@FarukDinc_ Büyükşehir'de eğitim görmüş kişilerden daha düzgün bir Türkçe dil kullanımı ve ifade gücü karşısında şapka çıkarıyorum, umarım bir an önce derdine derman bulursun amcam
En başından yapmanız gereken buydu.
Halk arabası.
"Volkswagen" kelimesinin Türkçe çevirisi tam olarak budur. Volks: halk. Wagen: araba.
88 yıldır sözünü tutuyor:
1938, Beetle: 7 net maaş.
1974, Golf: 7 net maaş.
2026, Polo: 8,5 net maaş.
Togg "halkın Togg'u" diyor.
1,3 milyon TL, o da hedef, bugünün parasıyla 46 net asgari ücret.
Olmaz.
Polo, Clio ayarında, benzinli, sade bir araba yapın. Peynir ekmek gibi satın.
Halkın arabası elektrikli olmak zorunda değil.
Uygun fiyatlı olmak zorunda.
İsrail Başbakanlık Ofisinin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan, tarihî gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten yoksun hadsiz hezeyanları; savaş suçları ve insanlığa karşı suçların hesabını vermekten kaçan bir yönetimin içine düştüğü acziyetin bir başka göstergesidir.
Netanyahu ve şürekasının seçimlerde kendisine avantaj sağlamayı da amaçlayan bu ucuz siyasetinin, ne kendi toplumunda ne bölgemizde ne uluslararası toplumda ne de bizde herhangi bir karşılığı yoktur.
Soykırım suçlamasıyla uluslararası adalet mekanizmalarının önünde hesap vermeyi bekleyen bir yönetimin bu seviyesiz açıklamaları, Türkiye’nin sözünün ve Cumhurbaşkanımızın hakikat karşısında susmayan duruşunun kimleri ne ölçüde rahatsız ettiğinin ibretlik bir vesikasıdır.
Son günlerde giderek daha açık biçimde görüldüğü üzere, İsrail’de seçim kampanyası sorumsuz bir güvenlikçi popülizmin ve giderek sertleşen bir tehdit siyasetinin etkisi altına girmiştir.
Netanyahu yönetiminin Türkiye’yi yeni bir tehdit figürü olarak inşa etme çabası da bu ucuz siyasetin bir parçasıdır. İç siyasi rekabet uğruna sürdürülen bu tehdit siyaseti ve gerilimi tırmandırma çabası, yalnızca İsrail toplumu açısından değil, bölgesel ve küresel barış ve istikrar açısından da ciddi riskler taşımaktadır.
Türkiye, dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya; bedeli ne olursa olsun bölgemizde barışı, adaleti ve istikrarı kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
İstanbul'un kent yerleşimi dosta korku düşmana güven veriyor!
Yapılması gereken İstanbul'daki yapı stoğunu yenilemek değildir. Yapılması gereken şehri seyreltmektir. Sanayi tesisleri, üretim atölyeleri ve sanayi bölgeleri şehirden taşınmalı, şehir üretim için bir cazibe merkezi olmaktan çıkarılmalıdır.
İstanbul bu nüfusu taşıyamıyor. Mazisi binlerce yıl olan dünyadaki hiçbir şehrin turizm merkezinde atölye! olmaz. Bizde Süleymaniye ve Gedikpaşa tarafında hala üretim yapılmaktadır.
İstanbul'un tarihsel olarak benzerleri olan Venedik'te, Toledo'da şehrin merkezinde tişört üreten atölye göremezsiniz yahu! Akıl alacak iş değildir.
Bu üretim yerleri taşınmadıkça şehir daha çok nüfus alır. İnsanlar buraya taşınmaya devam eder. Sonra da deprem...
Hızlıca yapılması gereken kentsel dönüşüm değil, "kentsel sanayinin göçü" olmalıdır. Suriçi'nin tamamen trafiğe kapatılması ve artık hiçbir inşaata ruhsat verilmemesi gerekiyor.
İstanbul'un riskli bölgelerinin istimlâk edilerek turizm alanına dönüştürülmesi gerekiyor. Sorunlu binaları yıkıp yerine yine bina yapmak hiçbir şeyi çözmeyecek.
Artık lütfen sanayi Trakya'ya değil Anadolu'ya taşınsın. Çerkezköy'deki birinci sınıf tarım arazileri 1970'li yıllarda sanayi için heba edildi. Bölgede çok güzel bulaşık makinesi üretiliyor ama yenilecek domates Antalya'daki seralardan geliyor! Ben oralıyım. Bir zamanlar sebzesi meşhurdu.
#kaybolantarihinpeşinde
@oykukimm Artırıyorum . Bekar veya evli ve Çocuksuz Çalışan kadınların maaşından kesilip çocuk büyütmeye çalışan annelere prim verilmelidir. Bu askerlşk gibi vatani bir ödevdir
Vizeciler sonunda bitti. Şimdi sıranın, emlakçılara gelmesi gerekiyor. Böyle balon bir gelir olur mu? 50 bin lira kiralık ev için 50 bin alıyor, 20 bin kiralık için 20 bin alıyor. İkisin de aynı zamanı ayırıyor. Ne bir fatura var, ne bir devlete gelir beyanı var. @TC_icisleri@HMBakanligi@haskologlu
@AltayCemMeric Yürüdüğü kulvardan dolayı Altay hocaya her kesimden çok taş geliyor , O da her taş atana cevap verme ihtiyacı hissediyor fakat ortalığın toz-duman olmasından başka bir sonuç üretmiyor,dışarıdan hoş görünmüyor olabilir.Ayrıca boşa zaman ve enerji israfı oluyor