#ebs54cafe'nin davetine katılarak bizleri onore eden,MEB Din Öğrt.Genel Mdr.Yrd. Sn.Oğuzhan ÖZKAN'a, İl MEM Mdr. Sn. Coşkun Bakırtaş'a, İl MEM Müdür Yrd.cılarımıza, İlçe Müdürlerimize ve Şube Müdürlerimiz olmak üzere tüm dostlarımıza/üyelerimize teşekkür ederim.
#iyikivarsınız
İstanbul’un Fethi;
Hz. Peygamberimizin kutlu müjdesine nail olma yolunda milletimizin ortaya koyduğu inanç, azim ve kararlılığın neticesidir.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın mühendislik çalışmalarıyla kazanılan, tarihin seyrini değiştiren büyük bir zaferdir.
İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü kutlu olsun.
#İstanbulunFethi #Fetih1453
Yine ve yeniden kendi rekorunu egale ederek, TÜM ZAMANLARIN ÜYE REKORU nun tazelenmesinde katkı sağlayan, Şube Yönetimimize, Kadın Komisyonlarımıza, İlçe Teşkilatlarımıza, İşyeri Temsilcilerimize ve tüm üyelerimize can-ı gönülden teşekkür ederiz.
Teşekkürler 👉 SAKARYA...
***ANLAŞILMAMIŞ, BİRAZ DAHA YARDIMCI OLAYIM İSTERSENİZ!***
Ben; üyelerimize hediye ettiğimiz radyomuzu dilinize dolamışsınız ancak siz üyenize değil bürokratlara Vakko çeki dağıtmışsınız diyorum. Cevap vermiyor, “bize saldırıyorlar” diyor.
Ben; siz önce serbest kıyafet eylem kararımızı uygulatmamak için çırpındınız, istifalar gelince çark ettiniz diyorum. Biz milli manevi değerlere bağlı sendikayız diyor.
Ben, siz bizim kazanımlarımızı değersizleştirirken sizin numunelik bir kazanımınız bile yok diyorum. “Banka promosyonu, 970 lira toplu sözleşme aidatı, (Toplu sözleşmeyi getiren 2010 referandumuna şiddetle karşı çıkmışlardı), 40+40 denge tazminatı, enflasyon farkı, eşel mobil vs. diyor. Devletin resmi kayıtları bu bilgiyi doğrulamıyor ki hikâyenin tamamını biz biliyoruz. (Bknz. afiş)
Ben yetkili olduğunuz dönemde ne yaptınız diyorum, çalışma barışını sağladık, huzur vardı, baskı yoktu, liyakatli yöneticiler adaletli yönetim tarzı sergiliyordu, her sendikadan okul müdürü vardı, 2014-2018 arasını unutmadık vs. diyerek haksızlığa uğradıklarını anlatıyor.
Burayı biraz açalım isterseniz: Eskiden sınav yoktu, okul müdürleri “görücü usulü”, müdür yardımcıları “beşik kertmesi” yöntemiyle atanıyor, okulları ise “başlık parasına göre” belirleniyordu! Şimdilerde ehliyet, liyakat, adalet diye feryat edenlerin büyük çoğunluğu, müdürün istediği kişinin dışında kimsenin talep edemediği imza sirküleri ile atanmış, il müdürlüklerinde liyakat sosuna bulanmış, sınava girse tel tel dökülecek adamlardı.
Çok liyakatli bu adamların “huzurla” yönettiği okullarda, neredeyse 2010 yılına kadar Cuma namazına gidilemiyor, vakit namazları gizlice kütüphanelerde veya karanlık odalarda kılınabiliyordu. Bu milli ve manevi değerlerle donatılmış vatansever müdürler (!) eylem kararımıza rağmen başörtüsü ile okula gelen öğretmenlere ilk tutanak tutanlar olmuştu.
Bugün bazıları bu emek vermeden atandıkları eski dönemleri hatırlattıkça aklıma hep Yıldırım Gürses’in;
“Yıllar sonra rastladım,
Çocukluk sevgilime,
O aşina bakışlar,
İçimi deldi yine.
Gelmez o günler,
Dönmez o günler,
Mazide kaldı hep"
şarkısını söylemek geliyor.
Gelelim 2014 yılına. Ak Parti 2002 yılında iktidara geldi. Derin yapılar ve onların maşaları, 2010 yılına kadar okul müdürü ve müdür yardımcısı atatmadılar. Görücü usulü ile atama yöntemi devam etsin diyenler, bakanlığın çıkardığı her yönetmeliği adrese teslim dairelerde anında iptal ettirdi. Yayınladıktan üç gün sonra iptal edilen yönetmelik bile oldu.
O dönem görev yapanların tamamı böyleydi demiyorum, ancak devlet yönetici kadrosunu yenilemeye karar vermişti. Sendika olarak biz zaten 2009 yılındaki sınavla vekâleten çalışan arkadaşlarımızı sınava hazırlamış ve bileklerinin hakkıyla, kadrolu atanmalarını sağlanmıştık. Başkaca bir talebimiz yoktu.
2010 yılı FETÖ kavgasının başladığı, 2014 yılı ise devletin, “yeter artık” dediği yıldır. Seçmeli dini dersleri öğrencisine, velisine duyurmayan, okul dönüşümlerine itiraz eden, okulları her türlü provakosyona alet edenler, kendilerini dokunulmaz zannedenler, kendilerine sabredilen 12 yılın ardından yaptıklarıyla yüzleşmişlerdi.
Eğitimde iz bırakan çalışmalar 2014 yılında yapılan değişiklikten sonra yapılmıştır. Bugün hala eğitimin yükünü çeken kadrolar büyük oranda bu kadrolardır. Onun için her fırsatta bu kadroyu devre dışı bırakacak hamleler yapılmıştır. İzin vermedik, vermeyeceğiz de.
O zor dönemlerde görev alan her seviyeden yöneticimizin emeğine kimse çamur atamaz. Bu döneme dair isteyen olursa, seminerler verebilir, kitabını yazabilir ve tarihe not düşebiliriz.
Bu tartışmaların ardından dönüp o günlere baktığımızda hep şunu düşünürüm: Bugün nasıl bazı sendikaların kendilerini sağlama almak için agresif davranmaya hakkı varsa demek ki bazen devlet de bu hakkını kullanmayı tercih ediyor.
Bir kez daha not düşelim
Eğitim Bir Sen;
● Bir hafızadır, bir okuldur.
[1] +++
📍 Ebû Hüreyre"den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
📢 “Mübarek Ramazan ayı size geldi. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda sema (cennet) kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır.”
Benden söylemesi:
"AZGIN AZINLIK ATEŞLE OYNUYOR🔥 "
#OkuldaRamazanaDestek
Ramazan Maarifin Kalbine girince İdeolojik Spazm Geçirenler Yine Şaşırtmadı !
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında "Maarifin Kalbinde Ramazan" mottosuyla Ramazan Ayı Etkinliklerinin yapılması kararının, değerlerine yabancılaşmış kesimler tarafından haksızca eleştirildiğini ve bazı sendikaların, üyelerine bu kararı uygulamamaları yönünde çağrılar yaptığını görüyoruz. Ve maalesef şaşırmıyoruz!
Çünkü milletle, inancıyla, değerleriyle kavgalı zihniyet yıllardır bu ülkede aynı şeyi yapıyor. Milletin bağrından çıkan ne varsa hepsini; bilimsellik soslu hezeyanlarla, pedagoji maskeli yalanlarla, hukuka bandırılmış kakafoniyle, laik ciyaklamalarla sindirmeye, bastırmaya, susturmaya, çarpıtmaya çalışıyor!
Konu sapkın ideolojiler olduğunda halay başı olup mendil sallayanlar, körpe zihinlere eşcinsellik zehrini akıtmak için karatahtaları mora boyayanlar; mesele bu milletin dini, imanı, Ramazan’ı olunca birden “pedagoji” kürsüsüne çıkıp millete parmak sallamaya başlıyor ve yüzleri hiç kızarmıyor!
Sözde bilimsellik ve hukuk adına yuvarlanan bu gargaralardan, artık kabak tadı veren bu yaygaralardan, ipe sapa gelmez bu tezviratlardan anlıyoruz ki; “marifin kalbinde Ramazan” ile milletin yüreğine on ikiden hitap eden çok doğru bir iş yapılmıştır.
Bu vesileyle buradan açıkça bir kez daha ilan ediyoruz ki:
▪️Bu toplumun inancı, birilerinin köhne İdeolojik paranoyalarına kurban edilecek kadar sahipsiz değildir;
▪️Bu topraklarda Ramazan da kalıcıdır, bu milletin inancı da kalıcıdır. ▪️Geçici olan, bu milletin değerleriyle kavga eden ideolojik kibirdir;
▪️İnancına sahip çıkan öğretmeni de, öğrenciyi de, bu milletin değerlerini yaşatan her bir eğitim neferini de asla yalnız bırakmayacağız!
Laiklik kalkanının arkasına gizlenip vesayet zihniyetini diri tutmaya çalışan bazı meslek odaları ve sözde sendikaların bildiri yarışına girmesi; eski Türkiye özlemlerinin dışa vurumudur.
Onları iyi tanıyoruz.
Onların gayeleri İslami değerlere düşmanlık ve Müslümanlara kindarlıktır.
#OkuldaRamazansDestek
📌 Bu milletin inancı ve değerleri üzerinden suni kriz üretenlere asla geçit yok!..
28 Şubat’ın karanlık zihniyeti tarihe gömüldü,
Eski Türkiye geride kaldı!
Okullarımız, ideolojik mühendislik alanı değil;
Nesillerimizin ilimle, ahlakla ve kendi medeniyet değerleriyle yetiştiği kutsal yuvalardır.
#OkuldaRamazanaDestek
Dünyanın savaşlar ve kaosla kuşatıldığı bir dönemde; okullarda Ramazan vesilesiyle çocuklara paylaşmayı, sabrı, hoşgörüyü ve kardeşliği hatırlatmayı amaçlayan programları hedef alıp laiklik bildirileri yayımlamak ibretliktir. Değerler eğitimi üzerinden kriz üretmek iyi niyet değil ideolojik refleksin ürünüdür.
#OkuldaRamazanaDestek