İyi Müslüman olmak günlük çaba gerektiriyor; koşmayı, yürümeyi olmadı sürünerek aynı istikamette yola devam etmeyi gerektiriyor. Sakın çözemeyeceğin ümmetin makro imtihanları, senin gündelik Müslümanlığına zarar vermesin ve tembelliğine mazeret olmasın. Müslüman ol, Müslüman öl.
Bir çiftçi kooperatif marketinde kuzu kuşbaşı 850 tl/kg, dana kuşbaşı 660 tl/kg..
Et meselesi, ot meselesi.
Et meselesi, kırsal aile işletmelerinin ölçege uygun yaygınlaştırılması meselesi,
Et meselesi, boşalan kırsalın, köylerin yeniden hayvancılıkla canlandırılması meselesi…..
Çok şeritli Gelişli gidişli, büyük ve geniş, apaçık gizlisi saklısı olmayan, ilk davet edilenin hemen alyıverdiği, anlayan’ın en iyi olmak için yarışa girdiği, hayata anlam veren zalimleri yere seren sahibini cesur cömert Özgür kılan,aziz İslam. İnsanlığın yegane ihtiyacı budur.
Kolayı zorlaştırdık. Basiti bileşik hale getirdik. Allahın istemediği Resul’ün uygulamadığı sahabe ve onlara tabi olanların hiç bilmediği uydurulmuş kavramlar üzerinden saf saf ayrıldık. Yarın hesabı verilemeyecek bu aldanmışlık kaybettiğimiz adalet ve insafın temel sebebidir.
Oysa bizden istenen bunların hiçbiri değildi. İstenen şunlardı
1- Allaha kitabına Resulü’ne meleklere ahiret gününe öldükten sonra dirilmeye ve kadere yani ğayba Kur’an ve sünnette anlatıldığı gibi iman etmek.
2- Kur’an‘da anlatılan peygamber tarafından tatbik edilen İslam’ı uygulamak :
Şirksiz bir tevhid
Eksiksiz devamlı namaz
Hakkıyla zekat
Gerektiği gibi oruç
Paran ve gücün varsa hac.
3-Allah’ı görüyormuşcasına kulluk etmek sen görmüyorsan da o seni hep görmektedir. Yaptığın ibadetleri son ibadetinmiş gibi yapmak hakkıyla kulluk.
Bir de çocukluğumdan beri duyduğum zamanın sultanı zamanın kutbu ifadeleri var.
Nice gariban cahil hayatı ıskalamış ihtiyarların zamanın sultanın kim olduğunu tartıştıklarını hatırlarım. Ama ne sultanlar: kapu cami önündeki deli Mustafa. Aziziye cami kıblesindeki sarı Mustafa.
Eskilerden bir laf:
<El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz zannedermiş. >
Diyanetin mülakatlarından birinde şöyle bir soru sorulmuş şu an yaşayan dünya çapında en etkili alim sizce kimdir ? Çocuğun cevabı çok enteresan:
< tabii ki seyda hazretleri>
demiş. والله المستعان
Bazı insanlardan bazı ifadeler duyuyorum; < Şeyhim öyledir ki bir benzerini görmedim. üstadım kutuptur. >hatta birinde koca bir müftüden şunu işittim. < Şeyhim hadiste doruktur, fıkıhta müctehittir.> bunları duyunca Hasan basri‘nin şu ifadeleri geliyor aklıma:
Siz hayatınızda fakih mi gördünüz de gördüğünüz birilerine fakih diyorsunuz.
Salih insanlar arayıp, müslümanca yaşamayı onlara havale etmekle diğil, hepimiz hep beraber salih insanlar olmakla mükellefiz. Mehdi geleceği zaman gelir. İsa as ineceği zaman iner. Bu gün biz kendi imtihanımızla yüz yüzeyiz. Yapmamız gerekenleri yapmakla emrolunduk. Gerisi laf.
Konya'da sürecin başından itibaren "boykot ürünü satmayacağız" diyen Nargross'un sahibi abimizin ifadeleri önemli. Boykot, bir bariyeri aşmakla, aşabilmekle başlıyor. Allah razı olsun. Yaygınlaştırılalım gençler, örnek olsun.
<Ecel gibi bir bekçim,rızık gibi bir garantim,kader gibi bir sığınağım varken neden kimden niçin korkacağım. Ve hakkı söylemekten çekineceğim.>
Ne kuvvetli bir iman. Allah kabrini cennet etsin
Gitmeyin lokantalara, paranız varsa da gitmeyin. "Toplumsal Sorumluluk" "Vatan Sevgisi" "İnsan onuru" diye bir şey var. Protesto edin. Sefer tasları tekrar girsin hayatımıza... Bu "Manyaklığa" DUR diyelim.
Siyasi görüşümüz ne olursa olsun birlikte hareket edelim...
Nasihatimdir, vasiyetimdir
Güneş her gün daha mütekâmil bir dünyaya doğmaz. Tarih ezelden ebede dümdüz uzanan doğrusal bir hat değil, devirli bir oluşumdur. Gün olur, en gerideki en öndekinden ileride olur. Aristarkus, Kopernik’e “zıpçıktı astrolog” diyen devrimci Martin Luter’den daha ilericidir. Ahmet Yesevi, Kadızade Mehmet’in çok ötesinde. Siz istihkâmlarınızı güçlendirin, zor zamanları fırsata çevirin. Benim yaşıma geldiğinizde, benim hiç olamadığım kadar hakîm, fehîm, müstakîm, emîn, mekîn ve metîn olun.
Aziz ülkemize gelince, ille de bir şeye benzetecekseniz, her budağından sürgün atan salkım saçak bir böğürtlen çalısına benzeteceksiniz Türkiye’yi. Bir sürgünü çiçeğe dururken, diğerinin kurumakta, ötekinin meyve vermekte olduğunu görün. Tek bir sürgüne takılıp kalmayın, bütüne bakmayı adet edinin. Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendisine has bir kimliği vardır, Türkiye’nin. Batmaz. Batarsa, okyanuslar taşar. Mademki son temsilcileriyiz Gezegen’in iyiliği için yaşatılması elzem bir medeniyetin, bizi durduracak tek “gerçek”, soğuyan Güneş’in dünyamızı yarı yolda bırakması ihtimali olmalı.
ALEV ALATLI
1942 - 2024
Fakih, aynı zamanda hukuk duayeni Mahmud Esad Seydişehrî (v. 1917) der ki:
"Nikah, bir açıdan bir ibadet, bir açıdan muameledir.
İbadet olduğuna delalet eden manalar dörttür;
Birincisi, şer’an ibadetin nafileden üstün olmasıdır; aslî dört farz olan namaz, oruç, zekat, hacdan..+
Ümitsizliğe kapılan Konya Kapu Camiine gelsin.
Sokaklara kadar taşmış insanları, safların arasında uyuya kalmış yavruları, iki üç lokmayla doyan karınları, uzun secdeleri ve uzun kıyamları, bir arada, omuz omuza dede ve torunları görsün.
Hemen gelsin. Başka şehirde yaşayamam.
Depremde kimsenin göçük altında kalmaması için; her yapının YER-YAPI GÜVENLİK BELGESİ olmalı. Tapuya işletilmelidir. Satın lacak ya da kiralayacak kişi, tapuya gidip gerçeği öğrenecektir Bunu yapın, göçük altından birini kurtarmak için çabaya gerek yok.