Özle bağ kurmak, bütünleşmek, maddenin ötesine gecebildiginde vuku bulur,
ellerini nasıl tuttuğunun, hangi renk, nasil giyindiginin bir önemi yoktur, çünkü, O'nun dışında bir varlik iddiası kalmamıştır..
O'nu ancak mü'minin kalbinde bulabilir, mü'minin gözlerinde görebilirsin,
Hissettiğiniz duygularin üstünü şeker hamuruyla kaplamayın, yeri göğü pembeye boyamayın.
Olanı yaşayın ve asla acele etmeyin, her şeyi sessizce ve sakin bir ruhla yapin, tüm dünyaniz altüst olsa bile, hiçbir şey için iç huzurunuzu kaybetmeyin..
Rüyalarını düşün! Orada gördüğün her şey senin ruyanda varettiklerin uyanınca yok oluyorlar, peki nereye gidiyorlar?
Ya hayatındaki herkes senin ruyana ait karakterlerse!?
Peki ya sen de birinin rüyasında varolan bir karaktersen!?
Aslında hiç yaratılmadıysan!?
İğne ile kuyu kazmaya benzer iç alemine yolculuk, seni varlik alemi yanıltmasın, dışarıda gördüğün her şey sende mevcut, içe dön! hazine sende! bul O'nu!
İçeride kendini gözlemle, kendini gözlemelediğinde düşüncelerini hiç kontrol edemediğini göreceksin.
Aynı durum duyguların, ruh hallerin ve eylemlerin için de geçerli.
Kendini gözlemlediğinde bir değil çok olduğunu, bütün değil yığın olduğunu göreceksin.
Sıradan insan ise bir kitledir, birbiriyle hiç durmaksızın savaşan binlerce "ben" arasında bölünmüş, çatışmalı düşünce ve duygularla paramparça olmuş,kendinden ve başkalarından ayrı düşmüş, kimliksiz,fikirsiz,sevgisiz bir yığındır,
Elio D'Anna