📢Kamuoyuna Duyurumuz📢
03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu, yürürlüğe girdiği tarihten bu yana çeşitli değişikliklerle güncellenmeye çalışılmış olsa da, temel yapısı itibarıyla günümüzün sosyal, ekonomik ve demografik gerçekliklerine cevap vermekte yetersiz kalmaktadır.
Söz konusu kanun, kabul edildiği dönemin ihtiyaçlarına uygun bir çerçeve sunmuş olmakla birlikte; aradan geçen kırk yılı aşkın sürede yaşanan nüfus artışı, şehirleşme baskısı, sosyal yaşam değişiklikleri, doğal afetler, pandemi süreci ve ekonomik koşullar gibi etkenler karşısında yetersiz hale gelmiş; bu durum, mevzuatın vatandaş lehine çözüm üretmek yerine mağduriyet doğurmasına neden olmuştur.
Bilindiği üzere, Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe giren İmar Barışı düzenlemesi ile 31/12/2017 tarihine kadar yapılmış yapıların kayıt altına alınması hedeflenmiş; yaklaşık 14 milyon yapıyı kapsaması öngörülmüştür. Resmi verilere göre 9 milyonun üzerinde başvuru yapılmış, 3.5 milyonu aşkın Yapı Kayıt Belgesi düzenlenmiştir. Ancak yaklaşık yüzbünlerce belgenin iptal edilmesiyle birlikte vatandaşlarımız; para cezaları, yıkım kararları, adli yaptırımlar ve ciddi mağduriyetlerle karşı karşıya kalmıştır.
Öte yandan; pandemi süreci, doğal afetler, kırsala dönüş eğilimi, güvenli ve müstakil yaşam ihtiyacının artması gibi nedenlerle vatandaşlarımızın yerleşim tercihleri önemli ölçüde değişmiştir. Buna rağmen, özellikle 2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürülmesi ve birçok bölgede imar planlarının yapılmamış olması, vatandaşlarımızın ruhsat alma imkânını fiilen ortadan kaldırmıştır.
Ayrıca köy yerleşim alanlarının geçmişte belirlenmiş olması ve bu alanların günümüz ihtiyaçlarına cevap veremeyecek ölçüde yetersiz kalması nedeniyle, köy yerleşim sınırları içerisinde yapılaşmaya uygun alanlar büyük ölçüde tükenmiştir. Bu durum, kırsalda yaşayan vatandaşlarımızı zorunlu olarak mevcut sınırların dışında yapılaşmaya yönlendirmiş; böylece köylerde zaten var olan sosyal ve ekonomik sorunlara ek olarak ciddi bir imar sorunu da ortaya çıkmıştır.
Bugün gelinen noktada yaklaşık 10 milyon bağımsız birimin ruhsat ve iskân sorunu bulunduğu değerlendirilmektedir. Ekonomik zorlukların, konut açığının ve yüksek kira bedellerinin yaşandığı bir dönemde bu yapıların yıkım tehdidi altında olması, sosyal ve ekonomik açıdan telafisi güç sonuçlar doğuracaktır.
Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği de göz önünde bulundurularak; vatandaşlarımızın güvenli yapılarda yaşaması anayasal bir hak olup, çözümün yıkım değil, denetim ve dönüşüm odaklı olması gerektiği açıktır.
Bu kapsamda;
Tapulu mülkler üzerinde bulunan,
Kamu zararına yol açmayan,
Üçüncü şahısların haklarını ihlal etmeyen,
Deprem performans analizleri ile güvenliği belirlenebilecek yapılar için son bir yasal düzenleme yapılması, bu yapıların kayıt altına alınması veya “Bina Kayıt Sertifikası” benzeri bir sistemle belgelendirilmesi; riskli yapıların ise kentsel dönüşüm veya güçlendirme kapsamına alınması büyük önem arz etmektedir.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve 04 Nisan 2026 tarihli düzenlemeler çerçevesinde gündeme gelen “hobi bahçeleri” konusu ise meselenin yalnızca sınırlı bir bölümünü oluşturmaktadır. Tarım arazilerinin korunması elbette önemlidir; ancak mevcut durumda bu alanlarda bulunan yapıların büyük bölümü, imar planı bulunmaması nedeniyle ruhsat alamamış yapılardır ve hukuki olarak diğer ruhsatsız yapılarla aynı konumdadır.
Bu nedenle, yapılacak düzenlemenin yalnızca “hobi bahçeleri” gibi dar bir başlıkla ele alınması; sorunun bütüncül çözümünü engelleyecek, milyonlarca vatandaşı kapsayan mülkiyet problemini göz ardı edecektir.
Nitekim Anayasa’nın;
2. maddesinde yer alan “sosyal devlet” ilkesi,
5. maddesinde düzenlenen devletin, vatandaşın refahını sağlama yükümlülüğü,
35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı
devletin bu tür sorunlarda koruyucu, düzenleyici ve çözüm üretici bir yaklaşım sergilemesini zorunlu kılmaktadır.
Bugün birçok bölgede, planlarda tarım arazisi olarak görünen ancak fiilen tarım yapılması mümkün olmayan alanlarda yapılaşma oluşmuştur. Bu yapıların yıkılması, söz konusu alanların yeniden tarıma kazandırılacağı anlamına gelmemekte; aksine yeni mağduriyetler doğurmaktadır.
Kamuoyunda “büyük yıkım” veya “büyük temizlik” şeklinde yer alan söylemler, toplumda ciddi bir endişe ve güvensizlik oluşturmaktadır. Oysa ihtiyaç duyulan yaklaşım; yıkım değil, kayıt altına alma, denetleme ve dönüştürme modelidir.
Bu doğrultuda talebimiz;
Yapılacak yasal düzenlemenin kapsamının genişletilerek yalnızca belirli bir kesimi değil; kırsalda, şehirde ve köylerde ruhsat sorunu yaşayan milyonlarca yapıyı kapsayacak şekilde ele alınmasıdır.
Bu sayede;
Devletimizin gelirleri artacak,
Vatandaş-devlet arasındaki güven yeniden tesis edilecek, Mülkiyet sorunları çözülecek, Kentsel dönüşüm süreçleri hız kazanacaktır.
Unutulmamalıdır ki, söz konusu yapılarda halihazırda bir yaşam bulunmaktadır. Bu yapıların yok sayılması veya yıkılması, mevcut bir sorunu çözmek yerine yeni sosyal sorunlar doğuracaktır.
Bilgilerinize arz eder, gereğini saygılarımla talep ederim.
Saygılarımla
İbrahim HACIOĞLU
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı
#YapıKayıtMeclise
Vatandaş,Tapulu Yerine #Ruhsat Alamadı,Yüklü İdari ve Cezai Yaptırıma Uğradı,Ailesiyle Oturduğu Yuvasına Artık Huzur Gelsin
#deprem’de Yapı Denetimine Tabi Olmayan Hiç bir Yapı Risk Oluşturmadı!
Yapı Denetimine Tabiyse Kontrollü,Değilse Beyanla, #YapıKayıtElzemdir@RTErdogan
Sn @eczozgurozel maalesef @herkesicinCHP@arasahmetmugla Belediyeleri yurttaşın köylünün tapulu yerinde barınma amaçlı olarak inşa ettiği evini ahırlarını yıkıyor imar yok diye
Büyükşehir yasası 2014de çıktı
11 yıldır görevin olan İmar planını neden yapmadın
#YapıKayıtTorbaya
@RTErdogan Mülkiyet Sorunlarını Gidermek, Kentsel dönüşüme zemin hazırlamak adına...Vatandaşın kendi mülkünde, az katlı ve güvenli yapılar için #YapıKayıtElzemdir.
Belediyeler Büyükşehir Yasası ile iki yıl içerisinde yapması gereken #İmarPlan larını yapmadı. Vatandaş Mağdur edildi.
2018 İmar Barışı yassdı iki sefer uzatıldı, Bankalar haftasonu açık tutuldu, teşfik edildi ama yasa topluma anlatılmadı
Mağduriyeti #YapıKayıtTorbaya ile gidr
Evet
#YapıKayıtTorbaya
Şehirlerin,Köylerin Emsal Estetiğini
Bozmuyorsa Neden Ruhsat Alamayan
Yerler Kayıt Altına Alınmasın!
Sn @RTErdogan Yapı Denetimine Tabi
Olmayan Yerler Zaten #deprem’de Risk
Oluşturmuyor Beyanla Belgeleri Verilsin
#KamuZararıYoksaYıkma’yın
@csbgovtr
#Yap��KayıtTorbaya
Şehirlerin,Köylerin Emsal Estetiğini
Bozmuyorsa Neden Ruhsat Alamayan
Yerler Kayıt Altına Alınmasın!
Sn @RTErdogan Yapı Denetimine Tabi
Olmayan Yerler Zaten #deprem’de Risk
Oluşturmuyor Beyanla Belgeleri Verilsin
#KamuZararıYoksaYıkma’yın
@csbgovtr
Muğla,Turizm Şehridir. Muğlalılar Çevreci ve
Bölgesine Sahip Çıkar. İmarsızdır Çoğu Yeri
Fakat Muğlalılar Ruhsat Alamazlarsa bile
İhtiyacı olmayanın 1 metre Fazlasını Yapmaz.
Zaruri Sebeple,Yaptıkları izinsiz Yapılarını
#KamuZararıYoksaYıkma
Sn @goncakoksal48@mentesebelediye