüyorsunuz !!!!”
Hangi tüzükte yazıyor bilmediğimden soruyorum? Bir siyasi partinin üyesi
“ hakaret etmediği” halde , sadece ve sadece iletişim kanallarının kapanmasından dolayı eleştiri hakkını kullandığında neden sosyal medya hesaplarından engelliyorsunuz.
O hesabın sahibi siz değilsiniz!!!
Bir siyasi partide görev alabilmek için ya da görev verilmesi için illa ki 1-2 kişinin yalakası mı olmamız lazım? Bu mu parti içi demokrasi, bu mu cumhuriyetçi anlayış?
Eğer yakın zamanda bu diktatöryal yönetim anlayışınızdan vazgeçmezseniz çoook insan kaybedersiniz!!!
Bir STK’ya ziyarete gidildiğinde elbette kurumumuzu temsilen gittiğimizden hediyesiz gitmek olmaz ama götürdüğümüz hediye kolonya olmamalı! Madem götürdünüz bari fotoğraf çekinmeyin! Mensubu olduğunuz kurumu daha fazla aşağılamayın!!!
Gerçi ne söylesek boş…
Muhalefet partilerinde siyaset yapmak isteyen, “omurgalı” duruş sergileyen kişilerin bunun bedelini ödediği; dışlandığı, hatta cezalandırıldığı günlerden geçiyoruz.
Hırsızlık yapmayan ama hırsıza hırsız, yalancıya yalancı diyebilen; kendini kandırmayan ama insanları kandıranlardan hesap soran; haddini bilen ama kendisine had bildirmeye kalkışanlara itiraz eden insanlar artık sabredemez hâle gelirse, bunun sorumluluğunu onlara yüklemek mümkün değildir.
Ayaş ilçe Başkanımız Mirza Özata’nın vefatını az önce öğrendim. Kendisine Allah’tan rahmet kederli ailesine baş sağlığı diliyorum. @iyiparti@MDervisogluTR
Hepsi de birbirinden kıymetli genç kardeşlerimizin bu listede yer alması hepimizi heyecanlandırdı. Hayırlı olsun
@mkaangunay@omuresmarslann@cemalozberk06@hmetehan divan üyeliklerinizi tebrik ederim. Başarılarınız daim olsun🇹🇷
Bugün Mamak İlçe Başkanımız Sayın Bülent Aşılıoğlu ile Gülveren Mahallesindeki engelli bir vatandaşımızın evine misafir olduk. İftar sofrasının bereketini hep beraber paylaştık. Bizimle birlikte bu sofraya gönül veren Kazım Eser, Altinok Dilaverler, Özden Sel, Haydar Bayındır ve İlknur Niğdeli başkanımıza yürekten teşekkür ederim. Birliğimiz daim, soframız bereketli olsun.
Değerli dostlar daha önce yazdım, hatta telefonla arayarak uyarılarda bulundum ama maalesef dikkate alınmadım. Anlıyorum ön plana çıkmak istiyorsunuz ve ramazan ayı sizler için bir fırsat fakat “ sağ elin verdiğini sol el görmemeli” düsturuna uymuyorsunuz. Videolar, elinizde koliler ve hatta insanların evlerinin kapısında konuşma yapmalar hiç hoş değil. İyi bir şey yapayım derken topyekun pot kırıyorsunuz!!! İnsanları ifşa etmekten vazgeçin artık! Ramazan paylaşma ayıdır ama reklamsız yapılması gerekir.
İftar “davet” demektir. İnsanları iftara davet ederken gelmeleri kafidir. İsteyen gelirken isterse tatlısını getirir. Bunun dışında bi davet biçimi “ biletli konsere” davet etmeye benzer. Bu mantıkla insanların Tarkan’ın Dubai’de verecegi konserede davet edilmesi gerekir. Yetkililerin bu durumu gözden geçirmesi çok iyi olacaktır.
Ankara’mızda iftar verilebilecek 1000 kişi ve üzeri kapasiteli bazı mekanlar aşağıda ki gibidir;
The Ankara Hotel
The Green Park Hotel Ankara
Grand Mercure Ankara
Warwick Ankara
Alba Hotel Ankara
Ankara Plaza Hotel
Metropolitan Hotel Ankara
Raymar Hotels Ankara
Vivaldi Park Hotel
Hilton Garden Inn Ankara Gimat
Yeter ki yapılmak istensin!!!
KURT KUZUYU YEMEYİ KAFASINA KOYMUŞ BİR KERE!
Derenin yukarısında su içerken, aşağıda duran kuzuyu gören kurt onu yemeyi kafaya koyar. Bir sebep olsun diye de kuzuya seslenir. "Sen benim suyumu niye bulandırıyorsun?" der. Kuzu bir bulunduğu yere, bir kurdun bulunduğu yere bakar der ki: "Kurt abi, sen yukarıdasın, ben ise aşağıda. Su aşağı doğru akıyor. Suyunu nasıl bulandırabilirim ki!" Kurt kuzunun mantıklı cevabına daha sert bir sesle cevap verir: "Sen bana yalancı mı diyorsun?" Kurdun diklenmesinden ürken kuzu, "Size yalancı demek istemedim" der. Kurt iddiasını tekrarlar: "O halde benim suyumu bulandırdığını kabul et. Ben seni yiyeceğim..."
Önümüz Mübarek Ramazan, Ankara’mızda binlerce kişi zor şartlarda yaşıyor. Yılda 1 ay bile olsa tüm ilçelerimizde o ihtiyaç sahiplerimize pide dağıtılması çok iyi olur. Yalnız dikkat edilmesi gereken bazı durumlar var, sağ elin verdiğini sol el görmemeli!!!
Bu arada twit atıyorum ama inşallah başım belaya girmez :)))
6 Şubat’ta büyük depremin yıldönümünde 25 ilçemizde olamasa bile
10 metropol ilçemizde eş zamanlı deprem şehitlerimizin ruhuna lokma dağıtılması çok iyi olur. Maliyeti toplamda 100.000 tl olacaktır. İl başkanlığımızın bunu karşılayacak gücü var. Hatta divan üyesi başkanlarım bu fikre sıcak bakacaktır ve sorumluluğu üstlencektir.
Divan üyesi başkanlarım etkin ve niteliklidir. Ankara ilçeleriyle güçlü💪