Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek ve CHP Genel Başkanı Basın Danışmanı Atakan Sönmez ile bir araya geldik.
Görüşmemizde Türkiye’nin güncel siyasi gündemini, CHP’deki son gelişmeleri ve Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye’nin geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk.
Nazik kabulleri ve samimi ev sahiplikleri için Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, Sayın Berhan Şimşek’e ve Sayın Atakan Sönmez’e teşekkür ediyorum.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve değerli ekibiyle birlikte “durmak yok, yola devam.” diyoruz…
Arınmaya devam eden, yenilenen ve geleceğe umutla yürüyen CHP’nin başarısı için hep birlikte çalışacağız.
Şimdi CHP’li olma zamanı. 🇹🇷
@kilicdarogluk@Berhansimsek@atakansmz@herkesicinCHP
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir rezaletten başka bir şey değildir. Ne ideoloji vardır ortada, ne dünya görüşü farkı, ne de politik bir tutum. Sadece usulsüzlük ve yolsuzluk dosyalarına sahip çıkan bir grubun, kendi çıkarlarını kurtarmak için attığı panik kaçışıdır.
Genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı, bu kişiler hâlâ CHP’nin içinde koltuklarını koruyup, aynı usulsüz pratikleri sürdürmeye devam ederdi. Hukuka direnmenin sonuç vermeyeceği anlaşıldığı anda maskelerini düşürüp “yeni parti” yalanına sarıldılar. Bu, politik bir ayrışma değil; tamamen kişisel ve grupsal hesapların, korkunun ve paniğin ürünüdür.
Geçmişte CHP’den kopanların büyük çoğunluğu nasıl bir hiçlik üretip eridiyse, bu yeni oluşum da aynı kaderi yaşayacaktır. Çünkü politik bir zemin üzerine değil, yolsuzluk ve usulsüzlük savunuculuğu üzerine kurulmuştur. Bu ayrılanlar, partiye “arınma” diye dayattıkları şeyin tam tersini yapmış, kendi kirlerini paketleyip götürmüşlerdir.
CHP ise tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır savunduğu temizlenme çizgisinde, gerçek bir arınma yaşamaktadır. Bu ayrışma, partinin içindeki çürükleri, rantçıyı ve usulsüzlükçüyü dışarı atmasından başka bir anlam taşımaz.
Biz, siyasette ahlakı ve erdemi savunan bir partiyiz.
Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili, yolsuzluk yapanlarla yan yana duramaz.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz, Mustafa Kemal’in partisiyiz.
Bir varmış bir yokmuş…
Çarşıda bir dükkân açılmış.
Tabelasında kocaman yazıyormuş: “YENİ PARTİ”
İçeri giren bakmış:
Ne mal varmış, ne müşteri, ne de dükkân sahibi…
Sadece birkaç sandalye, bir de “Biz geldik” tabelası.
Ertesi gün kapı kilitli.
Öbür gün tabela düşmüş.
Üçüncü gün dükkân yok olmuş.
Halk sormuş:
“Ne oldu bu yeni partiye?”
Eskici gülmüş:
“Bir varmış…
Bir yokmuş.
Ve o yokluk,
çok sürmeyecek.”
O yüzden değerli Kemal bey başkanım Sel gider Kum kalır.
Bir varmış bir yokmuş…
Çarşıda bir dükkân açılmış.
Tabelasında kocaman yazıyormuş: “YENİ PARTİ”
İçeri giren bakmış:
Ne mal varmış, ne müşteri, ne de dükkân sahibi…
Sadece birkaç sandalye, bir de “Biz geldik” tabelası.
Ertesi gün kapı kilitli.
Öbür gün tabela düşmüş.
Üçüncü gün dükkân yok olmuş.
Halk sormuş:
“Ne oldu bu yeni partiye?”
Eskici gülmüş:
“Bir varmış…
Bir yokmuş.
Ve o yokluk,
çok sürmeyecek.”
O yüzden değerli kardeşim Sel gider Kum kalır.
Bir varmış bir yokmuş…
Çarşıda bir dükkân açılmış.
Tabelasında kocaman yazıyormuş: “YENİ PARTİ”
İçeri giren bakmış:
Ne mal varmış, ne müşteri, ne de dükkân sahibi…
Sadece birkaç sandalye, bir de “Biz geldik” tabelası.
Ertesi gün kapı kilitli.
Öbür gün tabela düşmüş.
Üçüncü gün dükkân yok olmuş.
Halk sormuş:
“Ne oldu bu yeni partiye?”
Eskici gülmüş:
“Bir varmış…
Bir yokmuş.
Ve o yokluk,
çok sürmeyecek.”
O yüzden değerli kardeşlerim Sel gider Kum kalır.
Bir varmış bir yokmuş…
Çarşıda bir dükkân açılmış.
Tabelasında kocaman yazıyormuş: “YENİ PARTİ”
İçeri giren bakmış:
Ne mal varmış, ne müşteri, ne de dükkân sahibi…
Sadece birkaç sandalye, bir de “Biz geldik” tabelası.
Ertesi gün kapı kilitli.
Öbür gün tabela düşmüş.
Üçüncü gün dükkân yok olmuş.
Halk sormuş:
“Ne oldu bu yeni partiye?”
Eskici gülmüş:
“Bir varmış…
Bir yokmuş.
Ve o yokluk,
çok sürmeyecek.”
O yüzden değerli kral kardeşim Sel gider Kum kalır.
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir tablodan ibarettir. Ortada ne ideolojik bir ayrılık vardır, ne farklı bir dünya görüşü, ne de millete sunulan yeni bir siyasi vizyon. Yaşananların temelinde, usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarıyla anılan bir grubun kendi siyasi geleceğini kurtarma çabası bulunmaktadır.
Eğer genel kurulun geçersizliğine ilişkin karar süreci hiç yaşanmasaydı, bugün “yeni parti” diyenlerin büyük bölümü hâlâ CHP’nin içinde kalacak, aynı düzeni sürdürmeye devam edecekti. Hukuki sürecin önüne geçilemeyeceğini gördükleri anda ise maskeler düştü ve “yeni parti” söylemi ortaya çıktı. Bu nedenle yaşananlar siyasi bir ayrışmadan çok, kişisel hesapların, korkunun ve paniğin sonucudur.
Tarih boyunca CHP’den ayrılarak yeni oluşum kuranların büyük çoğunluğu siyasette kalıcı bir karşılık bulamadı. Bunun temel nedeni, ayrılıkların ilke ve fikir temelinde değil; kişisel hesaplar üzerine kurulmuş olmasıydı. Bugün ortaya çıkan yapının da farklı bir kader yaşayacağını düşünmüyorum. Çünkü bu oluşum, yeni bir siyaset anlayışı üzerine değil, tartışmaların ve iddiaların gölgesinde yükselmektedir.
“Arınma” söylemini dillerinden düşürmeyenler, aslında giderken partinin üzerindeki yükü de beraberlerinde götürdüler. Bu süreç, CHP açısından bir zayıflama değil; tam tersine, uzun yıllardır Kemal Kılıçdaroğlu’nun savunduğu temiz siyaset anlayışı doğrultusunda bir arınma sürecidir. Rant düzeninin, kişisel çıkar ilişkilerinin ve tartışmalı anlayışların partiden uzaklaşması, CHP’yi zayıflatmaz; aksine kendi değerleriyle yeniden buluşturur.
Kişiler gelir geçer, makamlar değişir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi, bir kişinin değil, Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin partisidir. Bu nedenle bugün yaşanan ayrışma geçicidir; #CHP ise ilkeleriyle, tarihiyle ve köklü geleneğiyle yoluna devam edecektir.
CHP yine CHP’dir.
#KemalKılıçdaroğlu @atakansmz@gurseltekin34
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir rezaletten başka bir şey değildir. Ne ideoloji vardır ortada, ne dünya görüşü farkı, ne de politik bir tutum. Sadece usulsüzlük ve yolsuzluk dosyalarına sahip çıkan bir grubun, kendi çıkarlarını kurtarmak için attığı panik kaçışıdır.
Genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı, bu kişiler hâlâ CHP’nin içinde koltuklarını koruyup, aynı usulsüz pratikleri sürdürmeye devam ederdi. Hukuka direnmenin sonuç vermeyeceği anlaşıldığı anda maskelerini düşürüp “yeni parti” yalanına sarıldılar. Bu, politik bir ayrışma değil; tamamen kişisel ve grupsal hesapların, korkunun ve paniğin ürünüdür.
Geçmişte CHP’den kopanların büyük çoğunluğu nasıl bir hiçlik üretip eridiyse, bu yeni oluşum da aynı kaderi yaşayacaktır. Çünkü politik bir zemin üzerine değil, yolsuzluk ve usulsüzlük savunuculuğu üzerine kurulmuştur. Bu ayrılanlar, partiye “arınma” diye dayattıkları şeyin tam tersini yapmış, kendi kirlerini paketleyip götürmüşlerdir.
CHP ise tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır savunduğu temizlenme çizgisinde, gerçek bir arınma yaşamaktadır. Bu ayrışma, partinin içindeki çürükleri, rantçıyı ve usulsüzlükçüyü dışarı atmasından başka bir anlam taşımaz.
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir rezaletten başka bir şey değildir. Ne ideoloji vardır ortada, ne dünya görüşü farkı, ne de politik bir tutum. Sadece usulsüzlük ve yolsuzluk dosyalarına sahip çıkan bir grubun, kendi çıkarlarını kurtarmak için attığı panik kaçışıdır.
Genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı, bu kişiler hâlâ CHP’nin içinde koltuklarını koruyup, aynı usulsüz pratikleri sürdürmeye devam ederdi. Hukuka direnmenin sonuç vermeyeceği anlaşıldığı anda maskelerini düşürüp “yeni parti” yalanına sarıldılar. Bu, politik bir ayrışma değil; tamamen kişisel ve grupsal hesapların, korkunun ve paniğin ürünüdür.
Geçmişte CHP’den kopanların büyük çoğunluğu nasıl bir hiçlik üretip eridiyse, bu yeni oluşum da aynı kaderi yaşayacaktır. Çünkü politik bir zemin üzerine değil, yolsuzluk ve usulsüzlük savunuculuğu üzerine kurulmuştur. Bu ayrılanlar, partiye “arınma” diye dayattıkları şeyin tam tersini yapmış, kendi kirlerini paketleyip götürmüşlerdir.
CHP ise tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır savunduğu temizlenme çizgisinde, gerçek bir arınma yaşamaktadır. Bu ayrışma, partinin içindeki çürükleri, rantçıyı ve usulsüzlükçüyü dışarı atmasından başka bir anlam taşımaz.
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir rezaletten başka bir şey değildir. Ne ideoloji vardır ortada, ne dünya görüşü farkı, ne de politik bir tutum. Sadece usulsüzlük ve yolsuzluk dosyalarına sahip çıkan bir grubun, kendi çıkarlarını kurtarmak için attığı panik kaçışıdır.
Genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı, bu kişiler hâlâ CHP’nin içinde koltuklarını koruyup, aynı usulsüz pratikleri sürdürmeye devam ederdi. Hukuka direnmenin sonuç vermeyeceği anlaşıldığı anda maskelerini düşürüp “yeni parti” yalanına sarıldılar. Bu, politik bir ayrışma değil; tamamen kişisel ve grupsal hesapların, korkunun ve paniğin ürünüdür.
Geçmişte CHP’den kopanların büyük çoğunluğu nasıl bir hiçlik üretip eridiyse, bu yeni oluşum da aynı kaderi yaşayacaktır. Çünkü politik bir zemin üzerine değil, yolsuzluk ve usulsüzlük savunuculuğu üzerine kurulmuştur. Bu ayrılanlar, partiye “arınma” diye dayattıkları şeyin tam tersini yapmış, kendi kirlerini paketleyip götürmüşlerdir.
CHP ise tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır savunduğu temizlenme çizgisinde, gerçek bir arınma yaşamaktadır. Bu ayrışma, partinin içindeki çürükleri, rantçıyı ve usulsüzlükçüyü dışarı atmasından başka bir anlam taşımaz.
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir rezaletten başka bir şey değildir. Ne ideoloji vardır ortada, ne dünya görüşü farkı, ne de politik bir tutum. Sadece usulsüzlük ve yolsuzluk dosyalarına sahip çıkan bir grubun, kendi çıkarlarını kurtarmak için attığı panik kaçışıdır.
Genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı, bu kişiler hâlâ CHP’nin içinde koltuklarını koruyup, aynı usulsüz pratikleri sürdürmeye devam ederdi. Hukuka direnmenin sonuç vermeyeceği anlaşıldığı anda maskelerini düşürüp “yeni parti” yalanına sarıldılar. Bu, politik bir ayrışma değil; tamamen kişisel ve grupsal hesapların, korkunun ve paniğin ürünüdür.
Geçmişte CHP’den kopanların büyük çoğunluğu nasıl bir hiçlik üretip eridiyse, bu yeni oluşum da aynı kaderi yaşayacaktır. Çünkü politik bir zemin üzerine değil, yolsuzluk ve usulsüzlük savunuculuğu üzerine kurulmuştur. Bu ayrılanlar, partiye “arınma” diye dayattıkları şeyin tam tersini yapmış, kendi kirlerini paketleyip götürmüşlerdir.
CHP ise tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır savunduğu temizlenme çizgisinde, gerçek bir arınma yaşamaktadır. Bu ayrışma, partinin içindeki çürükleri, rantçıyı ve usulsüzlükçüyü dışarı atmasından başka bir anlam taşımaz.
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir rezaletten başka bir şey değildir. Ne ideoloji vardır ortada, ne dünya görüşü farkı, ne de politik bir tutum. Sadece usulsüzlük ve yolsuzluk dosyalarına sahip çıkan bir grubun, kendi çıkarlarını kurtarmak için attığı panik kaçışıdır.
Genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı, bu kişiler hâlâ CHP’nin içinde koltuklarını koruyup, aynı usulsüz pratikleri sürdürmeye devam ederdi. Hukuka direnmenin sonuç vermeyeceği anlaşıldığı anda maskelerini düşürüp “yeni parti” yalanına sarıldılar. Bu, politik bir ayrışma değil; tamamen kişisel ve grupsal hesapların, korkunun ve paniğin ürünüdür.
Geçmişte CHP’den kopanların büyük çoğunluğu nasıl bir hiçlik üretip eridiyse, bu yeni oluşum da aynı kaderi yaşayacaktır. Çünkü politik bir zemin üzerine değil, yolsuzluk ve usulsüzlük savunuculuğu üzerine kurulmuştur. Bu ayrılanlar, partiye “arınma” diye dayattıkları şeyin tam tersini yapmış, kendi kirlerini paketleyip götürmüşlerdir.
CHP ise tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır savunduğu temizlenme çizgisinde, gerçek bir arınma yaşamaktadır. Bu ayrışma, partinin içindeki çürükleri, rantçıyı ve usulsüzlükçüyü dışarı atmasından başka bir anlam taşımaz. CHP yine CHP’dir.
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir rezaletten başka bir şey değildir. Ne ideoloji vardır ortada, ne dünya görüşü farkı, ne de politik bir tutum. Sadece usulsüzlük ve yolsuzluk dosyalarına sahip çıkan bir grubun, kendi çıkarlarını kurtarmak için attığı panik kaçışıdır.
Genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı, bu kişiler hâlâ CHP’nin içinde koltuklarını koruyup, aynı usulsüz pratikleri sürdürmeye devam ederdi. Hukuka direnmenin sonuç vermeyeceği anlaşıldığı anda maskelerini düşürüp “yeni parti” yalanına sarıldılar. Bu, politik bir ayrışma değil; tamamen kişisel ve grupsal hesapların, korkunun ve paniğin ürünüdür.
Geçmişte CHP’den kopanların büyük çoğunluğu nasıl bir hiçlik üretip eridiyse, bu yeni oluşum da aynı kaderi yaşayacaktır. Çünkü politik bir zemin üzerine değil, yolsuzluk ve usulsüzlük savunuculuğu üzerine kurulmuştur. Bu ayrılanlar, partiye “arınma” diye dayattıkları şeyin tam tersini yapmış, kendi kirlerini paketleyip götürmüşlerdir.
CHP ise tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır savunduğu temizlenme çizgisinde, gerçek bir arınma yaşamaktadır. Bu ayrışma, partinin içindeki çürükleri, rantçıyı ve usulsüzlükçüyü dışarı atmasından başka bir anlam taşımaz. CHP yine CHP’dir.
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir rezaletten başka bir şey değildir. Ne ideoloji vardır ortada, ne dünya görüşü farkı, ne de politik bir tutum. Sadece usulsüzlük ve yolsuzluk dosyalarına sahip çıkan bir grubun, kendi çıkarlarını kurtarmak için attığı panik kaçışıdır.
Genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı, bu kişiler hâlâ CHP’nin içinde koltuklarını koruyup, aynı usulsüz pratikleri sürdürmeye devam ederdi. Hukuka direnmenin sonuç vermeyeceği anlaşıldığı anda maskelerini düşürüp “yeni parti” yalanına sarıldılar. Bu, politik bir ayrışma değil; tamamen kişisel ve grupsal hesapların, korkunun ve paniğin ürünüdür.
Geçmişte CHP’den kopanların büyük çoğunluğu nasıl bir hiçlik üretip eridiyse, bu yeni oluşum da aynı kaderi yaşayacaktır. Çünkü politik bir zemin üzerine değil, yolsuzluk ve usulsüzlük savunuculuğu üzerine kurulmuştur. Bu ayrılanlar, partiye “arınma” diye dayattıkları şeyin tam tersini yapmış, kendi kirlerini paketleyip götürmüşlerdir.
CHP ise tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır savunduğu temizlenme çizgisinde, gerçek bir arınma yaşamaktadır. Bu ayrışma, partinin içindeki çürükleri, rantçıyı ve usulsüzlükçüyü dışarı atmasından başka bir anlam taşımaz. CHP yine CHP’dir.
Türkiye’nin gündemindeki bu Yeni Parti ayrışması, siyaset adına utanç verici bir rezaletten başka bir şey değildir. Ne ideoloji vardır ortada, ne dünya görüşü farkı, ne de politik bir tutum. Sadece usulsüzlük ve yolsuzluk dosyalarına sahip çıkan bir grubun, kendi çıkarlarını kurtarmak için attığı panik kaçışıdır.
Genel kurulun geçersizliği kararı çıkmasaydı, bu kişiler hâlâ CHP’nin içinde koltuklarını koruyup, aynı usulsüz pratikleri sürdürmeye devam ederdi. Hukuka direnmenin sonuç vermeyeceği anlaşıldığı anda maskelerini düşürüp “yeni parti” yalanına sarıldılar. Bu, politik bir ayrışma değil; tamamen kişisel ve grupsal hesapların, korkunun ve paniğin ürünüdür.
Geçmişte CHP’den kopanların büyük çoğunluğu nasıl bir hiçlik üretip eridiyse, bu yeni oluşum da aynı kaderi yaşayacaktır. Çünkü politik bir zemin üzerine değil, yolsuzluk ve usulsüzlük savunuculuğu üzerine kurulmuştur. Bu ayrılanlar, partiye “arınma” diye dayattıkları şeyin tam tersini yapmış, kendi kirlerini paketleyip götürmüşlerdir.
CHP ise tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır savunduğu temizlenme çizgisinde, gerçek bir arınma yaşamaktadır. Bu ayrışma, partinin içindeki çürükleri, rantçıyı ve usulsüzlükçüyü dışarı atmasından başka bir anlam taşımaz.
Bugün düzenlediğimiz basın toplantısında bir kez daha gördük ki, bazı çevreler gerçeği araştırmak yerine iftirayı büyütmeyi tercih ediyor.
Biz, ortaya atılan iddialara cevap vermekten kaçmadık. Aksine, kamuoyunun önüne çıktık; bildiklerimizi, elimizdeki bilgi ve belgeleri açıkça paylaştık. Sorusu olan herkese de kapımızın açık olduğunu söyledik. Çünkü bizim saklayacak hiçbir şeyimiz yok.
Ancak ne yazık ki, günlerdir manşet atanlar, sosyal medyada ahkâm kesenler, gerçekle yüzleşmek için aynı cesareti gösteremediler. Basın toplantısına gelip “Bu belge nedir?”, “Bu iddianın dayanağı nedir?” diye sormak yerine, uzaktan yorum yapmayı tercih ettiler. Gazetecilik peşin hüküm vermek değil, gerçeğin peşinden gitmektir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül veren insanların onurunu, emeğini ve iradesini kimsenin tartışma konusu yapmasına izin vermeyiz. Yıllarını bu partiye vermiş insanların inancını birkaç kirli senaryoyla gölgeleyemezsiniz. Bu partiye gelen herkes kendi iradesiyle gelir; ne korkuyla gelir ne de menfaat için.
Biz iftiralara teslim olmayacağız. Kim bu kirli kurgunun parçası olduysa, kim gerçekleri çarpıttıysa, hukuk önünde de milletin vicdanında da bunun hesabını verecektir.
Bu kirli senaryoyu ve bu alçak kumpası yargıya taşıdık. Kim planladı, kim organize etti, kimler buna ortak oldu; hukuk önünde tek tek ortaya çıkaracağız.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde başlayan arınmanın, bu vesileyle Türk siyasetinin de arınmasına öncülük edeceğine inanıyoruz. Hakikat er ya da geç kazanacak, bu kirli düzen ise mutlaka hesap verecektir.
Cumhuriyet Halk Partisi uzun yıllar boyunca belli çıkar grupları tarafından kullanıldı, yıpratıldı ve bölünme noktasına getirildi.
Amaçlarına ulaşanlar bugün partiden ayrılarak yeni bir siyasi oluşum kurdu. Şimdi sorulması gereken asıl soru şudur:
Atatürk’ün mirasına kim ihanet etti?
CHP’nin, kendi değerlerine ve kurucu ilkelerine dönerek hızla yeniden yapılanması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aynı anlayışı sürdürenlerin de partide yeri olmamalıdır.
Dikkat çeken bir başka konu ise; yurt dışında firari bulunan FETÖ bağlantılı bazı gazetecilerin, ayrılığın hemen ardından Özgür Özel’i ve kurulan yeni partiyi peş peşe tebrik etmesidir.
Bu çevreler neden aynı noktada buluştu? CHP’nin zayıflamasından kimler memnun oldu?
Bu soruların kamuoyuna açık ve ikna edici şekilde cevaplanması gerekir.
Cumhuriyet Halk Partisi; emeğin, alın terinin, kimsesizlerin ve Cumhuriyet değerlerinin partisi olmaya devam edecektir.
Bir not daha:
“Halk TV” ismi de artık kamuoyunda yeniden tartışılmalı ve değiştirilmelidir.
@kilicdarogluk@herkesicinCHP@atakansmz #CHP
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu:
“Yolsuzluklara karşı çıkacağız.
Ben siyasette yolsuzluklara karşı çıktığım için, yolsuzluklarla mücadele ettiğim için tanındım. Siyaset, halk için yapılır.”
Bakın hele şu sözlere…
“CHP bitecek” diyor.
Yetmiyor, bir de Özgür Özel’e ve zoomculara akıl veriyor.
Alın size kanıt.
Alın size ispat.
Kimlerin neyin peşinde olduğunu görün.
Ey FETÖ’cü…
Sen de, senin arkandakiler de bu partinin kökünü kazıyamazsınız.
Altı Ok, birkaç kişinin hesabıyla silinecek bir miras değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetimizle birlikte yaşamaya ve mücadelesini sürdürmeye devam edecektir.
@atakansmz@gurseltekin34@Berhansimsek@kilicdarogluk
📌 Gürsel Tekin bugün yaşananları anlatıyor
🗣️ CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin:
“O Barış benim yeğenimdi.”
#TaksimMeydanı
📺 https://t.co/U32gcUEPuY
@gurkanhacir@gurseltekin34