Bu iki hocamız da yüzme biliyormuş. Zaten videoyu dikkatli izleyenler bunu anlarlar. Oraya ilk defa da gitmemişler. Ama olacak işte... Allah rahmet eylesin.
İşin başka bir başka boyutu ise: Din görevlilerine ve İslâm'a kin güdenler öyle yorumlar yazmışlar ki insan insanlığından utanıyor. Kimisi “Dua okusalardı ya!” demiş, kimisi cahillikle suçlamış. Ne diyelim, Allah sorsun hesabını. Zira Azîzün Züntikâm olan Allah'tır.
İmam Şâfiî'den ilim tâliblerine:
Kardeşim, ilme ancak altı şeyle erişebilirsin; Bunları sana açıkça belirteyim:
—Zekâ,
—azim
—ve sebat,
—çalışkanlık,
—maddî imkân,
—Bir hocanın sohbeti (rehberliği)
—ve uzun zaman.
| Divanu'ş Şafiî
Hanefî mezhebine göre Cuma hutbesi esnasında imam dua ederken elleri kaldırmak ve sesli “âmin” demek uygun değildir.
Hutbede esas olan susmak ve kalben iştirak etmektir.
(Reddü’l-Muhtâr, III, 38)
“Bir erkekle bir kadının saadeti, ancak mizaçlarının birbirine denk düşmesiyle mümkündür. Ve bilirim, herkes de bilirki bu uyumu satın alacak dünya malı yoktur. Çünkü o, kalpten kalbe verilen bir armağandır; gönüller buluşur ve sevgi doğar.”
Vahyül-Kalem - er-Râfi'î
“Cimri, yanında adım anıldığı hâlde bana salât ü selâm getirmeyen kimsedir.”
(Tirmizî, Deavât, 100)
En kısa şekli ile salavat:
“Âllâhümme salli alâ Muhammed.”
Resûlullah ﷺ:
"Kim sabah ve yatsı namazlarını cemaatle kılarsa, onun için iki kurtuluş (berat) vardır: Münafıklıktan kurtuluş ve şirkten kurtuluş."
|Konevî, Muhtasar Müsnedi Ebi Hanife, no 46
📌3 yıl boyunca morgda çalışan biri vardı.
Binlerce beden gördü…
Trafik kazaları, cinayetler, intiharlar, aşırı dozlar…
Bir gün ona sordular:
“Seni en çok etkileyen ne oldu?”
Bir süre sustu.
Sonra yavaşça şöyle dedi:
“Sanıldığı gibi akılda kalanlar paramparça bedenler değil.
İnsan onlara zamanla alışıyor.
Ama asla alışamadığın şey,
yarım kalan hayatlar oluyor.”
25 yaşında genç bir kız…
Hiçbir yarası yok, sanki uyuyor.
Yanında küçük bir not: ‘Anne, affet.’
40 yaşında sporcu yapılı bir adam…
Cebinde kızının fotoğrafı: ‘Dünyanın en iyi babası.’
Bir spor salonunda kalp krizi.
Yaşlı bir kadın…
Ellerinde yılların kırışıklığı,
ama tırnaklarında torununun bir gün önce yaptığı renkli manikür duruyor.
20 yaşında bir delikanlı…
Çantasında ders kitapları ve kız arkadaşına alınmış bir yüzük.
Teklif etmeye hazırlanıyordu.
Hepsinin ortak noktası şuydu:
Planları vardı.
Sinema biletleri…
Doktor randevuları…
Telefonda yarım kalan mesajlar…
Bir kadının alışveriş listesinde şunlar yazıyordu:
“Ekmek, süt, anneme doğum günü için çiçek.”
Sonra şunu ekledi:
“Zamanla korkunç bedenlere alışırsın,
ama sıradan insanların yarım kalan hayatlarına asla.
İşte o zaman anlarsın ki,
hayatla ölüm arasında yalnızca bir nefes vardır.”
Ve her sabah kendine şu soruları sorarak işe gelirdi:
“Ya bugün son günümse?
Kime sarılmadım?
Ne söylemedim?
Hangi iyiliği erteledim?”
Çünkü ölüm haber vermez.
Sıradan bir günün,
sıradan planların tam ortasında gelir.
Hayat ertelemek için değil;
fark etmek, incitmemek,
bir gönül almak,
bir ‘iyi ki varsın’ demek içindir.
Bir nefeslik ömrü
pişmanlıkla değil,
şükürle doldurabilmek ümidiyle…
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
✍️“Sabah namazının iki rekat sünneti, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır.”
(Müslim, Müsâfirîn 96)
Kâfirun ve İhlas surelerine iki ihlas anlamında "ihlaseyn" sureleri denir. Muhtevalarıyla şirki reddedip tevhidi ikame eden surelerdir. Efendimiz sav sabah namazının sünnetinde bu iki sureyi okurlardı. İhlaseyn Müslümana, her yeni güne kimin kulu olarak başladığını hatırlatır.
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Size iki şey bıraktım. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece sapıklığa düşmezsiniz: Allah’ın Kitabı Kur’an ve Resûlü’nün sünneti.”
(Muvatta’, Kader 3
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Allah rızasını kazanmak için Yâsîn sûresini okuyan kimsenin geçmiş günahları bağışlanır. Yâsîn sûresini ölülerinizin yanında okuyun.”
(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân 4/96)