Müptezelin birisi de,Özgür Özel benden Helikopter almamı istedi demiş.
Aldın mı? Yok.
At iftirayı kurtar kendini demişler sana.
Al dediğin adam,Bankın üstünde veya Kamyonun üzerinde konuşan bir LİDER.
Oğlum! Sana kim dedi Havluya sarıl diye?
Bak ÜŞÜTTÜN işte.
Beylikdüzü Gençlik Kollarımızın çalışkan ve değerli üyesi, Suzan Rüya Balçık kardeşimizi, genç yaşında trafik kazasında kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim.
Kıymetli kardeşimize Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve gençlik örgütümüze başsağlığı diliyorum.
Balçova Belediye Başkanımız Onur Yiğit’in “Ev hapsi kararıyla” serbest bırakılması tam anlamıyla bir hukuk garabetidir.
Ortada bir suç yok, suçlamayı kanıtlayacak bir delil yok, sadece seçimden 2 gün önce başkanın bilgisi dahi olmadan, annesi tarafından seçim günü kumanya desteği için deprem bölgesi Malatya’ya gönderilen bir para, bir de bunun üzerine yazılan bir senaryo var.
Bu adli kontrol kararının Balçova Belediye Başkanımızı görevden uzaklaştırmak için verildiğini biliyoruz. Elbette bu günler geçecek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokrasiye, adalete, hukukun üstünlüğüne geri dönecek.
Bir saray danışmanı ‘erken seçim mi yoksa öne alınmış seçim mi’ diye Cumhurbaşkanı’nın 3. kez aday olmasına meşruiyet kazandırmak istiyor.
Yetmiyor, Anayasa’daki istisnai adaylık tanımını kendine göre yorumluyor.
Yetmiyor, Türkiye Millet Meclisi’ne ve muhalefet partilerine aba altından sopa gösteriyor!
Diyor ki; "Muhalefet 2028 yılında, zamanında yani döneminde yapılacak ama kısa bir süre kadar öne alınacak seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la bir kez daha demokratik yarışa girecek mi yoksa demokratik rekabetten kaçacak mı? Makul olan odur ki, demokratik yarıştan ve rekabetten yana olan hiçbir siyasi parti ve siyasi mecra kaçmayı tercih etmez. Ayrıca Türkiye seçmeni Anayasal imkan olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olarak önüne gelmesine engel olan siyasi aktörleri de affetmez.”
Ya sen kimsin ki düelloya çağırıyorsun muhalefeti?
Sen danışmansın o kadar!
Sen milletin seçtiğini tanımadın, iki kez İstanbul’da belediye seçimlerini yeniledin. Sen kim, millet kim!
Niye Cumhurbaşkanı tekrar aday olmalıymış?
Güya terörsüz Türkiye, savunma sanayi, enerji yatırımları, tam bağımsız Türkiye için son kez seçilmesi gerekiyormuş…
Bak bak bak…
Tarihi değiştiremezsiniz; Türkiye’nin tam bağımsızlığı, 24 Temmuz 1923’te Lozan’da imzalandı.
Türkiye’de savunma sanayisine karşı olan mı var!
ASELSAN, Roketsan, MKE, Deniz Kuvvetleri’nin hücum bot inşa tesisleri ne zamandan bu yana var? Bunları yok sayamazsınız!
Yine Nuri Demirağ hikayesine başlamayalım!
Türkiye’de herkesin kalbi bağımsız Türkiye için atar. Bırakın artık temelsiz, tarih bilmez tekrarları!
Yol mu?
En iyisini yapar Türk gençliği!
Savunma sanayi mi?
Daha iyisini yapar gelecek nesil!
Bağımsızlık mı?
Bizim genlerimizde var!
Resmen Türk milletine hakarettir bu!
Salt kendi konfor ve iktidarlarını devam ettirmek için bahaneler sıralıyor saray danışmanı.
Rüzgar gülü gibi dön dön dön, sonra millete tepeden ayar ver! Ne için? Kendi bekaları için!
Bu yönetim biçimi baştan aşağı sorgulanmalıdır.
Türkiye’nin başına bela ettikleri bu akıl almaz yönetim modelinin ülkeye hiçbir faydası olmadığı gibi; üniter yapı tehdit altında, TBMM bypass edilmiş durumda, hukuk siyasal iktidarın baskısında, can ve mal güvenliği zayıflatılmış, dolar 3,90’lardan bugün 46 liralara gelmiş…
Sarayın danışmanı; sen hangi hakla, hukukla, yetkiyle bunu konuşuyorsun!
Böylesi zamansız vedaları kabullenmek çok zor…
Gençlik Kollarımızın kıymetli üyesi, yol arkadaşımız ve önceki dönem Çocuk Meclisimizin Başkanı, evladımız Suzan Rüya Balçık’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Henüz hayatının en güzel çağında, umutları ve hayalleriyle aramızdan ayrılan Rüya kızımızın ardından yüreğimizde tarifsiz bir acı kaldı. Onun gülen yüzünü, güzel yüreğini ve bıraktığı kıymetli izleri daima hatırlayacağız.
Rüya kızımıza Allah’tan rahmet; kederli ailesine, sevenlerine, Gençlik Kollarımızdaki yol arkadaşlarına ve tüm örgütümüze sabır ve başsağlığı diliyorum.
Mekânı cennet olsun.
Utanmanız, vicdanınız ya da onurunuz var mı bilmiyorum.
Ben hayatımda ilk kez isimlerini duyduğum, yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan insanların dosyalarını okuyup neyle suçlandıklarını kamuoyuna anlatmaya çalışıyorum.
‘’Kurunun yanında yaş da yanar’’ mantığının karşısındayım.Hele ki hukuki konularda.Hırsızlık,yolsuzluk yapan her kim ise hesap vermeli .
Ancak bu dosyada ise rüşvet verdiği iddiasıyla tutuklanan kişi bir garson.
Dosyadaki iddiaya göre; dört çocuk babası, maddi durumu kötü olan bu garsonun çocuğuna ve yeğenine bot, mont ve çanta yardımı yapılıyor. O da mahcup olup çalıştığı lokantadan bir şişe viski hediye ediyor. Telefon konuşmasında buna “emanet” diyor.
Şimdi bu konuşmayı, bu yoksulluğu, bu mahcubiyeti alaya alıyorsunuz.
Ben değil, mahkeme tutanakları konuşuyor. Belgeleri de aşağıya ekliyorum.Bu kişiyi tanımıyorum bilmiyorum.Telefon dinlemesende dahi bu durum alenen apaçık ortadayken tutuklanmasını duyuruyorum.
Eğer bir insanın çocuklarına yapılan yardıma karşılık verdiği bir hediyeyi anlamıyorsanız, sorun benim gazeteciliğimde değil, sizin insanlara ve hayata bakışınızdadır.
O kadar kötü insanlarsınız ki iyiliğin karşılıksız yapılabileceğine, insanların teşekkür etmek için hediye verebileceğine o kadar yabancı ki…
Dünyadaki her ilişkiyi kendi zihinlerinizdeki çıkar hesaplarıyla açıklamaya çalışıyorsunuz.
Bu ülkenin insanları hâlâ birbirine yardım eder, mahcup olur, teşekkür eder, “emanetin bende” der.Bunu bilmeyenler, Anadolu’yu da, Adalar’ı da, bu toplumun vicdanını da hiç tanımamış demektir.
Asıl utanç verici olan ise, bir garsonun yoksulluğunu ve mahcubiyetini alay konusu yapabilmektir.
🔴 Kadir İnanır'ın cenaze törenine Kemal Kılıçdaroğlu'nun gönderdiği çelenk alınmadı.
• Törene "CHP Genel Başkanı Özgür Özel" yazılı çelenk kabul edildi.
Timur Soykan: "Özkan Yalım hafta sonu yeni ifade vermiş. 'Özgür Özel benden Skorsky helikopter istedi' diyor. 'Skorsky için fiyat sorduk, 10 milyon dolar' diyor.
Özkan Yalım, bir sonraki ifadeni çok iyi tahmin edebiliyorum. Gerçekten uzay mekiği. Bak bu sefer tutacak: 'Özgür Özel benden uzay mekiği istedi' dersen çıkarsın, o zaman çıkarırlar seni."
Aşure; bereketin, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin simgesi.
Biz çok büyük ve çok güçlü aynı zamanda çok güzel bir milletiz. Kimliklerimiz, inançlarımız, fikirlerimiz farklı olabilir ama tarihimiz, acılarımız, sevinçlerimiz var ve bir.
Hepimiz bu canım güzel ülkemizde herkes için mutlu ve güzel bir gelecek kurma idealini paylaşıyoruz.
Geçmişimiz ve geleceğimizle bağlı olduğumuz bu aziz vatanda tek bir vatandaşımızın bile ayrımcılığa uğramasını asla kabullenmedik, kabullenmeyeceğiz
10 Muharrem’de Hz Hüseyin’in insanlık onuru için ortaya koyduğu duruş ve şehadetinden sonra bugün Aşure lokması ile insanlık bu acının bilinci ve değeri ile bir sofrada buluşuyor. İnsanlığın en temel değerlerine, insanlık onuruna, iyiliğe, barışa niyet edilerek pay edilen aşure lokmaları Hakk katında kabul olsun.
Önceki hafta Butlan Kılıçdaroğlu’nun ekibi, “Kılıçdaroğlu sokağa rahat çıkar” dedi.
Butlan Kılıçdaroğlu, katıldığı Kadir İnanır’ın cenaze töreninde yuhlandı.
Deniz Zeyrek'ten şok iddia:
"Çok güvendiğim bir kaynağım, Kemal Kılıçdaroğlu ekibinden birinin kendilerine söylediklerini aktardı.
Duyunca şok oldum.
Şöyle diyormuş:
“Yargı tamamen arkamızda. Hepsinin (Özgür Özel ekibinin) haddini bildireceğiz (burada daha argo bir cümle kurdu ama ben size aktaramadığımdan ‘haddini bildireceğiz’ diye yazdım). Ağızlarıyla kuş tutsalar hiçbir şey elde edemeyecekler. Bütün kapılar yüzlerine kapanacak. Mehmet Uçum süreçte yaşanacak her detayı planlamış ve süreç tıkır tıkır işliyor.”
Mehmet Uçum’un kendini “CHP’yi butlanlama” işine bu kadar çok vakfettiği iddiasını fazla iddialı bulsam da kaynağımın söz ettiği kişinin bu tür cümleler kurmasına şaşırmadım.
Neticede Özel ekibine nasıl bir kinle ve öfkeyle baktıklarını biliyorum.
Bir grup insan, her hamleleriyle CHP’yi paramparça edip, hatta köküne kibrit suyu döktüklerini bile bile Özel ve ekibinden intikam almak için ellerinden geleni yapıyor."