Düşenin elinden tutarken, aç/susuz bir insanı, hayvanı doyurmak için çabalarken, haksızlıkların karşısında çığlık olurken, çalmıyor, aldatmıyor, sadece kendime ve çocuklarıma değil herkes için isteyip çabalarken cennete gitmeyi düşlemiyorum.vicdanımı dinliyor KADIN İNSAN oluyorum
Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş davası” olarak bilinen yargılamada, karar günü..
Yargılamanın niteliğini anlayabilmek için, duruşma salonunda olanlardan çok, olmayanlara bakmak gerekli.
Aşağıda verilen videoda, Aziz İhsan Aktaş, çıkarıldığı bir tv programında ve kendi ağzıyla;
99 AKP’li,
27 MHP’li,
21 kayyım belediyesinden ve
132 kamu kuruluşundan
ihale aldığını itiraf ediyor.
Yargılananların arasında bir tek AKP’li-MHP’li belediye başkanı/bürokrat, bir tek kayyım vali/kaymakam, bir tek Genel Müdür yok.
Silivri her on yılda bir bu tip duruşmalara sahne oluyor.
Sonra taraflar değişiyor.
Türkiye bu sahnelere layık bir memleket değil.
Türkiye bir hukuk devleti olmalı, olacak..
Bu devletin en liyakatli evlatlarından biri olan, tanımakla iftihar ettiğim Kadriye Kasapoğlu, iki kez gözaltına alındı. 4'er günden 8 gün ağır koşullarda evinden ayrı kaldı. Devamında tutuklandı. Bakımına ihtiyaç duyan evladından 11 ay uzak kaldı. Bugün tahliyesinin ardından tutuksuz savunmasını yaptı. Silivri'deki tarihi savunmanın özellikle son bölümü herkes tarafından okunmalı...
Kadriye Kasapoğlu:
"20 yıllık devlet memuru Kadriye Kasaoğlu: İlk gözaltına alındıktan sonra 13 yaşında o zaman, bugün 14 yaşında olan oğlumla yaşadığı travma sebebiyle birlikte uyumaya başladık. Aradan tam bir ay geçti ve yine bir ev dolusu polisle oğlumun koynundan alındım bu sefer. Ve evden çıktığım, oğlumu tek başına 13 yaşındaki çocuğu evde bıraktığım eve yaklaşık 11 ay sonra dönebildim. Bu çocuğumun eğitim hayatındaki en eşik yılı olan LGS dönemini şu anda telafi edemiyoruz. Anne yoksunluğunu yaşadığı, anne yoksunluğunu telafi edemiyoruz. Annesinin yaşatılan hukuk yoksunluğunu telafi edemiyoruz.
Sayın Başkanım, ben devlet kurumlarından başka bir yerde çalışmadım iş yaşamım boyunca ve devlet kurumlarındaki saygınlığı, hassasiyeti, sorumluluğu en derinlerinde yaşayan biriyim. Bize de şöyle öğretildi: "Devlet anneyi korur, devlet çocuğu korur, devlet kadınını korur, devlet kendisine 20 yıl pırıl pırıl hizmet etmiş pırıl pırıl bir memurunu korur."
Ben dünyanın en çalışkan Özel Kalem Müdürü olduğumu iddia ediyorum. Çünkü böyle iddialarınız yoksa da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışamazsınız. Ama tüm bunlara rağmen size güvenmek istiyorum Sayın Başkanım; sizin haklının hakkını haklıya vereceğinize dair içimde bir umut besliyorum.
Savunmam bu kadar kısa ama haklılığım 4000 sayfa kadar, iddianameniz kadar eder. Dolayısıyla bu çok güvendiğim dağlar kadar haklılığım, Türkiye Cumhuriyeti Devlet'inin bir hukuk devleti olmasına olan kalan inancım, sizin vicdanınız ve istisnasız her gece dua ettiğim ilahi adaletle beraatimi, adli kontrolümün kaldırılmasını ve arkamda oturan kadın arkadaşlarımın bir an önce evlatlarına ve ailelerine kavuşmasını diliyorum, istiyorum"...
"Savcı bir isim ver dedi, verdim.."
Ne güzel İstanbul di mi?!?
Sonuç: İnsanlar en az 18 aydır tutuklu, aileler perişan!
Ve ahlaksız troller tarafından yapılan binlerce algı çalışması!
"Her şey ortaya çıkacak" derken, boşuna söylemiyoruz.
Ve evet; her şey ortaya çıkacak!
Bugün geriye dönüp bu konuşmayı izlediğimizde, Fatma Başkan’ımızın neden yıllardır “İzmit’in kaynaklarını halka kazandırdık” dediği daha iyi anlaşılıyor.
2019’da bütçenin yüzde 83'lük borç yüküyle devralınan belediyede kiralama düzenini azaltıp araçları belediyenin öz malı haline getirdi; 400 araçlık hizmet filosu kurdu. Aşevinden kreşlere, akademilerden sosyal hizmetlere kadar yatırımları sürdürürken ekonomik baskılara rağmen personelin maaşını bir gün bile aksatmadı, bütçe fazlası verdi.
Bu sözler bugün söylenmedi ve bu mücadele bugün başlamadı. Fatma Başkan yıllardır aynı şeyi söylüyor: İzmit’in parası İzmitliye harcansın.
-Kılıçdaroğlu ihanetinin bir belgesi daha:
-İzmir Menderes Belediyesi, biraz önce CHP’den AKP’ye geçti.
-Çünkü, CHP’de kalan meclis üyeleri, seçimde Yeni Parti’ye değil AKP’ye oy verdiler.
-Bunu da Kılıçdaroğlu istedi.
-İşte Kemal Kılıçdaroğlu budur.
O, 1970’lerden itibaren tıpkı Bahçeli gibi, tıpkı Perinçek gibi bu görev için yetiştirilmiştir.
-Kılıçdaroğlu 6 Ok’a da Atatürk’de kökten düşmandır ve Alevilerin gözünde de tam bir düşkündür.
-İşte onun eline verilen şu anki CHP de budur.
-Bu CHP Atatürk’ün değil Tayyip Erdoğan’ın partisidir.
-Hedef, AKP ve MHP ile birlikte Amerika’nın PKK’ya yönelik planını gerçekleştirmek ve yine Türkiye’de ABD’ye bağlı mezhepçi bir din devleti kurmak, Erdoğan’ı başında tutmaktır.
-Hala bu CHP’de kalanlara soruyorum:
Vicdanınız Saray’a ve ABD’ye böyle açıktan hizmeti kabul ediyor mu?
-Siz susun vicdanınız konuşsun…
Kim kaybetti?
Bu Utku Gümrükçü 2024 yılına kadar CHP’den Çiğli Belediye Başkanı. Değişim kurultayında kaybettiği için 2024’de aday yapılmadı.
Sonra Kılıçdaroğlu butlanla dönünce bunu CHP İzmir İl Başkanı atadı.
Menderes Belediyesini AKP’ye kazandırarak, kendisini tekrar belediye başkanı yapmayan ekipten intikam almış:
“Kaybetmeye alışacaksınız kardeşim, alışacaksınız” diyor.
Aslında kaybeden yıllardır bir umut CHP’ye sarılan İzmirliler. Ama bunu umursamıyor. Gözünü intikam hırsı bürümüş.
Babasından şiddet gördüğünü iddia eden küçük kız, takipçilerinden yardım istedi:
• Öncelikle merhaba. Her tarafım şiş, burnum hala çok kötü. Fazla nefes alamıyorum. Ablam da bunların çoğunu yaşadı.
• Artık dayanamıyoruz. Ben zaten bir yıl yurtta kaldım.
• Bana belki de inanmayacaksınız... Yüzümde ne filtre ne de efekt var.
• Dayanamıyorum artık. Korkuyoruz, annem de artık çok korkuyor.
• Annemin kafasında İstanbul'da kavanoz patlattı. Geliyor...
• Yüzümün burasına vurdu, burnumu hissetmiyorum. Kolumun burasına vurdu, kolum çok ağrıyor, burnum çok ağrıyor. Gitmem gerekiyor.
Orada olacağız!
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımızın yargılandığı İBB davasını yerinde takip etmek, demokrasimizi ve Türkiye’yi savunmak için buluşuyoruz.
📆17 Ağustos Pazartesi
🕙10.00
📍Silivri Zindanı - Yeni Duruşma Salonu