BU DOÇENT VAR YA BU DOÇENT :))
Bu doçent benim.
15 Temmuz'dan önce doçentlik sözlü sınavına tam üç kez girdim.
İlk sınavda beni bırakan jüri üyesi, ikinci sınav kendi üniversitesinde ve kendi şehrinde — Kayseri'de — yapılmasına rağmen, sebebini bugün dahi bilmediğim şekilde sınava katılmadı. Sonrasında jürim tamamen değişti; başka bir ilde yapılan sınavda doçent oldum.
Mesele bununla da bitmedi.
Yıllar geçti. Bu kez profesörlük sürecinde beş yıldır kadromu bekliyorum; soruşturmalarla, idari işlemlerle ve davalarla uğraşıyorum.
Bir akademisyenin mesleki hayatının bu kadar büyük bölümünün bilim yerine kendisini savunmakla geçmesi normal midir?
Kendimi ne belirli bir seküler çevrenin ne de mahiyetini hâlâ anlamaya çalıştığım başka birtakım çevrelerin makbul insanı olarak görüyorum. Yaşadıklarım bana, farklı cephelerden hedef hâline getirildiğimi düşündürüyor.
The Guardian’ın haberi: “Türkiye’de Silivri ve Şile’deki çöp depolama alanlarında dünyanın en yüksek metan gazı salımları tespit edildi. Aslında Türkiye’de her alandan metan gazı yükseliyor. Öyle ki fon vurgununun siyasi ayağı, hâlâ korunuyor.
https://t.co/VGwYMf4u58
Bu bir bedduadır!
Allah, ailelere uzanan bu zulmü yapanları aileleriyle sınasın!
Mehmet Pehlivan:
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Muhterem twitter ve X takipçilerim zaman zaman şahsi meselelerimden bahsediyorum. İnanın bana bunu ülkenin yüksek öğretiminde dönen dolaplara farkındalık oluşturmak için yapıyorum. Evet, konunun öznesi benim ama bana inanınız benim gibileri çok var ve sizlerin çocukları da böyle şeylere maruz kalacaklar. Onun için sizlerden destek istiyorum.
Dervişoğlu, Erdoğan'ın "kelle vererek" bütün problemleri çözmeye yönelik adımlar atacağına dair izlenimler edindiklerini söyledi. Tabii günümüzde kimsenin kellesinin alınması söz konusu değil... Görevden almak, kelle vermek olarak yorumlanıyor...
https://t.co/zced5nd7P2
EVLADIMA NE ANLATAYIM?
47 yaşındayım.
Okudum. Tıp fakültesini bitirdim. Uzman oldum, doçent oldum. Hasta baktım, öğrenci yetiştirdim, makale yazdım. Çalıştım. Çalmadım. Soru çalmadım. Kimsenin hakkını yemedim.
Şimdi evladıma ne anlatacağım?
“Çalış”mı diyeceğim;
FETÖ sınav sorularını çaldı, mensuplarını yerleştirdi.
“Suçtan uzak dur ”mu diyeceğim; organize suç dünyasıyla anılan insanlar siyasetin en üst katlarında ağırlanıyor.
“Teröre bulaşma” mı diyeceğim; Abdullah Öcalan'a “statü” tartışılıyor.
“Devlet makamı emanettir” mi diyeceğim; eski bir bakan hakkında milyonlarca liralık fon ve borsa işlemleri iddiaları konuşuluyor.
“Rüşvetten, fuhuştan, haramdan uzak dur” mu diyeceğim; belediye başkanları ve çevreleri hakkında bunlara ilişkin soruşturmalar açılıyor.
Sonra çocuk dönüp bana sormaz mı?
“Baba, sen 47 yıl bunların tersini yaptın. Ne oldu?” Bak işsiz kaldın. Bak terfini vermediler. Bak yardım edecek durumda iken yardım alıyorsun.
İşte cevap veremediğim sorular bunlar.
Çocuklarına dürüstlüğün hâlâ işe yaradığını anlatamayan babalardan mısın? Hadi söyle!
Bakırköy’ün her mahallesinde, her sokağında yaşam kalitesini yükseltecek dokunuşlara devam ediyoruz.
Kartaltepe Mahallesi Hulusi Demirelli Sokak’ta tam 5.000 metrekarelik alanı baştan tasarladık. Yeni araç yolları, güvenli kaldırımlar ve araç park alanı çözümleriyle sokağımıza hem düzen hem ferahlık katıyoruz.
AKP, bugüne kadar sadece kendisine destek verenleri kalkındırdı. Bu sayede birikim ve yatırım yapanlar, yine partinin kalkındırdığı vatandaşlardı. Fon soygununu organize edenler ise çoğunlukla partiye güvenerek fonlara yatırım yapan AKP’lileri dolandırdı.
https://t.co/dx2CflEXP5
Fondan nemalanan iktidar mensupları hakkında fazla yorum yapmaya gerek yok. Her şey ortada... Çocukların beş parmakla oynadığı oyun gibi: Bu yakalamış, bu kesmiş, bu pişirmiş, bu yemiş, bu da gelmiş "Hani bana, hani bana?" demiş.
https://t.co/ximuUxsmMv
"Niye türkülerimi havalandırmıyon
Sabahat? demiştin son görüşmemizde;
Senin türkülerini senden güzel kimse
söyleyemez demiştim.
Nur içinde uyu Neşet Ertaş.
"Hacı hacıyı Mekke'de, derviş dervişi tekkede bulur" diye bir ata sözümüz var. Halk arasında "Deli deliyi dakkada bulur" diye de söylenir. Peki Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın birbirini Mekke’de bulması ne anlama geliyor?
https://t.co/iH0j5q7AFV
Bir tarafta fonlarda milyarlar batıyor..
Bir tarafta Şişli de bir genç iş bulamadığından intihar ediyor..
Fonda parası batan “emekli maaşları ödenmesin. Batan tüm param bana ödensin” diyor.
Ekonomi titanik misali
1.Sınıfta ayrı 3. Sınıfta ayrı yaşanıyor. Ama sonuçta gemi bu…
Bebeklere, çocuklara , gebelere mRna aşısı diye diye ekran ekran gezen müptezeller devlet üniversitesinde hâla rahat rahat çalışıyorlar. Bize huzur yok!
Bize rahat yok!
İşte millet ! Durumum budur.
Durumunuz da budur.
4 lastik, biraz benzin bahane; siyaset şahane…
Didik didik ediliyoruz. Her hesaba cevap verildikçe yeni bir iddia, her iddia açıklığa kavuştukça yeni bir gerekçe karşımıza çıkarılıyor. Bu ülke böylesi bir adaletsizlik ve hukuksuzluk silsilesi görmedi.
Bugün tartışılan konu: 4 lastik ve benzin.
Kamu kaynaklarını korumak için kendi aracını hizmete sunan, makamı gösteriş değil, millete emanet sayan Ekrem İmamoğlu'nun yolunu asılsız davalarla kesemezsiniz.
Peki mesele gerçekten bunlar mı?
Hukukun herkes için eşit işlemesini, yargının adil ve şeffaf olmasını ve millet iradesine saygı gösterilmesini istemeye devam edeceğiz.
Gerisini milletimizin vicdanına bırakıyoruz.
#EkremİmamoğluSerbestBırakılsın
#EkremİmamoğluSiyasiTutsaktır